7. Ceza Dairesi 2021/15810 E. , 2024/9268 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/406 E., 2016/162 K. SUÇ : 6831 sayılı Orman Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tes…
**7. Ceza Dairesi 2021/15810 E. , 2024/9268 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/406 E., 2016/162 K. SUÇ : 6831 sayılı Orman Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği; ağaç kesmediğine, çam ağaçlarını kestiğine dair delil bulunmadığına, hakkında daha önce aynı konuda tutanak düzenlendiğinden kimlik bilgileriyle haberi olmadan tutanak tutulduğuna, orman muhafaza memurlarının ön yargılı şekilde tutanak düzenlediklerine, zararı ödediğine, kararın hukuka aykırı olduğuna ve hükmün bozulması talebine ilişkindir. II. GEREKÇE Sanığın ağaç kestiği ve açma yaptığı ihbarı üzerine orman muhafaza memurları tarafından yapılan kontrolde, kızılçam ağaçlarının kesildiğinin, açma yapıldığının ve fidan dikimi için çukur açıldığının görüldüğü, sanıktan sorulduğunda sanığın alanı 2/B alanı zannettiğini, orman olduğunu bilseydi ağaç kesmeyeceğini beyan ettiği tespit edilerek sanık hakkında suç tutanağı düzenlendiği anlaşılmıştır. Sanık hakkında 6831 sayılı Orman Kanunu'na (6831 sayılı Kanun) muhalefet suçlarından cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Sanık savunmalarında, suçlamayı kabul etmediğini, suça konu yerin köylülerin odun kestiği yer olduğunu, ağaç kesmediğini, suça konu yere yakın 2/B arazisi olduğunu, kendi arazisinde görüldüğü için suçun kendisine atıldığını, daha önceden zabıt bilgileri olduğu için aleyhine bu işlemin yapıldığını beyan etmiştir. Tutanak tanıkları tutanak içeriğinin doğru olduğunu beyan etmişlerdir. Tanık ..., sanığın halasının oğlu olduğunu, zaman zaman arazi dışına yevmiyeye gittiklerini, sanığın ağaç kestiğini ve açma yaptığını görmediğini, köylülerin kendilerinin orada bulunmalarını istemediğini, ağaç kesilen yere başka yerlerden de rahatça girilebildiğini beyan etmiştir. Mahallinde yapılan keşif sonucu orman bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda, suça konu yerin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, yapacak nitelikte emval veren ağaçların dikiliden motorlu testereyle kesildiği, açma yapıldığı ve fidan dikilmek üzere çukur açıldığı tespit edilmiştir. A.Sanık Hakkında 6831 sayılı Kanun'un 91 inci Maddesine Aykırılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Sanık hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 53 üncü maddesindeki hak yoksunlukları uygulanmamış ise de; Anayasa Mahkemesinin, 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki hak yoksunluklarına ilişkin 24.11.2015 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilebileceği mümkün görülmüştür. Müsadere talebi hususunda mahallinde her zaman karar verilmesi mümkün görülmüştür. Bilirkişi raporu ile yapacak nitelikte emval veren ağaç kesildiğinin tespiti karşısında, sanık hakkında 6831 sayılı Kanun'un 91 inci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca indirim uygulanması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Davanın dayanağını oluşturan suç tutanağı, sanık savunması, bilirkişi raporu, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın atılı suçu işlediği sabit kabul edilip hakkında 6831 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamış ve sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. B.Sanık Hakkında 6831 sayılı Kanun'un 93 üncü Maddesine Aykırılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Sanığın yargılama konusu eylemine göre belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan, aynı Kanun'un 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği ise 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü ve 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ile aynı Kanun'un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi gereği zamanaşımını kesen en son işlem olan sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulan 21.03.2016 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleştiğinin anlaşılması bozmayı gerektirmiştir. III. KARAR A.Sanık Hakkında 6831 sayılı Kanun'un 91 inci Maddesine Aykırılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B.Sanık Hakkında 6831 sayılı Kanun'un 93 üncü Maddesine Aykırılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, 23.10.2024 tarihinde karar verildi.