5. Hukuk Dairesi 2024/10078 E. , 2025/6357 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1088 Esas, 2024/1154 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 6. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/217 Esas, 2023/77 Karar Taraflar arasındaki taşınmazın tapu kaydının hatalı oluşmasından kaynaklanan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davada ya
**5. Hukuk Dairesi 2024/10078 E. , 2025/6357 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1088 Esas, 2024/1154 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 6. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/217 Esas, 2023/77 Karar Taraflar arasındaki taşınmazın tapu kaydının hatalı oluşmasından kaynaklanan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, Miktar veya her paydaş için değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihaî kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın her paydaş için değeri kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun'un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre; asıl ve birleştirilen davada ..., ..., ..., ... ve ... dışındaki davacılar yönünden hüküm altına alınan ve temyize konu edilen miktar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kalmaktadır. Bu nedenle, davalı idare vekilinin davacılar ..., ..., ..., ... ve ... dışındaki davacılar yönünden temyiz dilekçesinin reddine karar verildikten sonra, asıl ve birleştirilen davacılar vekili ile davalı idare vekilinin adı geçen davacılar yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili asıl ve birleştirilen davada dava dilekçelerinde özetle; müvekkillerin hissedar olduğu dava konusu Kocaeli ili, ..., ... Mahallesi 3412 ada 1 parsel sayılı taşınmazın İzmit Tapu Sicil Müdürlüğünün 19.04.2019 tarihli ve 2018/35736 yevmiyeli yazı ile kıyıya terk işlemi ile kapatıldığının bildirildiğini, aynı içerikle dava konusu 3412 ada 1 parsel sayılı taşınmazın diğer bir kısım hissedarları için açılan davada Kocaeli 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/186 Esas, 2020/317 Karar sayılı dosyasında yargılama yapıldığı ve terkin işlemi dikkate alınarak davanın Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığı yönünden husumet nedeniyle reddine, dahili davalı ... hakkında usulüne uygun dava bulunmadığından usulden reddine karar verildiğini, kararın Yargıtay 5. Hukuk Dairesi Başkanlığı tarafından 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesine göre Hazinenin sorumlu olduğu belirtilerek onandığı, bunun üzerine işbu davayı açtıklarını, dava konusu taşınmazın denizde kaldığından tapusu iptal edilmesi nedeniyle 4721 sayılı Kanun'nun 1007 inci maddesine dayanılarak uğradıkların zararın Hazineden tahsilini talep etmişlerdir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmazın İzmit'in en kıymetli mevkiinde yer aldığını, bilirkişi heyetinin dosyaya sunulan rapor ve emsallare göre çok düşük kıymet takdiri yaptığını, aynı yerde dosyaya sundukları rapora itiraz dilekçe ekindeki bilirkişi raporuna bakıldığında 2021 yılı itibarıyla 7.766,00 TL/m² rapor tanzim edildiğini, emsal raporlar ve yerin özel konumu dikkate alındığında eldeki dosya bilirkişi raporu ile biçilen değerin düşük olduğunu, kabulünün mümkün olmadığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, maddi hata yapılmak suretiyle talepten daha fazlasına hükmedildiğini, bu nedenle davacılar lehine daha fazla vekâlet ücreti takdir olunduğunu, davaya konu taşınmazın deniz içinde bir yer olduğunu, bu hususunun bilirkişi raporuyla da sabit olduğunu, normal şartlarda deniz içerisinde bulunan bir yere tapu verilmesinin imkansız olduğunu, dava konusu taşınmazda hatalı tutulan bir tapu sicili olmadığını, bu davada husumet Maliye Hazinesine değil Kocaeli Büyükşehir Belediyesine yöneltilmesi gerektiğini, şayet ortada karşılanması gereken bir zarar varsa, bu zararın sorumlusunun Belediye olduğunu, tapuda ... isimli bir hissedar olmadığını, dosya kapsamında alınan ilk bilirkişi raporunda (08.04.2022 tarihli) 8 inci sayfasında bu durumun tespit edildiğini, rapora itirazlarıyla birlikte aktif husumet itirazında bulunduklarını, aktif husumet itirazlarının reddi veya kabulüne yönelik bir ara karar alınmadan davaya devam edildiğini ve karar verildiğini, karara konu tazminatın zamanaşımına uğradığını, dava konusu taleplerinin yasal dayanağı olmadığını, taşınmazın gerçek değeri üzerinden bedel belirlenemeyeceğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile dava dilekçesinde talep edilen miktar için dava tarihinden; ıslah edilen miktar için ise ıslah tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekir iken İlk Derece Mahkemesince tazminatın tamamı için dava tarihlerinden ibaren faize hükmedildiğini, gerek asıl dava gerekse birleştirilen davanın "belirsiz alacak davası" olarak açılmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda değerlendirme tarihinin hatalı olduğunu, emsal taşınmazın doğru seçilmediğini, dava konusu taşınmazın arsa olmadığını, taşınmazın tapu kaydındaki şerhlerin bedel hesaplanmasında dikkate alınmadığını, taşınmaz için belirlenen bedelin kabul edilemez oranda fahiş olduğunu bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, hükme esas alınamayacağını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 4721 sayılı Kanun'un 1007inci maddesi “tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur” hükmünü içerdiği, tapu işlemleri kadastro tespiti işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğundan tapu kütüğünün oluşumu aşamalarında kadastro işlemleri ile tapu işlemlerinin bir bütün oluşturduğu ve dava konusu taşınmazın özel mülkiyete konu edilmesinden sonra kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı ve mülkiyet hakkının kullanılamaz hale geldiği anlaşıldığında tapu sicilini tutmakla görevli Devletin tazminat sorumluluğunun doğduğunun ve davanın 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığının kabulü ile arsa vasfında kabulü ile emsal kıyaslaması yapılarak değerinin tespit edilerek belirlenen tazminat bedeline dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi ayrıca mahkemece davacı taraf yararına nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi ve yargılama giderlerinin davalı idareye yüklenmesi de hukuka uygun olduğu İlk Derece Mahkemesinin kararı hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk yönünden incelenmiş olup, kararda esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir. 2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dosya içindeki bilgi ve belgelerden; dava konusu taşınmazın geldisi olan 481 ada 1 parsel sayılı taşınmazın İzmit Belediye Başkanlığı adına tespit gördüğü, 1960 yılında açılan tespite itiraz davası sonucunda 481 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 292.151,00 m² lik kısmına ilişkin tespitin iptali ile bu bölümün kıyı kenar niteliği ile tescil harici bırakılmasına,55.903,00 m² lik kısmının tespit gibi İzmit Belediye Başkanlığı adına tesciline dair verilen kararın 29.04.2014 tarihinde kesinleştiği, kadastro tespitine itiraz davası devam ederken 1995 yılında 481 ada 1 parsel sayılı taşınmazın imar uygulamasına dahil olduğu, davacıların imar uygulaması sonucu oluşan 77.777,00 m² lik 3412 ada 1 parsel sayılı taşınmazda hissedar o oldukları, tescile esas beyanamesinde 100.854,00 m² yüzölçümlü 481ada 1 parsel sayılı taşınmaz idare adına kayıtlı iken 88.711,84 m² lik kısmı kıyı kenar çizgisi içinde kaldığından kıyıya terk edilmiş geriye kalan 12.142,16 m² idare adına kayıtlı iken imar uygulaması sonucu oluşan 3412 ada 1 parsel sayılı taşınmazın Kocaeli Kadastro Mahkemesinin 2010/3 Esas, 2012/58 Karar sayılı kararına istinaden kıyı kenar çizgisi içerisinde kalması sebebiyle tamamının hükmen tescil harici bırakıldığı, bu kararın tapuda 2018 yılında infaz edildiği, asıl ve birleştirilen davaların 10 yıllık zamanaaşımı süresi içinde açıldığı anlaşılmıştır. 3.Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza emsal kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde ve bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesi yerindedir. 4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; A. Davalı İdarenin ..., , ..., ... ve ... Dışındaki Davacılara İlişkin Temyizi Yönünden; Davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden REDDİNE, B.Asıl ve Birleştirilen Davada Davacılar Vekili ile Davalı İdarenin Davacılar ..., ... ..., .... ve ...'ya İlişkin Temyizi Yönünden Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davalı Hazine idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davalılar ... vd'den peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,29.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.