T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 29/01/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ...ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28/05/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ... ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)…
T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 29/01/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ...ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28/05/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ... ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) G.KARAR YAZIM TARİHİ : 02/02/2026 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalıya icra dosyasına sundukları faturalardaki hizmetleri sağladıklarını, ancak halen bu faturaların ve faturalara konu işin bedelinin 46.445,97 TL'sinin (faiz hariç) davalı tarafından davacıya ödenmediğini, davacının bahsi geçen faturalara dayalı alacağını tahsil edebilmek amacıyla ....İcra Dairesi'nin...esas sayılı dosyası ile genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi talebinde bulunduğunu, ödeme emrinin borçluya 04/10/2023 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı tarafından 06/10/2023 tarihinde haksız olarak borca ve tüm fer'ilerine itiraz edildiğini, itiraz üzerine icra dairesi tarafından 06/10/2023 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiğini belirterek, ....İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyaında yapılan borca itirazın iptali ve takibin devamına, takibe kötü niyetli ve haksız olarak itiraz eden davalı aleyhine takip konusu alacağın %20 sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket yetkilisi cevap dilekçesinde; 22/11/2021 tarihinde ...'a ait Köyceğiz Beton firması ile firması arasında 340 m3 miktar ve 150.000,00 TL toplam tutarı olan beton alım sözleşmesini yaptıklarını (sözleşmenin sağ üst kısmında yazan tarihin beton firması tarafından sehven 22/11/2022 şeklinde yazıldığını) bu sözleşmeye istinaden aynı gün içinde 22/11/2021 tarihinde ödemenin tamamı peşin olarak mal sahibi ...tarafından ...'a ait banka hesabına yatırıldığını, daha sonra firma sahibi ...ve firma müdürü...ile yaptıkları görüşmede her ne kadar ödemenin tamamını peşin olarak almış olsalar da ekonomik gelişmeler sebebiyle bu betonu kendilerine bu şartlarda teslim etmeyeceklerini bildirdiklerini, kendisinin mal sahibi ... ile telefonda görüştüğünü ve beton firmasının sahibi... ve firma müdürü ... bey ile ...'te bir kafede buluşmaya karar verdiklerini ve mal sahibi ...'ın ...ta görev yapmasına rağmen izin alıp geldiğini ve dördünün kafede buluştuklarını, buluşma esnasında...e firma müdürü ... beyin kendilerine maliyetlerin çok arttığını o nedenle kendilerinin her ne kadar sözleşme bedelinin tamamını aynı gün peşin olarak ve daha ürünü almadan kendilerine ödemiş olsalar da, kendilerine fark ödemeleri gerektiğini söylediklerini, beton teslimleri esnasındaki kamyon sefer sayısına göre yakıt tutarını ödemeleri gerektiğini söylediklerini ve ödeyecekleri tutarın, sefer sayısına göre ve betonun inşaata döküleceği günkü yakıt bedeline göre en fazla 35,000 TL / 40.000 TL olabileceğini söylediklerini, beton teslim zamanlarında sefer sayılarına göre tüm yakıt bedellerini hesap ettiklerini ve görüştükleri gibi 38.000 TL /40.000 TL civarı maliyet ortaya çıktığını, sözleşmede “sözleşme konusu ürün bilgileri” başlıklı hususlarının altında “pompa bedeli ve not" kısımlarında da belirtildiği üzere pompa bedeli 16 m3 ün üstünde ise ve ödeme peşin nakit olarak yapılmış ise ek pompalama bedeli alınamayacağı ve fiyatlara fark yansıtılmayacağı belirtilmesine rağmen inşaatın yarım kalması korkusuyla mal sahibinin istek dışı olarak ödemeyi yapmak zorunda kaldığını, ancak beton teslimleri esnasında firmanın kendilerine 35.000/40.000 TL fatura çıkaracak diye beklerken 3 fatura ile toplam 95.090,00TL ve KDV tevkifatı 2.570,00 TL olmak üzere toplam 97.660,00 TL ödeme çıkardığını ve mal sahibi ... tarafından rızası olmamasına rağmen ödeme yapıldığını, beton firmasının bunlara rağmen yetinmeyip taraflarına 14/03/2023 tarihli 21.240,00 TL ve 31/03/2023 tarihli 26.550,00 TL olmak üzere toplam 47.790,00 TL tutarında 2 adet fatura daha gönderdiğini, mal sahibi ve kendisinin de firma olarak bu iki faturayı kabul etmeyip beton firmasına sistem üzerinden iade ettiklerini, ilk faturada iade süresini sehven birkaç gün kaçırdıklarını ancak ikinci faturayı 8 gün içinde iade ettiklerini ve karşı tarafın da bu iadeye karşı iade yapmadığını, kurulan sözleşmede taraflar tacir olduğundan olaya konu sözleşmenin ticari sözleşme olduğunu, sözleşme kurulurken ödenen bedele nakliye bedeli dahilse nakliye bedeli talep edilemeyeceğini ve bu sözleşmede dahildir şeklinde açıkça belirtildiğini, ancak nakliye bedeli teslimi takiben kesilecek fatura ile belirlenecekse nakliye bedelinin ayrıca talep edilebileceğini, kaldı ki bu hususun da sözleşmede açıkça belirtildiğini, eğer nakliye bedeli başta ödendiyse söz konusu satış sözleşmesinin ticari iş olsa da faturaya itirazdaki 8 günlük sürenin önemi olmadığını, çünkü taraflardan birinin tek taraflı olarak sözleşme hükümlerini değiştiremeyeceğini, yani bir tarafın kendi kendine fatura kesmesinin sözleşmeyi tek taraflı değiştirmeye gireceğini, nakliye bedelinin teslimden sonra kesilecek fatura ile belirleneceği kararlaştırılmışsa süresi kaçırılan faturaya itirazın geçersiz olacağını, ayrıca sözleşmede enflasyon farkına dair bir hüküm bulunmadığından satıcının enflasyon farkı/tazminat vb. talepte bulunmasının hem sözleşmeye hem kanuna aykırı olduğunu, Whatsapp mesajlarında ödemeyi kabul ettikleri iddiasının ise doğru olmadığını, firma olarak kendileri ve mal sahibi ...'ın bu faturaları kabul etmediklerini, bunu hem sözlü olarak hem de firmaya faturalarını iade ederek gösterdiklerini savunarak, davanın reddini ve ayrıca firma ve mal sahibi olarak bu ödemeyi ve başka çıkabilecek herhangi bir ödemeyi kesinlikle kabul etmedikleri gibi, firma olarak mal sahibine karşı yaşadıkları mahcubiyet ve mal sahibi ....'ın inşaatın yarım kalması korkusuyla isteği dışı fazla ödeme yapmak zorunda kalması sebebiyle vicdana ve yasalara uymayan fazla ödemelerin adaletin yerini bulması için (3 fatura olarak toplam 97.660,00TL) ödemeyi yapan mal sahibi ...'ın hesabına ödemelerin yapıldığı tarihler itibarıyla faizlerinin hesaplanarak iade edilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda dosyaya ibraz edilen kök bilirkişi raporunda davacının takip tarihi itibariyle alacaklı olduğu ancak dava tarihinden önce yapılan tahsilat sebebiyle dava tarihi itibariyle alacağının kalmadığının tespit edildiği, ödemelerin takip tarihinden sonra yapılması nedeniyle ödeme tutarlarının TBK 100. Maddesine göre mahsup edilerek hesaplanmasına dair ek rapor alındığı ve yine takip tarihinde alacaklı olmasına rağmen davacının davanın açıldığı tarih itibariyle alacağının kalmadığı anlaşılmakla, içtihatlar da göz önüne alınarak davacının takipten sonra ancak dava açılmadan önce yapılmış olan ödemeler yönünden dava açılmasında hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle, 6100 Sayılı HMK'nun 114/1-h, 115/2 maddeleri uyarınca davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; her ne kadar gerekçeli kararda, takip tarihinden sonra ve dava tarihinden önce ödeme yapıldığı belirtilmişse de, müvekkilinin ticari defter kayıtlarında geçen nakit tahsilat kaydının müvekkilinin o dönemki muhasebe kayıtlarını tutan muhasebecisi tarafından sisteme, yıl sonu aktarmaları yapılırken sehven yani yanlışlıkla girildiğini, davalı şirketin müvekkiline elden ödeme yapması hususunun söz konusu olmadığını, ki zaten nakit ödemenin kim tarafından yapıldığının da belli olmadığını, ve yine davalı şirketin bu ödemeye dair bir iddiasının da bulunmadığını, yani davalı şirketin, dolaylı olarak böyle bir ödemenin yapılmadığını kabul ettiğini, davalı şirketin davacıya borçlu olduğu "...Kendisine söylerim, ödemenizi gönderir" ve "Sahibine bilgi vermiştim, göndermiş olması lazımdı, bir ulaşmaya çalışayım" şeklindeki mesajlarla sabit olduğunu, son olarak dava dilekçelerinde yemin deliline başvurmuş olmalarına rağmen ve yemin teklifinde bulunacaklarını belirtmiş olmalarına rağmen yerel mahkemece bu delillerinin değerlendirilmediğini, yemin delili HMK'ya göre, genellikle hiçbir delille ispatlanamayan durumlarda son çare olarak başvurulan bir delil olup mahkemenin bu delile dayanmak isteyen tarafın talebini kabul etmeme takdiri bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; İstinaf başvurusuna konu uyuşmazlık, satış sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali talebine ilişkindir. Dosyadaki belgelere, mevcut delil durumuna, kararın dayandığı delillerle belirtilen gerekçelere, davacı ve davalının ticari defterlerinden icra takibine konu edilen alacağın, icra takibinden sonra dava tarihinden önce ödenmiş olduğunun anlaşılmasına göre, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinin usul ve yasaya uygun olduğu, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru tanımlandığı anlaşmakla; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/05/2025 tarih,....Esas ...Karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile kesin olarak karar verildi.29/01/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.