11. Ceza Dairesi 2007/5417 E. , 2010/12285 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Sahtecilik- dolandırıcılık, görevi ihmal, görevi kötüye kullanmak, suç delillerini yok etmek HÜKÜM : 1- Sanık ..., Sanık ..., sanık ..., sanık ..., sanık ..., sanık ..., sanık ..., sanık ...: TCK 102/4, 104/2 maddeleri gereğince; kamu davasının ortadan kaldırılmasına Sanıklar ..., ... ve ... müdafiilerinin yasal koşulları oluşmayan duruşmalı inceleme istemlerinin 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi uya
**11. Ceza Dairesi 2007/5417 E. , 2010/12285 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Sahtecilik- dolandırıcılık, görevi ihmal, görevi kötüye kullanmak, suç delillerini yok etmek HÜKÜM : 1- Sanık ..., Sanık ..., sanık ..., sanık ..., sanık ..., sanık ..., sanık ..., sanık ...: TCK 102/4, 104/2 maddeleri gereğince; kamu davasının ortadan kaldırılmasına Sanıklar ..., ... ve ... müdafiilerinin yasal koşulları oluşmayan duruşmalı inceleme istemlerinin 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 318.maddesi uyarınca reddine karar verilip dosya incelenerek gereği görüşüldü: I- Katılan vekilinin sanıklar ... hakkında "görevi ihmal, görevi kötüye kullanmak ve suç delillerini yok etmek", "..., ... ve ... haklarında "görevi kötüye kullanmak", ... ve ... haklarında "görevi ihmal", ... ve ... haklarında "görevi kötüye kullanmak ve hasta sevk kağıdında sahtecilik", ... hakkında "dolandırıcılık ve sahih bir keyfiyetin esbabı sübutiyesi amacıyla sahtecilik", ... hakkında "dolandırıcılık ve suç delillerini yok etmek", ..., ... ve ... haklarında "dolandırıcılık ve hatıra reçete düzenlemek" suçlarından sanık ...'un "görevi ihmal" suçundan verilen zamanaşımı nedeniyle kamu davalarının ortadan kaldırılmasına ilişkin kararlara yönelen temyiz itirazlarında; 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7. ve 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükümleri karşısında; sanıklara yüklenen "görevi ihmal, görevi kötüye kullanmak, suç delillerini yok etmek, dolandırıcılık, hasta sevk kağıdında sahtecilik, hatıra reçete düzenletmek ve sahih bir keyfiyetin esbabı sübutiyesi amacıyla sahtecilik" suçlarının yasada gerektirdiği cezalarının türü ve üst sınırları itibariyle tabi oldukları, suç tarihleri itibariyle yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 Sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2 maddelerinde öngörülen dava zamanaşımları suç tarihlerinden hüküm tarihine kadar gerçekleştiğinden kamu davalarının vaki zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırıldığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan katılan vekili ile sanık ...'un yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, II- Katılan vekilinin sanık ... hakkında "resmi evrakta sahtecilik" suçundan verilen beraat kararına yönelen temyiz itirazında; 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7. ve 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükümleri karşısında; sanığa yüklenen "memur olmayan kimsenin resmi belgede sahteciliği" suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren ve sanık lehine olan 5237 sayılı TCK.nın 204/1.maddesindeki cezasının miktarına göre tabi olduğu aynı Kanunun 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık asli dava zamanaşımının kesici son usulü işlem olan sanığın sorgusunun yapıldığı 20.04.2000 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeksizin hükmün 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5237 sayılı TCK.nın 66/1-e maddesi gereğince DÜŞÜRÜLMESİNE, III- Sanıklar ..., ..., ... ve ... müdafiilerinin "resmi evrakta sahtecilik" suçundan kurulan mahkumiyet kararına yönelen temyizlerine gelince; Türk Telekomünikasyon A.Ş. ile bir ilgisi bulunmayıp adı geçen şirketin çalışanlarının dahil olduğu yardım Sandığı'na ilişkin 2208 sayılı Yasanın 14.maddesinde, "sandığın bu kanun ile hususi hukuk hükümlerine tabi olup mali ve idare bakımından muhtar ve hükmi şahsiyete haiz bir teşekkül olduğunun" belirtilmesi, 4157 sayılı Yasa ile suç tarihinden sonra kabul olunan Türk Telekom Personeli Biriktirme ve Yardım Sandığı Genel Yönetmeliği'nde, yardım sandığında çalışan personelin hukuki statüsü ile ilgili bir yasal düzenlemenin ve evrakının Devlet Malı olduğuna ilişkin bir hükmün bulunmaması karşısında yardım sandığı ve buna bağlı olarak düzenlenen belgelerin niteliği de gözetilerek sanıkların hukuki statüleri kararda tartışılmadan ve sanık ...'nun savunmalarında 23 yıldır sözleşmeli olarak kurumda çalıştığını, her zaman hastaları muayene ederek ilaç yazdığını, bazen tanıdığı bazı hastalara telefon görüşmesi yaparak ya da onların gönderdiği notlara göre ve bilgileri dahilinde ilaç yazdığını, iyi niyet çerçevesinde bu ilaç yazma işlerinin yapıldığını, reçetelere ilavelerin kendisi tarafından yapılmış olabileceğini, yazmayı unuttuğu ilaçların bu şekilde ilave edilmiş olabileceğini, yeşil reçeteye tabi ilaçları da hastaların bilgisi dahilinde yazdığını, yazdığı yeşil reçete sayısının tüm reçetelere göre oranının oldukça düşük olduğunu, eczacı, kalfa ve kurum laborantı ile işbirliği yaparak hastaların bilgisi dışında reçete düzenlemediğini, yalnızca görevini yaptığını, hiç kimse ile işbirliği ve menfaat ilişkisi içinde olmadığını, sanık ..., sahte reçete yazılması olayı ile ilgisinin olmadığını, kurum çalışanlarının yazdırdıkları ilaçları eczaneden telefonla istediklerini, ancak kalfaların kurumun üst katlarına girişi yasak olduğu için ilaçların kendi odasına bırakıldığını, kalfaların ilaçları bıraktıktan sonra sevk kağıtları ve reçeteleri alıp gittiklerini, daha sonra kurum çalışanlarının da buradan ilaçlarını aldıklarını, sanık ... ..., eczanesinin olduğunu, ancak eczanede durmadığını, verdiği vekaletnameye istinaden kalfası ...'nın işlemleri yürüttüğünü, herhangi bir sahtekarlık suçuna iştirak etmediğini, sanık ..., posta idaresi personelinin kendisinden ilaç istediğinde gönderdiğini, reçeteler geldiğinde de ilaç kupürleri yapıştırılıp fatura edildiğini, kupürlerin arkasında yazılı notların alan kişilere ait olduğunu, bu konuda bazı yanlışlar yapılmış olabileceğini, yeşil reçeteli ilaçların bir kısmının kuruma fatura edildiğini, bir kısmının bedeli hasta tarafından peşin ödendiği için kuruma fatura edilmediğini, eczacı ...'nun eczanede bulunmadığını, faturaları kendisinin düzenleyip parasının da kendisinin vekaletnameye istinaden aldığını, suçsuz olduğunu, reçetelere sonradan ilave yapılmasının mümkün olmadığını savunmaları, bir kısım tanıkların ilaçları aldıklarını, bir kısım tanıkların ilaçları yazdırdıklarını ve ilaçların daha sonra kendileri ya da yakınları tarafından alındığını beyan etmeleri, yeşil reçeteye tabi olan ve suça konu ilaç fiyatlarının düşük olup hastalar tarafından peşin parayla alınması veya hiç alınmaması nedeniyle kuruma fatura edilmediği ve bilirkişi raporunda 1998-1999 yıllarında toplam 129,70 TL (129.705.442 TL) kurum zararının oluştuğunun belirtilmesi karşısında; yaklaşık bir yıl içinde sağlandığı iddia olunan bu miktarın, sanık ... ...'na ait eczanenin olay tarihindeki gelirleriyle karşılaştırıp sonucuna göre tüm deliller birlikte değerlendirilerek sanıkların kastlarının ve hukuki durumlarının takdir ve tayini gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi, Yasaya aykırı, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.11.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.