Başvuru, tıbbi ihmal sonucu zarara uğranılması nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ve yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, tıbbi ihmal sonucu zarara uğranılması nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ve yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 11/5/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığı'na gönderilmiştir. Başvuru formu ile eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 11/8/2007 tarihinde hâlsizlik ve öksürük şikâyetiyle Alanya Başkent Üniversitesi Hastanesine başvurmuştur. Burada yapılan muayene ve tetkikler sonucunda başvurucuya ampiyem (göğüs boşluğunda irin içeren sıvı birikmesi) tanısı konularak tedavisine başlanmıştır. Başvurucu, tedavisinin devamı sırasında kendi isteği ile anılan hastaneden ayrılarak 22/8/2007 tarihinde Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine (Hastane) müracaat etmiştir. Başvurucunun muayenesi sonucunda cilt altındaki hasarlı ve enfekte dokuların temizlenmesi amacıyla aynı gün ameliyata alınmasına karar verilmiş, bu ameliyatın ve tedavilerinin ardından başvurucu 21/9/2007 tarihinde taburcu edilmiştir. Başvurucu 3/6/2008 tarihinde Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinde Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğü (İdare) ile Başkent Üniversitesi Rektörlüğü aleyhinde dava açarak tıbbi süreçteki hatalı müdahalelerin sonucunda vücudunda doku kaybı meydana gelmesi nedeniyle maddi ve manevi zararlarının tazminini talep etmiştir. Bu mahkeme tarafından yapılan değerlendirme sonucunda, davanın idari yargı merciinde açılması gerektiğinden bahisle 5/11/2008 tarihinde görevsizlik kararı verilmiştir. Başvurucu 26/2/2009 tarihinde Ankara İdare Mahkemesinde (Mahkeme) tam yargı davası açarak İdareden 000 TL maddi ve 000 TL manevi tazminat talep etmiştir. Dava dilekçesinde; kendisinin isteği ve rızası dışında anestezi uygulanarak ameliyata alındığını, ameliyat sonrasında sırtından ve göğüs bölgesinden doku alındığını gördüğünü beyan etmiştir. Ayrıca ameliyat sonrasında da hatalı müdahalede bulunulduğunu belirten başvurucu, steril olmayan eldivenle temas edilmesi nedeni ile yara yerinin enfekte olduğunu, bu bölgenin yeniden temizlenmesi için tekrar doku alındığını belirtmiştir. Başvurucu anılan hatalı müdahalelerin sonucunda hareket ederken zorlandığını ileri sürmüştür. İdare vekilinin cevap dilekçesinde; somut olayda İdarenin hizmet kusurundan söz edilemeyeceği, başvurucuya yapılan tıbbi müdahalelerin usulüne uygun olduğu belirtilmiştir. Mahkeme, yargılama sırasında Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Üçüncü İhtisas Kurulundan (ATK) bilirkişi raporu almıştır. 1/9/2010 tarihli raporda; başvurucuya ampiyem tanısı konulması nedeniyle uygulanan tıbbi ve cerrahi tedavilerin tıp kurallarına uygun olduğu, başvurucuda meydana gelen doku kaybının tıbbi komplikasyon olduğu belirtilmiştir. Mahkeme 30/12/2011 tarihli kararı ile davanın reddine karar vermiştir. Karar gerekçesinde; ATK raporuna atıfta bulunularak başvurucuda meydana gelen neticenin tıbbi komplikasyon olduğu bu itibarla idareye atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığı belirtilmiştir. Başvurucu, temyiz yoluna müracaat ederek Mahkemenin yetersiz bilirkişi raporu ile haksız bir karar verdiğini, rızası olmadan ameliyat edildiğini iddia etmesine karşın bu hususun araştırılmadığını belirtmiştir. Temyiz talebini inceleyen Danıştay Onbeşinci Dairesi (Daire) 4/4/2017 tarihinde maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine ilişkin kararın onanmasına; İdare lehine vekâlet ücreti verilmesine ilişkin kısmın bozulmasına karar vermiştir.Onamaya ilişkin gerekçede, Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu belirtilmiştir. Nihai karar, başvurucuya 25/4/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 11/5/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İlgili hukuk için bkz. Fındık Kılıçaslan, B. No: 2015/97, 11/10/2018, §§ 19-27; Cihan Beyribey, B. No: 2014/19450, 26/12/2018, §§ 23-28; Fesih Aydar, B. No: 2015/4259, 10/1/2019, §§ 24-