Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluk ve tutukluluğa ilişkin itiraz incelemelerinin duruşmasız olarak yapılması ve bu incelemeler sırasında alınan savcılık görüşünün bildirilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluk ve tutukluluğa ilişkin itiraz incelemelerinin duruşmasız olarak yapılması ve bu incelemeler sırasında alınan savcılık görüşünün bildirilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 26/12/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağını bildirmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir soruşturma kapsamında 25/6/2010 tarihinde gözaltına alınmış ve terör örgütüne üye olma suçundan 29/6/2010 tarihinde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesince tutuklanmıştır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 10/11/2011 tarihli iddianamesiyle başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma ve resmî belgede sahtecilik suçlarından cezalandırılması istemiyle kamu davası açmıştır. İddianamede başvurucunun ve diğer şüphelilerin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nı zorla değiştirip yerine Marksist-Leninist ilkelere dayalı bir sistem getirme amacında olan Maoist Komünist Partisi (MKP) ve Türkiye İşçi Köylü Kurtuluş Ordusu (TİKKO) terör örgütünün üyesi oldukları, yakalama öncesinde bu örgüt içerisinde Tunceli kırsalında silahlı faaliyet yürüttükleri, örgütsel eylem ve faaliyetlerini yurt dışında sürdürmeye karar vermeleri üzerine yurt dışına illegal yollardan çıkmaya çalıştıkları, bu amaçla göçmen kaçakçılığını kendisine iş ve meslek edinen ve geçimini bu yolla sağlayan şüpheli H.Ö. ile anlaştıkları, bu amaçla İstanbul Silivri'de bir benzin istasyonunda buluştukları esnada kolluk görevlilerince yakalandıkları ve üzerlerinde başkaları adına düzenlenmiş sahte kimliklerin ele geçirildiği belirtilmiştir. Dava, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin E.2010/339 sayılı dosyasında görülmeye başlamıştır. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesince 22/11/2010 tarihinde tensip incelemesi yapılmış ve yapılan inceleme sonucunda diğer şüphelilerle birlikte başvurucunun "Suç vasfı, delil durumu, isnad edilen suçun mahiyeti, suçun CMK maddesinde gösterilen suçlardan olduğu" gerekçesiyle tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Başvurucu, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin E.2010/339 sayılı dosyasında tutuklu iken Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü başka bir soruşturma kapsamında Tekirdağ Sulh Ceza Mahkemesinin 11/1/2011 tarihli kararı ile başvurucunun Malatya'da hazır edilmek üzere tutuklanmasına karar verilmiştir. Başvurucunun ifadesi Malatya Cumhuriyet Başsavcılığınca 10/3/2011 tarihinde alınmıştır. İfade alma işlemi sırasında 9/1/2000 tarihinde Tunceli ili Ovacık ilçesi Yenikonak isimli köyde Türkiye Komünist Partisi/Marksist-Leninist (TKP ML/TİKKO) örgüt üyelerinin bulunduğu evde meydana gelen ve altı güvenlik görevlisinin şehit olduğu, altı güvenlik görevlisinin de yaralandığı olaya ve yine 30/1/1999 tarihinde Tunceli ili Hozat ilçesi Aliboğazı mevkiinde meydana gelen ve bir güvenlik görevlisinin şehit olduğu, beş güvenlik görevlisinin de yaralandığı olaya ilişkin başvurucunun da anılan eylemlere katıldığına dair tanık ifadeleri başvurucuya okunmuş ve bunlarla ilgili savunması istenmiştir. Başvurucu ifadesinde yasadışı yollardan Yunanistan'ın Atina şehrine gitmek isterken İstanbul Silivri'de bir dinlenme tesisinde durduğu sırada kolluk görevlilerince yakalandığını, hâlen İstanbul'da MKP terör örgütüne üye olmak suçundan yargılandığını, üzerine atılı suçu işlemediğini beyan etmiştir. Malatya Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında başvurucu 11/3/2011 tarihinde "...üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, atılı suç için kanunda öngörülen cezanın üst sınırı, delillerin tamamının toplanmamış olması, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması..." gerekçeleriyle anayasal düzeni zorla değiştirmeye kalkışma suçundan tutuklanmıştır. Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının 7/5/2011 tarihli iddianamesiyle başvurucu hakkında "Devletin anayasal düzenini zorla değiştirmeye teşebbüs" suçundan Malatya Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. İddianamede olay tutanaklarından ve eylemlere katılan diğer örgüt üyelerinin beyanlarından yola çıkılarak başvurucunun iki eyleme de katıldığı belirtilmiştir. Bu dava (CMK mülga madde ile görevli) Malatya Ağır Ceza Mahkemesinin E.2011/49 sayılı dosyasında görülmeye başlamıştır. Malatya Ağır Ceza Mahkemesi 3/6/2011 tarihli ilk duruşmada "...atılı suçun niteliği, mevcut delil durumu, tutuklulukta geçirdiği süre, tutuklamadan beklenen gayenin adli kontrol hükümleri ile karşılanamayacak olması..." hususlarını dikkate alarak başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. 22/9/2011 tarihli duruşmada bu gerekçelere ek olarak başvurucunun yakalandığı koşullara ve kaçma şüphesine dayanılarak tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. E.2010/339 sayılı dosyada İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 16/11/2011 tarihinde başvurucu yönünden dosyanın tefrikine karar vermiştir. Tefrik edilen dosya İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/181 sayılı esasına kaydedilmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 18/11/2011 tarihinde E.2011/181 sayılı dosyanın Malatya Ağır Ceza Mahkemesinin E.2011/49 sayılı dosyasıyla birleştirilmesine karar vermiştir. 18/10/2012 tarihli duruşmada Malatya Ağır Ceza Mahkemesi "...sanığın üzerine atılı suçun niteliği, sanığın üzerine atılı suçun cezasının yasadaki alt ve üst sınırı, tanıkların kolluk ve aşama beyanları ile tanık Ö.A.nın beyanları ve tüm dosya içeriği ile mevcut delil durumu nazara alınarak kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, tutuklulukta geçirdiği süre, tutuklamadan beklenen gayenin adli kontrol hükümleri ile karşılanamayacak olması, sanığın yakalanarak gözaltına alındığı hususu da dikkate alındığında ve sanığın üzerine atılı suçun yasadaki cezasının alt ve üst sınırlarına göre kaçma şüphesi hususları dikkate alınarak..." başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Malatya Ağır Ceza Mahkemesi 13/3/2014 tarihine kadar aynı gerekçelerle başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Malatya Ağır Ceza Mahkemesi 13/3/2014 tarihinde 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun mülga madde ile görevli mahkemelerin kapatılması üzerine dava dosyasının Tunceli Ağır Ceza Mahkemesine devredilmesine karar vermiştir. Dosyanın devredildiği Tunceli Ağır Ceza Mahkemesi 14/5/2014 tarihli ilk duruşmada "...tüm dosya içeriğine göre, sanığın atılı suçu işlediği yönünde kuvvetli suç şüphesini gösteren delillerin bulunması, sanığın dosyaya yansıyan eylemi, kaçma, delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapma olasılığının bulunması nedeniyle tutuklama nedenlerinin varlığı, sanığın eylemi için öngörülen ceza miktarı, sanığın CMK'nun 100/ maddesinde sayılan suçlardan birini işlediği hususunda yoğun şüphenin varlığı nedeniyle de tutuklama nedenlerinin bulunması, sanığın hakkında CMK'nun maddesinde belirtilen adli kontrol tedbirlerinin bu aşamada yetersiz kalacağı, tutuklama şartlarının oluştuğu ve halen devam ettiği, tutuklamanın bu aşamada ölçülü olduğu" gerekçeleriyle başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Tunceli Ağır Ceza Mahkemesi 11/6/2014, 2/7/2014, 6/8/2014, 3/9/2014, 1/10/2014, 21/11/2014 tarihli duruşmalarda aynı gerekçelerle başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. 11/6/2014, 2/7/2014, 6/8/2014, 3/9/2014, 1/10/2014 tarihlerinde tutukluluk hâlinin devamına ilişkin kararlara yapılan itirazlar Erzincan Ağır Ceza Mahkemesinin sırasıyla 7/7/2014, 22/8/2014, 16/9/2014, 14/10/2014 tarihli kararlarıyla reddedilmiştir. Başvurucu son olarak 21/11/2014 tarihli duruşmada verilen tutukluluk hâlinin devamına ilişkin karara itiraz etmiş, itirazı Erzincan Ağır Ceza Mahkemesinin 28/11/2014 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Ret kararı 18/12/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 26/12/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Tunceli Ağır Ceza Mahkemesi 19/12/2014, 22/12/2014 tarihli duruşmalarda da ilk duruşmada gösterdiği gerekçelerle tutukluluğun devamına karar vermiştir. Tunceli Ağır Ceza Mahkemesi 9/1/2015 tarihli kararı ile başvurucunun Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın tamamını veya bir kısmını tağyir ve tebdil veya ilgaya ve bu kanun ile teşekkül etmiş olan Büyük Millet Meclisini iskata veya vazifesini yapmaktan men'e cebren teşebbüse yönelik vahim nitelikli eylemlerinden dolayı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası,resmî evrakta sahtecilik suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasınave tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Tunceli Ağır Ceza Mahkemesinin mahkûmiyet kararı Yargıtay Ceza Dairesinin 17/3/2016 tarihli ilâmıyla onanmıştır. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklama nedenleri" kenar başlıklı maddesinin ilgili bölümü şöyledir:"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez. (2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa. (3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;... Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308), Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),..."5271 sayılı Kanun'un "Tutuklama kararı" kenar başlıklı maddesinin (1), (2) ve (5) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir. (2) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;a) Kuvvetli suç şüphesini,b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir....(5) Bu madde ile 100 üncü madde gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir." 5271 sayılı Kanun'un "Şüpheli veya sanığın salıverilme istemleri" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir. (2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına itiraz edilebilir."5271 sayılı Kanun'un "Usul" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"103 ve 104 üncü maddeler uyarınca yapılan istem üzerine, merciince Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiin görüşü alındıktan sonra, üç gün içinde istemin kabulüne, reddine veya adlî kontrol uygulanmasına karar verilir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/23 md.) 103 üncü maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca yapılan istemler hariç olmak üzere örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar bakımından bu süre yedi gün olarak uygulanır. Duruşma dışında bu karar verilirken Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiinin görüşü alınmaz. Bu kararlara itiraz edilebilir." 5271 sayılı Kanun'un "Tutukluluğun incelenmesi" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100 üncü madde hükümleri göz önünde bulundurularak, şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle karar verilir. (2) Tutukluluk durumunun incelenmesi, yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içinde şüpheli tarafından da istenebilir. (3) Hâkim veya mahkeme, tutukevinde bulunan sanığın tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceğine her oturumda veya koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında ya da birinci fıkrada öngörülen süre içinde de re'sen karar verir." 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat istemi" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:"Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,...d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,...Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler." 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat isteminin koşulları" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir. (2) İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır."5271 sayılı Kanun’un "İtirazın Cumhuriyet savcısına ve karşı tarafa tebliği ile inceleme ve araştırma yapılması" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) İtirazı inceleyecek merci, yazı ile cevap verebilmesi için itirazı, Cumhuriyet savcısı ve karşı tarafa bildirebilir. Merci, inceleme ve araştırma yapabileceği gibi gerekli gördüğünde bunların yapılmasını da emredebilir. (2) (Ek: 11/4/2013-6459/20 md.) 101 ve 105 inci maddeler uyarınca yapılan itiraz üzerine Cumhuriyet savcısından görüş alınması durumunda, bu görüş şüpheli, sanık veya müdafiine bildirilir. Şüpheli, sanık veya müdafii üç gün içinde görüşünü bildirebilir." 5271 sayılı Kanun'un "Karar" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Kanunda yazılı olan hâller saklı kalmak üzere, itiraz hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilir. Ancak, gerekli görüldüğünde Cumhuriyet savcısı ve sonra müdafi veya vekil dinlenir."