12. Ceza Dairesi 2012/20540 E. , 2012/20405 K. Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Özel hayatın gizliliğini ihlal Hüküm : Beraat Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Özel hayat, herkesin bilmediği veya bilmemesi gereken, istenildiğinde başka kişilere açıklanabilen, tamamen kişiye özel hayat olayları ve bilgilerin tamamını içermektedir. Özel hayat kapsamında ye…
**12. Ceza Dairesi 2012/20540 E. , 2012/20405 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Özel hayatın gizliliğini ihlal Hüküm : Beraat Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Özel hayat, herkesin bilmediği veya bilmemesi gereken, istenildiğinde başka kişilere açıklanabilen, tamamen kişiye özel hayat olayları ve bilgilerin tamamını içermektedir. Özel hayat kapsamında yer alan bir görüntü ya da sesin, ilgilisinin bilgisi ve rızası dışında, resim çekme veya kaydetme özelliğine sahip aletle belli bir elektronik, dijital, manyetik yere sabitlenmesi 5237 sayılı TCK'nın 134/1. maddesinin 2. cümlesinde yaptırıma bağlanmış olup, bu kayıtların, taksirle ya da tamamen hukuka uygun elde edilmiş olsa dahi, kasten ilgilisinin bilgisi ve rızası dışında ifşa edilmesi, başka bir anlatımla içeriğini öğrenme yetkisi bulunmayan kişi veya kişilerin bilgisine sunulması ise maddenin ikinci fıkrasında yaptırıma bağlanmış olup, her iki fıkrada birbirinden bağımsız iki ayrı suç düzenlenmiştir. İlk fıkradaki suçun oluşması için, görüntüdeki kişinin tanınabilir ya da sesin anlaşılabilir olması gerekmeyip, özel hayat kapsamına giren ses veya görüntülerin anlaşılmaz olsa dahi, gizlice kaydedilmesi ilk fıkradaki suçun oluşumu için yeterlidir. Suç özel hayata ilişkin görüntü veya sesin kaydedilmesiyle tamamlanır. İkinci fıkradaki suçun oluşabilmesi için ise ses veya görüntüyle özel hayatı ihlale uğrayan kişinin anlaşılması, en azından anlaşılabilir olması ya da açıklanması gerekmekte olup, özel hayat görüntüsü veya sesin, yetkisi bulunmayan kişi veya kişiler tarafından içeriğinin öğrenilmesiyle suç tamamlanmış sayılır. İlk fıkra açısından, görüntü veya sesin kaydedilmesi, ikinci fıkra açısından ise bu kayıtların ifşa edilmesi yeterli olup, başkaca bir neticenin doğması veya mağdurun zarara uğramış olması gerekmez. Sanığın kaydedilen görüntüleri izlememiş ya da sesleri dinlememiş olmasının da suçun oluşumuna bir etkisi bulunmamaktadır. Her iki fıkrada düzenlenen suç, genel kast ile işlenebilmekte ise de kastın varlığından söz edebilmek için sanığın hukuka aykırı hareket ettiğini bilmesi ve bu biçimde hareket etmeye devam etmesi gerekmektedir. Bu açıklamalar ışığında, oluşa ve dosya içeriğine göre; Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksek Okulu tarafından her yıl geleneksel olarak yapılan mezuniyet töreni çalışmaları kapsamında, Mezuniyet ve Balo Düzenleme Komitesinin izni dahilinde, okul binası girişindeki ilan panosuna ve okul yerleşkesi içerisine asılan duyuru kağıdı üzerinde, katılanın üniversite öğrencisi iken, mesleği fotoğrafçılık olan sanığın iş yerinde mezuniyet kıyafetiyle çektirdiği fotoğrafının, mezun olacak öğrencilerin çektireceği fotoğrafların şekil birliğini ve formatını örneklendirmek amacıyla, katılanın bilgisi ve rızası dışında kullanılması şeklinde gelişen olayda, kişilik haklarından olan kişinin fotoğrafının rızaya aykırı olarak kullanılmasının kişilik hakkının ihlali olabileceği, böylece sanığın söz konusu eyleminin özel hukuk yaptırımlarını gerektirebileceği; ancak, söz konusu kişilik hakkının ihlalinin, özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturmaya yetmeyeceği, zira olayda sanığa çektirilen fotoğraf içeriğinin özel hayat kapsamında değerlendirilebilecek, mağdurenin başkalarının görmesini ve bilmesini istemeyeceği özel yaşam alanına dair görüntü niteliğinde olmadığı, bu itibarla atılı suçun unsurlarının somut olayda gerçekleşmediğinin anlaşılması karşısında; yapılan yargılama sonucunda, sanığa yüklenen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin sanığın atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine ilişkin ve yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA, 02.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.