10. Hukuk Dairesi 2024/942 E. , 2025/347 K. MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/685 E., 2023/2265 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 10. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/47 E., 2021/603 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince isti…
**10. Hukuk Dairesi 2024/942 E. , 2025/347 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/685 E., 2023/2265 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 10. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/47 E., 2021/603 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalıya ait ... Otelinde 18.05.2012 tarihinde barmen olarak çalışmaya başladığını, barın içerindeki fiziki sorunları hem müvekkilinin hem de diğer mesai arkadaşlarının bildirmesine rağmen çalışma ortamının iyileştirilmediğini, çalışanların yaşadığı küçük kazaların görmezden gelindiğini, olay günü yetkili kişiye bulaşık makinesinin su pompasından akan su nedeniyle her yerin su içinde olduğunu, ayaklarının devamlı pis ve deterjanlı su içinde kaldığından kaydığını, buna çözüm bulunmasını istediğini ancak çözülmediğini, kısa süre sonra müşterisine içecek servisi yapmak için bardağa uzanırken elindeki şişe ile beraber yere düştüğünü ve elindeki şişenin parçalanarak el bileğini kestiğini, ilk müdahaleyi doktor bir müşterinin yaptığını 45 dakika sonra ambulans ile DEÜ Hastanesine götürüldüğünü, yer olmaması nedeniyle ameliyata alınamadığını, o günü dikişli geçirdiğini, ertesi gün kendi imkanlarıyla hastaneye gidip ameliyat olduğunu, 7 ay rapor verildiğini, bu süreçte müvekkilini hiç bir davalı yetkilisinin aramadığını, davalının görevini yerine getirmediğini, kaza sonrasında arkadaşlarından bardaki koşulların iyileştirildiğini öğrendiğini, raporun bitiminde ise aynı işyerine giderek yine barmen olarak çalışmaya başladığını, fakat elindeki sinirler kesildiğinden kalıcı hasar kaldığını, elini verimli kullanamadığından işten çıkartıldığını, davacının geçirdiği kaza nedeniyle %4 ulnar sinir hasarı oluştuğunu, yazın otellerde barmenlik yaptığını, kışın ise zeytin toplayarak geçimini sağladığını, ancak hasar nedeniyle bu işleri verimli yapamadığını, bu nedenlerle davalının iş güvenliği ve işçi sağlığı ile ilgili yasal mevzuat gereğince alması gereken tedbirleri almadığından fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 3.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek en yüksek mevduat faizi ile davalıdan tahsilini talep emiştir. II. CEVAP Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının bardağı almaya giderken dikkatsiz davranarak ayağının kayması sonucu düştüğünü ve dava konusu olayın meydana geldiğini, davacıya iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinden fazlasının verildiğini, davacı iddiasının aksine olayın ardından otel doktorunun hemen müdahale ettiğini, işten çıkış kodu 15 olup, tazminatları ödenerek toplu işten çıkarma yapıldığını, olayın gerçekleşmesinde kusurlarının olmadığını, maluliyet oranını kabul etmediklerini, müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, davanın reddi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "...Konak Sosyal Güvenlik Merkezinin cevabi yazısı ile Sigortalı ... hakkında iş kazası sigortasından kurum tarafından işlem yapıldığına dair geçici ve sürekli iş göremezlik ödeneği ödendiğine dair herhangi bir kayda rastlanılmadığını, dolayısıyla iş kazasından rücuya tabi bir gelir bağlanmadığı ve peşin sermaye değeri oluşturmadığı bilgisi verildiği, kuruma yapılan sürekli iş göremezlik geliri talebinde bulunulmadığından kaza olayı ile ilgili herhangi bir işlem yapılmadığını, iş kazası dosyası oluşturulmadığını ve komisyonca bir karar alınmadığını, sigortalıya geçirdiği iş kazası nedeniyle istirahatlı kaldığı 08.10.2014-07.04.2015 tarihleri arasındaki süreler için toplam 5.764,44 TL geçici iş göremezlik ödeneği ödendiği bildirilmiştir. Davacı vekiline 23.09.2020 tarihli celsenin 7 nolu ara kararı uyarınca müvekkilinin mululiyet tespiti hususunda SGK'ya başvuru yapıp yapmadığı hususunda beyanda bulunması ve başvuru yapması halinde Mahkememize bilgi verilmesi için 2 hafta kesin süre verildiği, davacı vekili tarafından beyanda bulunulmadığı, 20.04.2021tarihli celsenin 3 nolu ara kararı ile davacı vekiline yeniden süre verildiği, davacı vekili tarafından beyanda bulunulmadığı, 09.09.2021 tarihli celsenin 3 nolu ara kararı ile davacı vekiline bu defa "Davacı vekiline son kez davacının sürekli iş göremezlik geliri ve maluliyet tespiti hususunda SGK'ya başvuru yapması ve başvuru yaptığına ilişkin mahkememize beyanda bulunması için 4 haftalık kesin süre verilmesine, davacı vekiline daha önce bu hususta süre verildiği ancak bu doğrultuda işlem yapıldığına dair beyanda bulunulmadığı gibi son iki celsedir mazeret vererek tanıklarının dinlenmesi yönünde yapılan ara kararlara karşı da herhangi bir işlem yapılmadığı anlaşıldığından, kesin süre içerisinde ara karar uyarınca işlem yapılmaması halinde mevcut delil durumuna göre karar verileceğinin ihtarı ile duruşma zabtının davacı vekiline tebliğine," şeklinde ihtaratlı ara karar kurulduğu ve duruşma zaptının tebliğine rağmen yine beyanda bulunulmadığı anlaşılmıştır. Davacı vekilinin 02.12.2021 tarihli celsede:" Ben, ilgili tebligat uyarınca müvekkile bu konuda bilgi verdim, ancak tarafıma herhangi bir dönüş olmadığından biz de bir beyanda bulunamadık." şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır. Davacıya iş kazası sebebi ile Kurum tarafından iş göremezlik ödeneği ödenmiş ise de davacı işçi tarafından iş göremezlik tespiti ve gelir bağlama yönünden Kuruma verilen kesin sürelere rağmen celseler boyunca başvuru yapılmadığından ve davacının maluliyet oranı tespit edilemediğinden, yargılamaya devam edilememiş ve davanın ispat edilmediği anlaşılmakla..." gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; öncelikle davada üst üste iki defa mazeret verdiklerinden bahsedildiğini, fakat mazeret sebeplerinin hiçe sayılarak yazılmış olan gerekçeli kararda sanki duruşmayı uzatma amacıyla mazeret verildiği şeklinde bir anlam çıkarıldığını, oysa ki ilk mazerette davalı meslektaşınında da görüldüğü üzere olumsuz hava koşullarından dolayı adliyeye ulaşmasının mümkün olamadığını, basında dahi İzmir'de ki olumsuz hava koşullarının haber olarak çıktığını, diğer mazeretinin de yine haklı sebeplerinden dolayı duruşmaya katılmasının mümkün olamadığını, her iki celsede de davalı tarafın da mazeret sunduğunu, fakat sadece davacı vekilinin mazeretleri sebebiyle davanın uzatılmaya çalışıldığı şeklinde bir karar verildiğini, bunun hakkaniyete aykırı bir karar olduğunu, ayrıca söz konusu iş kazasının davalı tarafça da SGK'ya bildirildiğinin davalı tarafça da beyan edildiğini, en son celse de ise her iki tarafın tanıkları hazır edildiği halde dinlenmediğini, mağdur olmuş davacı işçinin verilmiş olan bu kararla mağduriyetinin ikiye katlandığını, Mahkemenin dosyayı bilirkişiye göndermeden, hazır olan tanıkları dinlenmeden sadece verdikleri mazeretlerden bahsedilmiş olmasının ve SGK'ya bildirim yapılmamış olması gerekçe gösterilerek verilmiş olan kararın hukuka aykırı olup kaldırılması gerektiğini ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine dair İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçeleri ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmişlerdir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi 3. Değerlendirme Dosya kapsamından; Mahkemece davacı vekiline davacının sürekli iş göremezlik geliri ile maluliyet tespiti hususunda SGK'ya başvuru yapması ve başvuru yaptığına ilişkin mahkemeye beyanda bulunması amacıyla 4 haftalık kesin süre verildiği, kesin süre içerisinde ara karar uyarınca işlem yapılmaması halinde mevcut delil durumuna göre karar verileceğinin ihtarı ile duruşma zaptının tebliğe çıkarıldığı, duruşma zaptının tebliğine rağmen davacı vekilince kesin süre içerisinde beyanda bulunulmadığı bu yönüyle de davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Bekletici sorun" başlıklı 165. maddesinin ikinci fıkrası; “Bir davanın incelenmesi ve sonuçlandırılması başka bir davanın veya idari makamın çözümüne bağlı ise Mahkeme, ilgili tarafa görevli Mahkemeye veya idari makama başvurması için uygun bir süre verir. Bu süre içinde görevli Mahkemeye veya idari makama başvurulmadığı takdirde, ilgili taraf bu husustaki iddiasından vazgeçmiş sayılarak esas dava hakkında karar verilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Mahkemece davacıya verilen kesin süre içeren ihtaratların HMK'nın 165/2. maddesi kapsamına uygun olarak ayrıntılı düzenlenmediği anlaşılmakla davacının kaza nedeniyle uğradığı sürekli iş göremezlik oranının tespiti yapılamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş; açıklandığı üzere anılan madde metnine uygun ara karar tanzim ve tebliği ile sonucuna göre irdeleme yapmak, buna rağmen keyfiyet yerine getirilmezse iş kazasının varlığı hususunda Kurumca ihtilaf çıkarılmaması karşısında davacı vekiline davacının kaza nedeniyle uğradığı sürekli iş göremezlik oranının tespiti talebine dair dava dışı Kurum ile hak alanını ilgilendirdiğinden davalı işveren aleyhine dava açması amacıyla süre vermek ve devamla açılan davanın bekletici mesele yapılması suretiyle sonucunu beklemek davacı tarafça davanın verilen sürede açılmaması halinde ise davacının kaza nedeniyle sürekli iş göremezlik oranı % 0 kabul edilerek en azından geçici iş göremezlik dönem zarar hesabının dairemiz içtihatlarına uygun olarak kusur incelemesinin yapılması sonrasında belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesinden ibarettir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davacı temyiz edenlerin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.