10. Hukuk Dairesi 2025/13794 E. , 2026/2372 K. "" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1904 E., 2025/1890 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 9. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/382 E., 2025/167 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... taraf…
10. Hukuk Dairesi 2025/13794 E. , 2026/2372 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1904 E., 2025/1890 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 9. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/382 E., 2025/167 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü; I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, 18.01.2021 tarihinde davalı ...'in idareci konumunda bulunduğu ... isimli fabrikada deterjan üretim işçisi olarak çalışmaya başladığını, bir süre deterjan üretim işçisi olarak çalıştırılan davacıya ustalık ve beceri gerektiren peçete üretim bölgesine geçmesi gerektiği aksi halde ücretsiz izne çıkartılacağının söylendiğini, bunun üzerine davacının peçete üretim bölgesinde çalışmaya başladığını, peçete üretim bölümünün ustalık ve beceri gerektiren bir bölüm olduğunu, burada çalışması gereken personele kullanacağı makinelere özgü eğitimler verilmesinin gerektiğini ancak işveren tarafından gerekli eğitimler ile iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin dahi verilmediğini, davacının 17.03.2021 tarihinde iş makinesi başında yere düşen parçayı alırken elini iş makinesine kaptırarak sağ elinde bulunan 2. ve 3. parmağını kaybettiğini, kaza sonrası ...'ya gerekli başvuruların yapıldığını, başvurular neticesinde sürekli iş görmezlik derecesinin %7,20 olduğunun tespit edildiğini, iş görmezlik oranının %10'un altında kaldığı gerekçesiyle ... tarafından iş kazası tespiti yapılamadığını ileri sürerek, davacının 17.03.2021 tarihinde geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. II.CEVAP 1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 17.03.2021 tarihinde meydana gelen kazanın iş kazası olduğunun tespitini talep ettiğini, davacının, açabileceği eda davasında tespit edilebilecek hususlar için ayrı bir tespit davası açılmasında hukuki yararı bulunmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir. 2.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum sigortalılarından ...'ın 17.03.2021 tarihinde meydana gelen iş kazası ile ilgili olarak sistem üzerinden yapılan incelemede, davalı işveren ... Ürünleri Temizlik İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin 17.03.2021 tarihinde yani yasal süresi içinde iş kazası bildiriminde bulunduğunu, sigortalının geçirdiği iş kazası sonucu 17.03.2021-20.06.2021 tarihleri arasında iş göremezlik raporunun mevcut olduğunu, ... Kurulundan meslekte kazanma güç kaybı oranı (SİD) % 7,2 olarak tespit edildiğini, iş kazası geçiren işçiye iş göremezlik gelirinin bağlanabilmesi için meslekte kazanma gücü kaybının %10 ve üzerinde olması gerektiğini, davacı işçinin iş göremezlik derecesinin %10 altında (%7,2) tespit edilmiş olduğunu, 14.04.2021 tarihli talebine istinaden davacıya gelir bağlanamadığını, bu Kurum görüşünün 07.12.2021 tarihli yazı ile davacı işçiye bildirildiğini belirterek, davanın reddini istemiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının davalı şirkete ait ... sicil numaralı iş yerinde 17.03.2021 tarihinde geçirdiği kazanın 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca iş kazası olduğunun tespitine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğunu, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, hükmün bozulmasını istemiştir. 2.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulduğunu, Kurum işlemlerinin yasal mevzuata uygun ve yerinde olduğunu belirterek, hükmün bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazası olduğunun tespiti talebine lişkindir. 1.Medeni usul hukukunda hukuki yarar, Mahkemeden hukuksal korunma istemi ile bir davanın açılabilmesi için davacının bu davayı açmakta (veya Mahkemeden hukuksal korunma istemekte) bir çıkarının bulunmasıdır. Davacının dava açmakta hukuk kuralları tarafından haklı bulunan (korunan) bir yararı olmalı, hakkını elde edebilmesi için Mahkeme kararına ihtiyacı bulunmalı ve davacı Mahkemeyi gereksiz yere uğraştırmamalıdır (Arslan, R.; aktaran: Hanağası, E., Davada Menfaat, Ankara 2009, önsöz VII). Hukuk Genel Kurulunun 24.06.1992 gün ve 1992/1-347 E., 1992/396 K. ve 30.05.2001 gün ve 2001/14-443 E., 2001/458 K. sayılı kararlarında da belirtildiği üzere buna hukuki korunma (himaye) ihtiyacı da denir (Rechts-schutzbedürfnis). Mahkemelerden hukuki himaye istenmesinde, himayeye değer bir yarar olmalıdır. Öte yandan, bu hukuksal yararın, "hukuki ve meşru", "doğrudan ve kişisel", "doğmuş ve güncel" olması gerekir (Hanağası, E., a.g.e, s.135). 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda öğreti ve yargısal kararların bu uygulaması aynen benimsenerek, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması “Dava Şartları” başlıklı 114. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde açıkça dava şartları arasında sayılmıştır. Bir davada hukuki yarar ilkesinin dava şartı olarak gözetilmesinin yargılamanın amacına ve usul ekonomisi ilkesine uygun olarak yargılama yapılmasına yarar sağlayacağı her türlü duraksamadan uzaktır. Bu ilkeden hareketle, dava şartı olarak hukuki yararın varlığının mahkemece taraflarca dava dosyasına sunulmuş deliller, olay veya olgular çerçevesinde, kural olarak davanın açıldığı tarihe göre, kendiliğinden ve yargılamanın her aşamasında gözetilmesi gerekir. Bu sayede iç hukukumuzun bir parçası olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme)'nin 6. maddesi ve 1982 Anayasasının 36. maddesinde düzenlenen "hak arama özgürlüğü” nün dürüstlük kuralına uygun kullanılması sağlanabilecek; bu durum, haksız davalar açmak suretiyle, dava hakkının kötüye kullanılmasına karşı bir güvence oluşturacaktır. Dava açmaktaki hukuki yarar; hukuk düzenince kabul edilmiş meşru bir yarar olmalı, bu yarar dava açan hak sahibi ile ilgili olmalı ve dava açıldığı sırada halen mevcut bulunmalıdır. Ayrıca açılacak davanın ortaya çıkacak tehlikeyi bertaraf edecek nitelikte olması gerekir. Bir kimsenin hakkına ulaşmak için Mahkeme kararının o an için gerekli olması durumunda hukuki yararın olduğundan söz edilebilir. Bir Mahkeme kararına ihtiyaç yoksa hukuki yarardan söz edilemez (Pekcanıtez, H., Atalay, O., Özekes, M.; Medeni Usul Hukuku, Ankara 2011, s.297). 2.Uyuşmazlığın çözümünde, hukuki yarar kavramının tespit davasındaki yansımasının ne olacağının ayrıca irdelenmesi gerekir. Tespit davaları, bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının tespitine ilişkin davalar olup konusunu hukuki ilişkiler oluşturur. Bu dava türü ile bir hukuksal ilişkinin varlığı veya yokluğu saptanmaktadır. Bu davalarda davacının amacı ve dolayısıyla talep sonucu, bir hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun veyahut içeriğinin belirlenmesi olup, istemin kabule şayan olabilmesi için bu davanın konusunu oluşturan hukuki ilişkinin var olup olmadığının Mahkemece hemen tespit edilmesinde davacının menfaatinin (hukuki yararının) bulunması gerekir. Bir hukuki ilişkinin hemen tespit edilmesinde hukuki yararın bulunması, şu üç şartın birlikte varlığına bağlıdır: 1)Davacının bir hakkı veya hukuki durumu güncel bir tehlike ile tehdit edilmiş olmalı; 2) Bu tehdit nedeniyle davacının hukuki durumu tereddüt içinde olmalı ve bu husus davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunmalı; 3) Yalnız kesin hüküm etkisine sahip olup cebri icraya yetki vermeyen tespit hükmü bu tehlikeyi ortadan kaldırmaya elverişli olmalıdır. Davacının tespit davası ile istediği hukuki korunma, diğer dava çeşitlerinden biri ile sağlanabiliyorsa, o zaman davacının o konuda tespit davası açmakta hukuki yararı yoktur. (Kuru/ Arslan/ Yılmaz- Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Ankara 2011, 22. baskı, s.274) 3.İnceleme konusu eldeki davada, davacı, davalı şirket nezdinde çalışırken geçirdiği kaza sonrası iş göremezlik derecesinin %7,20 olduğunun tespit edildiği, iş göremezlik oranı %10'un altında kaldığından Kurumca iş kazası tespiti yapılmadığı, geçici iş göremezlik ödeneği verilmesi, sürekli iş göremezlik geliri bağlanması ve Kurumca karşılanmayan zararların işverenden talep edilebilmesi adına tüm unsurları ile iş kazası niteliği taşıyan 17.03.2021 tarihli olayın iş kazası olduğunun tespitine karar verilmesini istemiş, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş ise de, hüküm eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayalı olmuştur. 4.Somut olayda, davalı işverence süresinde iş kazası bildiriminde bulunulduğu, dava açılmadan önce 30.09.2021 tarih ve 173 sayılı Kurum Komisyon kararı ile meydana gelen olayın 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi gereğince iş kazası sayılmasına karar verildiği, Sosyal Güvenlik Kurumu İzmir Kurum Sağlık Kurulunun 11.11.2021 tarihli kararı ile meslekte kazanma gücü kaybı oranının % 7,2 olarak tespit edildiği, anılan kararın 07.12.2021 tarihli Kurum yazısı ile davacıya bildirildiği, işbu davanın ise 25.07.2022 tarihinde açıldığı gözetildiğinde, iş kazası tespiti yönünden hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun düşmeyen emsal karar esas alınmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3.Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.