8. Hukuk Dairesi 2013/19244 E. , 2013/18872 K. MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil ... ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 15.06.2012 gün ve 438/216 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, kadastro çalışmalarında miras bırakanı ... adına tes…
**8. Hukuk Dairesi 2013/19244 E. , 2013/18872 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil ... ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 15.06.2012 gün ve 438/216 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, kadastro çalışmalarında miras bırakanı ... adına tespit ve tescil edilen dava dışı 226 ada 20 parselin devamında ve zilyetliklerinde bulunan bir kısım taşınmaz bölümünün hatalı şekilde ayrı ayrı davalılar adına tespit edilen parseller dahilinde bırakıldığını açıklayarak, 226 ada 3, 226 ada 4 ve 226 ada 21 parsellere ilişkin tapu kayıtlarının iptali ile 20 parsel lehine tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı, 13.01.2010 günlü dilekçesiyle öteki mirasçıları dahili davalı olarak göstermiştir. Davalı ... ve müşterekleri, kadastro tespitlerinin doğru olduğunu bildirerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabul ve kısmen reddine, dava konusu 226 ada 21 parsele ilişkin davadan feragat edilmesi nedeniyle bu parselle ilgili olarak karar verilmesine yer olmadığına; yine dava konusu 226 ada 3 parsele ilişkin davanın ispatlanamadığından reddine; dava konusu 226 ada 4 parsele ilişkin davanın kısmen kabulüne, teknik bilirkişinin 17.4.2012 tarihli rapor ve krokisinde B harfiyle gösterilen 64,88 m2 bölüme ilişkin tapu kaydının iptali ile 226 ada 20 parsele eklenerek ... adına tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Toplanan deliller, tüm dosya kapsamından; nizasız 226 ada 20 nolu parsele ilişkin kadastro tutanağının onaylı sureti getirilmiştir. Bu yerin, senetsizden, 644,87 m2 olarak, tarla niteliğiyle, 05.01.2008 tarihinde, tüm mülkiyet üzere, Ahmet oğlu ... adına tespit görmüş ve itirazsız olarak 16.05.2008 tarihinde kesinleşmişti. Çap kaydı halen aynı kişi adınadır. Davacının murisine ait nüfus aile kayıt tabloları dosya içerisindedir. Mahallinde 11.04.2012 ve 30.05.2012 tarihlerinde iki ayrı keşif yapılmıştır. Ne var ki, davaya konu yer her iki keşif tutanağında ekli bilirkişi krokisinde farklı farklı gösterilmiştir. Keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasındaki çelişkiler dahi giderilmemiştir. Hangi beyanlara üstünlük tanındığı da gerekçede belirtilmemiştir. Kaldı ki, temyize konu 226 ada 4 parsel, 2091,56 m2 yüzölçümle, senetsizden ... oğlu ... adına 05.01.2008 tarihinde tespit edilmiş, bilahare ... ve ... tarafından açılan tespite itiraz davası üzerine ... Kadastro Mahkemesi'nin 2008/200 Esas, 2009/ 269 Karar sayılı ilamıyla tespitin iptaline, 226 ada 4 parselin ... ve ... adına ½'şer paylarla tapuya tesciline karar verilmiş, hükmün 05.02.2010 tarihinde kesinleşmesiyle tapuya tescil edilmiştir. Hal böyle olunca Mahkemece yapılacak iş; mahallinde yeniden keşif yapılarak yerel bilirkişi ve tanıkların 6100 sayılı HMK'nun 243 ve 244 (1086 sayılı HUMK. m.258) maddeleri uyarınca davetiye ile çağrılmaları, uyuşmazlığın taşınmazın aynına ilişkin olması nedeniyle HMK'nun 259 ve 290/2. maddeleri gereğince yerel bilirkişi ve tanıkların mümkün olduğunca taşınmaz başında dinlenmeleri, davacı miras bırakanı adına tespit edilen nizasız parsel ile davaya konu komşu 226 ada 4 parsel arasındaki kadastro sonucuna ait sınırın neresi olduğunun, taşınmazın hangi bölümüne kim tarafından zilyet edildiğinin, zilyetliğin ne şekilde sürdürüldüğünün net bir biçimde açıklığa kavuşturulması daha önce yapılan keşiflerde bahsi geçen patika, kızak yolu, sınırı belirlemek üzere murisin tesis ettiği iddia edilen kazıklar ve yaşlı ceviz ağacının yerlerinin belirlenmeye çalışılması ve önceki beyanlarla birlikte değerlendirilmeleri, beyanlar arasında çelişki bulunması halinde yüzleştirme yapılarak çelişkinin giderilmesi (HMK.nun 261. maddesi), yerel bilirkişi ve tanık anlatımlarıyla örtüşür şekilde keşif mahallinin teknik bilirkişi tarafından çizilecek krokiye aktarılması yoluyla keşfi izlemeye ve denetime elverişli krokili rapor alınması, ondan sonra tüm dosya kapsamının bir bütün halinde değerlendirilerek sonucuna göre ve kazanılmış haklar da korunmak suretiyle bir hüküm kurulması gerekirken; açıklandığı biçimde araştırma ve inceleme yapılmadan ve çelişki giderilmeden noksan tahkikatla yetinilmesi isabetsizdir. Kabul şekline göre de; iptaline karar verilen taşınmaz bölümünün davacı murisi-ölü kişi adına tesciline karar verilmiş olması da doğru olmamıştır. Davacının temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerindedir. Kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme hükmün 226 ada 4 parsele ilişkin bölümünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 12.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.