Başvuru, 1993 yılında kamu görevlileri tarafından atılan el bombası sebebiyle meydana gelen yaralanma olayı hakkında etkin soruşturma yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, 1993 yılında kamu görevlileri tarafından atılan el bombası sebebiyle meydana gelen yaralanma olayı hakkında etkin soruşturma yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 1/9/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucunun bir soruşturma kapsamında verdiği 18/5/2009 tarihli ifadesine göre 1993 yılında köylerine bir grup asker ile korucu gelmiş, kendisinin de aralarında bulunduğu bazı köylüler köydeki okulun önünde toplanmış, bazıları ise kaçmıştır. Başvurucu; köye gelen askerler tarafından kapalı bir odada başka şahıslarla birlikte iki gece gözleri bağlı olarak tutulduklarını, ardından bu askerlerin kendisini yer göstermek üzere götürdüklerini, yerini net olarak hatırlamadığı bir mevkide üzerlerine ateş açıldığını ve el bombası atıldığını, sol el bileği ile sağ kolundan yaralandığını, silah seslerinin kesilmesi üzerine yaralı bir şekilde köye doğru yürümeye başladığını, ilk müdahalesinin köyde yapılmasının ardından önce Cizre, ardından Diyarbakır'da hastanede tedavi altına alındığını, olay anında yanında bulunan B., A. ve S. isimli kişilerin öldüğünü fakat nasıl öldüklerini tam olarak görmediğini, bu kişilerin Yoğuzma köyüne otopsi yapılmaksızın gömüldüklerini, mezar yerlerini net olarak hatırlayamadığını beyan etmiştir. Başvurucu bu olay nedeniyle herhangi bir yere müracaat etmediğini, hastanede bir polis tarafından sadece ne olduğunun kendisine sorulduğunu fakat resmî olarak ifadesine başvurulmadığını açıklamıştır. Başvurucunun eklediği belgelerden, olayla ilgili olarak 5/7/1993 tarihinde Diyarbakır Devlet Hastanesi tarafından geçici adli rapor düzenlendiği anlaşılmaktadır. Raporda dört gün önce mayın patladığı, başvurucunun genel durumunun iyi olduğu, yüzünde ve belinde püskürük tarzında yara bulunduğu belirtilmektedir. Anılan raporun Eruh Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) gönderilmesi üzerine Başsavcılık 1993/113 sayılı hazırlık dosyası ile olayı soruşturmaya başlamıştır. Başsavcılık 21/7/1993 tarihli yazı ile Güçlükonak İlçe Jandarma Komutanlığından olayın oluş biçiminin açıklığa kavuşturulmasını, delillerin toplanmasını ve şüphelilerin yakalanmasını istemiştir. Bu tarihten sonra başvurucunun ifadesi ile kesin adli rapor aldırılması için çeşitli tarihlerde yazılan yazılara İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından 7/12/1993 tarihinde bir tutanak tutulmuştur. Tutanakta ''kuvvetin yetersizliği ve yolların emniyetsizliği'' nedenleriyle olay yerine gidilemediği belirtilmiştir. Başsavcılık 30/12/1993 tarihinde görevsizlik kararı vererek dosyayı Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına (DGM Başsavcılığı)göndermiştir. DGM Başsavcılığı 24/1/1994 tarihinde daimî arama kararı vermiştir. Bu tarihten başlamak üzere 25/9/2013 tarihine kadar olayın faillerinin yakalanamadığına dair kolluk tarafından düzenli olarak tutulan tutanaklar ilgili Başsavcılığa gönderilmiştir. Soruşturmanın devam ettiği süre içinde özel yetkili mahkemelerin 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun'un maddesinde yapılan değişiklikle kaldırılması nedeniyle Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yetkisizlik kararı verilerek dosya Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir. Başvurucu, olayın faillerinin araştırıldığı daimî arama sürecinde 26/3/2009 tarihinde Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına dilekçe ve ifade vermiştir. Başvurucunun ifadesine göre olay, askerler tarafından gerçekleştirilmiştir. Bununla birlikte Cumhuriyet Başsavcılığının tüm kayıtlarında olayı gerçekleştiren kişilerin tespit edilememesi nedeniyle olayın "fail-i meçhul"; suçun da ''devletin güvenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışmak'' şeklinde nitelendirildiği anlaşılmaktadır. Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı 4/11/2014 tarihinde daimî arama kararı vermiştir. Başsavcılık suçun işlendiği tarih itibarıyla faillerin lehine olan 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu hükümleri uyarınca yirmi yıllık zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle 11/6/2015 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Anılan karara yapılan itiraz Cizre Sulh Ceza Hâkimliğinin 21/7/2015 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Bu kararın başvurucular vekiline 3/8/2015 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine başvurucu 1/9/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu, B. No: 2014/15732, 24/1/