T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1359 KARAR NO : 2026/241 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MUĞLA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11.05.2023 NUMARASI : 2022/642 Esas 2023/333 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 12.02.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 12.02.2026 Muğla 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 11.05.202…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1359 KARAR NO : 2026/241 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MUĞLA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11.05.2023 NUMARASI : 2022/642 Esas 2023/333 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 12.02.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 12.02.2026 Muğla 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 11.05.2023 tarih 2022/642 Esas 2023/333 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, 29/08/2021 tarihinde sürücü müvekkili sevk ve idaresindeki .... plakalı motosikleti ile Milas ilçesi, Ulaş Mahallesinde Ören il yolunda Milas istikametine seyir halindeyken 97500 km'sinde yolun çakıllı olması nedeniyle direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu devrilmesi neticesinde motosikletten düşerek 3-4 metre sürüklenerek yolun karşı şeridine geçtiğini, bu esnada yolun karşı şeridinde plakası tespit edilemeyen bir otomobilin sol ayağının üstünden geçerek ağır şekilde yaralanmasına neden olduğunu, müvekkilinin Milas Devlet Hastanesi, Milas 75.Yıl Devlet Hastanesinde tedavi gördüğünü, kaza ile ilgili Milas Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma yapıldığını, kazaya sebebiyet veren plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen araç olduğundan husumeti ....'na yöneltmiş bulunduklarını, davalı .... na yazılı başvuruda bulunulduğunu, davalı tarafından başvuruya olumlu bir cevap verilmediğini, bu nedenle hukuk uyuşmazlıklarında dava şartı arabuluculuğa başvurulduğunu, davalı ... ile görüşmelerin olumsuz sonuçlandığını ve anlaşma sağlanamadığını, fazlaya ilişkin hak ve alacaklarının saklı kalmak kaydı ile müvekkili için 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 100,00 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 200,00 TL tazminatın başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, dava masrafları ve vekalet ücretlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, dava şartı olan arabuluculuk aşamasında davacı müvekkili temsil ettiğinden ötürü arabuluculuk vekalet ücretinin de hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, tazminat ödemesi yapılabilmesi için kaza ve maluliyet durumunun netleştirilmesi gerektiğinden davacı tarafından kazaya ilişkin bilgi/ belgeler müvekkili ...'na ulaştırılmadığından başvuru koşulu tamamlanmadığını, kazaya ve davacının maluliyetine sürücüsü tespit edilemeyen/ bilinmeyen bir aracın sebep olduğu hususunda davacının iddiası dışında delil ve belge sunulmadığını, Milas Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturma dosyasına ve kaza tespit tutanağına göre kazaya davacı dışında her hangi bir kimsenin kusurunun bulunmadığını, kaza davacının tam kusurlu olarak aracından düşmesi ve beyanına göre düştükten sonra 3-4 metre sürüklendikten sonra karşı şeride geçerek kazanın meydana geldiğini belirttiğini, gerek kaza tespit tutanağındaki olayın oluş şeklinden gerekse davacının beyanından kaza/maluliyet davacının tek taraflı kusurlu davranışı ile gerçekleştiğini, sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen aracın varlığı ve kusuru somut delillerle ispat edilemez ise talep reddedilmesi gerektiğini, davacı tarafın kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunup bulunmadığı, kusuru var ise yüzde olarak kusurunun açıkça tespit edilmesi gerektiğini, davacı tarafın haksız ve hukuka aykırı davasının reddine, reddedilen kısım bakımından yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu kazada tarafların kusur oranlarının tespiti için trafik bilirkişisinden rapor alınmış olup, 19.10.2022 tarihli bilirkişi raporu ile ; Bu kazanın oluşumunda; plakası, markası ve sürücüsü belirlenemeyen araç sürücüsünün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 56/1-a (Şerit izleme ve değiştirme kurallarını riayet etmemek) kuralını ihlal ettiğinden dolayı meydana gelen kazada %75 oranında asli kusurlu olduğu, .... plakalı motosiklet sürücüsü ....'in ise 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 52/1-a maddesini ihlalinden dolayı meydana gelen kazada %25 oranında tali kusurlu olduğu belirtilmiş olup, çelişki olduğundan Ankara Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesinden talimatla Karayolları Fen heyetinde görevli Trafik Teknik Elemanı, Makine Mühendisi ve Trafik Denetleme Elemanı bilirkişilerinden heyet raporu alındığı, 29.03.2023 tarihli bilirkişi heyet raporu ile, bu kazanın oluşumunda .... plakalı motosiklet sürücüsü....'in meydana gelen olayda %100 oranında kusurlu olduğu, plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün meydana gelen olayda kusurunun olmadığının belirtildiği, anılan rapor olayın oluşuna kaza tespit tutanağına ve tüm dosya kapsamına uygun olduğundan hükme esas alındığı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun “Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Dışında Kalan Hususlar” başlıklı 92. maddesinde: “Aşağıdaki hususlar, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadırlar. ....g) (Ek: 14/4/2016-6704/4 md.) Hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri, denilmekle, şahısların kendi kusuruna denk gelen tazminat taleplerinin sigorta teminatı kapsamında olmadığının belirtildiği, ayrıca haksız fiil sorumluluğunun şartlarından biri de zararı verenin kusurunun olmasıdır, buna göre herkes verdiği zarardan kusuru oranında sorumludur. İş bu davada oluşan çift taraflı kazada davacının tam kusurlu olduğu, plakası tespit edilemeyen karşı araç sürücüsünün kusurlu olmadığı anlaşıldığından, davalı ...nın da sorumluluğu bulunmamakta olup bu çerçevede davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, mahkemece hükme esas alınan raporun hatalı ve eksik inceleme sonucu oluşturulduğu, kaza mahallinde yapılan inceleme sonucu ile hükme esas alınan rapor sonucu arasında çelişki olduğu gibi dosya kapsamında daha evvelden kazandırılan rapor sonucu ile yine hükme esas alınan rapor sonucu arasında çelişki olduğu ve söz konusu çelişki giderilmeden karar verilemeyeceği, hükme esas alınan raporda davacının karşı şeride geçtiği yönünden değerlendirme yapılmış ise de KTT'nda davalı yan yönünden sorumluluk atfedilen aracın kavşağa hızlı girmesi nedeniyle davacının şeridine taşdığı ve kazanın da burada gerçekleştiği anlaşılmakla bu yönden tespitler değerlendirme alınmadığı ayrıca bu durumda karşı araç sürücüsünün kusurunun kazayı önlenemez kıldığı hususları istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, 29/08/2021 tarihinde meydana gelen konu trafik kazasından kaynaklı geçici ve kalıcı maluliyetten kaynaklı maddi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Somut olayda 29/08/2021 tarihinde davacı sevk ve idaresindeki .... plaka sayılı motorsikletin seyir halinde iken sürücünün direksiyon hakimiyetini yitirmesi nedeniyle devrilen araçtan sürüklenen davacının karşı şeride geçmesi sırasında ayağından plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın geçmesi ile yaralandığı iddiasıyla açılan geçici ve kalıcı iş göremezlik talepli tazminat yargılamasında mahkemece trafik bilirkişisinden alınan 19/10/2022 tarihli rapora davalı yanca yapılan itiraz üzerine talimat yolu ile alınan 29/03/2023 tarihli rapor kazandırılmakla birlikte söz konusu 29/03/2022 tarihli rapora itibar edilerek olayda davacı yana tam kusur atfıyla davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Dava konusu talepler yönünden açılan iş bu maddi tazminat davası haksız fiil temelinde açılan bir dava olduğundan haksız fiil hükümleri çerçevesinde koşullarının oluşup oluşmadığının incelenerek sonuca gidilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda talebin haklılığına kanaat getirebilmek için davacının zararını, davalı yönünden atfedilebilecek hukuka aykırı ve kusurlu davranışların olduğu ve davacı zararı ile bu kusurlu davranış arasında illiyet bağının varlığının tespit edilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda ispat yükünün davacı yanda olduğunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Dava konusu olay sebebiyle kolluk tarafından tutulan kaza tespit tutanağına göre tek taraflı meydana gelen bu kaza neticesinde davacının maddi ve bedeni zarara uğradığı tespiti yapılmakla birlikte davacı yanda oluştuğu iddia edilen bedeni zarara yönelik üçüncü bir şahsa yönelik tutanakta bir tespitin yapılmadığı, mahkemece kusura yönelik kazandırılan 19/10/2022 tarihi raporda motorsikletin devrilmesi ve bunun neticesinde davacının savrularak şeridi üzerinde yola düşmesi neticesinde karşı şeritten gelen plakası ve markası bilneyen araç sürücüsünün şerit ihlali yapması sonucu davacı ayağından geçmesi şeklinde olay örgüsü ile olayda davacının % 25 oranda, plakası, markası ve sürücüsü tespit edilemeyen araç sürücüsünün ise % 75 oranda kusurlu olduğu kanaatine varılmakla birlikte davalı yan tarafından yapılan itiraz üzerine eski karayolları fen heyeti görevlilerince dosyaya sunulan 29/03/2022 tarihli heyet raporunda ise trafik bilirkişisince yapılan değerlendirmenin aksine ve davacının kolluk beyanına göre de ayaktan geçme olayının plakası, markası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın şeridinde olduğu dolayısı ile olayın oluşumuna sebebiyet verecek nitelikte kural ihlali olmadığı belirtilerek söz konusu olayda davacının tam kusurlu, plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün ise kusursuz olduğu yönünde kanaat belirtilmesi üzerine İDM'ce 29/03/2022 tarihli rapor hükme esas alınmakla yukarıda belirtilen şekilde kurulan hükme esas raporun önceki rapor ile çelişkili olduğu ve bu çelişkinin giderilmesi gerektiği, KKT'nda plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün hızlı ve davacının şeridine geçtiği yönünde tespit yapıldığı dolayısı ile eksik ve hatalı değerlendirmeye neden olduğu belirtilmiş ise de dosya kapsamına kazandırılan bilgi ve belgelere göre KTT'nda üçüncü bir aracın varlığına yönelik beyan harici herhangi bir tespit olmadığı, davacının ayağının ezildiği iddiasıyla muhtemel yer tespiti yapıldığı, davacının kollukta verdiği beyanda "ayaklarının yolun orta şeridinden karşı şeride geçtiği ve esnada sol ayağının üzerinden araç geçtiği" yönündeki beyanının kazandırılan ilk rapordaki tespitin aksine görmezden gelinemeyeceği, hükme esas alınan raporda davacının bu yöndeki beyanı baz alarak değerlendirme yapıldığı anlaşılmakla olayın meydana geldiği yer yönünden raporlar arası fark olduğu ve bu yöndeki çelişkinin giderilmesi gerektiği iddia edilmekte ise de karşı şeritten geldiği belirtilen aracın şerit ihlali yaparak davacının sol ayağı üzerinden geçtiği yönünde bir değerlendirme yapılması mümkün görülmediğinden ve bu durum aksinin iddia eden davacı yanca kanıtlanamadığından raporlar arası çelişki olduğundan bahsedilmesi doğru bulunmamış açıklanan sebeplerle 29/03/2022 tarihli rapor kapsamında olayda davacının tam kusurlu olarak kabul edildiği yönündeki İDM'ce yapılan tespite itibar edilerek bahse konu raporun denetime ve hükme elverişli olduğunun kabulü ile belirtilen yönlerden ileri sürülen istinaf isteminin yerinde olmadığı kabul edilmiştir. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, davacının olayda tam kusurlu olması sebebiyle karşı taraftan tazminat isteyemeyecek olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda belirtilen yönlerden bir hukuka aykırılık bulunmadığı kabul edilmiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00-TL'den peşin alınan 179,90-TL'nin mahsubu ile bakiye 552,10-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 12.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.