DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/1633 E. , 2024/2576 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/1633 Karar No : 2024/2576 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1-... Odası (... Şubesi) 2- ... Odası (... Şubesi) VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onüçüncü Dairesinin 19/03/2024 tarih ve E:2023/2915, K:2024/1361 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/1633 E. , 2024/2576 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/1633 Karar No : 2024/2576 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1-... Odası (... Şubesi) 2- ... Odası (... Şubesi) VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onüçüncü Dairesinin 19/03/2024 tarih ve E:2023/2915, K:2024/1361 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: MüIkiyeti Maliye Hazinesine ait ekli listesinde yer alan taşınmazların özelleştirme kapsam ve programına alınmalarına, satış yöntemiyle özelleştirilmelerine, özelleştirme işlemlerinin 31/12/2020 tarihine kadar tamamlanmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu (ÖYK) kararının İzmir ili, Çiğli ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, .. parsel sayılı taşınmaza yönelik kısmının iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 19/03/2024 tarih ve E:2023/2915, K:2024/1361 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiş, Davacılar tarafından dava konusu taşınmazın imar planına ilişkin itirazlarla bakılan dava açılmış ise de, taşınmazın özelleştirilmesi sonrasında kullanım amacının ne olacağının dava konusu kararın alındığı aşamada henüz belli olmadığı, söz konusu iddiaların taşınmaza ilişkin olarak davalı idarece hazırlanan ve 12/04/2023 tarih ve 7074 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinin iptali istemiyle açılan davada değerlendirileceği, nitekim anılan davada Danıştay Altıncı Dairesinin 21/12/2023 tarih ve E:2023/7105 sayılı kararıyla söz konusu işlemlerin yürütmesinin durdurulmasına karar verildiği, dolayısıyla dava konusu kararın 4046 sayılı Kanun'un genel gerekçesine, Kanun'da belirtilen ekonomide verimlilik artışı ve kamu giderlerinde azalma sağlama şeklindeki genel amaç ile Hazineye ait taşınmazların özelleştirme uygulamaları kapsamında değerlendirilmesinde geçerli olan kamuya gelir elde etme şeklindeki özel amaca ve özelleştirme ilkelerine uygun olduğu anlaşıldığından, dava konusu Özelleştirme Yüksek Kurulu kararında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, dava konusu taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alınmış olmasının esas olarak taşınmaza ilişkin imar planı değişikliği yapılmasına dayanak teşkil ettiği, kamu kullanımına ait taşınmazın özel kullanım amacına dönüştürülmesinin çevre ve imar planı bütünlüğünü bozacak nitelikte olduğu, dava konusu işlemde kamu yararı bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: İLGİLİ MEVZUAT : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, iptal davaları, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmış; 14. maddesinin 3. fıkrasında, dava açıldıktan sonra dilekçelerin ilk incelemeye tabi tutulacağı; 4. fıkrasında, dilekçeler ilk inceleme konuları yönünden kanuna aykırı görülürse, 15. madde hükümlerinin uygulanacağı; 6. fıkrasında, bu hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de, davanın her safhasında 15. maddesindeki kuralın uygulanacağı; 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise dava dilekçesinde ehliyet yönünden kanuna aykırılık görülmesi halinde davanın reddine karar verileceği hükme bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Hukuk devletinin özünü; devletin hukuka bağlılığı, devlet organlarının hukukun içinde kalarak işlem ve eylemler yapabilmesi oluşturmaktadır. Anayasal bir ilke olarak, devletin tüm faaliyetlerinin yargısal denetime açık olması hukuk devletinin vazgeçilmez bir niteliği olup; yargı denetimi, hukuk devleti ilkesinin en önemli unsurlarından biri konumundadır. Bununla birlikte bir idari işlemin yargı denetimine tabi tutulması için yapılacak başvurular belirli usuli koşullara tabiidir. Bu bağlamda bir idari işlemden dolayı iptal davası açılabilmesi için iptali istenilen idari işlem ile davacı arasında bir menfaat ilişkisinin bulunması gerekir. İdari işlem ile davacı arasındaki bağı ve ilgiyi anlatan menfaat ilişkisi kavramından söz edilebilmesi için; gerek doktrin, gerekse içtihatlar, bu ilişkinin meşru, davacıyı etkileyecek bir biçimde kişisel ve güncel olması gerektiğinde birleşmektedir. Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 18/07/2018 tarih ve 2015/3690 başvuru numaralı kararında da; "2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinde yer alan ve iptal davasının subjektif ehliyet koşulu olan "menfaat ihlali" kavramı; idari makamlar tarafından gerçekleştirilen ancak bireyin menfaatini etkilemeyen, bir başka ifadeyle birey üzerinde herhangi bir hukuksal sonuç doğurmayan işlemlerin uyuşmazlık konusu yapılarak hem yargının hem de idarenin sürekli ve gereksiz bir biçimde meşgul edilip işleyemez hâle gelmesini engellemek, bu suretle gerek yargı hizmetinin gerekse idarenin asli görevi olan kamu hizmetlerinin hızlı, düzenli ve etkin biçimde yürütülmesini sağlamak düşüncesiyle davacı ile arasında menfaat bağı kurulamayan işlemlerden doğan uyuşmazlıkların esasının incelenmemesi maksadıyla idari yargıya ilişkin bir usul kuralı olarak düzenlenmiştir." ifadelerine yer verilerek sözü edilen usul kuralının düzenlenme amacı ortaya konulmuştur. Yukarıda yer verilen açıklamalar bağlamında, menfaat ilişkisinin varlığı ve sınırlarının, her olayda yargı yerince uyuşmazlığın niteliği ve ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurularak dava konusu işlemin davacının hukuki durumu üzerinde yaratabileceği etki ve sonuçlardan hareketle değerlendirilmesi gerekmektedir. Anayasa'nın kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarını düzenleyen 135. maddesinde, "Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzelkişilikleridir." kuralı yer almaktadır. 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği Kanunu'nun 2. maddesinde, "Mühendislik ve mimarlık mesleği mensuplarının, müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, meslekî faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleriyle ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak üzere meslek disiplinini ve ahlâkını korumak için gerekli gördüğü bütün teşebbüs ve faaliyetlerde bulunmak" ve "Meslek ve menfaatleriyle ilgili işlerde resmî makamlarla işbirliği yaparak gerekli yardımlarda ve tekliflerde bulunmak, meslekle ilgili bütün mevzuatı, normları, fenni şartnameleri incelemek ve bunlar hakkındaki görüş ve düşünceleri ilgililere bildirmek" Birliğin kuruluş amaçları arasında sayılmış; 19. maddesinde, "Odalar, bu Kanun'un 2. maddesinde belirtilen amaç için Birlik Umumi Heyetince kararlaştırılan işlerden yalnız odalarını ilgilendiren kısımlar ile görevlidirler." kuralı yer almıştır. 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu'na dayanılarak hazırlanan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Mimarlar Odası Ana Yönetmeliği'nin "Odanın amaçları" başlıklı 6. maddesinde, "Odanın başlıca amaçları; a) Mesleki alanda ülke ve kamu çıkarları ile uluslararası gelişmeler çerçevesinde çalışmalar yapmak, mesleğin ve üyelerin değişen toplumsal ve ekonomik yapı içindeki değişen konumlarını izlemek, tespit etmek, değerlendirmek, mesleğin ve üyelerin görev, yetki ve sorumluluklarını düzenlemek, ulusal ve uluslararası ölçekte mesleğin gelişmesini izlemek ve sağlamak, b) Meslek onurunu ve üye haklarını korumak, c) Ülke içinde ve dışında tüm resmi ve özel kuruluşlarla işbirliği yaparak, mesleğin uygulama ve kuram alanında gelişmesini sağlamak üzere her türlü etkinliklerde bulunmak; bilimsel ve teknik evrakı inceleyerek gereken mesleki denetimleri yapmak, d) Mimarlık uygulamasıyla ilgili standart ve normları, yönetmelik ve teknik şartnameleri araştırmak ve incelemek, gerekli düzenlemeleri yapmak, e) Eğitim kurumlarıyla işbirliği yaparak mesleki eğitimin gelişmesine katkıda bulunmak, f) Üyeler arasındaki dayanışmayı sağlamak ve haksız rekabeti önlemek, g) Mimarlık kültürünün korunmasını ve geliştirilmesini sağlamak, bu doğrultudaki başarılı çalışmaları özendirmektir. "; Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Şehir Plancıları Odası Ana Yönetmeliği'nin 6. maddesinde ise, "Odanın başlıca amaçları şunlardır: a) Ülke ve kamu çıkarları çerçevesinde şehir ve bölge planlaması mesleği ile ilgili bütün konularda mesleğin ve meslektaşların görev ve yetkilerini düzenlemek, b) Oda üyelerinin birbirleri ile ve halkla olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak, meslek haklarına sahip çıkmak, kent planlama ve bilimini geliştirmek, c) Ülke içinde ve dışında tüm resmi ve özel kuruluşlarla işbirliği yaparak uygulama ve kuram alanında mesleğin gelişmesini sağlamak üzere her türlü etkinlikte bulunmak, d) Ülkenin ve kamunun çıkarlarının korunması doğrultusunda meslek alanına giren konularda doğal kaynakların ve kamusal varlıkların korunması ve geliştirilmesi, ülkenin sanatsal ve teknik gelişmesi için gerekli gördüğü tüm girişim ve etkinliklerde bulunmak, e) Şehir ve Bölge Planlama eğitiminin ve öğrenciliğin sorunlarını incelemek, diğer ülkelerde uygulanan modellerden de yararlanarak öneriler geliştirmek, geliştirilen modellerin gerçekleştirilmesi için girişimlerde bulunmak, bu konularda oluşturulacak öğretim elemanı ve öğrenci komisyonları (ya da kolları) ile etkinliklerde bulunmak." kurallarına yer verilmiştir. Aktarılan mevzuata göre kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının kuruluş kanunlarında gösterilen amaçları doğrultusunda dava açma ehliyeti bulunduğu anlaşılmaktadır. Nitekim, konuyla ilgili yasal düzenlemelerde, bu kuruluşların amaçları dışında faaliyette bulunamayacakları açık bir şekilde yer almıştır. Davacı Odalar tarafından dava dilekçesinde, kaynağını Anayasa'dan alan kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları olup, ülkemizin tarihi, doğal ve kültürel varlıklarının korunması için gereken her türlü girişimde bulunmakla yükümlü oldukları, bu bağlamda kamuya ilişkin hak ve varlıklarla, kamu kaynaklarının özel kesime aktarılmasına dair işlemlere karşı, kamu yararını koruma amacıyla dava açmakta menfaatleri bulunduğu, dava konusu işlemin esasında imar planı değiştirmek için tesis edilen bir işlem olduğu, Danıştayın emsal nitelikli kararları uyarınca dava açma ehliyetlerinin bulunduğunun kabulü gerektiği, nitekim dava konusu taşınmaza ilişkin imar planı değişikliklerine karşı da dava açtıkları belirtilerek işbu davayı açmakta ehliyetli olduklarının ileri sürüldüğü görülmektedir. Öte yandan, İzmir ili, Çiğli ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin kabul edilen 1/5000 ölçekli nazım imar planının ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planında değişiklik yapılmasına dair 16/04/2019 tarih ve 941 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Altıncı Dairesinin davanın reddine ilişkin 25/05/2022 tarih ve E:2019/16223, K:2022/6169 sayılı kararının temyizi üzerine, davacıların bakılan davayı açmakta ehliyetli olduğu kabul edilerek işin esası incelenmiş ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 31/10/2022 tarih ve E:2022/2877, K:2022/3029 sayılı kararıyla dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir. Uyuşmazlıkta, dava konusu Özelleştirme Yüksek Kurulu kararı ile davacı Odaların kuruluş amaçları ve görev alanı birlikte değerlendirildiğinde, davacı Odaların, dava konusu işlem ile arasında somut, güncel ve meşru bir menfaat alâkasının bulunmadığı, menfaatlerinin etkilenmediği, dava konusu işlemin, Odalarının ve meslek mensuplarının ne tür bir menfaatini ihlâl ettiği hususunun açık, anlaşılır ve somut bir biçimde ortaya konulamadığı, davacı Odaların kuruluş amaçlarıyla bir ilgisinin bulunmadığı, ayrıca davacılar tarafından imar planı değişikliklerine ilişkin açılan davada ileri sürülebilecek iddiaların bu davanın konusunu oluşturmadığı dolayısıyla davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda, davacı Odaların MüIkiyeti Maliye Hazinesine ait ekli listesinde yer alan taşınmazların özelleştirme kapsam ve programına alınmalarına, satış yöntemiyle özelleştirilmelerine, özelleştirme işlemlerinin 31/12/2020 tarihine kadar tamamlanmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu (ÖYK) kararının İzmir ili, Çiğli ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza yönelik kısmının dava konusu işlemin imar planı değişikliğine dayanak olduğundan bahisle iptali istemiyle dava açma ehliyeti bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz istemlerinin reddine, 2.Davanın reddine ilişkin Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu 19/03/2024 tarih ve E:2023/2915, K:2024/1361 sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 23/10/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.