17. Hukuk Dairesi 2013/3093 E. , 2013/3323 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, müvekkilinin trafik sigortacısı olduğu aracın alkollü sürücü tarafından kullanılması sırasında meydana gelen kaza sonucunda hasar gören a…
**17. Hukuk Dairesi 2013/3093 E. , 2013/3323 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, müvekkilinin trafik sigortacısı olduğu aracın alkollü sürücü tarafından kullanılması sırasında meydana gelen kaza sonucunda hasar gören araç için ödeme yapıldığını ileri sürerek 10.368,00 TL’nin davalıdan rücuan tahsiline karar verilmesin talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı tarafından davalının sigorta sözleşmesinin tarafı olduğunu kanıtlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, trafik sigortasından kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir. Dava ve karar tarihinde yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK 1263.maddesine göre, sigorta sözleşmesi hiçbir şekle tabi tutulmamış ise de, sözleşme yapmaya ehil kişilerin karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamalarıyla sigorta sözleşmesinin kurulacağı kuşkusuzdur. Sözleşmenin yazılı bir belgeye bağlanması ancak ispat açısından önem taşır ve 6100 sayılı HMK.200 (mülga 1086 sayılı HUMK.288) maddesinde düzenlenmiş şekilde ispatı gerekir. Sigortacının TTK.1265 ve 1267 maddeleri uyarınca imzalı bir sigorta poliçesini belli bir süre içerisinde sigortalıya vermesi zorunludur. TTK.1265, 1267 ve 1295/1 maddeleri birlikte incelendiğinde sigorta şirketinin kendileri tarafından imzalanmış bulunan poliçenin bir örneğini sigortalının ikametgahına götürülerek ona vermek, dilerse bir suretini sigortalıya imzalattırarak almakla yükümlü olduğu görülecektir. 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 11/3 maddesinde "sigorta şirketleri ve sigorta acenteleri tarafından gerek sözleşmenin kurulması, gerekse sözleşmenin devamı sırasında sigorta ettiren, lehtar ve sigortalıya yapılacak bilgilendirmeye ilişkin hususların yönetmelikte düzenleneceği" öngörülmüş, Anılan yasa hükmüne dayanılarak Hazine Müsteşarlığınca çıkarılan ve 28.10.2007 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmeliğin 5.maddesinde "Sigortacının bilgilendirme yükümlülüğünün sigortacı tarafından sigorta ettirene ve sigorta sözleşmesine taraf olmak isteyen kişilere karşı sözlü ve yazılı şekilde yerine getirileceği, bilgilendirmenin yazılı yapılmasının esas olduğu, sigortacının asgari bilgilendirmenin yapıldığını ispatla yükümlü bulunduğu, bilgilendirme yükümlülüğünün sigorta sözleşmesinin kurulmasından önce başlayacağı ve sözleşmenin geçerli olduğu süre içinde de devam edeceği, sigortacının dürüstlük ilkeleri çerçevesinde davranmak, sigorta ettireni yanıltıcı her türlü hal ve davranıştan kaçınmak zorunda bulunduğu", Yönetmeliğin 7.maddesinde "bilgilendirme yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmemiş, bilgilendirme formu gereği gibi teslim edilmemiş veya bilgiler gerçeğe aykırı düzenlenmiş ise bu hallerden her hangi birinin sigorta ettirenin kararına etkili olmuş ise sigorta ettirenin sigorta sözleşmesini feshedebileceği ve uğradığı zararının tazminini de talep edebileceği", Yönetmeliğin 8.maddesinde "bilgilendirme formu içeriğinden akdedilecek sözleşmeye ilişkin genel uyarılar, sözleşme ile verilen teminatlar, sözleşmeye eklenebilecek özel hükümler...vs. bulunacağı" Yönetmeliğin 9.maddesinde "bilgilendirme formunun en az iki nüsha düzenlenerek sigortacı tarafından kaşelenip imzalandıktan sonra bir nüshasının sözleşmeye taraf olmak isteyen kişiye imza karşılığı verileceği, imzanın sigorta ettirenin sigorta sözleşmesi ve işleyişi hakkında bilgi sahibi olduğu hususunda aksi ispat edilebilir karine teşkil edeceği" öngörülmüştür. Somut uyuşmazlığa dönüldüğünde; Davacı davalının sigorta ettireni olduğu araç sürücüsünün aracı alkollü kullanımı sırasında yaptığı kaza sonucunda hasar gören araç için yaptığı ödemeyi ZMSS Genel Şartlarına göre davalı sigortalıdan istemekte, Davalı ise davacı ... şirketi ile yapılmış bir sözleşmesinin bulunmadığını savunmaktadır. TTK.1263 maddesi gereğince sigorta akitlerinin şekle tabi akitlerden olmaması, poliçenin sadece tarafların hak ve yükümlülüklerini gösteren bir ispat aracı olması karşısında poliçenin taraflar arasında düzenlendiğine ilişkin iddianın davacı tarafça 6100 sayılı HMK.200 (mülga 1086 sayılı HUMK.288)vd. maddesi uyarınca kesin delillerle ispatlanması gerekir. Dosyaya mübrez tüm poliçe ve nüshaları davacı ... şirketince ibraz edilmiş olup, davalının savunmasının aksine hiçbir poliçede sigortalının imzası bulunmamaktadır. Poliçenin Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği konusunda sigortalı ve sigorta ettirenin imzalarını içeren bilgilendirme formu da ibraz edilmiş değildir. Bu durumda ispat külfeti kendisine düşen davacı ... şirketine, davalının imzasını içeren poliçe aslını veya poliçenin yönetmelik hükümlerine uygun düzenlendiğine ilişkin davalının imzasını içeren bilgilendirme formunu ibraz etmesi, Davacı ... şirketi ile poliçeyi düzenleyen acentenin tüm ticari defter ve kayıtlarında uyuşmazlık konusu poliçenin davalı tarafından düzenlenip düzenlenmediği, primin davalı tarafından yatırılıp yatırılmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılması, Davacının delil listesinde "hertürlü yasal delil"e dayanması nedeniyle davalıya yemin teklifi hakkının hatırlatılması, hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 14.3.2013 gününde Başkan ... ve Üye ...'ın karyı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi. (Karşı oy) (Karşı oy) -KARŞI OY- Dava trafik kazası sonucu 3.kişilere ödenen maluliyet bedelinin rücuan tahsili istemine ilişkindir. 2918 sayılı yasanın 20/d maddesinde "Noterce yapılmayan her çeşit satış ve devirler geçersizdir" hükmü yer almaktadır. Bu hüküm kamu yararı ve dolayısıyla kamu düzeni amacı ile getirilmiştir. Nitekim kanun koyucu noter senedi ile satın aldığı aracı 2918 sayılı yasanın 20/e maddesi gereğince bir ay içinde trafikte adına tescil ettirmeyen yeni malikin cezalandırılacağını hükme bağlamıştır. Bu kurallar ortada iken, aracın adi senetle haricen satışına üstünlük tanınması, satın alan kişinin malik olduğunu bu suretle menfaat sahibinin değiştiğinin ve zorunlu mali mesuliyet sigortası aktinin sona erdiğinin kabulüne olanak bulunmamaktadır. (YGK 05.03.2003 gün 11-68 esas, 136 karar, YGK 11.02.2004 gün 11-32 esas, 55 karar sayılı ilamları) Yukarıda açıklanan kurallara göre, davalı aracı trafik kazasından önce haricen sattığını beyan etse bile satış geçersiz olup araç malikinin hukuki sorumluluğu devam etmektedir. Diğer taraftan davacı sigortacı 2918 sayılı yasanın 95/2 ve zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarının 4.maddesi uyarınca tazminat yükümlülüğünün azaltılması ve kaldırılmasına ilişkin hususları 3.kişilere karşı ileri süremeyeceğinden zarar görene ödeme yaptıktan sonra sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin yasa hükümlerine göre kendi sigorta ettirenine rücu edebilir. Ayrıca, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 30/16.maddesi uyarınca aracın tescil işlemlerinin yapılabilmesi için ZMSS'nin bulunması şart olup, KTK 20/d maddesine uygun olmayan satışlarda haricen satın alan adına tescil işlemi yapılamıyacağından bu kişiden ZMSS yaptırmasının istenmeside söz konusu olmayacaktır. KTK 94.maddesinde ise sigortalı aracı işletenlerin değişmesi halinde (yasaya uygun devirlerle) devreden kişi 15 gün içinde sigortacıya durumu bildirmek zorunda olduğu, sigortacıda bu bildirim üzerine 15 gün içinde sigorta sözleşmesini feshedebileceğini öngörmüştür. Gerekli ihbari yapmayan, işleten (malik) yasaya uygun satışı yapsa bile rücu talebinin sonuçlarına katlanmak zorundadır. Somut olayda KTK 20/d maddesi hükkmüne göre bir satış bulunmadığından tescil malikinin (sigortalı) bu satışı sigortacıya ihbar etmeside düşünülemiyeceğinden az yukarıda açıklandığı gibi davacı sigortacı kendi akidi olan davalıya rücu edebilecektir. O halde mahkemece, 2918 sayılı yasanın 20/d maddesi gereğince haricen satış geçersiz olup, araç maliki davalının hukuki sorumluluğu devam ettiğinden işin esasına girilerek hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.