9. Ceza Dairesi 2021/4548 E. , 2023/6208 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/388 E., 2015/32 K. SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kan…
**9. Ceza Dairesi 2021/4548 E. , 2023/6208 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/388 E., 2015/32 K. SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin sürelerinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.02.2015 tarihli ve 2014/388 Esas, 2015/32 Karar sayılı kararı ile; a. Suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, aynı Kanun'un 43 üncü, 31 inci ve 62 inci maddeleri uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, b. Suça sürüklenen çocuk hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi ve beşinci fıkrası, aynı Kanun'un 43 üncü maddesi, 31 ve 62 inci maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir. 2. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 31.01.2018 tarihli ve 14-2015/107959 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Suça Sürüklenen Çocuk ve Müdafiinin Temyiz Sebebi Kararın hukuka aykırı olduğuna, suçun unsurlarının oluşmadığına, atılı suçların işlendiğine dair somut deliller bulunmadığına, iddia edilen olayın varlığı halinde fiili livata raporunda bulgu çıkmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, mağdurun ruhsal sıkıntı içerisinde olması sebebiyle beyanlarına itibar edilmemesi gerektiğine, suça sürüklenen çocuk hakkında atılı suçlardan öncelikle beraat kararı verilmesi gerektiğine aksi kanaatin hasıl olması halinde lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir. B. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebebi Mağdurun duruşmadaki hal ve tavırları sebebiyle ruh sağlığının bozulduğu ve bu konuda ilgili kurumdan rapor alınmadan ve lehe kanun değerlendirmesi yapılmadan karar verildiğine, suça sürüklenen çocuk hakkında düzenlenen rapor içeriğinde hafif düzeyde zeka geriliği tespit edilmesine rağmen suça sürüklenen çocuk hakkında ceza ehliyeti konusunda rapor alınmadan eksik araştırmayla karar verildiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Mahkemece ''Mağdur ile SSÇ ...'nın yakın yerlerde oturdukları, aynı okula gittikleri, bu nedenle birbirlerini tanıdıkları, SSÇ'nin 2014 yılı nisan ayından başlamak suretiyle müştekinin müracaatta bulunduğu 19 Haziran 2014 tarihine kadar muhtelif tarihlerde tam olarak sayısı belirlenemeyen şekilde mağduru para vereceğini söyleyip kandırmak, gelmeyi kabul etmediği takdirde döveceği ile tehdit etmek suretiyle ilk defasında mahalleye yakın bir bahçeye götürüp, cinsel organını anüsüne sokmak suretiyle cinsel istismarda bulunduğu, bu eylemlerinin daha sonra bir kere okul yolunda bir kere mağdurun ismini bilmediği kadının evinin bahçesinde, bir kere SSÇ'nin evinde tekrarlandığı, mağdurun tam olarak kaç defa tekrarlandığını hatırlamadığı ve söyleyemediği, her olayın sonrasında SSÇ'nin mağduru yapılanları kimseye söylememesi konusunda tehdit ettiği, bu şekilde meydana gelen olayda SSÇ'nin mağdur ...'ye karşı en azından 4 defa, soruşturma ifadesinde ki beyanı ile 10 ile 20 kere livata suretiyle cinsel istismarda bulunduğu, ayrıca hile ve tehdit ile mağdurun hürriyetini kısıtladığı, SSÇ'nin eyleminin TCK 103/2-4, 43 31/2, TCK 109/-3.f,5, 43, 31/2 maddeleri kapsamında bulunduğu vicdani kanaatine varılmış ve SSÇ'nin mahkumiyetine dair aşağıda yazılı hüküm tesis olunmuştur. SSÇ mahkememizce alınan savunmasında atılı suçlamayı kabul etmediğini, mağdur ...'a karşı hiç cinsel istismar eyleminde bulunmadığını söylemesine rağmen soruşturma aşamasında C. Savcılığında müdafii huzurunda alınan beyanında 19.06.2014 günü saat 16:30 sıralarında mağdur ... ile ağaçlık araziye gidip kimsenin görmeyeceği bir yerde cinsel organını anüsüne sokmak suretiyle ilişkiye girdiğini, mağdurun isteği ile yaptığını kabul etmesi karşısında, ( SSÇ bu beyanından önce mağdurun ailesinin kendisini korkuttuğunu bu nedenle korkudan o şekilde beyanda bulunduğunu söylemiş ise de, bu durumda neden mağdurun tüm ifadelerini kabul etmediğini açıklayamadığından, bu konuda sorulan soruya cevap veremeyerek suskun kaldığından) olayın hemen akabinde alınan bu beyanının daha doğru olduğu ancak bu beyanında da sadece son yapılan olayı kabul ettiği, daha fazla cezadan kurtulmak için önceki olayları kabul etmediği, sonraki savunmanın cezadan kurtulmaya yönelik olduğu, mağdurun başlangıçtan beri istikrar gösteren, istismarın 4 veya daha fazla kere gerçekleştiği şeklindeki beyanlarının daha doğru olduğu vicdani kanısına varılmış SSÇ'nin savunmasına itibar edilmeştir. Mağdur beyanlarında SSÇ'nin istismar olayından önce ve sonra kendisini tehdit ettiği, bazen ısırarak şiddet kullandığını beyan ettiğinden SSÇ hakkında TCK 103/4 maddesi uygulanmış, eylemin birden fazla kere gerçekleştiği sabit olduğundan TCK 43 maddesi uygulanmıştır.'' şeklindeki gerekçelerle hükümler kurulduğu anlaşılmıştır. 2. Dosya kapsamında bulunan deliller; Suça sürüklenen çocuğa ait nüfus ve adlî sicil kayıtları, ekonomik ve sosyal durum araştırması, suça sürüklenen çocuk savunmaları, mağdur beyanları, tanık anlatımları, doktor raporları ve polis tutanaklarından ibarettir. IV.GEREKÇE Mağdurun aşamalardaki anlatımları, suça sürüklenen çocuğun savunmaları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde Uludağ Üniversitesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Başkanlığınca düzenlenen 22.09.2014 tarihli raporda suça sürüklenen çocukta hafif derecede zeka geriliği bulunduğu ve raporun içerik itibarıyla karar vermeye yetersiz olduğu anlaşıldığından, suç tarihi itibarıyla suça sürüklenen çocukta 5237 sayılı Kanun'un 32 nci maddesinin birinci fıkrası veya 32 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamına girebilecek herhangi bir akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunup bulunmadığı, şayet varsa bu nedenle işlediği fiillerin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamayacağı veya işlediği fiillerle ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azalıp azalmadığı hususunda Adlî Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulundan veya söz konusu kurul ölçütlerine göre oluşturulmuş üniversite hastane heyetinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi ve mağdurla ilgili ruh sağlının bozulup bozulmadığı hususunda rapor alınmadığı ve Bursa Şevket ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 20.08.2014 tarihli raporda, mağdurda hafif düzeyde mental rahatsızlığın olduğunun anlaşılması karşısında, mahkemece mağdurun dava dosyasıyla birlikte Adlî Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulundan veya Yükseköğretim Kurumları ya da birimlerinde adı geçen ihtisas kurulu ölçütlerine göre içinde en az bir adlî tıp uzmanı ile bir çocuk psikiyatristinin zorunlu katılımıyla ve en az beş kişiden oluşacak bir heyete sevki ile mağdurun iddianamede geçen eylemlerle ilgili ruh sağlığının bozulup bozulmadığı, suç tarihleri itibarıyla herhangi bir akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunup bulunmadığı, beyanlarına itibar edilip edilemeyeceği, tespit edilen zekâ durumunun kendisine yönelik cinsel saldırı eyleminin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğine etkisi bulunup bulunmadığı, eyleme karşı beden veya ruh bakımından mukavemete muktedir olup olmadığı hususlarında yeniden rapor aldırıldıktan sonra suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hükümler kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle Tebliğnamede suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan mahkûmiyet hükümlerinin onanmasına yönelik görüşe iştirak edilmemiştir. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.02.2015 tarihli ve 2014/388 Esas, 2015/32 Karar sayılı kararına yönelik suça sürüklenen çocuk ve müdafii ile o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.10.2023 tarihinde karar verildi.