Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Müvekkili ile davalı şirketi arasındaki ticari ilişkiye karşılık cari hesap usulü çalışıldığını ve kimi zaman doğan diğer alacakların muhtelif tarihlerde faturalandınlarak gönderildiğini, davalının müvekkiline olan borcuna karşılık belirli aralıklarla kısmi ödemeler yaptığını, ancak uzunca bir süre sonra herhangi bir ödeme yapmadığını, davalı aleyhinde İstanbul Anadolu ...... İcra Müdürlüğü'nün .......Esas sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, davalını
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafın, 16/10/2015 tarihinde "... Mah. ... Cad. İle ... Sok. Kesimi Ataşehir/İSTANBUL" adresinde kendisine ait yeraltı kablolarının arızalanması, yanması, patlaması ve yaptıkları çalışmalar sonucu müvekkil şirkete ait ups ve kablolara hasar verildiğini, bu hasarlar sonucunda müvekkili şirket yönünden 16/10/2015 tarihinde toplam 7.769,17 TL zarar oluştuğunu, oluşan bu zararın giderilmesi için davalı tarafa, 02/11/2015 tarihinde ihtarlı mektup ve hasar belgeleri gönderilmiş ise de; davalı tarafından müvekkili şirkete herhangi bir başvuru yapılmadığını, davalının haksız fiili sonucu meydana gelen hasarlar nedeniyle oluşan 7.769,17 TL zararın, hasar tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından açılan davanın, haksız fiillerden kaynaklı bir tazminat davası niteliğinde olduğunu, dava konusunun haksız fiil, taraflar arasındaki herhangi bir ticari bir münasebetten kaynaklanmadığını, bu nedenle davanın görevli mahkemede açılmamış olmasından ötürü görevsizlik kararı verilmesin gerektiğini, dava konusu olay ve oluşan zararlardan müvekkilinin sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığını, tek taraflı olarak yapılan hasar tespitine dayanarak müvekkili şirketten tazminat talep edilmesinin hakkaniyetli olmadığını beyanla , davanın reddini savunmuştur. Mahkemece ; talebin haksız fiil hükümlerinden kaynaklandığı, söz konusu davanın tarafların ticari işletmesiyle alakalı olmadığı, haksız fiil hükümlerinin Türk Borçlar Kanunu'nunda düzenlendiği, davaya konu alacağın tarafların ticari işletmesine veya TTK’nda düzenlenen bir hususa ilişkin olmadığı, dolayısıyla davaya bakma görevinin genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olduğu gerekçesiyle HMK’nun 114/1-c ve 20. maddeleri uyarınca mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir. Kararı istinaf eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle,tarafların tacir olmaları ve verilen zararın müvekkili şirketin ticari mallarına verilmiş olması ve üstelik bu zararın davalı şirketin ticari faaliyeti sırasında vermiş olması nedeniyle davanın ticari bir dava olduğuna herhangi bir şüphe bulunmadığı, bu kapsamda, Asliye Ticaret Mahkemesi işbu dava açısından yetkili ve görevli olup, İlk derece mahkemesinin bu yöndeki kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür. ...nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; dava, tacirler arası haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindi 6102 sayılı TTK.'nin 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava olabilmesi için her iki tarafının da tacir olması ve uyuşmazlığın ticari işletmeleriyle ilgili hususlardan doğmuş bulunması veya anılan yasa maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan olması gerekli ve yeterlidir. Bu tür ticari davalara ise, ayrı Asliye Ticaret Mahkemesi olan yerlerde, o yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinde bakılır (TTK m.5/2). Somut olayda , davalı tarafa ait yeraltı kablolarının arızalanması, yanması, patlaması ve yaptıkları çalışmalar sonucu davacı şirkete ait kablolara , alt yapıya zarar verdiği iddia edilmiştir. Zarara sebebiyet verdiği iddia edilen davalı şirket ve davacı tacir olup, olay her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgilidir.Tacirler arası haksız fiilden kaynaklanan eldeki ticari davada, Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu gözetilip yargılamaya devam edilmesi gerekirken, anılan yasal mevzuata aykırı olacak şekilde görevsizlik kararı verilmesi hukuka aykırı olmakla , davacının istinaf talebinin kabulü ile HMK 353/1-a-3 maddesi uyarınca ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına ve dosyanın yargılamaya devam edilmesi için ilk derece mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir.