Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2022/11230 E. , 2024/9884 K. T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2022/11230 Karar No : 2024/9884 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Akademisi Başkanlığı / … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... Dönem İdari Yargı Hakim Adayı olarak görev yapan davacı taraf…
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2022/11230 E. , 2024/9884 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2022/11230 Karar No : 2024/9884 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Akademisi Başkanlığı / … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... Dönem İdari Yargı Hakim Adayı olarak görev yapan davacı tarafından, Türkiye Adalet Akademisi tarafından 05/03/2020 tarihinde meslek öncesi eğitim sonunda yapılan sözlü sınavda başarısız sayılmasına ilişkin işlemin iptaline karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; davacının ... Dönem İdari Yargı Hakim Adayı olarak görev yapmaktayken meslek öncesi eğitim sonunda Türkiye Adalet Akademisi tarafından gerçekleştirilen yazılı sınavdan 91 puan ve sözlü sınavdan ise 28 puan alarak 70 puan ortalamasının altında kaldığından başarısız olduğu ve bu durumun sınav komisyonunca imzalı tutanağa bağlandığı, eğitim sonunda adayların yazılı ve sözlü sınava tabi tutulmasının 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 10. maddesinde belirtilen hükümler gereği olduğu, Türkiye Adalet Akademisi Kanununun Geçici 14. maddesinde bu Kanunla değiştirilen 28 inci madde hükümlerinin bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla henüz mesleğe kabulü yapılmayan hâkim ve savcı adayları hakkında da uygulanacağının düzenlendiği, davacının her ne kadar sözlü sınava tabi tutulmaması yönünde iddiası var ise de, davacının henüz hakim statüsüne sahip olmadığı ve aday statüsünde olduğu, adaylık süreci devam ederken mevzuatta yapılan değişiklikle sözlü sınavın getirildiği, dolayısıyla adaylık statüsü içinde yapılan değişikliğin uygulanmasının tabii olduğu, yukarıda aktarılan mevzuatta görüleceği üzere eğitim sonunda başarılı sayılmak için, yazılı sınav puanının yüzde altmışı ile sözlü sınav puanının yüzde kırkının toplamının en az yetmiş puan olmasının şart olduğu, sözlü sınavın mevzuata uygun olarak gerçekleştirildiği, davacının ortalamasının ise mevzuatta belirtilen 70 puanın altında kaldığı anlaşıldığından davacının başarısız sayılmasına dair işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve kararın kaldırılmasını gerektirecek bir neden bulunmadığı belirtilerek, istinaf başvurusunun mevzuat kısmının düzeltilmesi suretiyle reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : 30/05/2014 tarihinde ... Dönem İdari Yargı Hakim Adayı olarak meslek öncesi eğitimine başladığı, staj süresini tamamlamasından sonra 08/07/2015 tarihinde yapılan eğitim sonu yazılı sınavında 91 puan alarak başarılı olduğu ve mesleğe kabule hak kazandığı, kendisinin de içinde bulunduğu 53 aday hariç mesleğe kabul işlemlerinin gerçekleştirildiği, hakkında yürütülen savcılık soruşturmasının takipsizlikle sonuçlanmasının ardından 05/03/2020 tarihinde yapılan sözlü sınava çağrıldığı, sözlü sınavda ise tarafına 28 puan verilerek başarısız sayıldığı, sözlü sınavda sorulan tüm sorulara doğru cevap verdiği ve aranan kriterleri yerine getirdiği halde tarafına 28 puan verilmesinin hayatın olağan akışına, hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı, sözlü sınavda bu denli düşük bir puan almasının mümkün bulunmadığı, davalı idare tarafından yapılan sözlü sınavın usuli kurallara uyulmaksızın Danıştay'ın yerleşik içtihatlarına aykırı olarak gerçekleştirildiği ileri sürülmüştür. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek, davacının temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeyerek ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca davacının adli yardım talebi kabul edilerek işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: ... Dönem İdari Yargı Hâkim Adayı olarak görev yapan davacı, Türkiye Adalet Akademisi tarafından 05/03/2020 tarihinde gerçekleştirilen eğitim sonu sözlü sınavına katılmış ve başarısız sayılmıştır. Bunun üzerine davacı tarafından, sözlü sınavdan başarısız sayılmasına ilişkin işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan "Adaylık süresi ve eğitim" başlıklı 10. maddesinde, “Adaylık süresi iki yıldır. Avukatlık mesleğinden adaylığa alınanlar için bu süre bir yıldır. Adaylık, eğitim ve staj olmak üzere iki dönemden oluşur. Eğitim, Türkiye Adalet Akademisince yaptırılır. Adaylık süresinin sonunda adaylar, yazılı ve sözlü sınava tabi tutulur. Bu sınavlar yüz tam puan üzerinden değerlendirilir. Yazılı sınavdan en az yetmiş puan alanlar sözlü sınava alınır. Yazılı sınavda başarı gösteremeyenlere iki ay içinde bir sınav hakkı daha tanınır. Yazılı sınav; adaylara ders verenler arasından Türkiye Adalet Akademisi Başkanınca seçilen başkan ile dört asıl ve iki yedek üyeden oluşan yazılı sınav kurulu tarafından yapılır. Sözlü sınav; Türkiye Adalet Akademisi Başkanının başkanlığında, Teftiş Kurulu Başkanı ve Personel Genel Müdürü ile adaylara ders verenler arasından ilgili bakan yardımcısınca seçilen iki asıl ve bir yedek üyeden oluşan sözlü sınav kurulu tarafından yapılır. Eğitim sonunda başarılı sayılmak için, yazılı sınav puanının yüzde altmışı ile sözlü sınav puanının yüzde kırkının toplamının en az yetmiş olması şarttır. Sınavlarda başarılı olamayanlar, talepleri hâlinde Bakanlıkça merkez veya taşra teşkilatında genel idare hizmetleri sınıfında bir kadroya atanabilir, aksi hâlde bunların adaylığına Bakanlıkça son verilir. ... Adaylık dönemleri, adayların hâkimliğe veya Cumhuriyet savcılığına atanacak şekilde ayrılması ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer hususlar Hâkimler ve Savcılar Kurulunun görüşü; stajın Yargıtay ve Danıştayda yapılma şekline ilişkin hususlar ise Yargıtay ve Danıştayın görüşleri alınmak suretiyle Adalet Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle; eğitimin uygulama esasları ile yazılı ve sözlü sınava ilişkin hususlar Türkiye Adalet Akademisince çıkarılacak yönetmelikle; stajın il valiliklerinde yapılma şekli ile hangi illerde yapılacağı Adalet, İçişleri, Hazine ve Maliye bakanlıklarınca birlikte hazırlanacak yönetmelikle düzenlenir.” kuralı bulunmaktadır. Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Türkiye Adalet Akademisi Meslek Öncesi Eğitiminin Uygulama Esasları ile Yazılı ve Sözlü Sınavlara Dair Yönetmelik'in "Sözlü sınavın değerlendirilmesi" başlıklı 43. maddesinde, "(1) Sözlü sınav; a) Eğitim konularına ilişkin mevzuat, içtihat ve uygulama bilgisi otuz (30), b) Mesleki yeterlilik, hukuki meseleleri kavrama, çözme ve ifade etme yeteneği otuz (30), c) Özgüven, temsil kabiliyeti ve davranışların mesleğe uygunluğu otuz (30), ç) Eğitim programlarına katılım ve kurallara uyma on (10), puan olmak üzere, yüz (100) tam puan üzerinden değerlendirilir. (2) Sözlü sınav puanı, Sözlü Sınav Kurulu üyelerinin birinci fıkrada belirtilen hususları değerlendirerek yüz (100) üzerinden verdikleri puanların aritmetik ortalamasıdır. (3) Sözlü sınav sonuçları tutanakla tespit edilerek, Sözlü Sınav Kurulu tarafından imzalandıktan sonra Akademiye teslim edilir." düzenlemesi yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Anayasa'nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti'nin nitelikleri arasında sayılan hukuk devletinin en önemli unsurlarından birisi "hukuki güvenlik ilkesi"dir. Hukuki güvenlik ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde ve uygulamasında bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Hukuk devletinin asli unsurları arasında yer alan hukuki belirlilik veya güvenlik ilkesi ise, hukuki durumlarda belirli bir istikrarı temin etmekte ve kamunun mahkemelere güvenine katkıda bulunmaktadır. Bu açıdan bakıldığında birbiriyle uyuşmayan mahkeme kararlarının, yargı sistemine güveni azaltarak, yargısal bir belirsizliğe yol açabileceği açıktır. (bkz. AİHM, Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye [BD], B. No: 13279/05, 20/10/2011, § 57). Dairemizce bugüne kadar, hâkim ve savcı adayı olarak görev yapan ilgililer tarafından, Türkiye Adalet Akademisi Başkanlığınca gerçekleştirilen eğitim sonu sözlü sınavında başarısız sayılmasına ilişkin işlemlerin iptali istemiyle açılan davalarda, sözlü sınavların mevzuata uygun şekilde gerçekleştirildiğinden bahisle davanın reddi yolunda verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurularının reddine ilişkin kararların usul ve hukuka uygun olduğu değerlendirilerek temyizen yapılan incelemeler neticesinde anılan kararların onanması yönünde kararlar verilmiştir. Bununla birlikte, kamu kurum ve kuruluşlarınca gerçekleştirilen sözlü sınavlarda başarısız sayılan ilgili adaylarca açılan benzer nitelikteki davalarda, Danıştay İdarî Dava Daireleri Kurulunun istikrar kazanmış kararları incelendiğinde, sözlü sınavda başarısız sayılma işleminin, diğer tüm idari işlemlerin yargısal denetiminde olduğu gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden yargısal denetiminin yapılmasının esas olduğu, bu haliyle, davacının girdiği sözlü sınav öncesinde, sınav komisyonunca sınavda sorulacak soruların önceden hazırlanması ve tutanağa bağlanması, her adaya sorulan soruların kayda geçirilmesi ve sorulan sorulara adayların verdiği yanıtlara hangi komisyon üyesince, hangi notun takdir edildiğinin tutanakta ayrı ayrı gösterilmesinin, böylece sözlü sınavın nesnel olarak yapılması ve yargısal denetimin tüm unsurlarıyla gerçekleştirilmesinin sağlanması gerektiğinin belirtildiği görülmekte olup, hukuk uygulamasında birliğin sağlanması amacıyla Danıştay İdarî Dava Daireleri Kurulunun bahse konu kararları dikkate alınarak içtihat değişikliğine gidilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Nitekim, yukarıda da belirtildiği üzere Danıştay İdarî Dava Daireleri Kurulunca bu yöndeki içtihadın uzun süredir uygulanageldiği, dolayısıyla müstekâr bir hâl aldığı anlaşılmıştır (bkz. Danıştay İdarî Dava Daireleri Kurulunun 18/11/2013 tarih ve E:2010/2194, K:2013/4094; 26/02/2015 tarih ve E:2013/3417, K:2015/359; 20/01/2021 tarih ve E:2019/2493, K:2021/69 ve 03/07/2019 tarih ve YD İtiraz No:2019/661 sayılı kararları). Öte yandan, bu içtihat değişikliğinin, hukuki güvenlik ve hukuki belirlilik ilkelerine aykırılık oluşturacağı ileri sürülebilirse de; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından verilen kararlarda; her hukuk sisteminde kanun hükümlerinin yargısal yoruma tabi tutulmasının kaçınılmaz olduğu, birçok kanunun kaçınılmaz olarak az veya çok belli bir derecede muğlaklık içerdiği, muğlaklığı barındıran bu kanunların yorumlanması ve uygulanmasının ise bir pratik sorun olduğu, bu çerçevede kanunların müphem yönlerini açıklığa kavuşturmak ve yorumda ortaya çıkan şüpheleri dağıtmanın mahkemelerin görevi olduğuna (OAO Neftyanaya Kompaniya Yukos/Rusya, B. No: 14902/04, 20/9/2011, § 568), diğer bazı kararlarında da, bireylerin makul güvenlerinin korunması ve hukuki güvenlik ilkesinin içtihadın değişmezliği şeklinde bir hak bahşetmediğine (Unédic/Fransa, B. No: 20153/04, 18/12/2008, § 74; Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye, § 58), mahkeme içtihatlarındaki değişimin yargı organlarının takdir yetkisi kapsamında olduğu ve böyle bir değişikliğin özü itibarıyla önceki çözümün tatminkâr bulunmaması anlamına geldiğine (S.S. Balıklıçeşme Beldesi Tarım Kalkınma Kooperatifi ve diğerleri/Türkiye, B. No: 3573/05...17293/05, 30/11/2010, § 28), ancak aynı hususta daha önce çıkan kararlardan farklı bir hüküm kurulması hâlinde mahkemelerce bu farklılaşmaya ilişkin makul bir açıklama getirilmesi gerektiğine işaret edildiği (Stoilkovska/Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti, B. No: 29784/07, 18/7/2013, § 49) gözetildiğinde, somut bir sebebe ve haklı bir gerekçeye dayanan bu içtihat değişikliğinin hukuki güvenlik ve hukuki belirlilik ilkelerine aykırılık teşkil etmeyeceği açıktır. Bunun yanında, Anayasa Mahkemesinin B. No: 2013/135, 21/1/2015 kararında da, "uygulamadaki birlikteliği sağlamaları beklenen yüksek mahkemelerin benzer davalarda tatmin edici bir gerekçe göstermeksizin farklı sonuçlara ulaşmalarının, hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırı olduğu" belirtilmiştir. Bu görüşten hareketle aynı yüksek mahkemede müstekar hale gelmiş karardan ayrılan kararlar verilmesinin haklı beklenti ile hukuki güvenlik ve hakkaniyet ilkelerine aykırılık oluşturduğu kabul edilebilecektir. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık ve davacının temyiz talebi incelendiğinde; Sözlü sınavda başarısız sayılma işleminin, diğer tüm idari işlemlerin yargısal denetiminde olduğu gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden yargısal denetiminin yapılması esastır. İdari işlemin yetki, şekil gibi salt usule ilişkin unsurları ile sınırlı olarak yapılacak bir yargısal denetim, hukuk devleti ilkesinin sağladığı güvenceyi temin etmeyecektir. Bu itibarla, davacının girdiği sözlü sınav öncesinde, sınav komisyonunca sınavda sorulacak soruların önceden hazırlanması ve tutanağa bağlanması, her adaya sorulan soruların kayda geçirilmesi ve sorulan sorulara adayların verdiği yanıtlara hangi komisyon üyesince, hangi notun takdir edildiğinin tutanakta ayrı ayrı gösterilmesi, böylece sözlü sınavın nesnel olarak yapılması ve yargısal denetimin tüm unsurlarıyla gerçekleştirilmesi sağlanmalıdır. Olayda, davacının, sözlü sınavda sorulan sorulara verdiği cevaplar çerçevesinde her bir komisyon üyesince ayrı ayrı değerlendirmeye tabi tutulduğu ve ilgili mevzuat hükümlerinde belirtilen kriterler yönünden ayrı ayrı puan verilmek suretiyle değerlendirme formlarının düzenlendiği, ancak sözlü sınavın yargısal denetiminin yapılmasını sağlayacak biçimde sınav komisyonunca sınavda sorulacak soruların önceden hazırlanarak tutanağa bağlanmadığı ve her adaya sorulan soruların kayda geçirilmediği anlaşıldığından, davacının sözlü sınavda başarısız sayılmasına ilişkin işlemde bu yönüyle hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Öte yandan, bu kararın, davacının sözlü sınavda başarılı olduğu yolunda doğrudan bir sonuç doğurmayacağı, işbu karar uyarınca yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınarak yeniden yapılacak sözlü sınav sonucunda ortaya çıkacak olan değerlendirme ve puana göre davacı hakkında işlem tesis edilmesine yönelik olduğu açıktır. Netice itibarıyla, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne; 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 11/06/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X) KARŞI OY: Yürürlükte olan 1982 Anayasasında Cumhuriyetin temel organları olarak yasama yürütme ve yargı organlarına yer verildiği yargı yetkisinin Türk milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağı temel toplumsal sözleşme hükmü olarak yazılı hale getirilmiştir. 140. maddesinde hakimlerin mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre görev ifa edecekleri düzenlenmiş, hukuk devleti ilkesinin teminatı olan yargı organı kamu güvenliği ve düzeni ile kişi hak ve özgürlüklerinin tarafsızlık ilkesi ve adalet ideali üzerine görev ve sorumluluk bilinci ile görev yapacak olan hakim ve savcıların varlığı temel felsefesi üzerine kurulmuştur. Hakimlik ve savcılık mesleğine kabul edilecek kişilerin a)mesleğe kabulü (adaylık) b)mesleki eğitime tabi tutulması (adaylık süreci) c)eğitim sonrası mesleğe başlama öncesi yazılı ve sözlü sınava tabi tutulması yasa ve yasanın dayanağı yönetmeliklerle kurala bağlanarak düzenlendiği görülmektedir. Bu sıralamada öncelikle mesleğe kabul şartları yazılı ve sözlü sınav ile başlamakta belirlenen süre ile eğitime tabi tutulmasını müteakip eğitimin amacının gerçekleşmesinin ölçülmesi için yazılı ve sözlü sınavın getirildiği görülmektedir. Hakim ve savcı adaylarının meslek öncesi eğitimlerine ilişkin (adaylık süreci) Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 10. maddesine dayanılarak hazırlanan (1.6.2004 resmi gazete) yönetmeliğin amacı: “Bu Yönetmeliğin amacı, adlî yargı hâkim ve savcı adaylığına, idarî ... adaylığına atananları, mesleğin ifası için gereken bilgi ve beceriye sahip, tarafsızlık duygusu ve meslek onuru ile adalet anlayışı gelişmiş, kültürel birikimi olan, mesleğin yazılı olan veya olmayan etik ilkelerine bağlı, araştırma ve inceleme yeteneğini kazanmış, temel hukuk ilkelerini kavramış, hukukî uyuşmazlıkları yorumlayıp çözüm üretebilen kişiler olarak hâkim ve savcılığa hazırlamaktır.” olarak belirlenmiştir. Yönetmelik ile belirlenen eğitimin amacı ile sözlü sınav ile sınav komisyon üyeleri tarafından değerlendirilecek hususların genel olarak bu amaç doğrultusunda yönetmeliğin 38. maddesinde düzenlenen sözlü sınavın amacı ile uyumlu soyut, etik hukuk idealini gerçekleştirmeye matuf birebir görüşme ile değerlendirilmeye müsait kavramlar olduğu görülmekte olup sınavın değerlendirme kriterleri ve hukuki denetimi bu amaçtan ayrı olarak değerlendirilemeyecektir. Sınav kapsamının bilgi ve belgeye dayalı olan ç) bendi bu değerlendirme dışında tutulabilir ve somut belge üzerinden değerlendirilebilir. Kanunun verdiği yetki sınırları içinde verilen eğitimin amacının gerçekleşip gerçekleşmediğinin ölçümü yazılı ve sözlü sınav olarak düzenlenmiş ve her iki sınavda alınan notların (yazılı yüzde 60 sözlü yüzde 40) belli oranları kabul görmüş olup tek sınavın ölçüt alınmadığı görülmektedir. Adaylık süresi içinde verilen eğitimin hedefleri bu amacın gerçekleştirilmesine yönelik olarak belirtilmiş süreç içinde adayların sorumlulukları ve denetim ve gözetime tabii tutuldukları kurumlar ayrıca belirtilmiş bu süreç içinde adaylığın sona erdirilmesi gibi müeyyide düzenlendiği görülmüktedir. Adaylık eğitimi sonunda; Türkiye adalet akademisi meslek öncesi eğitimin ve uygulama esasları ile yazılı ve sözlü sınavlarına dair yönetmeliğin 19. maddesi “sınavlara ilişkin genel esaslar” başlıklı olup, aynen; MADDE 19 – (1) Adaylar, adaylık süresi sonunda Akademi tarafından yazılı ve sözlü sınava tabi tutulurlar. (2) Sınavların amacı, adayların hazırlık ve son dönem eğitimlerinde aldıkları ders konuları ile mevzuat ve içtihat bilgilerini, mesleki yeterliliklerini, hukuki meseleleri kavrama, çözme ve ifade etme yeteneklerini ölçmek ve değerlendirmektir. Bu amaç doğrultusunda yapılan yazılı ve sözlü sınav sonucu adayın yazılı notunun yüzde 60 sözlü sınav notunun ise yüzde 40 oranının toplamının en az 70 puan alması halinde başarılı olarak kabulü gerektiği bu kapsamda sözlü sınavın belirtilen dört durumun puanlanması ile ölçülmesine yer verilmiştir. Buna göre: Sözlü sınavın kapsamı MADDE 38 – (1) Sözlü sınavda adayların; a) Eğitim konularına ilişkin mevzuat, içtihat ve uygulama bilgileri,(30) b) Mesleki yeterlilikleri, hukuki meseleleri kavrama, çözme ve ifade etme yetenekleri,(30) c) Özgüvenleri, temsil kabiliyetleri ve davranışlarının mesleğe uygun olup olmadıkları,(30) ç) Akademi tarafından belirlenen kurallara uyup uymadığı ve eğitim programlarına katılım sağlayıp sağlamadığı(10) olarak belirtilmiştir. Sözlü sınav ilgilinin bilgiyi nasıl işlediğinin, muhakeme kabiliyetini, üslubunu tavır ve tarzını değerlendirmede araç olmakla bilginin doğruluğundan ziyade cevap verme kabiliyeti usul ve üslubunun komisyon üyelerince değerlendirilmesidir. Bu bağlamda Yargı yerlerince yapılacak hukuki denetimin yargılama yetkisi ile belirlenmiş yasal sınırların aşılması halinde kriterler kişisel değerlendirme içermekte olduğundan komisyon üyelerinin değerlendirmesinin değerlendirilmesi gibi bir sonuçla yerindelik denetimine dönüşmüş olacaktır. Sözlü sınav kurulunun belirtilen sınav kapsamında, soru vasıtasıyla adayın kendini ifade etmesi, özgüveni, dış görüşü, mantık kurgusu, akıl yürütmesi gibi özelliklerinin değerlendirmesi esas alınmakla birebir görüşme ile değerlendirmenin komisyon üyelerinin takdir ve değerlendirilmesine bırakılmıştır. Somut olayda komisyon üyelerinin değerlendirme puanları arasında büyük farklılıklar arz etmediği veya kayırma, garez gibi kamu yararı dışında bir değerlendirme yapıldığına dair işlemin ”maksat unsuru”nu sakatlayan bir iddia ve delil bulunmaması halinde işlemin diğer unsurlarında (yetki şekil konu sebep) sakatlık yoksa hukuka aykırılık bulunmayacaktır. Aksi düşünce sözlü sınavın maksadının aşılarak yazılı sınav gibi değerlendirilmeye dönüşmüş olacaktır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanunu'nun 2.maddesinin 2.fıkrası idari yargı yetkisinin sınırlarını belirlemiş olup emredici düzenleme içermektedir. İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler. Çoğunluğun iptal sebebi olarak belirttiği sınav öncesi soruların belirli olması, adayların verdiği cevapların kayda alınması üyelerin notlarının kayıt altına alınması durumunda üyelerin takdir hakları ve sorular vasıtası ile edindikleri gözlemlerinin yargı yerince denetimi yerindelik denetimi yani komisyon üyeleri yerine takdir etme sonucunu doğuracağından gerçekçi ve hukuka uygun bulunmamaktadır. Yönetmelik ile veya başka bir işlemle düzenlenmesi amaç doğrultusunda özellikle düzenlenmeyen bir hususta idarenin yerine işlem tesis etme sonucunu doğurması kaçınılmazdır. Bu bağlamda, komisyon değerlendirmeleri öznel nitelikte olup kamu yararı dışında kullanıldığı yönünde bir iddia olmadığı ve komisyon üyeleri tarafndan yapılan değerlendirmeler arasında açık fark bulunmadığı görülmekle, sözlü sınavda başarısız sayılma işleminin iptali talebinin reddi gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyorum.