1. Ceza Dairesi 2013/2793 E. , 2013/4539 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Töre saiki ile öldürme ve bu suça yardım, 6136 Sayılı Yasaya Aykırılık HÜKÜM : 1- Sanık ... hakkında; a) TCY'nın 82/1-k, 62, 53. maddelerince müebbet hapis cezası; b) 6136 sayılı Yasanın 13/1, TCY'nın 62, 52, 53. maddelerince: 1 yıl 3 ay hapis ve 1000 TL adli para cezası; 2- Sanık ... hakkında; TCY'nın 82/1-k, 39, 62, 53. maddelerince: 13 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına TÜRK MİLLETİ …
**1. Ceza Dairesi 2013/2793 E. , 2013/4539 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Töre saiki ile öldürme ve bu suça yardım, 6136 Sayılı Yasaya Aykırılık HÜKÜM : 1- Sanık ... hakkında; a) TCY'nın 82/1-k, 62, 53. maddelerince müebbet hapis cezası; b) 6136 sayılı Yasanın 13/1, TCY'nın 62, 52, 53. maddelerince: 1 yıl 3 ay hapis ve 1000 TL adli para cezası; 2- Sanık ... hakkında; TCY'nın 82/1-k, 39, 62, 53. maddelerince: 13 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına TÜRK MİLLETİ ADINA 1-a) Katılanın yasal yetkisi bulunmadığından katılan ... vekilinin duruşmalı inceleme isteğinin CMUK 318. Maddesi uyarınca reddine, b) Katılanlar vekili, 24/04/2012 tarihli gerekçeli temyiz dilekçesinde katılan ... adına da temyiz talebinde bulunmuş ise de; süre tutum dilekçesinde sadece katılan ... adına temyiz talebinde bulunmuş olması karşısında katılan ... adına yaptığı temyiz talebinin CMUK.nun 317 maddesi uyarınca reddine, Karar verilmiştir 2- Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık ...'ın maktule yönelik eylemi ile 6136 Sayılı Yasaya Muhalefet suçunun sübutu kabul, takdire ilişen cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bozma nedenleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık ... müdafiinin temyiz dilekçelerinde ve duruşmalı incelemede; haksız tahrik bulunduğuna, katılan ... ve vekilinin sanık ...'ın asli fail olarak cezalandırılması gerektiğine, eksik incelemeye, Cumhuriyet Savcısının vesaireye yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle, A) Sanık ... hakkında 6136 sayılı Yasaya Muhalefet suçundan kurulan hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi ONANMASINA, B) Oluşa ve dosya içeriğine göre; sanık ...'ın yeğeni, sanık ...'ın ise amcasının kızı olan 15 yaşındaki lise öğrencisi olan ... ile maktul ... arasında gönül ilişkisi bulunduğu, zaman zaman buluşmak ve telefonla mesajlaşıp konuşmak suretiyle görüştükleri, olaydan bir süre önce akşam vakti ...'ın eve geç kalması nedeniyle ailesi ve akrabalarının telaşa kapıldığı, akşam saat 21:00 sıralarında eve gelen ...'a nerede olduğunu sorduklarında, ...'ın arkadaşı olan ...'nin evinde ders çalıştığını söylediği, annesi ve akrabalarının ...'yi ısrarla sorgulamaları üzerine, ...'nin olay günü ...'ın kendisi ile birlikte olmadığını söylediği, bir süre olayı gizleyen ...'ın daha sonra ablalarına eve geç kaldığı gün maktulün kendisini zorla arabaya bindirip alıkoyduğunu ve fiili livata girişimi ile cinsel saldırıda bulunduğunu anlattığı, ablalarının da ailelerine anlatması ile olayın duyulduğu, olayı bu şekilde öğrenmiş olan ...'ın, olay günü ...'ın kullandığı otomobil ile ikamet ettikleri beldede seyir halinde iken iş yerinin önünde bekleyen maktulü görünce ...'dan aracı durdurmasını istediği, ...'ın aracı durdurduğu ve araçtan inmediği, ...'ın ise araçtan inerek verdiği ani kararla maktule yakın mesafeden peş peşe sekiz el ateş ederek maktulü öldürdüğü, daha sonra ... ve ...'ın aynı araçla olay yerinden uzaklaştıkları olayda, Her ne kadar sanıklar hakkında "töre saikiyle öldürme" suçundan hüküm kurulmuş ise de; Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlüğü'nde "töre" kelimesinin; "bir toplulukta benimsenmiş, yerleşmiş davranış ve yaşama biçimlerinin, kuralların, görenek geleneklerin, ortaklaşa alışkanlıkların, tutulan yolların bütünü, adet, bir topluluktaki ahlaki davranış biçimleri, adap" olarak tanımlandığı, ayrıca "saik" kelimesinin, "sebep, güdü, kasta öngelen ve onu hazırlayan düşünce", "öldürmenin töre saikiyle gerçekleştirilmesinin" ise "öldürmeye yönelik kastın, töre anlayışının etkisi altında şekillenmesi" anlamlarına geldiği, genelde iyi davranış biçimlerini ifade etmek için kullanılan "töre" kavramının zaman zaman "kötü" davranış biçimlerini ifade etmek için de kullanılabildiği, bu anlamda, Türk Ceza Kanunu'nun 82. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendinin konusunu oluşturan "töre"nin, "belli bir davranışı gerçekleştirenin veya belli bir yaşam biçimini tercih edenlerin öldürülmesini gerektiren" , "kötü bir töre" yi ifade ettiği, bir davranışın töreden kaynaklandığını söyleyebilmek için, bu davranışın "bir toplulukta genel olarak benimsenmiş, yerleşmiş yaşam biçimlerinden veya değer yargılarından kaynaklanmasının" gerekli olduğu, yasal düzenlemede geçen "saik" kelimesinin, öldürme fiilinin fail tarafından "başka her türlü etkiden uzak olarak sırf toplumda benimsenmiş olan genel bir davranış veya yaşam biçimine aykırı davranılmış olmasını cezalandırmayı görev addedip onun etkisiyle" işlenmesini, başka bir deyişle, "öldürme kastının, kötü törenin etkisiyle oluşması lüzumunu" ifade ettiği, bu durumdaki failin "öldürme eylemini" gerçekleştirirse toplum tarafından "saygınlık" ile ödüllendirileceğini, gerçekleştirmediği takdirde ise "kınanacağını" düşünmesi ve bu eylemi saygınlık kazanmak ya da kınanmamak için işlemesi gerektiği, dolayısıyla "töre saikiyle öldürme"den bahsedilebilmesi için, öncelikle mağdurun "toplumda genel olarak benimsenmiş olan bir davranış veya yaşam biçimine aykırı davranmış olmasının, ikinci olarak bu aykırı davranışın "ölümle" cezalandırılması gerektiğinin o toplumda yaşayanlar tarafından beklenen bir tepki olduğunun kabul edilebilmesinin, üçüncü olarak ise öldürme fiilinin fail tarafından toplumun öldürme beklentisinin yönlendirmesiyle sırf aykırı davranışın cezalandırılması görevi üstlenilerek işlenmesinin" şart olduğu, burada "toplumdan" kastedilenin "tüm ülke" olabileceği gibi "köy, mahalle, geniş aile gibi" küçük bir topluluk da olabileceği, "töre saikiyle öldürme" suçunun oluşması açısından bunlar arasında fark bulunmadığı, "töre" kavramıyla sık sık karıştırılan "namus" kavramının ise "bir toplum içinde ahlak kurallarına ve toplumsal değerlere bağlılık, iffet, doğruluk, dürüstlük" olarak tanımlandığı, bu anlamda, töre ile namusun benzer ancak farklı kavramlar oldukları, törenin belli koşullarda namusu da içine alan üst bir kavram olarak ortaya çıkabileceği durumlar var ise de, diğer koşulların bulunmadığı hallerde, sırf kişilerin sübjektif namus anlayışından, kıskançlıktan, cinsel arzu ve isteklere karşılık alamamaktan, kınamaktan, hoşlanmamaktan, tasvip etmemekten, söz geçirememekten kaynaklanan öldürme fiilerinin "töre saikiyle öldürme" olarak nitelendirilemeyeceği, aynı şekilde, toplumun tasvip etmediği veya kınadığı davranışları işleyenlerin ya da yaşam biçimini tercih edenlerin öldürülmesi" biçiminde gerçekleştirilen her fiilin de toplumdaki öldürme beklentisi açıkça ortaya konulmadan", sırf bu nedenle "töre saikiyle öldürme" olarak değerlendirilemeyeceği, buna göre, "töre cinayeti ile namus cinayetinin" aynı kavramlar olduğunun söylenemeyeceği, zira, suçta ve cezada kanunilik prensibi ile ceza hukukundaki kıyas yasağının, "töre saikiyle öldürme" suçunun uygulanma alanını bu şekilde genişletmeye izin vermeyeceği, Bu açıklamalar ışığında, somut olayda; a) Sanık ...'ın, yeğeni olan tanık ...'ı bir süre alıkoyup cinsel eylemlerde bulunan maktulü öldürmesi nedeniyle töre saikiyle insan öldürme suçunun unsurları oluşmadığı halde, suç vasfında yanılgıya düşülerek sanık ... hakkında haksız tahrik bulunmaksızın kasten öldürme suçundan TCK.nun 81/1 maddesi gereğince hüküm kurulması yerine, yazılı şekilde "töre saikiyle öldürme" suçundan TCK.nun 82/1-k bendi uyarınca hüküm kurulması, b) Sanık ...'ın sanık ...'ın maktulü öldüreceğini önceden bilerek, suça iştirak iradesi ile aracı ile olay yerine getirmek suretiyle yardım eden sıfatıyla suça katıldığına dair, her türlü kuşkudan uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek sanık ...'ın beraati yerine, dosya kapsamına ve oluşa uygun olmayan gerekçe ile yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş olup, sanıklar müdafiilerinin ve Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden, kısmen resen de temyize tabi bulunan hükümlerin kısmen tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak (BOZULMASINA), bozma sebebi gözetilerek sanık ...'ın TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu yada hükümlü değilse derhal salıverilmesi için müzekkere yazılmasına, 20.06.2013 gününde oybirliği ile karar verildi. 20.06.2013 gününde verilen işbu karar Yargıtay Cumhuriyet Savcısı.....'ın huzurunda ve duruşmada savunmasını yapmış bulunan sanık ... müdafii Avukat ...’ın yokluğunda 27.06.2013 gününde usulen ve açık olarak anlatıldı.