Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında---- numaralı fatura gereğince ---- ilişkin alım-satım ilişkisi kurulduğunu, işbu faturaya dayalı olarak satın alınan ürünlerin ayıplı olması ve sözleşmeye uygun ifa edilmemiş olması sebebiyle müvekkili şirket tarafından faturaya konu ürünlerin kabul edilmediğini, -----yevmiye nolu ihtarı ile sözleşmeden cayma hakkının kullanıldığının bildiridiğini ve davalı/borçlu tarafa ödenen 15.298,20 TL'nin iadesinin talep edildiğini, davalının -----
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketine kasko poliçesiyle sigortalı ... plakalı aracın 27/6/2017 günü hasar gördüğünü, müvekkili şirketin oluşan bu hasar nedeniyle dava dışı ... Limited Şirketinin alacağını temlik aldığını belirterek belirsiz alacak niteliğinde 3.400,00 TL hasar bedeli ile 250,00 TL ekspertiz ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 18/12/2018 günü sunduğu dilekçeyle talep sonucunu 9.500,00 TL'ye yükseltmiştir. Dava, kasko sigortasına dayanan tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince; kazanın kuşkulu hale geldiği gerekçesiyle davanın reddine hükmolunmuştur. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili dilekçesinde özetle; bir aracın kaza yapıp onarılmasının üzerinden 1 aydan fazla zaman geçmesinin ardından tekrar kaza yapmasının 2'nci kazayı kuşkulu hale getirmeyeceğini, trafik kazası tespit tutanağının düzenlenmemesinin hasarın teminat dahilinde olup olmadığını etkilediği gibi kazayı da şaibeli hale getirmeyeceği, kaldı ki kasko şirketine yapılacak hasar ihbarında kazanın gerçekleşme şekline uygun beyan dilekçesi sunulmasının yeterli olup, trafik kazası tespit tutanağının sunulmasına gerek olmadığını, dosyaya mübrez hasar fotoğraflarından hasarın beyan edildiği biçimde gerçekleştiğinin belli olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan inceleme sonunda: Dosyaya eklenen kasko sigortası poliçesinin incelenmesinde; temlik eden ... Limited Şirketine ait ... plakalı otomobilin adı geçen şirket ile davalı ... Sigorta AŞ arasında 19/12/2016 günü düzenlenen kasko sigortası poliçesiyle 16/12/2016 başlangıç, 5/9/2017 bitiş tarihli olarak kasko sigortası teminatı altına alındığı anlaşılmıştır. Davalı ... Sigorta AŞ'ye 28/6/2017 tarihini içeren dilekçeyle başvuran dava dışı ... adındaki kişinin, davalıya kasko poliçesiyle sigortalı ... plakalı araç ile 27/6/2017 günü Çanakkale - İstanbul yolunda seyir halinde iken ani fren yapan önünde seyreden araca çarptığını ihbar etmiş, davacı vekili dilekçe ekinde kasko sigortalı araca ilişkin ekspertiz raporunu sunmuştur. Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartlarının (KSGŞ) "Sigortanın Kapsamı" başlıklı A.1'inci maddesinin, 1'inci fıkrası ile a bendi gereğince, mal sigortaları türünden olan kasko sigortasıyla sigortacı; sigortalının poliçede belirtilen ve karayolunda kullanma izni olan motorlu ve motorsuz kara araçlarından, römork veya karavanlardan iş makinelerinden, lastik tekerlekli traktörler, diğer zirai tarım makinelerinden doğan menfaatin, aracın karayolunda veya demiryolunda kullanılabilen motorlu, motorsuz araçlarla çarpışması sonucunda doğrudan uğrayacağı maddi zararları teminat altına alır. Poliçenin tanzim tarihinde ve olayın meydana geldiği günde yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun (TTK) 1409'uncu maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu gibi aynı maddenin 2'nci fıkrası hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin KSGŞ'nin A.5'inci maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte sigortalı, KSGŞ'nin A.5'inci maddesi ve TTK'nin 1446/2'nci maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar yükümlülüğünü kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat yükü yer değiştirir. Bu durumda oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat yükü sigortalıya geçer. Bu ilkeler doğrultusunda somut olaya bakıldığında; kasko sigortalı araçta oluşan hasarın teminat dışında kaldığının, varsayıma dayalı olarak değil somut kanıtlarla ortaya konulması gerekmektedir. Eldeki davada, davalı sigorta şirketi, zararın kasko sigortası kapsamında kalmadığını ispata yarar kanıt getirememiştir. Bu itibarla kasko sigortası teminatı altında bulunan araçta meydana gelen hasarın, davalı sigorta şirketinden poliçe limiti dahilinde tahsiline hükmolunması gerekirken dosya kapsamıyla bağdaşmayacak şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.