8. Hukuk Dairesi 2022/1418 E. , 2024/6337 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 1996/323 E., 2020/28 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan kadastro tespitine itiraz davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı Hazine vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, Osmaniye ili ... ilçesi ... köyü çalı
**8. Hukuk Dairesi 2022/1418 E. , 2024/6337 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 1996/323 E., 2020/28 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan kadastro tespitine itiraz davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı Hazine vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, Osmaniye ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 57 parsel sayılı 228.400,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı ve miras yoluyla gelen hakka dayanılarak ... ve müşterekleri adına payları oranında tespit edilmiştir. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; çekişmeli taşınmazın evveliyatının sazlık ve bataklık yerlerden olduğunu, tespite esas alınan tapu kaydının çekişmeli taşınmaza uymadığını, uysa dahi miktar fazlasının bulunduğunu ve miktar fazlası yönünden davalılar lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, taşınmazın kadastro tespitinin iptali ve Hazine adına tescilini istemiştir. Davalı ... ve arkadaşları; kadastro tespitinin yerinde olduğunu, taşınmazın Eylül 1301 tarih ve 2 sıra numaralı tapu kaydı ile 1937 tarih ve 2 tahrir numaralı vergi kaydının kapsamında kaldığını, taşınmazın eskiden beri zilyetliklerinde bulunduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır. İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine dair verilen karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; "davalıların dayandıkları Eylül 1301 tarih ve 2 sıra numaralı tapu kaydının uygulanması ve kapsamının belirlenmesinde kaydın sınırında gösterilen ... ... ... ve ... sınırları ile aynı şekilde vergi kaydında gösterilen sınırların arazi üzerinde nerede olduğunun yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı sorulup saptanmadığı, düzenlenen haritada yerlerinin işaret ettirilmediği, bu sınırların belirlenmesi yönünden taşınmazın bulunduğu yöreye ait en eski tarihli askeri haritadan yararlanılmadığı, dayanılan tapu kaydının dava dışı 72 sayılı parsele revizyon gördüğü halde kapsam belirlemede bu parselin dikkate alınmadığı, davalıların çekişmeli taşınmaza komşu bulunan 1 ada 1 sayılı parsel hakkında aynı kayda dayanarak dava açtıkları anlaşıldığı halde kaydın kapsamının belirlenmesinde açılan bu davada toplanan delillerin göz önünde tutulmadığı, bu şekilde yetersiz inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamayacağı belirtilerek; açıklandığı biçimde yeniden araştırma, inceleme ve uygulama yapılarak sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "davacı Hazinenin dayandığı Şubat 1952 tarih ve 61 sıra numaralı tapu kaydının çekişmeli taşınmazı kapsamadığı, sözü edilen tapu kaydının kadastro tespiti sırasında dava dışı 173 parsel sayılı taşınmaza revizyon gördüğü; dava konusu taşınmazın tespitine esas olan Mayıs 309 tarih ve 6 sıra numaralı tapu kaydının taşınmazı kapsamadığı; davalıların dayandıkları Eylül 301 tarih ve 2 sıra numaralı tapu kaydının ise gayri sabit sınırlı olup miktarıyla geçerli olduğu, tapu kaydının miktarından 13.700,00 metrekarelik kısmının kadastro tespiti sırasında dava dışı 72 parsel sayılı taşınmaza revizyon gördüğü; 262.000,00 metrekarelik kısmının ise dava dışı 1 ada 1 parsel sayılı taşınmaza uyduğunun hükmen belirlendiği, bu durumda davalıların dayandıkları tapu kaydının dava konusu taşınmazı kapsamadığı, davalıların dayandıkları 1937 tarih ve 2 tahrir numaralı vergi kaydının ihdas tarihi ile taşınmazın tespit tarihi olan 1956 yılı itibariyle 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmaması nedeniyle değerlendirilmediği, taşınmaz üzerinde tespit maliki ve mirasçıları lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu" gerekçesiyle davanın reddine, çekişmeli taşınmazın hüküm yerinde gösterilen payları oranında tespit maliklerinin mirasçıları ... ve müşterekleri adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmiştir. 2. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve Kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ...'ün temyiz dilekçesinin REDDİNE, (2) nolu bentte yazılı nedenlerle davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı ...'e iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 05.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.