17. Hukuk Dairesi 2012/2361 E. , 2013/2107 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı ... Oyak Sigorta A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, müvekkiline zorunlu mali sorumluluk poliçesi ile sigortalı aracın dava dışı sürücüsü Sezgin’in sevk ve idare…
**17. Hukuk Dairesi 2012/2361 E. , 2013/2107 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı ... Oyak Sigorta A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, müvekkiline zorunlu mali sorumluluk poliçesi ile sigortalı aracın dava dışı sürücüsü Sezgin’in sevk ve idaresinde yaptığı kaza sonucu karşı araçta yolcu olan ... ’in yaralandığını, bu nedenle 7.000,00.-TL tazminat ödediklerini belirterek ödenen tutarın ödeme tarihinden işleyecek reeskont faizi ile tahsilini talep etmiştir. Davalı ... Nak. Ve Tic. A.Ş vekili, zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; talebin 2 yıllık zamanaşımını süresinin geçmesinden sonra dava edildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... Oyak Sigorta A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, trafik sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 95/II. maddesi uyarınca, sigorta sözleşmesinden veya sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerinden doğan nedenlerle sigortacının tazminat yükümlülüğünün azaltılması ve kaldırılmasına ilişkin haller sigortacı tarafından 3. kişilere karşı ileri sürülemeyeceğinden, sigortacı zarar görene ödeme yaptıktan sonra tazminatın kaldırılması yada indirilmesini sağlayabileceği oranda kendi sigorta ettirenine rücu edebile- cektir. Karayolları zorunlu mali sorumluluk poliçesi genel şartlarının B.4-d maddesine göre, “Tazminatı gerektiren olay, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa” bu takdirde sigortacı 3. kişilerin bu sebeplerle oluşan zararlarını karşıladıktan sonra kendi akidi olan sigorta ettirene rücu edebilme hakkına sahip olacaktır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109/IV. maddesine göre, motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar. Yasa hükmünden de açıkça anlaşılacağı üzere rücu hakkı, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdiği tarihte doğmakta olup, zamanaşımı da bu tarihte işlemeye başlayacaktır. Dava konusu olayda, davalı şirketin zorunlu trafik sigortalısı olan davacının dava dışı zarar görene ödeyeceği gerçek tazminat miktarı, zarar görenin 27.06.2006 tarihli maluliyete ilişkin kesin rapor ile belirlenerek 29.01.2007 tarihinde ödenmiş olması bakımından işbu davaya konu alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığının, “kendi yükümlülüğünü tam olarak yerine getirdiği tarih itibariyle rücu hakkının doğacağına” dair 2918 sayılı Yasa’nın 109/IV. maddesi hükmünün buna göre değerlendirilerek ödeme tarihinden dava tarihine kadar 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı gözönüne alındığında yazılı gerekçeyle davanın reddedilmesi doğru görülmemiştir. Bununla birlikte Trafik Sigortası Genel Şartlar B.4-d bendinde sürücünün alkollü olmasının etkisi ile neden olduğu kaza sonrasında gerçekleşen zarar nedeni ile ödenen tazminatın sigortalı araç işletenine rücu edilebileceği düzenlenmiştir. Ne var ki sürücünün alkollü olması sigortacıya tek başına rücu olanağı vermemekte, kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana geldiğinin kanıtlanması gerekmektedir. Sürücünün aldığı alkol oranının da doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından aralarında nöroloji uzmanı ve trafik alanında uzman bilirkişinin bulunduğu bilirkişi heyetinden, kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana gelip gelmediği konusunda alınacak rapora göre hüküm kurulması gerekmektedir. O halde, zararın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına zararın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda zararın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK'nin 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir. Somut uyuşmazlıkta, yukarıda belirtilen niteliklere haiz bilirkişi kurullarından alınan 08.06.2009 ve 21.07.2010 tarihli bilirkişi raporlarında sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde % 75 oranında kusurlu olduğu, dava dışı araç sürücüsünün de % 25 oranında kusurlu olduğu kabul edilmiştir. Bu durumda kazanın meydana gelmesinde salt alkolün etkisinden söz edilemeyeceği dikkate alındığında yukarıda yapılan açıklamalar karşısında mahkemece hatalı değerlendirme ile farklı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de, sonucu itibariyle doğru kararın onanması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı ... Oyak Sigorta A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 79,65 TL fazla alınan peşin harcın temyiz eden davacıya geri verilmesine 21.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.