(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2010/13100 E. , 2010/14259 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 07.02.1996 gününde verilen dilekçe ile kadastro tespitine itiraz istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 07.10.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelener
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2010/13100 E. , 2010/14259 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 07.02.1996 gününde verilen dilekçe ile kadastro tespitine itiraz istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 07.10.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı köy, yararlanma hakkı davalı köye bırakılan 101 ada 147 parsel sayılı taşınmazın “Gökkayadan başlayıp Kırkpınar gediğinin batısında sona eren Akdağ sırtının doğusunda kalan yaylada kadim kullanma hakkı olduğunu, bu kısmın yararlanma hakkını kendilerine bırakılmasını, olmadığı takdirde müşterek yayla olarak kullanımına” karar verilmesini istemiştir. Davalı köy, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, 101 ada 147 parsel sayılı yaylanın davacı köyün kadim kullanımında olduğu saptandığından bahisle, dava kabul edilmiştir. Hükmü, davalı köy temyiz etmiştir. 4342 Sayılı Mera Kanununun 3.maddesinde yapılan tanımlamaya göre yaylak; çiftçilerin hayvanları ile birlikte yaz mevsimini geçirmeleri, hayvanlarını otlatmaları ve otundan yararlanmaları için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yerlerdir. Yaylakların kullanım hakkı bir veya birden çok köy veya belediyeye bırakılabilir. 31.05.1965 tarihli ve 4/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile “...tek başına bir köye ait bulunan mera, yaylak ve kışlakların tümünün veya bir parçasının bir başka köy sınırı içine alınmış olması halinde, sınır değişikliğinin ikinci köye bir yararlanma hakkı sağlamayacağı ve ilk köyün eskiden olduğu gibi bu yerlerden tek başına yararlanacağı” öngörülmüş olup, bu karar 4342 sayılı Mera Kanununun 29. maddesi ile de yasa hükmü haline gelmiştir. Böylece, bir köy ya da belediye sınırları içinde kalan mera, yaylak ve kışlaklar üzerinde bir başka köy veya belediyenin de intifa hakkı olabileceği kabul edilmiş, idari sınırların aidiyetin belirlenmesinde önemi olmadığı vurgulanmıştır. İdari sınırlar sadece yetkili mahkemenin saptanmasında önem arz eder. Mera, yaylak ve kışlak davalarında, tahsise ya da kadim kullanma hakkına dayanılabilir. Tahsise dayanıldığında, dayanak belgelerin, ayrıca karşı tarafın savunmasında ileri sürdükleri kayıtların tüm geldileri ile birlikte merciinden getirtilmesi, kadimlik iddiası varsa bu hususun araştırılması, gerektiğinde köyün kuruluş tarihinin İçişleri Bakanlığından sorulması ve köyün kadim ya da muhdes olup olmadığının saptanması gerekir. Keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıkların çekişmeli mera veya yayla ile herhangi bir yararlanma ilişkisi bulunmayan, yansız anlatımda bulunabilecek, yöreyi iyi bilen ve çevre köy ya da kasabalarda yaşayan yaşlı kişilerden seçilmesi gerekir. Mahkemece yapılacak keşifte; tahsise dayanılıyorsa tahsis kayıtlarının yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığı ile uygulanması, dava konusu yeri kapsayıp kapsamadığının belirlenmesi, taşınmazın mera olmadığı iddiasının bulunması halinde varsa çevre taşınmazlara ait kayıtlar da uygulanarak dava konusu yeri ne şekilde okuduğunun çevre taşınmazlarla toprak yapısı kıyaslanarak uzman bilirkişiler aracılığı ile uyuşmazlığa konu yerin ve niteliğinin saptanması gerekir. Kadimlik iddiasında ise, yerel bilirkişi ve tanıklara taşınmazın kim tarafından ve ne şekilde kullanıldığı ve sınırları sorularak sonuca gidilmelidir. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; Mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın yeterli olmadığı görülmektedir. Şöyle ki; davalı köy, dosyaya sunduğu 13.12.1996 tarihli delil listesinde civar köyden tanıklarının isimlerini bildirmiş, ancak bu tanıklar dinlenmemiştir. Diğer taraftan, düzenlenen krokide 101 ada 147 sayılı parsel içerisindeki bir kısım bölümde davalı köye ait olduğu bildirilen mezarlık ve su kaynağı gibi yerler işaretlendiği halde, bunların hangi sebeple davacı köye ait kabul edildiği karar yerinde gösterilmemiş, tanıklardan da bunun nedeni sorulmamıştır. Bunların dışında davacı köy, 101 ada 147 sayılı parselde bir kısım yer için dava açmıştır. Mahkemece, orta yerde kısmi dava varken talep dışına çıkılarak 147 sayılı parselin tamamında davacı köy yararına kullanma hakkının varlığının kabul edilmesi HUMK’nun 74.maddesinde hükme bağlanan taleple bağlılık kuralına uygun düşmez. Karar, açıklanan nedenlerle bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 17.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.