2. Hukuk Dairesi 2007/12759 E. , 2007/15885 K. "" MAHKEMESİ :Karşıyaka 2.Aile Mahkemesi TARİHİ :27.3.2006 KARŞI OY YAZISI Değerli çoğunluk tarafından davacı kadın yoksulluğa düşüncemize göre düşmediği halde davacı kadına uygun bir yoksulluk nafakası verilmelidir görüşü sergilenmiştir. Davacı-davalı kadının öncelikle “SSK maaşının” yanı sıra “üzerine kayıtlı evi” de vardır. Daireme göre bir sosyal güvenlik kurumundan emekli aylığı alan kişinin yoksulluğa düşeceği kabul bile ed…
**2. Hukuk Dairesi 2007/12759 E. , 2007/15885 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Karşıyaka 2.Aile Mahkemesi TARİHİ :27.3.2006 KARŞI OY YAZISI Değerli çoğunluk tarafından davacı kadın yoksulluğa düşüncemize göre düşmediği halde davacı kadına uygun bir yoksulluk nafakası verilmelidir görüşü sergilenmiştir. Davacı-davalı kadının öncelikle “SSK maaşının” yanı sıra “üzerine kayıtlı evi” de vardır. Daireme göre bir sosyal güvenlik kurumundan emekli aylığı alan kişinin yoksulluğa düşeceği kabul bile edilemeyeceği için kocanın zengin oluşu da bu bağlamda hiç bir anlam taşımamaktadır. Zengin kocaların eşleri de bir sosyal güvenlik kurumundan emekli aylığı alıyorsa “diğer kadınlar gibi” onların da yoksulluğa düşeceği kabul bile edilemez. Davacı kadın bir sosyal güvenlik kurumundan aylık almakta mıdır? : Evet almaktadır. Sadece bu sebeple bile Dairem uygulamasına göre davacı kadına yoksulluk nafakası verilemez. Peki davacı-davalı kadın için verilen 50.000 YTL maddî tazminat yetersiz bulunarak hüküm bozulmuş olduğuna göre davacı-davalı kadın yoksulluk nafakası alabilir mi? Bu konuda da değerli çoğunluk ile farklı düşündüğümüz anlaşılmaktadır. Bu durum hiç dikkate alınmayacak mıdır? Bu konu tartışılmayacak mıdır? Bilimsel öğreti bu gerçeğin dikkate alınmasına işaret etmektedir. Yükümlü eş maddî tazminat ödemeye mahkum edilmişse bu durum dikkate alınmak zorundadır. (Mustafa DURAL, Tufan ÖĞÜZ, Alper GÜMÜŞ, s. 150) . Başka bir anlatımla maddî tazminata rağmen yoksulluğa düşme durumunun var olup olmadığı araştırılmalıdır. (Ebru CEYLAN, Türk ve İsviçre Hukukunda Boşanmanın Hukuki Sonuçları, İstanbul-2006, s. 112) OĞUZMAN/DURAL: Eğer yoksulluk nafakası isteyen taraf lehine maddî tazminata hükmedilmişse bu tazminat hesaplanırken kaybedilen nafaka menfaati nazara alınacağına göre lehine bir maddî tazminata hükmedilen kimse için artık yoksulluğa düşme şartı gerçekleşemez ve ayrıca bir de yoksulluk nafakasına hükmedilmemek gerekir. ( Kemal OĞUZMAN, Mustafa DURAL, Aile Hukuku, İstanbul-1994, s. 145) Nitekim TEKİNAY, maddî tazminat istemek olanağı varken yoksulluk nafakası (TMK. m. 175) istemini gereksiz bile bulmaktadır. (Selahattin Sulhi TEKİNAY, s. 275) ÖZTAN ise yoksulluk nafakası (TMK. m. 175) hükmünün maddî tazminatın (TMK. m. 174 f. I) talep edilemediği durumlarda ortaya çıkabileceğini düşünmektedir.(Bilge ÖZTAN, Aile Hukuku, Ankara-2004, s. 497) Bilindiği üzere maddî tazminatın maddî koşulları arasında yer alan zarar unsuru kocanın desteğini yitirmekten dolayı hem var olan hem de beklenen yararları kapsamaktadır. Oysa yoksulluk nafakası var olan yararlardan sadece zorunlu gereksinimleri kapsar. Başka bir anlatımla yoksulluk nafakası (TMK. m. 175) kadının zorunlu gereksinimlerini karşılamak içindir. Yoksa onun evli olduğu zaman ki hayat seviyesini sürdürmesini temin için değil.!..(DURAL/ÖĞÜZ/GÜMÜŞ, s. 150, GENÇCAN, Boşanma-2, s. 763)