11. Ceza Dairesi 2024/5442 E. , 2025/5088 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/721 E., 2024/367 K. SUÇ : Sahte fatura düzenleme HÜKÜMLER : Düşme, beraat, mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düşme, onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit e…
**11. Ceza Dairesi 2024/5442 E. , 2025/5088 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/721 E., 2024/367 K. SUÇ : Sahte fatura düzenleme HÜKÜMLER : Düşme, beraat, mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düşme, onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 1. Sanıklar hakkında 2008, 2009, 2010, 2011, 2012 ve 2013 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme suçundan açılan kamu davasında; sanık ...'un ortak ve yetkili temsilcisi, sanık ...'in ise ortağı olduğu ve 14.11.2008 tarihinde mükellefiyet tesis edilen ... Ltd. Şti. tarafından anılan yıllarda birden fazla toplamda 14.833.205,50 TL tutarında fatura düzenlenmesine rağmen şirketin bu miktarda fatura düzenleyebilecek yeterlilikte kapasite ve organizasyonunun bulunmaması; sanık ...'un alınan ilk savunmasında, şirket kurmadığını, bu olayı yeni öğrendiğini belirtmesine rağmen, aşamalarda alınan savunmalarında, Hacer'le birlikte şirket kurmak istediklerini, belgeleri hazırladıklarını, ancak aynı isimle başka bir şirket olduğu için şirketi kurmadıklarını, iş yerini hiç görmediğini beyan ederek çelişkili savunmada bulunması; alınan bilirkişi raporuna göre, 21.11.2008 tarihli yoklama fişi başta olmak üzere şirket kuruluşunda düzenlenen diğer bir kısım belgedeki imzaların sanık ...'a ait olduğunun anlaşılması; diğer taraftan sanık ...'in, ... birlikte 2008 yılında şirket kurduklarını, 2 ay şirkette kaldıktan sonra şirketten fiilen ayrılıp Ankara'ya döndüğünü savunmasına karşın, 15.08.2012 tarihli yoklama fişindeki imzanın sanık ...'in eli ürünü olduğunun tespit edilmesi, ayrıca sanığın şirket kurulurken para almadığını ancak bir kez kâr adı altında 600,00 TL aldığını beyan etmesi karşısında; sanıkların savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğunun kabulünde zorunluk bulunduğu ve fikir ve eylem birliği içerisinde yüklenen suçu işledikleri gözetilmeden yazılı şekilde hükümler kurulması, 2. Kabul ve uygulamaya göre; 7394 sayılı Kanun'la değişik 213 sayılı Kanun'un 359/6. maddesinde "Bu maddede düzenlenen suçların birden fazla takvim yılı veya vergilendirme dönemi içinde aynı suç işleme kararının icrası kapsamında işlenmesi halinde, Türk Ceza Kanununun 43 üncü maddesi uygulanır." şeklindeki düzenleme uyarınca, suç tarihinin düzenlendiği tespit edilen son fatura tarihi itibarıyla 01.05.2013 tarihi olduğu, 2008, 2009, 2010 ve 2011 takvim yılları yönünden hüküm tarihi itibarıyla dava zamanaşımının henüz dolmadığı gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapılması, Yasaya aykırı, katılan vekili ve sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, başkan vekili ...'ın ... hakkındaki 2012-2013 takvim yıllarında kurulan mahkumiyet hükmünün onanması, Hacer Pınar hakkında beraat kararının bozulması, düşme hükümlerinin de onanması yönünden karşı oyu ile oy çokluğuyla BOZULMASINA, 28.04.2025 tarihinde karar verildi. (Karşı oy) KARŞI OY Dairemizin yukarıda esas ve karar numaraları belirtilen 28/04/2025 tarihli ilamındaki bozma düşüncesine aşağıda belirtilen gerekçeler ile katılmıyorum. Sayın çoğunlukla ortaya çıkan aykırılığın konusu her biri bağımsızlığını koruyan ancak zincirleme şekilde işlenen suçlar yönünden zaman aşımının ayrı ayrı mı yoksa son işlenen suç tarihinden geriye doğru (zincirdeki suçların tamamını kapsayacak şekilde) bir bütün olarak mı hesaplanacağına ilişkindir. İnceleme konusu bozma üzerine verilen yerel mahkeme kararında 2008, 2009, 2010, 2011 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme eylemleri ile ilgili olarak her iki sanık hakkında CMK'nin 223/8 maddesi uyarınca DÜŞME, 2012 ve 2013 takvim yıllarındaki sahte belge düzenlemek suçları bakımından sanık ... hakkında CMK'nin 223/2-e maddesi uyarınca BERAAT; sanık ... hakkında ise 2012 ve 2013 takvim yıllarındaki sahte belge düzenleme suçlarından ise CMK'nin 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile CEZALANDIRILMASINA ilişkin farklı hükümler kurulduğu anlaşılmaktadır. Zincirleme suç hükümlerini düzenleyen TCK’nin 43/1 maddesine göre; “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır.” Zamanaşımının hesaplama yöntemini düzenleyen TCK’nin 66/6 maddesine göre; “... zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden... işlemeye başlar.” Yerel mahkemece sanıklardan ... hakkında birden fazla takvim yılına (2012 ve 2013) ilişkin sahte belge düzenleme suçlarından 213 sayılı VUK'nin 359/b ve TCK'nin 43/1 ve 62 maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına; diğer sanık ... hakkında aynı takvim yıllarına tekabül eden sahte belge düzenleme suçları bakımından beraatine; 2008, 2009, 2010 ve 2011 yıllarına ilişkin sahte fatura düzenleme suçları bakımından ise karar tarihi itibarıyla olağanüstü zamanaşımının dolduğuna işaretle, düşme kararları verilmiştir. Düşme kararları yönünden yerel mahkemenin değerlendirmesi usul ve yasaya uygundur. Aynı şekilde dosya kapsamı itibarıyla sanıklardan ... bakımından sübuta eren 2012 ve 2013 takvim yıllarına ilişkin sahte belgede düzenlemek suçlarından zincirleme suç hükümlerine göre hüküm kurulması isabetlidir. Ancak, sanık ... bakımından delil yetersizliğinden beraat gerekçesine dayalı beraat hükümleri kurulması da -adı geçenin savunmasının aksine 15.08.2012 tarihli yoklama fişindeki imzanın kendisine ait olması...bir kez kar adı altında 600 TL aldığını beyan etmesi karşısında- atılı suçun sübuta ermesine rağmen yetersiz inceleme sonucu beraat kararı verilmesi isabetsizdir. Sanıklara atılı sahte belge düzenleme suçuna öngörülen olağan zamanaşımı süresi TCK’nin 66/1-e maddesine göre 8 yıl, olağanüstü zamanaşımı süresi ise TCK’nin 67/4 maddesine göre 12 yıldır. TCK’nin 43/1 maddesindeki düzenlemeye göre zincirleme suçlar aynı suç işleme kararı ile işlenmiş olmasına rağmen her biri bağımsızlığını korumaktadır. Buna karşılık bağımsızlığı koruyan suçlara tek bir ceza verilmesi, ancak bu cezanın artırılarak uygulanması benimsenmiştir. Dolayısıyla zincirleme suç kurumu sanık lehine bir düzenlemedir. Zincirleme olarak işlenen her bir suç bağımsızlığını koruduğu içinde birbirinden bağımsız olarak zamanaşımına uğraması gerekir. Diğer bir değişle zincirleme olarak işlenen suçlardan bazılarının zamanaşımına uğraması halinde bu suçların zincirden çıkarılması ve yalnızca zamanaşımına uğramayan suçların cezalandırılması gerekir. ( ..., Ceza Hukukunda Zamanaşımı, .... Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, s.165; ..., Ceza Hukukunda Zamanaşımı, s.69; ayrıca..., Ceza Hukukunda Zamanaşımı, 2. Bası, Ocak 2015, s.134) TCK’nin 66/6. Maddesindeki düzenleme zaman aşımının başlangıcının tespit açısından mahkemelere ışık tutan bir düzenlemedir. Diğer bir deyişle, yasa koyucu zincirleme şekilde işlenen suçlarda zamanaşımının zincirin hangi halkasından başlatılacağına ilişkin bir belirleme yapmaktadır. Esasen böyle bir düzenleme olmasaydı dahi suç teorisi gereği zamanaşımının zincirin en son halkasından başlatılması gereklidir. Dolayısıyla kural olarak dava zamanaşımı süresi zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden itibaren başlarsa da bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda bu suçlar arasındaki zaman aralıkları net ve ayrı ayrı belirlenebilecek durumda ise zincirin halkasını teşkil eden suçlardan bir kısmının diğer suçlardan bağımsız olarak dava zamanaşımına uğraması mümkündür. TCK’nın 43/1. maddesinde fiillerin çokluğu korunurken cezanın birliği ilkesi benimsendiğine göre inceleme tarihi itibariyle zincirleme suçun halkalarına oluşturan suçlardan biri ve birkaçının zamanaşımına uğraması halinde bu suçlar bakımından düşme kararı verilmesi zorunludur. Çünkü TCK’nin 66/6. maddesi fiillerin çokluğunu ortadan kaldıran bir düzenleme değildir. Bu açıklamalar ışığında her iki sanık bakımından 2008-2009-2010-2011 takvim yıllarında sahte belge düzenleme suçları bakımından verilen düşme hükümlerinin onanması gerekir. Buna karşılık sanıklardan ...'nın savunmasını dayanaksız bırakan yoklama fişindeki imzası ve aşamalarda bir kez kar adı altında para almış olması sebebiyle beraat hükümlerinin bozulması; ancak sanık ... yönünden sübut bulan 2012 ve 2013 takvim yıllarındaki sahte belge düzenlemek suçlarından TCK'nin 43/1 maddesi de gözetilerek kurulan hükmün ise onanması gerekir. Yukarıda izah edilen gerekçeler ile tüm kararların bozulması yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum. 28/04/2025