4. Hukuk Dairesi 2025/8743 E. , 2026/1397 K. "" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2025/14 E., 2025/279 K. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı .... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde;…
4. Hukuk Dairesi 2025/8743 E. , 2026/1397 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2025/14 E., 2025/279 K. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı .... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 08.08.2015 tarihinde meydana gelen tek taraflı kazada davalıya sigortalı aracın, yolcu olan davacının yaralanmasına neden olduğunu iddia ederek 1.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu kaza sebebiyle, davanın hem Zorunlu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortasından hem de Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Sigortası kapsamında açılmış olmakla, her iki talep konusu bakımından mahkemenin yetkisiz olduğunu; Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Sigortası can sigortası poliçesi gereği özel yetki kurallarının geçerli olduğunu, maluliyet oranının ispatlanması gerektiğini ve zararın aktüer bilirkişi tarafından hesaplanması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; kazaya sebep olan ... plakalı aracın davalı ... nezdinde sigortalı olduğunu, söz konusu kazanın zorunlu karayolu taşımacılık poliçesi kapsamında olup, şirketin sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 18.09.2020 tarihli ve 2016/983 Esas, 2020/412 Karar sayılı kararıyla; somut olayda, 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu kapsamında kalan nitelikte yolcu taşımacısı tarafından yapılan bir taşıma faaliyeti söz konusu olmayıp taşımacılık eyleminin göçmen kaçakçılığı suçunun işlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiş olması nedeniyle, yapılan taşıma faaliyetinin zorunlu karayolu taşımacılık sigortası kapsamında bulunmaması karşısında, kazadan kaynaklanan zararın doğrudan doğruya trafik sigortacısının sorumluluğu kapsamında kaldığı gerekçesiyle, davalı ... yönünden davanın reddine, davalı ... yönünden davanın kabulüne ve 286.258,00 TL tazminatın davalı ...'nden tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi kararının davalı .... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 11.01.2022 tarihli ve 2021/1 21... /64 Karar sayılı kararıyla Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın "Kapsam Dışında Kalan Haller" başlıklı A.5. maddesinin (i) bendinde "cürüm ve cinayet işlemek veya bunlara teşebbüs," hallerinin bu sigorta teminatının dışında olduğunun ifade edildiği, buna göre, somut olayda, 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu kapsamında kalan nitelikte, yolcu taşımacısı tarafından yapılan bir taşıma faaliyeti söz konusu olmadığı, dava konusu taşımacılık eyleminin, göçmen kaçakçılığı suçunun (cürüm) işlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiş olduğu ve bu nedenle davalı ...'nın sigortalının (zorunlu karayolu taşımacılık mali sorumluluk sigortası bulunmayan işletenin) 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu'ndan doğan sorumluluğunun bulunmadığı, dosya kapsamında alınan maluliyet raporunun ve aktüer hesap raporunun dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, kaza sırasında yolcu olan davacıya atfedilecek bir kusur bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairemizin 16.10.2024 tarihli ve 2022/30 95... /9769 Karar sayılı ilamıyla; "Türk Hukukunda kişilerin hak arama özgürlüklerini kullanmaları herhangi bir sınırlandırmaya tâbi tutulmamıştır. Ancak bazı istisnai durumlarda dava açan veya takip hakkını kullananın önceden belirlenen bazı özel yükümlülükleri yerine getirmesi şart koşulabilir. Bu istisnai şartlardan biri de teminat gösterme yükümlülüğüdür. 5718 sayılı MÖHUK madde 48/1'e göre; “Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır”. MÖHUK’ta teminat gösterme yükümlülüğü konusunda “yabancılık” ölçütü esas alınmıştır. Buna karşın davalının veya kendisine karşı takibe girişilen karşı tarafın vatandaşlığı, bu madde kapsamında da bir öneme sahip değildir. Bu maddeye göre hakim tarafından verilen kesin süre içinde teminat gösterilmezse, dava, dava şartı eksikliğinden HMK'nın 114/1-ğ maddesi uyarınca reddedilir. MÖHUK madde 48/2’de ise; “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar” hükmü yer almaktadır. Buna göre Türk hâkimi, yabancı davacının, davaya katılanın veya icra takibinde bulunanın vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise, bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir. Az yukarıda belirtilen anlaşmalardan biri de 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi olup, anılan sözleşmenin 17 nci maddesinde; âkit devletlerden birinde ikamet eden ve diğer bir devletin mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan âkit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları sebebi ile herhangi bir teminat istenemeyeceği düzenlenmiştir. Davacı Suriye uyruklu olup, mahkemece davacının teminat muafiyetinin bulunup bulunmadığı hususunda, hükme dayanak oluşturacak nitelikte bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 48/2 nci maddesinde dava açanın karşılıklılık esasına göre, teminattan muaf tutulabileceği düzenlendiğinden öngörülen teminat hususu Mahkemece re'sen gözetilmelidir. Bu sebeple mahkemece, öncelikle davacının teminattan muaf olup olmadığı hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nden sorularak alınacak yazı cevabına göre, davacının teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa, teminatın yatırılması için davacıya kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması halinde istemin usulden reddine, yatırılması halinde ise, dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu yönden bozulmasına karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma kararı sonrasında Adalet Bakanlığı ile yapılan yazışmalar neticesinde, Suriye uyruklu olan davacıdan takdiren teminat alınmasına yer olmadığına karar verilerek davanın kısmen kabulüne ve 286.258,00 TL'nin davalı ....'den tahsiline karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ...Ş. vekili temyiz dilekçesinde; davacı Türk vatandaşı olmadığından teminat alınması gerektiğini ve tazminat hesabına esas olarak Türkiye asgari ücretinin uygulanmasının kabul edilemeyeceğini, geçici iş göremezlik tazminatının poliçe kapsamı dışında olduğunu, kazaya karışan aracın poliçe başlangıç tarihinin 21.04.2015 olup hükme esas alınan maluliyet raporunun hatalı olduğunu, zarardan Güvence Hesabının sorumlu olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dairemizin 16.10.2024 tarihli ve 2022/30 95... /9769 Karar sayılı ilamıyla davacının Suriye vatandaşı olması nedeniyle teminat alınması gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verildiği, bozmadan sonra yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesi tarafından takdiren teminat alınmasına yer olmadığına karar verilerek yargılamaya devam edildiği ve davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmakla birlikte, MÖHUK'ta dava açanın karşılıklılık esasına göre, teminattan muaf tutulabileceği düzenlendiğinden öngörülen teminat hususunun resen gözetilmesi gerektiği; davacının teminattan muaf olup olmadığı hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nden sorulduğu ve davacının vatandaşı olduğu Suriye ülkesi ile ülkemiz arasında bu konuda bir sözleşme bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacının teminat göstermesi gerektiği, teminatın yatırılması için davacıya kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması halinde istemin usulden reddine, yatırılması halinde ise, dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile işin esasına girilmesinin doğru olmadığı gözetilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozma sebebine göre, davalı .... vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. VII. KARAR 1.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı .... vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle, davalı .... vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalı ...'ye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,11.02.2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.