1. Hukuk Dairesi 2007/8470 E. , 2007/10063 K. "" MAHKEMESİ : İZMİR 9. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/05/2007 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, unutkanlık hastası olan miras bırakanın 4 parsel sayılı taşınmazını davalıya satış suretiyle devrettiğini, yapılan temlikin davalının baskısı ve mirastan mal kaçırma amaçlı muvazaalı olduğunu ileri sürerek davalı adına olan kaydın iptali ile payı oranında adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı, murisin davacıy…
**1. Hukuk Dairesi 2007/8470 E. , 2007/10063 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İZMİR 9. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/05/2007 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, unutkanlık hastası olan miras bırakanın 4 parsel sayılı taşınmazını davalıya satış suretiyle devrettiğini, yapılan temlikin davalının baskısı ve mirastan mal kaçırma amaçlı muvazaalı olduğunu ileri sürerek davalı adına olan kaydın iptali ile payı oranında adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı, murisin davacıya sağlığında hatlı taksi aldığını, ancak davacının satarak parasını harcadığını, defalarca iş kurulmasına rağmen yüklü miktarda para kaybına neden olduğunu, miras payını aldığını belirtip davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, miras bırakanın mal varlığını mirasçılar arasında taksim ettiği, muvazaa iddiasının kanıtlanamadığı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla Tetkik Hakimi raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü. -KARAR- Dava, ehliyetsizlik ve muris muvazaası hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptali-tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 11.4.1990 gün ve 1990/1-152-1990/236 sayılı kararında da vurgulandığı üzere davada dayanılan maddi olaylar bakımından birkaç hukuki nedenin bir arada gösterilmesinde ilke olarak usul ve yasaya aykırı bir yön yoktur. Ne varki, mahkemece ileri sürülen hukuki sebep yönünden hükme yeterli bir araştırma yapıldığından söz edilemez. Bilindiği üzere; davranışlarının, eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırdedebilme kudreti (gücü) bulunmayan bir kimsenin kendi iradesi ile hak kurabilme, borç (yükümlülük) altına girebilme ehliyetinden söz edilemez. Nitekim Medeni Kanunun “ fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir “ biçimindeki 9. maddesi hükmüyle hak elde edebilmesi, borç ( yükümlülük ) altına girebilmesi, fiil ehliyetine bağlamış 10. maddesinde de, fiil ehliyetinin başlıca koşulu olarak ayırtım gücü ile ergin ( reşit ) olmayı kabul ederek “ ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan bir ergin kişinin fiil ehliyeti vardır. “ hükmünü getirmiştir. “Ayırtım gücü “ eylem ve işlev ehliyeti olarak ta tarif edilerek aynı yasanın 13. maddesinde “ yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk yada bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes bu kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir.” denmek suretiyle açıklanmış, ayrıca ayırtım gücünü ortadan kaldıran önemli nedenlerden bazılarına değinilmiştir. Önemlerinden dolayı bu ilkeler, söz konusu yasa ile öteki yasaların çeşitli hükümlerinde de yer almışlardır.