Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin de azınlık hissesine sahip olduğu davalı şirketin 25.08.2006 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında katılanlara ilişkin hazurun cetvelinin gerçeği yansıtmadığını, zira bu cetvelde şirket ortağı gösterilen ... A.Ş. ile ..., ... ve ...'a ait hisselerin ... ndan devralınmasına ilişkin karar ve işlemlerin iptali istemi ile ....İdare Mahkemesinde, hisse devrine onay veren ... kararına karşı ise... İdare Mahkemesinde iptal davası açtıkla
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin babası ...'nın davalı şirkette pay sahibi olduğunu ve babasının 03.11.1999 tarihinden ölümünden sonra 2000 yılından itibaren müvekkilinin şirkette paydaş olarak yer aldığını, babasının ölümünden sonra ilkokul mezunu olan müvekkilinin cahilliğinden faydalanarak, notere götürmek suretiyle veya doğrudan okumasına müsaade edilmeden bir takım belgeler imzalatıldığını, müvekkilinin hangi belgeleri imzaladığını ve belgelerin içeriğini dahi bilmediğini, şirketin 2010/2011 yılı olağan genel kurul toplantısının 26.11.2012 tarihinde yaptığını ve toplantı tarihinin müvekkiline bildirmemesi nedeniyle müvekkilinin toplantıya katılamadığını, buna rağmen müvekkilinin yokluğunda imzasının sahte olarak atılarak toplantıya katılmış gibi işlem yapıldığını, genel kurulda kar dağıtımına ilişkin bir karar alınmadığını, 16.09.2010 tarihinde yapılan 2009 yılı genel kurul toplantısından, 16.01.2009 tarihinde yapılan 2007/2008 yılları genel kurul toplantısından, 21.01.2008 tarihinde yapılan 2006 yılı olağan genel kurul toplantısından, 15.12.2006 tarihinde yapılan 2005 yılı olağan genel kurul toplantısından, 12.04.2005 tarihinde yapılan 2004 yılı olağan genel kurul toplantısından, 22.03.2004 tarihinde yapılan 2003 yılı olağan genel kurul toplantısından usulüne uygun şekilde haberdar edilmemesi nedeniyle müvekkilinin genel kurul toplantılarına katılamadığını, ancak müvekkilinin yokluğunda sahte olarak imzası atılarak genel kurul toplantısına katılmış gibi gösterildiğini, genel kurul kararlarında kar payı dağıtılmadığını ve müvekkilinin kar payı almadığını, 2003 yılı olağan genel kurulda 50.000 TL olan şirket sermayesinin 250.000,00 TL'ye çıkartıldığını, 15.12.2003 tarihinde yapılan 2002 yılı olağan genel kurul toplantısı için de aynı şekilde işlem yapılarak şirket karının yedek akçeye eklenmesine ve 5.000 TL olan şirket sermayesinin 50.000TL'ye çıkartılmasına karar verildiğini, 19.09.2002 tarihinde yapılan 2002 yılı genel kurulu ve 25.12.2001 tarihinde yapılan 20000 yılı genel kurulan müvekkilinin çağrılmamasına rağmen toplantıya katılmış gibi imzasının atıldığını ve genel kurulda şirket karının yedek akçeye eklendiğini, anonim şirketin ortaklarının TTK'nın hükümlerine göre usulüne uygun şekilde toplantıya çağrılması gerektiğini, o tarihte yürürlükte olan TTK'nın 368. maddesi (yeni TTK 414) gereğince müvekkilinin çağrılmadığı halde katılmış gibi gösterildiği genel kurul kararlarının mutlak butlanla hükümsüz olduğunu, müvekkilinin genel kurul toplantılarına çağrılmadığı halde yokluğunda sahte şekilde imzasının atılarak genel kurul toplantısı yapıldığını, müvekkilinin babasının ölümünden sonra 2000-2012 yılları arasında müvekkilinin, davalı şirketten kar payı almadığını ileri sürerek, anılan genel kurul kararlarının batıl olması nedeniyle iptaline, 20000 ila 2012 yılları için şimdilik 1.000,00 TL kar payının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; genel kurul toplantılarında alınan kararların iptali davası açılabilmesi için, pay sahibinin genel kurula katılarak, karara karşı oy vermesi, bu durumu ve muhalefet şerhini toplantı tutanağına yazdırmış olması gerektiğini, ancak alınan kararlara katılmayan davacının karşı oy ve muhalefet şerhinin bulunmaması ve iptal davasının yasal süresinde açmaması nedeniyle esasa girilmeden davanın reddi gerektiğini, şirketin 1998 yılında aile şirketi olarak kurulduğunu ve davacının amcası ...'nın tüm ortakların ittifakı ile yönetim kurulu başkanı seçildiğini, davacının murisinin yönetimde yer almadığını, müvekkili şirketin ve yönetim kurulunun yakın akrabalardan oluşması nedeniyle hiçbir hissedarın hakkına halel getirmeyecek şekilde idare edildiğini, şirketin kuruluşundan itibaren davacının da paydaş olduğu dönem dahil olmak üzere hissedarlarına ve şirkete zarar verecek hiçbir işlem gerçekleştirilmediğini, tüm hissedarların ve aile bireylerinin yapılan işlerden haberi olduğunu, şirketin şu ana kadar kar payı dağıtımına ilişkin karar almadığını, kar payı dağılmamasında ana sözleşmeye aykırı bir durum bulunmadığını, ana sözleşmede kar payı dağıtılacağına ilişkin hüküm bulunsa bile genel kurulun kar payı dağıtılmamasına veya karın şirket menfaatleri için yedek akçe olarak ayrılmasına karar verebileceğini, genel kurulun aldığı bu haklı kararlarda hukuka aykırılık bulunmadığından davacının aksi yöndeki iddialarının dinlenmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin sadece 2001 ve 2002 yıllarında faaliyeti ile ilgili kar ettiğini ve bu karın yedek akçeye ayrıldığını, şirketin kuruluşundan itibaren yaptığı genel kurul toplantılarında alınan kararların iptalinin talep edilmesinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, noter belgelerinden de görüleceği üzere davacının çok kısa zaman aralıkları ile çok farklı imzaları kullandığını, sabit bir imzasının bulunmadığını ve zaman zaman kendisini vekille temsil ettirdiğini, davacının iddiasının dürüstlük ilkesine aykırı olduğunu, bir yandan genel kurulların iptalinin istenilmesine rağmen diğer yandan kar payı talep edilmesinin çelişkili olduğunu, genel kurul kararlarının iptalinin istenilmesi nedeniyle kar payına ilişkin talebin dinlenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.