Başvuru, güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle vergi müfettişliğine atanmama işlemine karşı açılan davada sadece idarece sunulan bilgi ve belgeler uyarınca karar verilmesi, hükme esas alınan bilgi ve belgelerin tebliğ edilmemesi nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle vergi müfettişliğine atanmama işlemine karşı açılan davada sadece idarece sunulan bilgi ve belgeler uyarınca karar verilmesi, hükme esas alınan bilgi ve belgelerin tebliğ edilmemesi nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 29/6/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, vergi müfettiş yardımcısı olarak görev yapmaktayken 13/12/1983 tarihli ve 178 sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin ek maddesi uyarınca yapılan yazılı sınavları ve mülakat sınavlarını geçerek vergi müfettişi olarak atanmaya hak kazanmıştır. 1/7/2015 tarihli ve 29403 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 2015/391 sayılı kararname ile vergi müfettişliğine atamaları gerçekleştirilenler ilan edilmiş, anılan kararnamede başvurucunun ismine yer verilmemiştir. Başvurucu, atamasının neden yapılmadığını öğrenmek için 10/7/2015 tarihinde idareye başvurmuş; başvurucuya somut bir açıklamada bulunulmamıştır. Başvurucu söz konusu işleme karşı İstanbul İdare Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde iptal davası açmıştır. Başvurucu 4/9/2015 tarihli dava dilekçesinde işleme yönelik olarak hukuka aykırılık iddialarını ileri sürmekle birlikte işlemin somut sebebini bilmediğini belirtmiştir. Maliye Bakanlığının 9/11/2015 tarihli ilk savunma dilekçesinde başvurucunun neden vergi müfettişliğine atanmasının gerçekleştirilmediğine ilişkin net bir açıklamada bulunulmamış; yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda başvurucu hakkında elde edilen bilgilerin olumsuz olduğu, devlet sırrı niteliğinde bulunduğu belirtilerek kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda başvurucunun müfettişliğe atanmasının uygun olmadığının değerlendirildiği ifade edilmiştir. Mahkeme 11/3/2016 tarihli ara kararı ile başvurucunun atanmama sebebi olarak gösterilen güvenlik soruşturması ile arşiv araştırmasına ilişkin bilgi ve belgelerin devlet sırrı niteliğinde olduğu gerekçesiyle mahkemelere ve diğer birimlere verilmemesine ilişkin Bakanlık oluru alındığından güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuzluğuna dair bilgi ve belgelerin dosyaya eklenmeksizin mahkeme heyetince incelenip iade edilmek üzere memur eliyle Mahkemeye sunulmasını Maliye Bakanlığından istemiştir. 6/4/2016 tarihinde Mahkeme Başkanı'nın odasında toplanan Mahkeme Heyetine başvurucu hakkında yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının sonucu Maliye Bakanlığı görevlisi tarafından sunulmuştur. Başvurucu 25/1/2016 tarihli savunmaya cevap dilekçesinde; Maliye Bakanlığı tarafından işlemin sebebine dair somut bilgi/belge sunulamadığını, bu hususa yönelik kendisine de hiçbir tebligat yapılmadığını ve bu durumun hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir. Mahkeme 11/4/2016 tarihli kararı ile oyçokluğuyla davayı reddetmiştir. Kararın gerekçesinde 6/4/2016 tarihinde davalı idarenin görevlisi tarafından Mahkeme Heyetine sunulan başvurucu hakkındaki güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucuna dair belgenin incelenmesi neticesinde başvurucunun kardeşleri ve babası hakkında elde edilen bilgilere göre başvurucunun güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz olduğu kanaatine varıldığı ve tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı belirtilmiştir. Ayrıca 12/4/2000 tarihli ve 24018 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği'nin ekinde yer alan formdaki soruların hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılacak kişiyle birlikte annesi, babası, eşi ve kardeşlerini de kapsadığı ifade edilmiştir. Karşıoyda ise dava dosyasına sunulmayan ve memur eliyle getirilerek Mahkeme Heyetince incelenen güvenlik soruşturmasının olumsuzluğuna ilişkin belgenin tek bir sayfadan oluştuğuna, herhangi bir kurum isminin ya da üst yazının bulunmadığına, mühürsüz ve imzasız olan belgede başvurucunun akrabalarının bilgilerine yer verildiğine, söz konusu bilgilerin başvurucunun vergi müfettiş yardımcılığına atandığı 2011 öncesi döneme ait olduğuna değinilmiştir. Başvurucunun vergi müfettiş yardımcılığına atanmadan önce yapılan güvenlik soruşturmasının olumlu olduğu vurgulanarak hukuken kabul edilemeyecek belgeye dayanılarak tesis edilen işlemin iptalinin gerektiği belirtilmiştir. Başvurucunun ret hükmüne yönelik temyiz istemi Danıştay İkinci Dairesi (Daire) tarafından 5/4/2018 tarihinde reddedilmiştir. Başvurucu temyiz dilekçesinde; güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuzluğuna ilişkin herhangi bir belgenin Mahkemeye sunulmadığını ve tarafına bildirilmediğini, bu durumun yargılamayı hukuksuz kıldığını ileri sürmüştür. Başvurucu tarafından karar düzeltme yoluna başvurulmamıştır. Başvurucu 8/6/2018 tarihinde Daire kararını tebellüğ etmiş ve 29/6/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneği davalıya, davalının vereceği savunma davacıya tebliğ olunur.Davacının ikinci dilekçesi davalıya, davalının vereceği ikinci savunma da davacıya tebliğ edilir. ...Davalara ilişkin işlem dosyalarının aslı veya onaylı örneği idarenin savunması ile birlikte, Danıştay veya ilgili mahkeme başkanlığına gönderilir" 2577 sayılı Kanun'un maddesinin ilgili kısmı şöyledir:" Danıştay, bölge idare mahkemeleri ile idare ve vergi mahkemeleri, bakmakta oldukları davalara ait her türlü incelemeyi kendiliğinden yapar. Mahkemeler belirlenen süre içinde lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilirler. Bu husustaki kararların, ilgililerce, süresi içinde yerine getirilmesi mecburidir. Haklı sebeplerin bulunması halinde bu süre, bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir.... Ancak, istenen bilgi ve belgeler Devletin güvenliğine veya yüksek menfaatlerine veyaDevletin güvenliği ve yüksek menfaatleriyle birlikte yabancı devletlere de ilişkin ise, Cumhurbaşkanı ya da ilgili Cumhurbaşkanı yardımcısı veya bakan, gerekçesini bildirmek suretiyle, söz konusu bilgi ve belgeleri vermeyebilir. Verilmeyen bilgi ve belgelere dayanılarak ileri sürülen savunmaya göre karar verilemez...."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir.” Sözleşme’deki hakların etkili bir biçimde korunması için davaya bakan mahkemelerin Sözleşme’nin maddesine göre "tarafların dayanaklarını, iddialarını ve delillerini etkili bir biçimde inceleme görevi" vardır (Dulaurans/Fransa, B. No: 34553/97, 21/3/2000, § 33). Sözleşme’nin maddesinin (1) numaralı fıkrasında kişilerin davalarının hakkaniyete uygun olarak görülmesini isteme hakları güvence altına alınmıştır. Hakkaniyete uygun yargılanmanın temel unsuru, yargılamanın çelişmeli olması ve taraflar arasında silahların eşitliğinin sağlanmasıdır (Rowe ve Davis/Birleşik Krallık [BD], B. No: 28901/95, 16/2/2000, § 60). Hükme esas alınan bilirkişi raporu dâhil yargılamaya esas olan tüm kanıt ve belgeler hakkında bilgi sahibi olma, bu unsurlara ilişkin yorumda/itirazda bulunma imkânının taraflara sağlanması, ayrıca bu imkânın pratik ve etkili bir niteliği haiz olması adil bir yargılamanın gereğidir (Dırama/Türkiye, B. No: 20797/07, 13/11/2018, §§ 22-24).