4. Hukuk Dairesi 2012/11745 E. , 2013/10830 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ..... Ltd. Şti aleyhine 28/03/2008 gününde verilen dilekçe ile yayın yoluyla kişilik hakkına saldırı nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 08/03/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar …
**4. Hukuk Dairesi 2012/11745 E. , 2013/10830 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ..... Ltd. Şti aleyhine 28/03/2008 gününde verilen dilekçe ile yayın yoluyla kişilik hakkına saldırı nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 08/03/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, yayın yoluyla kişilik hakkına saldırı nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, dava kısmen kabul edilmiş, kararı davacı temyiz etmiştir. Davacı, davalı şirkete ait ... adlı televizyonda 17/10/2007 tarihli ... programında, başka bir televizyon programı sırasında söylediği sözlere yer verilerek rıza dışı görüntü ve sesinin yayınlandığı ve eklenen sözlerle kişilik hakkına saldırıldığını belirterek tazminat istemiştir. Davalı taraf, dava dilekçesindeki sözlerin yayın konusu yapılmadığını, kaldı ki davacının başka bir televizyon programında canlı yayında dile getirdiği ve bir hastaya ömür biçen sözlerinin toplumda büyük tepki topladığını, haber değeri olan bir konunun eleştirilerek yayına konuk edilmesinin hukuka uygun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Yerel mahkeme, davacının başka bir televizyonda ... adlı programdaki görüntülerinin rızası dışı kullanılması ve dış seslerle desteklenerek yapılan yayının hukuka aykırı olduğunu belirterek davayı kısmen kabul etmiştir. Basın özgürlüğü , Anayasa’nın 28. maddesinde ve 5187 sayılı Basın Yasası’nın 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemede basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin nedeni; toplumun sağlıklı, mutlu ve güven içinde yaşayabilmesi içindir. Bunun için de kişinin, dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması gerekmektedir. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma, yönlendirme yetki ve sorumluluğuna sahiptir. Bu nedenle basının yayın yaparken, yaptığı yayından dolayı hukuka aykırılık teşkil edecek olan eylemi, genel olaylardaki hukuka aykırı olan eylemden farklılıklar taşır. Yapılan yayının hukuka aykırılık veya uygunluğu bu farklılıklar gözetilerek belirlenmelidir. Bu nedenle basının ayrı bir konumu bulunmaktadır. Basının bu ayrıcalık taşıyan konumu ve özgürlüğü, tüm özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız değildir. Bundan dolayıdır ki, yayınlarında kişilik haklarına saygı göstermesi gerek Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümünde yer alan gerekse MK.nun 24 ve 25. maddelerinde ve özel yasalarda güvence altına alınmış bulunan bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerekecektir.