3. Hukuk Dairesi 2015/13162 E. , 2015/19724 K. MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasındaki tedbir nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı dava dilekçesi ile davalı ile gayri resmi birliktelik yaşadığını, …
**3. Hukuk Dairesi 2015/13162 E. , 2015/19724 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasındaki tedbir nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı dava dilekçesi ile davalı ile gayri resmi birliktelik yaşadığını, 1997 doğumlu Zeynep adında çocuklarının olduğunu, davalının başka bir kadınla evlendiğini, müşterek çocukları ....'i üzerine kayıt yaptırmadığını, müşterek çocuk için maddi ve manevi yardımda bulunmadığını belirterek müşterek çocuk için davalının aylık 1000.00 TL nafaka ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde; müşterek çocuğun bütün ihtiyaçlarını karşıladığını, müşterek çocuk için en fazla 200 TL ödeyebileceğini, bu nedenle davacının fazlaya ilişkin isteminin reddini istemiştir. Mahkemece; davalının müşterek çocuğun giderlerine katılma yükümlülüğünün bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile aylık 300 TL iştirak nafakasının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir. Mahkemenin, taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatlarına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa davanın esası hakkında bir karar verilemez; dava, sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir. Taraf sıfatı, usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan; taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için defi değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir itiraz niteliğindedir. Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu subjektif hakka ilişkindir (Kuru, Baki-Arslan, Ramazan-Yılmaz, Ejder: Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayınları, Ankara 1995, 7. baskı, s. 231). Taraf ehliyeti (sıfatı ) dava şartlarındandır.(6100 Sy HMK 'nun 114/1-d Md.)Mahkemece dava şartlarının mevcudiyeti davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır.Taraflar her zaman dava şartı noksanlığını ileri sürebilirler.Dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için mahkemece kesin süre verilir.Noksanlık giderilmediğinde dava şartı yokluğu sebebiyle açılan dava usulden reddedilir. Buna göre, evlilik dışı doğan çocuk yönünden babanın nafakayla yükümlü tutulabilmesi için, çocukla babası arasında soybağının kurulmuş olması zorunludur. T.M.K. 333.maddesinde; "Babalık davası ile birlikte nafaka istenir ve hakim, babalık olasılığını kuvvetli bulursa, hükümden önce çocuğun ihtiyaçları için uygun bir nafakaya karar verebilir." hükmü yer almaktadır. Eldeki dava babalık davası değildir. Babalık davası ile birlikte nafaka istenmemiştir. Çocuk ile anne arasındaki soybağı doğumla kurulur. Baba ile soybağı ise, tanıma, anne ile evlilik ve hakim hükmüyle kurulur. Soybağı ayrıca evlat edinme yolu ile de kurulur (TMK. M.282). Dosyaya alınan nüfus kaydında, küçük Zeynep'in anne soyadı ile annenin nüfus kaydına tescilinin yapıldığı, (babası olduğu iddia olunan ) davalı ile bu çocuk arasında, kanunda gösterilen usullerden biriyle bir soy bağı tesis edilmediği görülmektedir. Bu durumda, soybağının hüküm ve sonucu olan bakım yükümlülüğü davalı için henüz gerçekleşmemiştir. Küçük Zeynep ile davalı arasında, kanunda gösterilen usullerden biriyle bir soy bağı tesis edilmediğinden, bu dava yönünden davalının açılan bu davada taraf sıfatı (ehliyeti ) mevcut değildir. Hal böyle olunca, HMK' nun 114/1-d maddesi uyarınca taraf sıfatının dava şartı olduğu ve HMK'nun 115.maddesine göre dava şartlarının mevcut olup olmadığının davanın her aşamasında re'sen gözetileceği belirtilerek , mahkemece kamu düzenini ilgilendirmesi bakımından ,çocuk ile davalı baba arasında soy bağı kurulmasına yönelik dava açılıp açılmadığı araştırılarak, açılmışsa sonucunun beklenmesi ile açılmamış ise davacıya bu yönde işlem yapmak ve dava açmak üzere 6100 sayılı HMK 'nun 115/2 md. uyarınca süre verilmesi ve varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. Bozma nedenine göre,davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, olup hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.