T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1130 Esas KARAR NO : 2026/271 (İnceleme aşamasında / Duruşmasız) (Kararın Kaldırılarak Gönderilmesi HMK 353/1-a-6) T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/06/2023 NUMARASI : 2021/200 Esas-20…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1130 Esas KARAR NO : 2026/271 (İnceleme aşamasında / Duruşmasız) (Kararın Kaldırılarak Gönderilmesi HMK 353/1-a-6) T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/06/2023 NUMARASI : 2021/200 Esas-2023/411 Karar DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 31/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 27/04/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İSTEM; Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 15/08/2019 tarihinde imzalanan eser sözleşmesi ile davalı tarafından 10/02/2018 tarihli sözleşmeden kalan eksik ve kusurlu işlerin giderilmesi ile ... parselde bulunan inşaatın yeni sistem ısı camlı tüm balkon işlerinin yapılması konulu sözleşme imzalandığını, 10/02/2018 tarihli sözleşmenin 3. maddesi kapsamında 30/10/2017 tarihli 100.000,00 TL, 30/11/2017 tarihli 100.000,00 TL, 30/12/2017 tarihli 100.000,00 TL, 30/01/2018 tarihli 100.000,00 TL, 28/02/2018 tarihli 100.000,00 TL, 31/03/2018 tarihli 110.000,00 TL bedelli ve toplamda 610.000,00 TL bedelli çeklerin davalı tarafa teslim edildiğini, davalı tarafından edimlerin yerine getirilmemesi üzerine müvekkili şirketin iyi niyetli tutumu çerçevesinde çekleri geri alarak 15/08/2019 tarihli sözleşmenin imzalandığını, bu sözleşmede ise ödemenin barter usulü yapılacağının kararlaştırıldığını, bu nedenle 15/08/2019 tarihli sözleşmenin 4.3.1 maddesi kapsamında davaya konu taşınmazda bulunan 11. kat 44 numaralı bağımsız bölüm tapusunun davalıya verildiğini, ancak davalı tarafından işe başlanmadığını, yükümlülüklerin yerine getirilmediğini, bu hususta davalıya 26/08/2019, 29/08/2018 ve 13/09/2019 tarihli ihtarnameler gönderilse de cevap alınamadığını, takiben Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/3 D.İş. sayılı dosyası üzerinden keşif yaptırıldığını, yapılan keşif sonucu düzenlenen 15/04/2020 tarihli tespit raporunda eksik ve kusurlu imalatların giderim bedelinin 368.261,30 TL, nefaset bedelinin ise 31.838,00 TL olmak üzere 400.599,30 TL olduğu yönünde kanaat bildirildiğini, yine 15/08/2019 tarihli sözleşmenin 18.1. maddesi ile 10/02/2018 tarihli sözleşmenin 16. maddesi gereği günlük 1.500,00TL gecikme cezasının kararlaştırıldığı ileri sürülerek, davanın kabulü ile günlük 1.500,00 TL gecikme cezasının hesaplanarak ticari alacaklara işleyen en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10/02/2018 ve 15/08/2019 tarihli sözleşmeler gereği eksik ve kusurlu imalatların hesaplanarak imalat bedellerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. YANIT: Davalı vekili tarafından verilen davaya cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı arasında 10/02/2018 tarihinde bir kısım imalatın 610.000,00 TL karşılığı yapılması konusunda anlaşma sağlandığını, bu işler karşılığında da 6 adet çek verilmesinin öngörüldüğünü, müvekkilinin tüm işleri eksiksiz yaptığını, bu bağlamda hiçbir gecikme olmadığını, ancak davacının çekleri ödeyemeyeceğini bildirerek verdiği çekleri de geri aldığını, dolayısıyla yapılan iş bedelinin ödenmediğini, müvekkilinin yaptığı işler dolayısıyla davacıdan 610.000,00 TL alacağının olduğunu, davacının yaptırdığı tespitin ise işin yapılmasından iki sene sonra yapıldığını, imalatlarda meydana gelen bir kısım bozulma, kırılma ve yıpranmaların müvekkilinden kaynaklanmadığını, 15/08/2019 tarihli sözleşmenin ise henüz kurulmadan ortadan kalktığını, davacının çekleri alırken 44. numaralı bağımsız bölümü devredeceğini vaad ettiğini, bunun için ek bazı işlerin de yapılmasının öngörüldüğünü, müvekkilinin alacağını alabilmek adına karmaşık bu sözleşmeyi imzaladığını, ilgili sözleşmede iş bedelinin dahi yazılı olmadığını, davanın haksız ve kötüniyetli olduğunu, akdin teminatı olarak verilen keşidecisi ... olan 150.000,00 TL'lik bononun dahi anlaşmaya aykırı doldurularak 09/10/2019 tarihinde Ankara 19. İcra Müdürlüğü'nün 2019/13513 sayılı dosyasından takibe konulduğunu, bu nedenle ikame edilen Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/705 E. sayılı davasının da müvekkili lehine sonuçlandığını savunarak, haksız davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 06/06/2023 tarihli ve 2021/200 Esas ve 2023/411 Karar sayılı kararında özetle; Taraflarca dayanılan tüm deliller toplanmış, taraflar arasındaki sözleşme ve ekleri, yazışmalar, tapu kayıtları, ticaret sicil kayıtları, Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/705 Esas ve 2020/3 D.İş. sayılı dosyaları celp edilerek incelenmiş, tarafların ticari defter ve kayıtları ile tüm dosya kapsamı üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Mali müşavir, inşaat mühendisi ve nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişilerden oluşan üç kişilik heyet tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; "davacının iş bedelini ödediğine ve/veya taahhüt edilen 44 nolu bağımsız bölümün davalıya teslim edildiğine ilişkin bir delilin dosyada görülemediği, 10/02/2018 tarihli sözleşme kapsamında davalının eksik ve kusurlu iş bedelinin 136.099,30 TL (KDV dahil) olduğu, davalının 10/02/2018 tarihli sözleşmeden kaynaklanan 610.000,00 TL -136.099,30 TL (eksik ve kusurlu olduğu tespit edilen miktar)-473.900,70 TL alacağının bulunduğunu, davalı tarafından 15/08/2019 tarihli sözleşme kapsamında taahhüt edilen 264.000,00 TL'lık (KDV dahil) işin yapılmadığı, sözleşmenin yorumunun takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere cezai şartın talep edilebileceğine karar verilmesi halinde cezai şartın 39.000,00 TL olabileceği" yönünde kanaat bildirilmiştir. Bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi üzerine yasal süresi içerisinde davalı tarafından itiraz dilekçesi sunulmamış, davacı tarafından itiraz edilmiş ise de dosya kapsamına göre davacı itirazlarının teknik değerlendirmeyi gerektirdirmediği değerlendirilmekle usul ekonomisi de gözetilerek ek rapor alınmasına gerek duyulmamıştır. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan eksik/ayıplı işler bedeli ile ifaya ekli cezai şart istemlerine ilişkin olup davacı iş sahibi, davalı yüklenicidir. Taraflar arasındaki 10/02/2018 tarihli sözleşme kapsamında yapılması gerekip eksik/kusurlu kalan işler ile yeni sistem ısı camlı balkon işlerinin yapılmasına dair 15/08/2019 tarihli eser sözleşmesi kapsamında davacı iş sahibi, davalı yükleniciye, sözleşmenin 4.3. maddesi gereği işin bitimini müteakip ... parselde bulunan 11. kat, 44. nolu bağımsız bölümünü devretmeyi üstlendiği anlaşılmakla beraber, davacı iş sahibi tarafından sonradan sunulan ıslah dilekçesi ile iddianın ileri sürülüş şekline göre, sözleşmenin ilgili hükmünün sehven hatalı düzenlendiğini, aslında 33 numaralı bağımsız bölümün çok önceden peşinat olarak, davalının talimatı ile davalı şirket yetkilisi ...'a devir suretiyle davalıya verildiğini, ancak davalı tarafından yüklenilen işlerin yapılmadığını iddia etmiş, davalı yüklenici tarafından ise bu iddia, ıslaha cevap dilekçesinde açık bir şekilde reddedilmiş, ödeme yapılmadığı savunulmuştur. Davacı vekili tarafından iddianın ileri sürülüş şekline göre 15/08/2019 tarihli sözleşmenin 4.3. madde hükmünün taraflar arasında uygulanmayıp iş bedeli olarak 33. numaralı bir bağımsız bölümün teslimden önce peşinen verildiğinden bahisle eldeki davada eksik/ayıplı işlerin bedelinin talep edildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla eldeki davada taraflar arasında iş bedelinin ne şekilde kararlaştırıldığının artık, davacının mezkur iddiası kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Mahkememizce yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde dosyaya mübrez kayıt ve belgeler ile tarafların ticari defterlerinin tetkikinden davacı tarafından davalıya iş bedeli olarak yapılmış bir ödemeye rastlanmadığı görülmüştür. Her ne kadar davacı vekili tarafından ıslah dilekçesi ekinde iş bedeli olarak 33. numaralı bağımsız bölümün davalının talimatı ile şirket yetkilisine devredildiğinin ispatı amacıyla "satış talimatı" başlıklı adi yazılı bir belge sunulmuş ise de, bu belgenin davacı ile dava dışı arsa sahibi Savaş Kütük arasında düzenlendiği ve davalının katılımının olmadığı görülmüş, tek yanlı olarak her zaman düzenlenmesi mümkün ve davalı tarafından kabul edilmeyen bu belgeye itibar edilmesi uygun bulunmamıştır. Mahkememizce celp olunan 33. numaralı bağımsız bölümün tapu kayıtlarının incelenmesinden; ilgili bağımsız bölümün 28/08/2018 tarihinde ...'a devredildiği anlaşılmış, 28/08/2018 tarihli resmi senet içeriğinde ise davacının iddiasına veya ...'ın davalı şirket adına hareket ettiğine dair bir kaydın yer almadığı görülmüştür. Davacı tarafından 33. numaralı bağımsız bölümün 15/08/2019 tarihli sözleşme kapsamında üstlenilen işler gereği davalının talimatıyla davalı şirket yetkilisi ...'a devredildiğine dair başkaca bir yazılı delil sunulmamıştır. Bu nedenle, mahkememizce davacıya yemin delilinin hatırlatılması gerekmiş, ancak 14/04/2023 tarihli celsede verilen iki haftalık kesin sürede davacı tarafından yemin deliline dayanılmamıştır. Davacı vekilince yemine dair ara karardan dönülerek davalı şirket yetkilisine isticvap davetiyesi gönderilmesi talep edilmiş ise de davacı vekilinin delil listesinde isticvap deliline dayanmadığı, davalının da davacının iddiasını açık bir şekilde reddettiği ve dosya kapsamına göre isticvabı gerektirir bir hususun bulunmadığı anlaşılmakla ara karardan dönülmesine yer olmadığı kanaatine varılmıştır. Bilindiği üzere, kötü ödeyen, bir daha öder ve kötü ödemesine dayalı talepte bulunamaz (Yargıtay HGK'nın 26/02/2003 tarih ve 2003/19-135 E., 2003/105 K. sayılı ilamı). Somut olayda; eldeki davada eksik ve ayıplı işlerin giderim bedelini talep eden davacı iş sahibi, iş bedeli olarak sözleşmede yazılı olmayan 33. numaralı bir bağımsız bölümü davalı yüklenicinin talimatıyla davalı şirket yetkilisi ...'a peşinat olarak devrettiğini iddia ederken, bu iddia kapsamında davalı yükleniciye ödeme yaptığını sunmuş olduğu deliller kapsamında kanıtlayamamıştır. Bu bağlamda davalı yükleniciye iş bedeli karşılığı herhangi bir ödeme yapmayan davacı iş sahibine eksik/ayıplı işler nedeniyle iadesi gereken bir bedel olmadığı, davacının davalıdan eksik/ayıplı işlerin giderim bedelini talep edemeyeceği sonuç ve kanaatine varılmış, haklılığı kanıtlanamayan bu talepler bakımından davanın reddi gerekmiştir. Davacı tarafından, 15/08/2019 tarihli sözleşmenin 18.1 maddesi ile 10/02/2018 tarihli sözleşmenin 16. maddesi kapsamında, ifaya ekli cezai şart isteminde de bulunulmuştur. 15/08/2019 tarihli sözleşme ile 10/02/2018 sözleşmeden kalan işlerin giderimi ile teslim süresi vb. hükümler yeniden kararlaştırılmış olduğundan davacının cezai şart isteminin 15/08/2019 tarihli sözleşme kapsamında değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Sözü edilen 18.1. maddede, iş sahibinin, yüklenicinin işi süresinde teslim etmemesi, iş programına uygun davranmaması halinde her gün için 1.500,00 TL gecikme cezası uygulama yetkisini haiz olduğu, 18.5. maddede dönme halinde dahi cezai şartın talep edilebileceği, 18.2. maddede ise gecikme cezalarının öncelikle yükleniciye ödenecek hakedişten kesilmek suretiyle tahsil edileceği, kesinti sonrası bakiye kalması halinde yüklenicinin ilk talepte ödeyeceği kararlaştırılmıştır. Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda, eksik ve ayıplı işler düşüldüğünde davalı yüklenicinin davacı iş sahibinden 10/02/2018 tarihli sözleşme kapsamında yapılan işler karşılığı iş bedeli alacağının 473.900,70 TL olduğu, 15/08/2019 tarihli sözleşmede öngörülen 264.000,00 TL miktarlı işlerin ise yapılmadığı yönünde görüş bildirilmiş, davacı iş sahibi tarafından ise dava ve ıslah dilekçesi ile birlikte 39.000,00 TL cezai şart talep etmiştir. Belirtmek gerekir ki; gecikme cezasının istenebilmesi için öncelikle edim yerine getirilmesi alacaklıya bırakılmış ise TBK'nın 97 maddesi hükmüne göre öncelikli edimini ifa etmeyen karşı tarafın ediminin ifasını isteyemeyeceğinden gecikme cezasını da isteyemeyecektir (Bu hususta: Muammer Öztürk/Zeki Gözütok, Usul ve Esaslarıyla Eser Sözleşmesi Uygulaması, Ankara 2018, s.334, Yargıtay 15. HD.'nin 29/04/2009 tarih ve 2008-2768/2488 sayılı ilamı). Davacı tarafından, taraflarca 33 numaralı bir bağımsız bölümün iş bedeli olarak teslimden önceki tarihte davalıya verilmesinin kabul edildiği, bu nedenle davalının onayıyla ilgili bağımsız bölümün davalı şirket yetkilisine devredildiği iddia edilmektedir. Dolayısıyla davacı tarafından iddianın ileri sürülüş şekline göre, öncelikli edimin ifasının davacı iş sahibine bırakıldığı anlaşılmaktadır. Ne var ki yukarıda da açıklandığı üzere, davacı tarafından ne 15/08/2019 tarihli sözleşme kapsamında peşinat olarak verildiği öne sürülen 33. numaralı bağımsız bölümün davalıya devredildiği ne de bu sözleşmenin de konusu oluşturan 10/02/2018 tarihli sözleşme kapsamında tamamlanan işler karşılığında bir ödeme yapıldığı usulüne uygun delillerle kanıtlanamamıştır. Mevcut hukuki durum karşısında, öncelikli edimini ifa ettiğini kanıtlayamayan davacının, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında talep edilen ifaya ekli cezai şart isteminin de yerinde olmadığı" gerekçesi ile, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili tarafından verilen 19/09/2023 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; taraflar arasında 15/08/2019 tarihinde, "Götürü Bedel Anahtar Teslimi Yüklenici Sözleşmesi" imzalandığını, sözleşme gereği, ... Parsel'de bulunan inşaatın; yeni sistem ısı camlı tüm balkon işlerinin yapılması ile taraflar arasında daha önce 10.02.2018 tarihinde imzalanan Götürü Bedel Anahtar Teslim Yüklenici Sözleşmesi Genel Şartları Sözleşme No: 2018/001’den kalan (PVC doğrama merdiven ve balkon korkulukları, çelik kapılar, yangın çıkış kapıları işi) eksik ve kusurlu taahhüt ve işlerinin tamamlanmasının davalı ... Cam Ltd. Şti. tarafından taahhüt edildiğini, taraflar arasında daha önce imzalanan 10/02/2018 tarihli sözleşme içeriğinin de yine aynı taşınmaza ilişkin olduğunu, sözleşme gereği, pvc doğrama merdiven ve balkon korkulukları, çelik kapılar, yangın çıkış kapıları yapılması işinin ... Cam Ltd. Şti. tarafından taahhüt edildiğini, 10.02.2018 tarihli sözleşmenin 3. maddesi kapsamında, toplamda 610.000,00 TL bedelli çeklerin davalı tarafa teslim edildiğini, davalı tarafın edimlerini yerine getirmemesi üzerine müvekkili şirketin iyi niyetli tutumu çerçevesinde verilen çeklerin geri alınarak, 33 numaralı bağımsız bölümün barter usulü davalıya verildiğini, davalının sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini tamamlaması için taraflar arasında 15/08/2019 tarihli sözleşmenin imzalandığını, davalı tarafın sözleşme ile yüklendiği edimlerini yerine getirmediğini, bunun üzerine müvekkilince yapılmayan ve eksik yapılan işlerin tespiti amacıyla Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/3 D.İş. sayılı dosyası ile delil tespiti yaptırıldığını, mahallinde yapılan 23/01/2020 tarihli keşif sonucunda alınan 15/04/2020 tarihli tespit raporuna göre; davalının eksik ve kusurlu imalatların giderimi için 368.261,30 TL, nefaset bedeli için ise 31.838,00 TL olmak üzere toplamda 400.599,30 TL olarak borçlu olduğunun tespit edildiğini, bu bedelin tahsili amacıyla huzurdaki davanın açıldığını, davalıya 15/08/2019 tarihli sözleşmede belirlenen işlerin bedeli olarak daire verildiğini, bu dairelerin tapudan devir işlemlerinin de yapıldığını, 10/02/2018 tarihli ilk sözleşmede 610.000,00 TL olarak nakden belirlenen bedelin değiştirilerek, 15/08/2019 tarihli ikinci sözleşmede barter usulü olarak taşınmazın piyasa fiyatına tekabül edecek şekilde belirlendiğini, müvekkilinin 15/08/2019 tarihli sözleşmeye göre davalı tarafın edimlerini yerine getirmesinden sonra anılan taşınmazı devredeceğinin kararlaştırıldığını, işlerinin bir an önce yapılması ve taraflar arasında uzun süredir devam eden ticari ilişki ve oluşan güven nedeniyle, çok daha önce ve davalı edimlerini yerine getirmeden tapu devirlerinin gerçekleştirildiğini, bu durumun davalının da kabulünde olduğunu, yerel mahkemece alınan bilirkişi raporunda bu hususun farklı değerlendirildiğinden, tapu kaydı, ticaret sicil gazetesi örneği ve satış talimatının dosyaya sunulduğunu, yerel mahkemece de bu evrakların celbine karar verildiğini, dosya kapsamına celbedilen tapu kaydı, ticaret sicil gazetesi örneği ve sunulan satış talimatından da görüleceği üzere; 33 numaralı bağımsız bölümün, arsa sahibi olan ... tarafından, davalı şirket ortağı ...'a devredildiğini, 33 nolu bağımsız bölümün arsa sahibi tarafından müvekkili şirkete kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre verilmesi gereken taşınmaz olduğunu, yani şahsi olarak satılması veya ...'ın bu bağımsız bölümü şahsi olarak almasının söz konusu olmadığını, yerel mahkemece taşınmaz devrinin verildiğinin ispatlanamadığı şeklindeki değerlendirmenin hatalı olduğunu, mahkemece davalı şirket yetkilisi ...'a yemin teklif edilmesi konusunda müvekkiline süre verildiğini ancak, taşınmazı davalı şirket adına devralan ve aynı zamanda davalı şirketin ortağı olan ...'a isticvap davetiyesi gönderilmesinin talep edildiğini, mahkemece bu taleplerinin reddine karar verildiğini, kararın bu yönüyle bozulması gerektiğini, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2020/10185 Esas - 2021/2694 Karar sayılı ve Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2022/773 Esas - 2022/3478 Karar sayılı ilamları gereğince yerel mahkemece isticvap taleplerinin reddine karar verilmesinin isabetli olmadığını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının yapılacak istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesine istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda; Dava, taraflar arasındaki "... parselde bulunan inşaatın yeni sistem ısı camlı tüm balkon işlerinin yapılması"nı konu alan 10/02/2018 tarihli sözleşme ile bu sözleşmenin devamı olarak yapıldığı anlaşılan 15/08/2019 tarihli ve ilk sözleşmede belirtilen işlerden eksik kalanların giderimi ve ekstra imalatların yapımını konu alan eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, davacı iş sahibi, davalı yüklenicinin sözleşmeler kapsamındaki edimini tam olarak yerine getirmediğini, bir kısım eksik ve ayıplı imalatlar bulunduğunu, bu imalatların tespiti amacıyla mahkeme aracılığıyla tespit yaptırıldığını ve rapor alındığını belirterek, dava dilekçesinde dava değerini de şimdilik 10.000,00 TL olarak göstermek suretiyle eksik ve ayıplı işlerin giderim bedeli ile 15/08/2019 tarihli sözleşmenin 18/1 maddesi gereği günlük 1.500,00 TL gecikme cezası alacağının da hesaplanarak, bu alacakların davalıdan ticari alacaklara işleyecek en yüksek faiz oranıyla birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda yukarıda belirtilen gerekçelerle davacının iş bedelini ödediğini ispatlayamadığı, son olarak yemin teklifi hakkının da hatırlatılmasına rağmen davalıya yemin teklif hakkını kullanmadığı, bu sebeple kendi edimini yerine getirmeyen davacının davalıdan karşı edimi olan eksik veya ayıplı işlerin giderim bedeli ile gecikme cezası alacağının talebe hakkı bulunmadığı kabul edilerek ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili yukarıda belirtilen gerekçelerle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. 1-Mahkemece, davacı iş sahibinin, davalı yükleniciye iş bedelini ödediğine dair iddiasını ispatlayamadığı kabul edilmiş ise de davacı yüklenici vekili ıslah dilekçeleri ile, dava dilekçesinde davalı yükleniciye sözleşme kapsamında iş bedeli karşılığı olarak verilmesi kararlaştırılan dairenin sehven ... parselde bulunan başka bir bağımsız bölüm olduğunun bildirildiğini, gerçekte bu bağımsız bölümün 33 nolu bağımsız bölüm olduğunu ve bu bağımsız bölümün kendi talimatı ile dava dışı arsa sahibi ... tarafından davalı şirketin ortağı ve temsilcisi olan ... adına tapuda devrinin yapıldığını bu sebeple iş bedelinin müvekkili tarafından ödendiğini belirtmiş ve mahkemece bu bağımsız bölümün tapu müdürlüğünden getirtilen satış akit tablosu ile de dava dışı arsa sahibi ... tarafından davalı şirketin ortağı olduğu söylenen ... adına satış suretiyle tescil gördüğü anlaşılmaktadır. Davacı vekili bu devrin, sözleşmedeki iş bedeli karşılığı olarak davalı şirket temsilcisine yapıldığına dair dava dışı arsa sahibi ile davalı şirket yetkili temsilcisinin isticvap edilmesini talep etmiş olmasına rağmen mahkemece davacı yanın delil listesinde isticvap deliline dayanmadığı kabul edilmek suretiyle bu talep reddedilmiş ise de, mahkemenin bu şekildeki kabulünde isabet bulunmamaktadır. Şöyle ki; arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde yüklenicinin kendisine verilmesi gereken bağımsız bölümleri uygulamada bazen kendi adına tapuda devralıp, sattığı, bazen ise arsa sahibi üzerinden devrettiği rastlanmaktadır. Tapuda devir işlemi arsa sahibince yapıldığında karine de arsa sahibinin kendisine ait bağımsız bölümü satmış olmasıdır. Ancak bu karinenin aksinin ispatı mümkün olup, arsa sahibi veya satışın yüklenici tarafından yapılması durumunda yüklenici, tapudaki satış akit tablosunun aksini, yani tapuda devrettiği bağımsız bölümün kat karşılığı inşaat sözleşmesi ya da ek sözleşme ile dava dışı yükleniciye bırakıldığını ve bu bağımsız bölümün yüklenici tarafından satılmış olup onun istek ve talimatıyla tapuda devrin arsa sahibi tarafından yapıldığını yasal delillerle kanıtlayabilir. Yargıtay özel dairesinin yerleşik uygulamalarında, uygulamada tapu masrafından kurtulmak düşüncesiyle yüklenicilerin kendi adlarına intikâl yaptırmadan arsa sahibi üzerinden devir yaptırdıkları bilindiğinden arsa sahibinin veya yüklenicinin bunu iddia etmesi halinde yüklenicinin, resmi akit tablosunun aksini ispat külfeti kolaylaştırılarak yüklenici ile 3. kişi arasında bağımsız bölümün temlikine ilişkin adi yazılı sözleşme ya da yüklenicinin arsa sahibine yaptığı yazılı bir talimat bulunup bunların isticvap edilerek yüklenici tarafından ya da belge tanıklarınca doğrulanması ile kanıtlanabileceği kabul edilmektedir (Yargıtay kapatılan 15. Hukuk Dairesi’nin 03.12.2018 gün 2018/2201 Esas 2018/4792 Karar sayılı ilamı ve 2020/1601 Esas, 2020/3015 Karar sayılı ilamı). Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelince; uyuşmazlık konusu olayda davacı yüklenici, taraflar arasındaki 10/02/2018 tarihli sözleşme ile 15/08/2019 tarihli sözleşmeler kapsamında iş bedeli karşılığının, daire verilmesi şeklinde kararlaştırıldığını ve kendisine isabet edecek 4 parsel üzerindeki 33 numaralı bağımsız bölümün davacı ile dava dışı arsa sahibi arasında imzalanan kat karşılığı inşaat yapım sözleşmesine göre yüklenici olarak kendisine isabet eden bağımsız bölümler arasında kalmakta olduğunu ve bu bağımsız bölümün kendi talimatı ile dava dışı arsa sahibi ... tarafından davalı şirketin talebi ile bu şirketin ortağı olan ...'a tapuda devredildiğini iddia ettiğinden ve bu husus tapu kayıtları ile de sabit olduğundan ve davacı yan bu konudaki iddiasını ispatlayacak şekilde dava dışı arsa sahibi ile yüklenicinin imzasını içeren "satış talimatı" başlıklı yazılı belgeyi dosyaya sunduğundan davacı yüklenicinin (iş sahibinin) bu konudaki iddiasının ispatına imkan verebilmek için gerekirse mahkemece HMK'nın 169/1 maddesi uyarınca kendiliğinden de her iki taraftan birinin isticvabına karar verebileceğinden davalı şirket ortağı olduğu söylenen ve 33 numaralı bağımsız bölümün tapuda devredildiği ...'ın isticvap edilerek, davacının iddialarının doğru olup olmadığı konusunda beyanlarının tespiti ile yine dava dışı arsa sahibi ...'ün de belge tanığı olarak isticvap edilerek davacı yüklenicinin talimatı ile sözleşme gereği yükleniciye isabet ettiği söylenen 33 numaralı bağımsız bölümü davalı şirket temsilcisine iş bedeli karşılığı olarak devredip devretmediği, bu devrin kendisi tarafından yapılan bir satış niteliğinde olup olmadığı konusunda beyanlarının tespiti ile, ve davalının, yapılan bu devrin başka bir hukuki ilişki nedeniyle dava dışı arsa sahibinden devralındığı konusundaki ispat yükünün davalı yanda olduğu gözetilerek davalı yanca bu devrin başka bir hukuki ilişki nedeniyle yapıldığı kanıtlanamadığı sürece ve dava dışı arsa sahibinin de beyanı ile bu devrin davacının talimatı ile yapıldığının anlaşılması durumunda 33 numaralı bağımsız bölümün taraflar arasındaki sözleşmelerde iş bedeli karşılığı olarak davalıya verildiğinin kabulü ile taraflar arasındaki uyuşmazlığın sonuçlandırılması gerekmektedir. 2- Yine taraflar arasındaki 15/08/2019 tarihli sözleşmenin fiilen yerine getirilmediği ve 33 numaralı bağımsız bölümün devrinin davalı yana iş bedeli karşılığı devredildiğinin anlaşılması halinde bu devrin taraflar arasındaki 10/02/2018 tarihli sözleşmenin bedeli olarak devredildiğinin kabulü gerekeceğinden ikinci sözleşmenin eylemli olarak feshedildiğinin kabulü ile mahkemece, her iki sözleşmenin taraflar arasındaki tasfiyesinin buna göre uzman bir bilirkişi kuruluna yaptırılarak ve yine davacının dava açmadan önce mahkeme aracılığıyla yaptırmış olduğu tespit dosyasındaki tespit bilirkişi raporundan da faydalanılarak davacının ilk sözleşmedeki eksik ve ayıplı işler nedeniyle talep edebileceği tazminat istemi ile ikinci sözleşme nedeniyle talep ettiği ifaya ekli cezai şart istemlerinin değerlendirilmesi yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun, esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, mahkeme kararının, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde sonuçlandırılması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun, esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin KABULÜNE, 2-Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/06/2023 tarihli ve 2021/200 Esas 2023/411 Karar sayılı kararının, 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde yeniden inceleme ve araştırma yapılarak esasa ilişkin yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Kararın mahiyeti gereği istinaf karar harcı alınmasına yer olmadığına, davacı tarafından yatırılan 269,85 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 5-Davacı tarafça yatırılan 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince varsa taraflarca yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre aynı maddenin 5. fıkrası gereğince yatıran/sunan tarafa İADESİNE, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 31/03/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır