Sorumlu olanlara karşı tazminat istemek hakkı, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Şu kadar ki, bu fiil cezayı gerektirip, Türk Ceza Kanununa göre daha uzun dava zamanaşımına tabi bulunuyorsa, tazminat davasına da bu zamanaşımı uygulanır.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 21.12.2011'de kurulduğunu, davadışı ... ile davalı ...'nün %50'şer hisseye sahip ortaklar olduğunu, şirketin ....da şube açma kararı aldığını, davalı ...'nün şube yetkilisi olarak atanarak kendisine şubeyi münferit imza ile temsil ve ilzam yetkisi verildiğini, davalının Bakırköy ... Noterliğinin 24.09.2014 tarihli ve .... yevmiye numaralı azilnamesi ile her türlü tazminat ve ceza davası açma hakkı saklı tutularak azledildiğini, davacı şirketin davalı yanın vekilliği sırasında Türkmenistan Tekstil Bakanlığınca düzenlenen ihaleyi kazandığını ve Bakanlık ile 08.08.2012 tarihinde 3 adet sözleşme imzalayarak ... Fabrikası, .... İplik Fabrikası ve .... İplik Fabrikasının inşaat/modernizasyonu işlerini üstlendiğini, bu inşaat işlerinin Türkmenistan'da yapılan uygulamalarının tamamının müvekkil şirket adına vekil sıfatıyla davalı yan tarafından yürütüldüğünü, davalı tarafın, müvekkili şirketin Türkmenistan'daki işleriyle ilgili yetkili bulunduğu 2012, 2013, 2014 yıllarında şirket için nakit harcamalar yapmak maksadıyla muhtelif tarihlerde, muhtelif bedellerde, dayanağı bulunmaksızın toplam 1.610.046,45-USD şirketten nakit para çektiği ve işbu çektiği nakitlerle ilgili harcamaların açıklaması varsa bu harcamalar karşılığında alınan mal ve hizmetlerin bilgisi kendisinden talep edilmesine rağmen davalı tarafından bu hususta bilgi ve dayanak belge, kısacası hesap verme yükümlülüğü yerine getirilmediği, davalı tarafın bu bedelleri uhdesine geçirdiğinin sabit olduğunu, müvekkil şirket ile Türkmenistan tekstil bakanlığı arasında, 2012 yılında; Şeydi, Köneürgenç ilçesi ve Türkmenebat (itnit) şehrinde olmak üzere 3 tane iplik fabrikası inşa etmek için sözleşme akdedildiğini, davalı tarafın şirketin menfaatine aykırı şekilde ve bu projelerde, sözleşmede yer almayan/proje dışı ek inşaatlar ve/veya işler yaptığını ve şirketin işbu sözleşmeler dışında 3 proje için toplamda 5.419.221,08-USD. ek maliyete katlanmasına, diğer bir deyişle zarar etmesine sebebiyet verdiğini, davalı yanın Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... E. sayılı dosyasına vermiş olduğu kendi beyanlarıyla, kontrat dışı işler yaptığını açıkça ikrar ettiğini, bu kadar yüksek montanlı fabrika inşaat işlerinde; davalı yanın vekaletnamede olmayan yetkiye rağmen sanki yetki varmışçasına hareket etmesi, böylesine maliyetli ve en nihayetinde sözleşmesel yükümlülüğün bulunmadığı hususta davacı şirket tarafından alınmış bir yönetim/ortaklar kurulu alınmaksızın, diğer ortak .... bilgilendirilmeksizin davalı yanın kendi inisiyatifiyle hareket etmesi kabul edilemez olup, davalının basiretli ticari vekil sıfatıyla bağdaşmadığını, davacı şirket ile Türkmenistan Tekstil Bakanlığı arasında akdedilen kontratın davalı yana verilen talimat/davacı şirketin açık iradesi niteliğinde olup davalı yanın işbu talimata aykırı davrandığını, talimatın dışına çıktığını, talimattan ayrılarak davacı şirketin 5.419.221,08 USD ek maliyete katlanmasına sebebiyet verdiğini, Neticeten; davalının müvekkil davacı şirket tarafından kendisine verilen vekaletnamelerde bulunan yetkileri kötüye kullanmak/vekaletin kendisine yüklediği yükümlülüklere aykırı hareket suretiyle ticari vekil kılındığı 31.01.2012 tarihinden vekaleten azil tarihi olan 24.09.2014 tarihine kadar; muhtelif giderler adı altında şirketten aldığı/çektiği ancak şirket giderleri/faaliyetleri için kullanmayıp uhdesinde/zimmetine nakden geçirdiği 1.610.046,45 USD'den; şirketin Türkmenistan'da gerçekleştirdiği inşaat projelerinde projelere dair ilgili makam/kurumlarla yapılan sözleşmelerde yer almayan ek inşaatları şirket yönetim kurulunun bilgi ve onayı olmaksızın, bu hususta kendisine verilen ayrı bir talimat bulunmaksızın tamamen şirket menfaatine aykırı olacak şekilde kendi inisiyatifiyle yapmak suretiyle hukuka aykırı olarak şirketin katlanmasına sebebiyet verdiği 5.419.221.08-USD. ek maliyetten, davacı şirketin uğradığı ve Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... E. sayılı dosyasında mübrez 22/06/2017 tarihli bilirkişi raporu ile sabit olan, (fazlaya ilişkin ve ceza şikayetinde bulunma hakkımız saklı kalmak kaydıyla) ödeme günündeki TCMB tarafından uygulanan efektif döviz kuru karşılığı TL. olarak hesaplanacak toplam 7.029.267.53-USD zararının dava tarihinden itibaren isteyecek devlet bankalarının bu döviz cinsinden bir yıllık mevduat hesabına uyguladığı en yüksek faiziyle birlikte davalı tarafça tazminine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. ASIL DAVA CEVAP-KARŞI DAVA:Davalı vekili asıl davada cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin müvekkiline usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğini, müvekkili tarafından 15.09.2017 tarihinde haricen öğrenildiğini, dava dilekçesi ekinde sunulduğu belirtilen davacı delillerinin, mahkeme tensip zaptı bendi ve HMK 121 maddesi kapsamında taraflarına tebliğ edilmediğini, bu belge asıllarının mahkemeye sunulmasını, örneklerinin taraflarına tebliğini talep ettiklerini, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere "Türkmenistan mevzuat' gereğince tüzel kişiliğe haiz ayrı bir şirket..." işlemlerine ilişkin uyuşmazlık olduğunun belirtildiğini, davacı tarafça Bakırköy .... İş Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında işçi alacağı için açılan davaya sunulan cevap dilekçesinde savunma olarak; Türkmenistan Ülkesinde iş yapan şirketin Türkmenistan kanunlarına göre kurulan ayrı bir tüzel kişilik olduğu belirtildiğini, davacı tarafça ileri sürülen iddiaları hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek üzere; müvekkilin davacı şirketin %50 oranında hisseye sahip ortağı olduğunu kendisine vekalet verilmesi, şirket işlemlerini yürütülmesine ilişkin olup, ticari vekil sıfatını veren bir işlem olmadığını, ortak sıfatı taşıyan müvekkilin sorumluluğu olsa olsa TTK 644 maddesi yollaması ile Limited Şirketler hakkında da uygulama alanı bulan 560. Maddesi kapsamında olabileceği, bu kapsamdaki zamanaşımı süresinin de 2 yıl olduğunu, Türkmenistan'daki şirkete ilişkin muhasebe kayıtlarının davacı şirket uhdesinde tutulması, tüm alımların davacı şirketçe yapılıp Türkmenistan'a davacı şirket yetkilisi dava dışı İbrahim Kütük tarafından Türkmenistan'a defalarca gidilip işlerin denetlenmesi, yapılan toplamı tutanakları... vs. dikkate alındığında sözleşme dışı tüm işlerin çok öncesinde bilinip yapılan işlere onay verildiği. 2 yıllık zaman aşımı süresinin somut olayda gerçekleştiğinin göstergesi olduğunu, bir an için vekil sıfatı kabul edilse dahi TBK 145 kapsamında 5 yıllık zamanaşımı süresinin de geçtiğini, dava dilekçesinde, müvekkilin sözleşme kapsamında Türkmenistan Devletinde, vekillik görevi kapsamında bilgi vermediği, vekillik görevini kötüye kullandığı ve şirketi zarara uğrattığı belirtilerek işbu dava açılmış ise de; bu iddialar soyut nitelikte ve gerçeği yansıtmadığı, davacı tarafça zarara esas alınan Bakırköy.... Asliye Ticaret Mahkemesinde alınan bilirkişi raporuna, müvekkil tarafça itiraz edilmiş olup, hukuken değer taşıyan bir belge niteliğinde olmadığı, tamamen yetersiz verilerle, hatalı değerlendirmelerle ve tam bir taraflılıkla hazırlandığı, yapılan tüm işlerin davacı şirket yetkilisi ve %50 ortağı olan İbrahim Kütük bilgisi ve onayı kapsamında yapıldığı, işin yapılış prosesi (aşamaları) dikkate alındığında; yapılan inşaat işlerinin zaman süreci içerisinde yapıldığı, sürecin her anının davacı şirket kontrolünde olduğu, tüm alımların merkezden yapıldığı, müvekkilin süreçte belirleyici olmadığı, merkezin onayı doğrultusunda ve işin gerektirdiği zorunluluklar (temelde su çıkması vs) doğrultusunda hareket ettiği; yargılama sürecinde incelenecek ticari kayıtlar, tutanaklar ve tanık beyanları ile ortaya konulacağını, müvekkilin yıllara dayalı olarak %50 ortağı bulunduğu şirketin yararına olmak üzere Türkmenistan Ülkesinde tüm gücü ile fedakarca çalıştığını bu kapsamda maddi ve manevi olarak çaba sarf ettiğini, bu emek karşılığında teşekkür beklerken, şirket ortaklığından kaynaklanan hakları gasp edilmiş ve üstelik böylesine haksız bir suçlama ile de itham edildiğini, müvekkilin özverili çabaları sonucunda Türkmenistan Ülkesinde yapılan iş ve elde edilen kazancın yüz milyon dolarlarla ifade edilecek büyüklüğe ulaştığını, ancak bu paraların dava dışı şirket yetkilisi tarafından kendi kontrolündeki offshore şirketlere aktarılarak adeta buharlaştırıldığını, davalı yanın 24.10.2017 havale tarihli karşı dava dilekçesinde özetle: müvekkilin davalı şirketin %50 ortağı olduğunu, bu durumun Ticaret Sicil kayıtları ile dayalı şirket kayıtları ile sabit olduğunu, müvekkilin Türkmenistan Ülkesinde ortağı bulunduğu davalı şirket için çalışmalarda bulunduğunu, bu kapsamda alınan ihaleler kapsamında inşaatlar yaptığını ve iplik fabrikaları kurduğunu, bu işlerin yapılması sürecinde müvekkilin şahsi emeğini yıllarca şirketinin gelir elde etmesi için sarf ettiğini, bu şahsi emek yanında alınan işlerin yapımı sırasında finansal anlamda da ortağı bulunduğu şirkete destek verdiğini, yapılan işler sonucunda müvekkilin verdiği bedelleri ve payına düşen geliri elde etmeyi hayal ederken: davacı şirketin yöneticisi ve %50 ortağı olan dava dışı ....'ün muhasebe hileleri ve fiktif işlemlerle tüm kazancı kendi kontrolündeki offshore şirketine aktardığının ortaya çıktığını, müvekkilin finansman katkısı sağladığı alacak dışındaki taleplerinin başka mahkemelerde dava konusu edildiğini, bu davanın konusunun müvekkilin Türkmenistan Ülkesinde yapılan işler sırasında müvekkilin verdiği bedele ilişkin olduğunu, davacı şirketin Türkmenistan Ülkesinde yapmış olduğu işlemlerin bedelinin hem davacı şirket kayıtlarında hem de Türkmenistan Devlet kayıtlarında sabit olduğunu, yapılan işlerin maliyetini oluşturan bedellerin bir kısmının davacı şirket tarafından geri kalan kısmının ise müvekkil tarafından karşılandığını, yargılama sürecinde davacı şirketin muhasebe kayıtlarında yapılacak inceleme ile müvekkilin alacaklı olduğu miktarın tam olarak ortaya çıkacağını, şirket muhasebe kayıtlarının davacı şirket elinde ve kontrolünde oluşu, bu kayıtlara müvekkilin erişiminin engellenmesi, fiktif muhasebe işlemleri, yapılan işlemlerin yıllara yaygın ve kapsamlı oluşu dikkate alındığında müvekkilin alacağının tespitinin, ancak detaylı olarak yapılacak bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkabileceğinden, belirsiz alacak davası olarak dava açmak zorunluluğunun hasıl olduğunu, Neticeten; asıl dava yönünden öncelikle usule ilişkin itirazları kapsamında davanın usulden reddine, aksi takdirde esasa ilişkin itirazları kapsamında davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenilmesine, karşı dava yönünden, karşı davanın kabulüne, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 100.000,00 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.