3. Ceza Dairesi 2024/18235 E. , 2025/15855 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2024/3010 Değişik İş SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma İNCELEME KONUSU KARAR: Kovuşturmaya yer olmadığı kararının kaldırılması talebinin reddine dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Şüpheli hakkında silahlı terör örgütüne üye
**3. Ceza Dairesi 2024/18235 E. , 2025/15855 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2024/3010 Değişik İş SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma İNCELEME KONUSU KARAR: Kovuşturmaya yer olmadığı kararının kaldırılması talebinin reddine dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Şüpheli hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan soruşturma sonucunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 26.08.2019 tarihli ve 2018/187747 soruşturma, 2019/76858 sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına (KYOK/KYO) karar verildiği, aynı Cumhuriyet Başsavcılığınca 14.02.2024 tarihli başvuru ile şüpheli hakkında yeni deliller elde edildiği belirtilerek kovuşturmaya yer olmadığı kararının kaldırılmasının talep edildiği, Ankara 10. Sulh Ceza Hakimliğinin 19.02.2024 tarihli, 2024/1657 değişik iş sayılı kararı ile vaki talebin reddedildiği, Cumhuriyet Başsavcılığınca 23.02.2024 tarihli ve 2018/187747 Soruşturma sayılı yazı ile talebin reddine dair kararın kaldırılması aksi takdirde evrakın itiraz mercine gönderilmesinin talep edildiği, Ankara 10. Sulh Ceza Hakimliğinin 26.02.2024 tarihli, 2024/2048 değişik iş sayılı kararıyla Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan itiraz yerinde görülmediğinden dosyanın incelenmek üzere itiraz merci olan Ankara 1. Sulh Ceza Hakimliğine gönderildiği, merci Ankara 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 28.02.2024 tarihli ve 2024/3010 değişik iş sayılı kararıyla, Ankara 10. Sulh Ceza Hakimliğince verilen kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı değerlendirmesi ile kovuşturmaya yer olmadığı kararının kaldırılması talebinin "kesin" olarak reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Soruşturma savcısının talebi üzerine Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesi uyarınca, 17.09.2024 tarihli ve 94660652-105-06-10482-2024-KYB sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.09.2024 tarihli ve 2024/96296 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A.Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 26/08/2019 tarihli ve 2018/187747 soruşturma, 2019/76858 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı müteakip, yeni delil elde edildiğinden bahisle şüpheli hakkındaki kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasına yönelik ...'nın talebinin reddine ilişkin Ankara 10. Sulh Ceza Hâkimliğinin 19.02.2024 tarihli ve 2024/1657 değişik iş sayılı kararına yönelik itirazın reddine dair mercii Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 28.02.2024 tarihli ve 2024/3010 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Dosya kapsamına göre, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca silahlı terör örgütüne üye olma suçundan şüpheli ... hakkında yürütülen soruşturma sonunda, kamu davası açmak için yeterli delil elde edilemediği gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesini takiben, aynı şüpheli hakkında atılı suçtan Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 2019/78106 soruşturma sayılı dosyası kapsamında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yetkili olduğundan bahisle yetkisizlik kararı verilerek dosyanın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği ve 2020/20431 soruşturma sayılı dosyası üzerinden soruşturmanın devam ettiği, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 19/06/2020 tarihli ve 2020/20431 soruşturma, 2020/5116 sayılı kararı ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/54551 soruşturma sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, yetkisizlik kararı ile gelen dosya kapsamında yer alan tanık beyanlarının şüpheli hakkında yeni delil oluşturduğundan bahisle şüpheli hakkındaki kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasına yönelik Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talebinin Ankara 10. Sulh Ceza Hâkimliğinin 19.02.2024 tarihli kararı ile reddine hükmedildiğinin anlaşılması karşısında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 172/2. maddesinde, "Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz" şeklinde düzenlemenin yer aldığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 31/10/2017 tarihli ve 2017/15-186 esas, 2017/450 karar sayılı ilamında, "...01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK'nun 172. maddesinin ikinci fıkrasıyla, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra, yeni bir delil meydana çıkmadan Cumhuriyet savcısınca kendiliğinden kamu davası açılamayacağı hüküm altına alınmış, ancak 06.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 680 sayılı KHK ile ayrıca, elde edilen yeni delilin kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak nitelikte olması ve sulh ceza hakimliğince bu konuda bir karar verilmesi şartlarına bağlanmıştır." şeklinde, Yine Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 23/06/2015 tarihli ve 2013/7-700 esas, 2015/241 karar sayılı ilamında, "... CMK'nun 172/2. maddesinde yer alan "yeni delil" kavramından ne anlaşılması gerektiğine gelince; kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan önce mevcut olan, ancak ele geçirilemeyen, dosyada bulunan ancak Cumhuriyet savcısı tarafından görülmeyen ve değerlendirilmeyen delil, yeni delildir. Yeni bir soruşturmanın başlatılabilmesi için, delilin yeni olmasının yanında, tek başına veya diğer delillerle birlikte bir suçun işlendiğini kuvvetle ispatlama gücüne sahip olması gerekir. Dava açmaya yetecek kadar güçlü elverişlilikte veya kovuşturmama kararının nedenini ortadan kaldırıcı ve ayrıca davanın da açılmasını sağlayacak kuvvette, suç şüphesini kuvvetlendirici nitelikte bulunması gerekir. Bu nitelikte yeni bir delil ortaya çıktığında, Cumhuriyet savcısı işe tekrar el atarak, iddianame düzenleyebilecek, kabulü halinde kamu davası açılmış olacaktır." şeklinde belirtildiği üzere, Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından yürütülen soruşturma sonunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilip söz konusu kararın kesinleşmesinden sonra, yeni delil ortaya çıkmadıkça ve bu hususta ilgili hâkimlikçe bir karar verilmedikçe aynı fiilden dolayı kamu davası açılmasının mümkün olmadığı, Yine mevcut olup ele geçirilemeyen, dosyada bulunmayan ya da dosyada bulunmakla birlikte Cumhuriyet savcısı tarafından görülmeyen ve değerlendirilmeyen delillerin "yeni delil" olarak değerlendirilmesi gerektiği, Somut soruşturma dosyasında, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca silahlı terör örgütüne üye olma suçundan şüpheli hakkında yürütülen soruşturma sonunda, kamu davası açmak için yeterli delil elde edilemediği gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği ancak, Adana Cumhuriyet Başsavcılığının yetkisizlik kararı ile gönderilen 2019/78109 soruşturma sayılı dosyası kapsamında alınan tanık ...'ın ifadesi ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 2018/54551 soruşturma sayılı dosyası kapsamında alınan tanık ... ile ...'ın ifade ve teşhis tutanaklarında şüphelinin örgüt içerisinde yer alarak örgütsel faaliyetlere katıldığına ilişkin beyanların tespit edilmekle, şüphelinin Bank Asya isimli bankada bulunan hesap hareketlerine ilişkin bilirkişi raporunun bulunduğu anılan delillerin şüpheli hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar sonrasında dosya içerisine alındığı ve değerlendirilmeye tabi tutulmadıklarının anlaşıldığı cihetle, kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar öncesi dosya arasında bulunmadığı ve bu nedenle Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından gerekli şekilde incelenip değerlendirilmediği açıkça ortada olan bahsi geçen delillerin kamu davası açılması bakımından yeni delil olarak kabul edilmesi gerektiği cihetle, itirazın anılan gerekçe ile kabulüne karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B.Hukuki Süreç 1.Şüpheli ...'in 04.09.1970 Ankara doğumlu olup aslen Reşadiye nüfusuna kayıtlı olduğu, lise mezunu olduğu, örgütle iltisaklı şirketlerde çalışma kaydının bulunduğu tespit edilmiştir. 2.... Derneğine üyelik, örgütle iltisaklı şirketlerde çalışma kaydı ve Bankasya hesabında para hareketlerinin bulunduğunun tespiti üzerine şüpheli hakkında soruşturmanın başlatıldığı, yürütülen soruşturma neticesinde, şüphelinin Bylock programını kullanmadığı, ... Otel'de konaklama kaydının bulunmadığı, Bankasya hesap hareketlerinde şüpheli bir durum olmadığının tespit edildiği, dernek üyeliği, iltisaklı şirketlerde çalışma kaydının bulunması ve örgütün tepe yöneticilerinden ... ile iki kez görüşmesinin bulunmasının ise kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil niteliğinde bulunmadığı gerekçesiyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 26.08.2019 tarihli ve 2018/187747 soruşturma, 2019/76858 sayılı kararı ile KYOK verilmiştir. 3.Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 14.02.2024 tarihli yazısıyla; şüpheli hakkında, Bankasya bilirkişi raporu aldırıldığı ve örgütsel talimatla hesap arttırımında bulunduğu, ... Derneği denetim kurulu yedek üyesi olarak görev aldığı, 2008-2016 yılları arasında örgüte müzahir şirketlerde çalışma kaydının bulunduğu, ..., ... ve ... isimli şahısların şüpheli hakkında örgütsel isnatlarda bulundukları, bu şekilde şüpheli hakkında yeni deliller ortaya çıkması nedeniyle daha önce verilen 26.08.2019 tarihli KYOK'un kaldırılmasına karar verilmesi için Ankara Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğine talepte bulunulmuştur. 4.Ankara 10. Sulh Ceza Hakimliğinin 19.02.2024 tarihli, 2024/1657 değişik iş sayılı kararı ile şüpheli hakkında yeni delil olarak beliritlen husuların yer aldığı kolluk tutanağının 28.06.2019 tarihinde yani 26.08.2019 tarihli KYOK'tan önce düzenlendiği,bu haliyle yeni bir delilin dosya kapsamında bulunmadığı gerekçesiyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının KYOK'un kaldırılmasına ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir. 5.Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 23.02.204 tarihli ve 2018/187747 Soruşturma sayılı yazısı ile şüpheli hakkında havuz araştırması, ...'ın beyanları ve bilirkişi raporu alınmamış Bankasya hesap hareketlerine dayanılarak KYOK verildiği, KYOK kararından sonra Bankasya bilirkişi raporu ile ... ve ...'ın beyanlarının dosyaya eklendiği, bu nedenle KYOK'un kaldırılması talebinin reddine dair kararın kaldırılması aksi takdirde evrakın itiraz mercine gönderilmesi talep edilmiş, Ankara 10.Sulh Ceza Hakimliğinin 26.02.2024 tarihli, 2024/2048 değişik iş sayılı kararıyla itiraz yerinde görülmediğinden dosyanın incelenmek üzere itiraz merci olan Ankara 1. Sulh Ceza Hakimliğine gönderilmiştir. 6.Ankara 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 28.02.2024 tarihli ve 2024/3010 değişik iş sayılı kararı ile, Ankara 10. Sulh Ceza Hakimliğince verilen kararın gerekçesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı kabul edilerek Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 23.02.2024 tarihli ve 2018/187747 Soruşturma sayılı itirazının "kesin" olarak reddine karar verildiği anlaşılmıştır. 7.Soruşturma savcısının talebi üzerine Adalet Bakanlığının,17.09.2024 tarihli ve 94660652-105-06-10482-2024-KYB sayılı yazısı ile Ankara 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 28.02.2024 tarih 2024/3010 Değişik İş sayılı kararının CMK 309. maddesi gereğince kanun yararına bozulması talep edilmiştir. C.İlgili Hukuk Konu ile ilgili olarak 5271 sayılı CMK'nın 172 inci maddesinin birinci fıkrasında kovuşturmaya yer olmadığı kararlarının verilmesi, aynı maddenin ikinci fıkrasında ise yeni delil tespit edildiğinde kamu davası açılabilmesinin koşulları düzenlenmiştir. D.Değerlendirme ve Gerekçe Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar (5271 sayılı Kanun 160/1 m.). Cumhuriyet savcısı, doğrudan doğruya veya emrindeki adli kolluk görevlileri aracılığıyla her türlü araştırmayı yapabilir (5271 sayılı Kanun 161/1 m.). Soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilmemesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hallerinde Kovuşturmaya Yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı süresi ve mercii gösterilir (5271 sayılı Kanun 172/1 m.). Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz. (5271 sayılı Kanun 172/2 m.). Şüpheli hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın, yeni delil elde edildiğinden bahisle kaldırılmasına yönelik Cumhuriyet savcısınca yapılan istemin reddine dair verilen kararın, 5271 sayılı Kanun'un 172/2 'nci maddesi kapsamında "talep üzerine tesis edilmiş bir hakimlik kararı" olması nedeniyle, anılan Yasa'nın 267 nci maddesindeki; "Hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir." açık hüküm nedeniyle itiraz kanun yoluna tabi olduğu, ilgili Cumhuriyet savcısı tarafından itiraz yoluna başvurulması üzerine itiraz merciince itirazın reddine kesin olmak üzere karar verildiği, merci tarafında verilen ve kesin nitelikteki bu karara karşı 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesi uyarınca kanun yararına bozma kanun yoluna başvurulabileceği belirlenmiştir. Doktrinde bu husus tartışılarak yeni delil kavramının nasıl anlaşılması gerektiği üzerine değerlendirmeler yapılmış, kovuşturmaya yer olmadığı kararından önce mevcut olup da ele geçirilememiş olan delilin de yeni delil olarak kabul edilmesi gerektiği, bir delilin yeni olup olmadığının Cumhuriyet savcısı tarafından takdir edilmesi gerektiği yönünden görüş belirtilmiştir. (Centel/..., Ceza Muhakemesi Hukuku, Beta Yayınları, Kasım 2020, 19. Bası, s. 609-2010) Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 23.06.2015 tarihli ve 2013/7-700 esas -2015/241 sayılı kararında; kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan önce mevcut olan, ancak ele geçirilemeyen, dosyada bulunan ancak Cumhuriyet savcısı tarafından görülmeyen ve değerlendirilmeyen delilin, yeni delil olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Yukarıda belirtilen bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca şüpheli hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen soruşturma sonunda, şüphelinin Bylock programını kullanmadığı, ... Otel'de konaklama kaydının bulunmadığı, Bankasya hesap hareketlerinde şüpheli bir durum olmadığı, dernek üyeliği ve iltisaklı şirketlerde çalışma kaydının bulunması ile örgütün tepe yöneticilerinden ... isimli kişiyle iki kez görüşmesinin bulunmasının ise kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil niteliğinde bulunmadığı gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesinden sonra, Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ve yetkisizlik kararı ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen soruşturma dosyasında ... isimli kişinin şüpheli hakkında anlatımlarda bulunduğunun tespit edildiği, ayrıca Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/54551 soruşturma sayılı dosyasında ... ve ... isimli kişilerin şüpheli hakkında beyanlarda bulundukları ve aldırılan bilirkişi raporunda şüphelinin Bankasya hesabında mutad olmayan bankacılık faaliyetlerinin yer aldığının tespit edildiği gerekçesiyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 26.08.2019 tarihli ve 2018/187747 soruşturma, 2019/76858 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığı kararının kaldırılması talep edilmiş ise de; Bankasya hesap hareketlerine ilişkin bilirkişi raporu incelendiğinde, söz konusu hesabın şüpheli tarafından maaş hesabı olarak kullanıldığı, 1999 yılında açıldığı ve o tarihten itibaren rutin hesap hareketlerinin mevcut olduğu, örgüt liderinin talimat verdiği tarihlerde herhangi bir hesap açma işlemi bulunmadığı gibi talimat dönemine denk gelecek şekilde para yatırma işleminin de bulunmadığı, raporda belirtilen görüşün aksine şüphelinin parasal hareketlerinin rutin işlemler şeklinde olduğunun anlaşıldığı, bu nedenle söz konusu bilirkişi raporunun kamu davası açılmasını gerektirir yeterlilikte şüphe oluşturacak yeni delil niteliğinde bulunmadığı; yine Cumhuriyet başsavcılığının KYOK kaldırılması talepli yazısında şüphelinin örgütle iltisaklı şirket ortağı olduğu belirtilmiş ise de, 28.06.2019 tarihli kolluk araştırma tutanağında şüphelinin ortağı olduğu şirketin, yemek temizlik ve taşımacılık alanında çalışan bir şirket olduğunun görüldüğü, örgütle iltisaklı şirket olduğuna dair bir tespitin yapılmadığı, sadece söz konusu şirketin Bankasya'da hesap hareketinin bulunduğunun belirtildiği, şüphelinin söz konusu şirket ortaklığının 22.01.2010 ile 18.11.2013 tarihleri arasında olduğu, bahsi geçen şirketin örgüt liderinin talimatı ile Bank Asya'da hesap arttırımında bulunduğu ileri sürülecek olsa bile şüphelinin şirket ortaklığından ayrıldığı tarihin örgüt liderinin talimatından önceki tarih olması nedeniyle şüphelinin bu işlemlerden sorumlu tutulmasının mümkün olmayacağı, bu nedenle bu hususun da kamu davası açılmasını gerektirir yeterlilikte şüphe oluşturacak yeni delil niteliğinde bulunmadığı; şüpheli aleyhine verilen ifadeler incelendiğinde ... isimli kişinin, şüphelinin örgütle iltisaklı şirkette çalıştığına ilişkin anlatımda bulunduğu, ifadesi daha önce dosya içerisinde bulunan ... ile ifadesi yetkisizlik kararı ile sonradan dosyaya gönderilen ... isimli kişilerin ise, firari durumda olduğunu iddia ettikleri ... isimli kişi ile şüphelinin irtibatının bulunduğuna dair soyut, tahmine dayalı ve kendi yorum ve düşüncelerini içerir anlatımlarda bulundukları, şüphelinin örgüt üyesi olduğunu gösterir somut bir bilgi vermedikleri, bu nedenle söz konusu beyanların da kamu davası açılmasını gerektirir yeterlilikte şüphe oluşturacak yeni delil niteliğinde bulunmadığı, sair hususların ise daha önce verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararında değerlendirildiği anlaşıldığından, kovuşturma yapılmasına yer olmadığı kararının kaldırılması talebinin reddi ve Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bu karara karşı yapılan itirazın reddine dair merci kararında isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir. II.KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, İtiraz hususunda gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının mahalline sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.