DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/2685 E. , 2025/544 K. T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/2685 Karar No : 2025/544 TEMYİZ EDENLER: I - (DAVACI) : ... II - (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : I. Hukuk Müşaviri Yrd. V. ... DİĞER DAVALI:... İSTEMİN KONUSU: Danıştay İkinci Dairesinin 24/05/2023 tarih ve E:2021/980, K:2023/2915 sayılı kararının, davacı tarafından aleyhine olan kısmı ile aleyhine hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücreti yönü…
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/2685 E. , 2025/544 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/2685 Karar No : 2025/544 TEMYİZ EDENLER: I - (DAVACI) : ... II - (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : I. Hukuk Müşaviri Yrd. V. ... DİĞER DAVALI:... İSTEMİN KONUSU: Danıştay İkinci Dairesinin 24/05/2023 tarih ve E:2021/980, K:2023/2915 sayılı kararının, davacı tarafından aleyhine olan kısmı ile aleyhine hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden, davalı idarelerden İçişleri Bakanlığı tarafından aleyhine olan kısmı yönünden temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, ... İl Emniyet Müdürlüğü emrinde komiser olarak görev yaptığı dönemde, E.T. isimli şahsın iletişiminin dinlenmesi olayına ilişkin olarak, mahkeme kararlarına gerekçe teşkil eden belgeleri gerçeğe aykırı olarak onaylamak ve düzenlemek suretiyle "kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiilini işlediğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/12. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına dair İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... tarih ve... sayılı kararının (3) numaralı olaya yönelik kısmının iptali ile bu işlem nedeniyle mahrum kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve işlemin dayanağı olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün iptaline karar verilmesi, ayrıca Tüzük'ün dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay İkinci Dairesinin 24/05/2023 tarih ve E:2021/980, K:2023/2915 sayılı kararıyla; Anayasa'nın 153. maddesinde; 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Kanunu'nun 66. maddesinin 3. fıkrasında; 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinde; Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/12. maddesinde; 08/03/2018 tarih ve 30354 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 37, geçici 1 ve 8-6/h maddelerinde; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesinde yer alan konu ile ilgili kurallar aktarılarak, Dava konusu Tüzük yönünden, Anayasa Mahkemesinin 29/01/2016 tarih ve 29608 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13/01/2016 tarih ve E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararıyla, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesinin Anayasa'ya aykırı görülerek iptal edildiği ve anılan kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesinin ayrıca karara bağlandığı, 3201 sayılı Kanun'un 83. maddesinin birinci cümlesinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi kararından sonra, Anayasa'nın 121. maddesi ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunca 02/01/2017 tarihinde kararlaştırılan ve 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 37. maddesi ile söz konusu 83. maddenin yürürlükten kaldırıldığı, yine bu Kanun Hükmünde Kararname ile Emniyet Genel Müdürlüğü personelinin de aralarında bulunduğu genel kolluk görevlilerinin tabi olacağı disiplin hükümlerinin düzenlendiği, 08/03/2018 tarih ve 30354 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun ile Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeline ilişkin disiplinsizlik halleri ve cezalarının, disiplin amirleri ve kurullarının, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususların düzenlendiği, 23/03/1979 tarih ve 7/17339 Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe giren Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 37. maddesiyle yürürlükten kaldırıldığı ve 7068 sayılı Kanun ile de Emniyet Genel Müdürlüğü personeline ilişkin disiplinsizlik halleri ve cezaları, disiplin amirleri ve kurulları, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususların düzenlendiği görüldüğünden, halihazırda uygulama kabiliyeti kalmayan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/12. maddesinin iptali istemine yönelik olarak davanın konusuz kaldığı, Bireysel işlem yönünden, Disiplin cezalarının, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi, kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahip oldukları, bu nedenle, disiplin cezası verilebilmesi için öncelikle isnat edilen kusurlu halin veya fiilin tespitinin gerektiği, kusurlu halin veya fiilin tespitinden kastın ise, disiplin cezasına konu edilen fiil veya halin zamanı, yeri, şekli gibi tüm unsurlarının ortaya konulması, böylelikle fiilin kim tarafından, ne zaman, nerede ve ne şekilde işlendiğinin net ve açık bir şekilde belirlenmesi olduğu, Öte yandan, kararda metnine yer verilen hükümle düzenlenen ve ilgililer bakımından güvence niteliği taşıyan zaman aşımı sürelerinin, kamu düzenine ilişkin olmaları nedeniyle uyulması zorunlu süreler olduğundan, disiplin cezasını gerektiren fiil tespit edilip, söz konusu fiilin işlenip işlenmediğinin ortaya konulması ve fiilin işlendiği tarihten itibaren iki yıllık zaman aşımı süresinin geçirildiğinin tespit edilmesi durumunda zaman aşımı nedeniyle disiplin cezası verilmemesi gerektiği, Uyuşmazlık konusu olayda, dava konusu işlemin sebebini oluşturan, E.T. isimli şahsa ait telefonun dinlenmesi olayıyla (3 numaralı olayla) ilgili olarak, şahsın kullandığı ... GSM numarasına uygulanan teknik takip ve izleme tedbirinin, ilk olarak davacı ile H.I. ve A.Y. isimli personel tarafından tanzim ve imza edilen 28/10/2011 tarihli teknik takip ve izleme talep formuna istinaden talep edildiği, sonrasında İ.A. isimli personel tarafından tanzim ve imza edilen 19/01/2012 ve 20/04/2012 tarihli teknik takip uzatma talep formlarına istinaden nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi Hakimliğine hitaben yazılan yazılar ile tedbirin süresinin uzatılması yönünde talepte bulunulduğu ve hakim kararlarına dayanılarak tedbirin başlatıldığı ve uygulanmasına devam edildiği, teknik takip ve izlemenin 10/07/2012 tarihinde sonlandırıldığı, iletişimin dinlenilmesini gerektirecek bilgiler/emareler olmaksızın ve dayanaktan yoksun gerekçeler gösterilerek gerçeğe aykırı belge düzenlemek suretiyle dinlemelerin yapıldığı belirtilerek, davacının, söz konusu iletişimin dinlenmesi ile ilgili hakim kararlarına gerekçe teşkil eden teknik takip ve izleme talep formunu imzalaması şeklindeki davranışıyla "kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiilini işlediği kanaatiyle getirilen teklife istinaden, İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ...tarih ve ... sayılı kararıyla, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/12. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılması üzerine incelenmekte olan davanın açıldığı, buna göre, davacının imzasının sadece 28/10/2011 (kararda 28/11/2011 yazılmıştır) tarihli teknik takip ve izleme formunda bulunduğu ve bu belgeye istinaden, süre uzatma talebinin yapıldığı 19/01/2012 tarihine kadar teknik takip ve izleme yapıldığı, diğer bir deyişle uzatma taleplerine ilişkin evrakın davacı tarafından imzalanmadığı dikkate alındığında, zaman aşımı süresi geçtikten sonra verilen dava konusu disiplin cezasında hukuka uyarlık görülmediği, Davacının dava konusu işlem nedeniyle mahrum kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi yönünden, Anayasa'nın 125. maddesinde idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kuralına yer verildiği, Hukuka aykırılığı yargı mercilerince saptanan işlemler nedeniyle ilgililerin uğradığı zararların tazmini Anayasa'nın 125. maddesi gereği olduğundan, dava konusu bireysel işlemin iptaline karar verilmesi sebebiyle işlem nedeniyle mahrum kaldığı parasal haklarının, yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği, Yargılama giderleri yönünden, Davaya konu düzenleyici işlem hakkında davanın konusuz kaldığına karar verilmiş ise de, bu hususun idarelerin doğrudan haksız çıkan taraf olduğu ve yargılama giderlerinden sorumlu olacağı sonucunu doğurmayacağı, zira, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/12. maddesine yönelik olarak açılan başka bir davada Danıştay Beşinci Dairesince verilen 19/11/2020 tarih ve E:2016/18964, K:2020/5282 sayılı "davanın reddi" yolundaki kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/04/2022 tarih ve E:2021/3494, K:2022/1645 sayılı kararıyla onandığı, Sonuç olarak, başka bir davada verilen ve kesinleşen yargı kararıyla hukuka uygun olduğu kabul edilen Tüzük hükmü yönünden davalı idarelerin, davada haksız çıkan taraf olarak kabul edilemeyeceği ve bu sebeple dava konusu düzenleyici işleme ilişkin yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerektiği sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle, bireysel işlemin iptaline, davacının yoksun kaldığı parasal haklarının tazmini isteminin kabulü ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının, dava açma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, düzenleyici işlemin iptali istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, yargılama giderinin yarısının davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idareler lehine vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacı tarafından, Daire kararının aleyhine olan kısmı ile aleyhine hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin kısmının hukuka uygun olmadığı belirtilerek bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idarelerden İçişleri Bakanlığı tarafından, yapılan disiplin soruşturması neticesinde işlemin tesis edildiği, davacının müdahil olduğu iletişimin dinlenmesi işlemlerinin, teknik takip talep formlarında belirtilen gerekçeler dışında, iletişimin dinlenmesini gerektirecek bilgiler ve emareler olmaksızın, dayanaktan yoksun gerekçeler gösterilerek gerçeğe aykırı belge düzenlemek suretiyle yapıldığı, dinlenen kişilerin, iletişiminin dinlenmesine esas teşkil eden teknik takip talep formlarında belirtilen örgütsel faaliyetler içinde olmadıkları, dinlenen kişilerin, teknik takip talep formlarında belirtildiği şekliyle örgütsel faaliyetlerde bulunan kişilerle irtibatta bulunduklarına dair emareler ya da bilgiler olmadığı, önleyici dinleme işlemine ilişkin hâkim kararının, istihbarat biriminin dinleme gerekçesi olarak sunduğu bilgilerin doğruluğunun tescil ve tespiti niteliğini taşımadığı, dinleme işlemlerinin hâkim kararıyla yapılmasının, bu kararlara esas teşkil eden belgelerin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi işleminin hukuka aykırılığını ortadan kaldırmayacağı; disiplin cezalarıyla ilgili 657 sayılı Kanun'un 127. maddesindeki iki yıllık ceza zaman aşımı hükmü doğrultusunda, disiplin cezasına konu fiil dinlemeyle hüküm ifade ettiğinden, suç fiilinin bitiş tarihinin dinleme fiilinin bittiği tarih olduğu; gerçeğe aykırı olarak düzenlenen belgelere istinaden gerçekleştirilmiş olan dinleme işlemi, işlemin sonlandırılma tarihine kadar temadi ettiğinden, disiplin cezası verme yetkisine ilişkin zaman aşımı yönünden, iletişimin dinlenmesi işleminin sonlandırılma tarihinin gözetilmesinin uygun olduğu, yani disiplin cezasına konu fiil dinlemeyle hüküm ifade ettiğinden, suç fiilinin bitiş tarihinin dinleme fiilinin bittiği tarih olduğu, dolayısıyla 12/06/2014 tarihli disiplin kurulu kararında yer alan ve davacının cezalandırılmasına gerekçe olan eyleminin zaman aşımı kapsamında olmadığı; işlemin diğer unsurlarıyla da hukuka uygun olduğu belirtilerek Daire kararının aleyhine olan kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davacı tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davalı idareler tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin reddi, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının, bireysel işlemin iptali ve yoksun kalınan parasal hakların faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin kısmının bozulması, diğer kısımlarının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Terör örgütleri ve organize suçlarla mücadele kapsamında usulsüz dinlemeler yapıldığı yönündeki iddiaların araştırılması, gerekirse kusuru tespit edilecek personel hakkında soruşturma yapılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığının 02/01/2014 tarihli onayı doğrultusunda bir soruşturma başlatılmıştır. Yapılan soruşturmaya göre, dava konusu işlemin sebebini oluşturan, E.T. isimli şahsa ait telefonun dinlenmesi (3 numaralı olay) olayıyla ilgili olarak, şahsın kullandığı ... GSM numarasına uygulanan teknik takip ve izleme tedbiri, ilk olarak davacı ile H.I. ve A.Y. isimli personeller tarafından tanzim ve imza edilen 28/10/2011 tarihli teknik takip ve izleme talep formuna istinaden talep edilmiştir. Daha sonra, İ.A. isimli personel tarafından tanzim ve imza edilen 19/01/2012 ve 20/04/2012 tarihli teknik takip uzatma talep formlarına istinaden nöbetçi ağır ceza mahkemesi hakimliğine hitaben yazılan yazılar ile tedbirin süresinin uzatılması yönünde talepte bulunulmuş ve uygulanmasına devam edilmiştir. Teknik takip ve izleme 10/07/2012 tarihinde sonlandırılmıştır. İletişimin dinlenilmesini gerektirecek bilgiler ve emareler olmaksızın ve dayanaktan yoksun gerekçeler gösterilerek gerçeğe aykırı belge düzenlemek suretiyle dinlemelerin yapıldığı belirtilerek, davacının, söz konusu iletişimin dinlenmesi ile ilgili hakim kararlarına gerekçe teşkil eden teknik takip ve izleme talep formunu imzalaması şeklindeki davranışıyla "kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiilini işlediği kanaatiyle getirilen teklife istinaden, İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, davacı, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/12. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmıştır. Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : Emniyet teşkilatı personeli, disiplin suç ve cezaları yönünden dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine tâbi olup, anılan Tüzük'ün 8/12. maddesinde, "kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiili, meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır. 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8-6/h maddesinde de, "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiili, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nde olduğu gibi meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmış, anılan Kanun'un geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Tüzük hükümlerine göre verilmiş olan disiplin cezalarının bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunacağı belirtilmiştir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesinin ikinci fıkrasında, "Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet 2 yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zaman aşımına uğrar." hükmüne yer verilmiştir. 2559 sayılı Polis Vazife ve Salȃhiyet Kanunu'nun önleme dinlemesini düzenleyen ek 7. maddesinin dördüncü fıkrasında ise; dinleme kararlarının, en fazla üç ay için verilebileceği ve bu sürenin aynı usulle üçer ayı geçmeyecek şekilde en fazla üç defa uzatılabileceği belirtilmektedir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Davacının Daire kararının karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmı ile yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin kısmına yönelik temyiz istemi yönünden; Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay İkinci Dairesinin 24/05/2023 tarih ve E:2021/980, K:2023/2915 sayılı kararının karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmı ile yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin kısmı, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup, davacının temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın anılan kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Davalı idarelerden İçişleri Bakanlığının temyiz istemi yönünden; Olayda, E.T. isimli şahsın haberleşmesinin, uzatmalarla birlikte üç adet hâkim kararı alınarak, 28/10/2011-10/07/2012 tarihleri arasında dinlenildiği, ilk olarak davacı tarafından da imzalanan 28/10/2011 tarihli teknik takip ve izleme talep formuna istinaden dinlenilmesinin talep edildiği, bu talep yazısına dayanılarak başlayan dinlemenin 10/07/2012 tarihine kadar devam ettiği, davaya konu disiplin cezası işleminin ise 12/06/2014 tarihinde tesis edildiği görülmektedir. Bu durumda, davacı tarafından imzalanan 28/10/2011 tarihli talep yazısına istinaden ilk kez gerçekleştirilen teknik takip ve izlemenin, uzatmalarla devam ederek 10/07/2012 tarihine kadar sürdüğü ve belirtilen tarihte sonlandırıldığı göz önüne alındığında, dinlemenin sonlandırıldığı tarih itibarıyla, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen iki yıllık ceza verme yetkisi zaman aşımı süresinin aşılmadığı anlaşılmakta olup dava konusu işlemde bu yönden hukuka aykırılık görülmemiştir. Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali ve bu karar nedeniyle mahrum kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi yolundaki Daire kararının bu kısmında hukuki isabet bulunmamakta olup Dairece işin esasına girilerek yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, davalı idarenin temyiz isteminin ise kabulüne, 2. Danıştay İkinci Dairesinin temyize konu 24/05/2023 tarih ve E:2021/980, K:2023/2915 sayılı kararının, karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmı ile yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin kısmının ONANMASINA, 3. Daire kararının, bireysel işlemin iptaline ilişkin kısmı ile bu işlem nedeniyle davacının mahrum kaldığı parasal haklarının faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesine ilişkin kısmının BOZULMASINA, 4. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Danıştay İkinci Dairesine gönderilmesine, 5. 06/03/2025 tarihinde kesin olarak, karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmın onanması bakımından oybirliği, diğer kısımlar bakımından oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden, Danıştay İkinci Dairesince verilen kararın bireysel işlemin iptali ile davacının bu işlem nedeniyle mahrum kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesine ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davalı İçişleri Bakanlığının temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın bu kısmının onanması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz. KARŞI OY XX- Temyize konu Daire kararının yargılama giderleri ile vekalet ücretine ilişkin kısmı yönünden davacının temyiz istemi incelendiğinde; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kararlarda bulunacak hususlar" başlıklı 24. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde, kararlarda, yargılama giderleri ve hangi tarafa yükletildiğinin belirtileceği hüküm altına alınmış; aynı Kanun'un 31. maddesinin yargılama giderleri konusunda yollamada bulunduğu 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yerine yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinde; vekâlet ücretine yargılama giderleri arasında yer verilmiş ve 326. maddesinde; Kanun'da yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkemenin, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştıracağı belirtildikten sonra, 331. maddesinde; davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkimin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmedeceği düzenlemesine yer verilmiş; böylece, kural olarak, yargılama giderlerinin davada haksız çıkan tarafa yükletilmesi esası benimsenmiştir. Hukukumuzda, iptal davası açıldıktan sonra, yargılama faaliyeti devam ederken, idarece işlemin, yürürlükten kaldırılması, hukuk aleminde geçerliliğinin kalmaması ve artık işin esasının incelenmesinde yarar görülmeyen hallerde davanın konusuz kaldığından söz edilmektedir. Bu noktada, 6100 sayılı Kanun'un yukarıda metnine yer verilen 331. maddesine bakıldığında, davanın konusuz kalması halinde, hakime, davanın açıldığı zamandaki haklılık durumunu değerlendirerek yargılama giderlerine hükmetme konusunda takdir hakkı tanındığı görülmektedir. Temyizen bakılan uyuşmazlıkta Dairece, dava konusu Tüzük hükmünün, dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesinin akabinde, anılan maddenin 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 37. maddesiyle yürürlükten kaldırıldığı ve 7068 sayılı Kanun ile de Emniyet Genel Müdürlüğü personeline ilişkin disiplinsizlik halleri ve cezaları, disiplin amirleri ve kurulları, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususların düzenlendiği görüldüğünden, halihazırda uygulama kabiliyeti kalmadığı; dolayısıyla bu düzenleme yönünden davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmekle birlikte, bu hususun, idarenin doğrudan haksız çıkan taraf olduğu ve yargılama giderlerinden sorumlu olacağı sonucunu doğurmayacağı; zira, söz konusu düzenlemeye yönelik olarak açılan başka bir davada Danıştay Beşinci Dairesince verilen 19/11/2020 tarih ve E:2016/18964, K:2020/5282 sayılı "davanın reddi" yolundaki kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/04/2022 tarih ve E:2021/3494, K:2022/1645 sayılı kararıyla onandığı, sonuç olarak, başka bir davada verilen ve kesinleşen yargı kararıyla hukuka uygun olduğu kabul edilen Tüzük hükmü yönünden davalı idarelerin, davada haksız çıkan taraf olarak kabul edilemeyeceği ve bu sebeple yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerektiği sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle, bu kısım yönünden yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakıldığı ve davalı idareler lehine vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmaktadır. Düzenlemenin uygulama kabiliyetinin kalmaması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilen davalarda, "başka bir davada" aynı düzenleme yönünden esasa girilerek verilen ve kesinleşen bir ret kararı bulunduğundan ve bu nedenle artık idarenin haksız çıkan taraf olarak kabul edilemeyeceğinden bahisle davacının yargılama giderlerinden sorumlu tutulup tutulamayacağı hususunda değerlendirilmesi gereken temel nokta, ret kararlarının kesin hüküm niteliğidir. Gerek kabul şartları, gerekse esastan ret kararlarının meydana getirdiği kesin hüküm nisbi kuvvettedir. Kararların etkisi sadece taraflara yöneliktir. (Çağlayan, "İdari Yargıda Kesin Hüküm", A.Ü Erzincan Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt:III, Sayı 1, s.138) Üçüncü kişiler aynı işlem aynı sebep yönünden yeni bir dava açabilirler. (Gözübüyük, Yönetsel Yargı, s. 214) Çünkü bu redde dair kararlarda, reddin sebebi davacının ileri sürdüğü delillerin ve gerekçelerin yeterli olmamasıdır. (Telli, "İdari Yargıda Kesin Hüküm", İdare Hukuku ve İdari Yargı ile ilgili incelemeler III. Ankara 1980, s. 103.) Bu itibarla, aynı düzenleme yönünden davanın reddi yönünde verilen yargı kararının, iptal kararları gibi kesin hüküm etkisinin mutlak olmadığı zira, farklı iddialarla açılacak başka bir davada daha evvel hukuka uygun görülen aynı düzenleme bakımından iptal yönünde bir karar verilmesinin önünde bir engel bulunmadığı dikkate alındığında, uygulama kabiliyeti kalmayan dava konusu düzenleme yönünden işbu dosyada hukuka uygunluk değerlendirmesi yapılmadan, başka dosyada davanın reddi yolunda verilen karara atıfla davacının haksız çıktığı kabul edilerek bu dosyanın yargılama giderlerinden sorumlu olacağından söz edilemez. Bu durumda, davanın, dava konusu düzenleme yönünden karar verilmesine yer olmadığı, bireysel işlemin iptali ve parasal haklarının davacıya ödenmesi kararıyla sonuçlandığı ve dava konusu Tüzük hükmü yönünden davalı idarenin davanın açılmasına sebebiyet verdiği görüldüğünden, bu kısım yönünden davacı aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kısmen kabulüyle, Daire kararının dava konusu Tüzük maddesi yönünden karar verilmesine yer olmadığı kısmına bağlı olarak davacı aleyhine yargılama giderleri ile vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, karara bu kısım yönünden katılmıyoruz.