12. Ceza Dairesi 2011/17928 E. , 2012/2497 K. Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Taksirle öldürme Hüküm : 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 53/6, 63. maddeleri gereğince mahkumiyet. Taksirle öldürme suçundan sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmü sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Kısa kararın verildiği 14.3.2008 tarihli celseye cevap bonolu mazeret teli gönderen Av....'nın dilekçe ekinde vekaletini sunmadığı ve temyiz aşamasında ve…
**12. Ceza Dairesi 2011/17928 E. , 2012/2497 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Taksirle öldürme Hüküm : 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 53/6, 63. maddeleri gereğince mahkumiyet. Taksirle öldürme suçundan sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmü sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Kısa kararın verildiği 14.3.2008 tarihli celseye cevap bonolu mazeret teli gönderen Av....'nın dilekçe ekinde vekaletini sunmadığı ve temyiz aşamasında vekaletini ibraz ettiği, duruşma tarihi itibariyle dosyada vekaletnamesinin bulunmadığı ve mahkemece aynı tarihli ara kararı ile dosyada taraf sıfatı bulunmadığından mazeretinin reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamedeki "sanık vekilinin mazeretenin kabulü veya reddi yönünde bir karar verilmeksizin duruşmaya devamla hüküm kurulmak suretiyle savunma hakkının kısıtlanması" şeklindeki bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ve müdafinin, hükmün usul ve yasaya aykırı olduğuna, bilirkişi raporunun yanlış olduğuna, tanık beyanlarının yetersiz olduğuna, sanığın asli kusurlu olmadığına, cezanın fazla tayin edildiğine, savunma hakkının kısıtlandığına ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA, 09.02.2012 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ: Sanık hakkında açılan kamu davasında sanığın TCK’nIn 85/1.maddesine muhalefetten mahkumiyetine dair kararda sanığın savunma hakkının kısıtlandığını düşündüğümüzden çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılmamaktayız. 1- Sanığın taksirle öldürme suçundan 17.10.2007 tarihli sorgusunda müdafii olarak bulunan Av....’a duruşma günü bildirilmemiştir. Bu durum CMK’nın 176/3 maddesindeki “müdafii de birlikte davet olunur” hükmüne açıkça aykırılık oluşturmaktadır. 2- Sanık tutuklu olmamasına rağmen “sanığın kamyon şoförü olması nedeniyle takdiren günsüz olarak zorla getirilmesine” şeklinde duruşmaya davet edildiği ve nasıl geldiğinin anlaşılamamasına rağmen kendisine CMK’nın 176/4.maddesindeki hakkı hatırlatılıp bu husus tutanağa geçirilmemiştir. 3- Sanık 02.04.2008 tarihinde mahkemeye verdiği dilekçe ile dosyadaki evrakların fotokopisini istemiş ve “bu belgeleri avukatıma vereceğim” beyanında bulunmuş ve dosyaya havale yazısında mahkumiyet hükmü kuran mahkeme hakimi tarafından dilekçeye “kimlik kontrolü yapıldı. Mubaşir kotrolünde fotokopi alabilir” şeklinde şerh verilmiştir. (Benzer dilekçe yine 22.11.2007 tarihinde de havale ile dosyaya konmuştur.) 4- 26.12.2007 tarihli duruşma 14.03.2008 tarihine talik edilmiş, bu duruşmaya Av.... sanığın avukatı olduğunu, başka bir mahkemede (Çatalca 2.Asliye Ceza Mahkemesinde 2007/6 esas sayılı) bulunan duruşması nedeniyle duruşmaya katılamayacağını duruşma gün ve saatinin kendisine bildirilmesini içeren cevap bonolu telgraf çekmiştir. Bu hak ilk defa kullanılmak istenmiş olup mahkeme telgraftan haberdar olmuş ve ‘Avukat ...’nın dosya da sanık müdafii olduğunu gösterir vekalet namesinin olmadığı, dolayısıyla taraf sıfatı bulunmadığından mazeretinin reddine ‘ karar vererek sanığın da yokluğunda mahkumiyetine karar verilmiştir. 5- Mahkemenin mazeretli ilgili “müdafinin davada taraf sıfatı” olmadığından mazeretin kabul edilmemesi yönündeki gerekçesi de uygun değildir. Avukat müdafii savunmasını yapan sanığa hukuki yardımda bulunan kişi olduğu ve bu mazeret dilekçesine binaen en az bir duruşma ertelenmesine karar verilmesi gerekirdi. Sanığı savunmak için avukatın vekaletname ibraz etmesine gerek yoktur. Kaldı ki sanık 2/4/2008 ve 22.11.2007 tarihli dilekçeler ile de avukat tutacak olduğunu bildirmiş ve karardan sonra temyiz dilekçesi ile beraber 25/1/2008 tarihinde mazeret bildiren vekalet verdiği avukat hükmü temyiz etmiştir. Sanığın Anayasa’nın 36, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/3-c ve Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Milletlerarası Andlaşma’nın 14/3-d maddelerinde belirtilen müdafiiden yararlanma hakkı kısıtlanmıştır. Tüm bu açıklanan nedenlerden dolayı 1412 sayılı CMUK’un 307/8 maddesindeki ve 5271 sayılı CMK’nın 289/1-h maddesindeki kesin hukuka aykırılık oluşturan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkı sınırlandırılmış” olduğundan hükmün sair yönleri incelenmeksizin bozulması gerektiğini düşündüğümüzden çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılmıyoruz.