T.C. ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/124 KARAR NO : 2025/1275 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/11/2023 (Karar) NUMARASI : 2022/184 Esas, 2023/811 Karar DAVA : 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (İtirazın İptali) KARAR TARİHİ : 14/10/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 14/10/2025 Taraflar aras…
T.C. ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/124 KARAR NO : 2025/1275 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/11/2023 (Karar) NUMARASI : 2022/184 Esas, 2023/811 Karar DAVA : 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (İtirazın İptali) KARAR TARİHİ : 14/10/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 14/10/2025 Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile davalı borçlu ... .... Ve Nakl. San. Ve Tic. A.Ş. arasında 05/05/2016 tarihli 3.000.000,00 TL bedelli Kredi Çerçeve Sözleşmesi imzalandığını ve firmaya kredi kullandırıldığını, davalılar ..., ... ve ...'nun söz konusu kredi sözleşmesini müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzaladıklarını, imzalamış oldukları kredi sözleşmesinden dolayı kendi temerrütleri kapsamında borç ve fer'ilerinden davalı borçlu ile birlikte sorumlu olduklarını, davalılara sözleşme gereği yükümlendikleri borcu ödemeleri için Beşiktaş ... Noterliği’nin 14/11/2019 tarih ve ...yevmiyeli ihtarnamesi ve eki hesap özetinin tebliğ edildiğini, davalılar ..., ... ve ... söz konusu kredi sözleşmesini müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzaladıklarından ve imzalamış oldukları kredi sözleşmesinden dolayı kendi temerrütleri kapsamında borç ve fer'ilerinden davalı borçlu ile birlikte sorumlu olduklarından alacaklarının tahsilini teminen Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/... D.iş sayılı dosyasından alınan ihtiyati haciz kararı alındığını ve sonrasında Erzurum ... İcra Dairesi 2021/... esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, ayrıca bankaya ipotekli taşınmazlar için Erzurum .... İcra Müdürlüğü 2021/... esas ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını ve bu takipte dava tarihine kadar olan sürede 1.336.677,03 TL tahsilat sağlandığını, bu takipte davalıların icra dosyasına yaptıkları itiraz ile müvekkili bankaya herhangi bir borcu olmadığı gerekçesi ile borca, takibe, işlemiş ve işleyecek olan faize ve tüm fer'ilerine itiraz ederek takibin durdurulmasını talep ettiklerini ve Erzurum .... İcra Müdürlüğünce takibin durdurulduğunu, davalıların itirazının haksız ve kötüniyetli olduğunu ve tüm bu açıklanan nedenler göz önünde bulundurularak müvekkilinin alacağının tahsilini teminen Erzurum .... İcra Müdürlüğü’nün 2021/... E. sayılı dosyası ile yürütülen takipte; davalıların takibe, borca, faiz ve fer'ilerine yapmış oldukları tüm itirazlarının iptaline, takibin yukarıda arz ve izah edilen nedenler doğrultusunda ... ve ... yönünden 2.091.886,95-TL nakit ve 10.680,00 TL gayrinakit (1.501.660,07-TL asıl alacak, 9.481,78-TL masraf, 553.090,57-temerrüt faizi, 27.654,53-TL BSMV olmak üzere) takip tarihine kadar işlemiş ve takip tarihi sonrası yıllık %33 faiz oranından işleyecek faizleri ve takip talebinde bulunan şartlarda takibin devamına, ... için 2.021.986,95-TL Nakit ve 10.680,00-TL Gayrinakit (1.431.760,07-TL asıl alacak, 9.481,78-TL masraf, 553.090,57-temerrüt faizi, 27.654,53-TL BSMV olmak üzere) takip tarihine kadar işlemiş ve takip tarihi sonrası yıllık %33 faiz oranından işleyecek faizleri ve takip talebinde bulunan şartlarda takibin devamına, davalıların inkar olunan alacağın % 20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmelerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır. YEREL MAHKEME KARARI; Mahkemece, "... Davacı ile dava dışı şirket arasında 05/05/2016 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalıların bu sözleşmeyi müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları anlaşılmaktadır. Davalılardan ... ve ...'nun sözleşmenin imzalandığı tarihte asıl borçlu şirketin ortağı oldukları, diğer davalı ...'nun asıl borçlu şirketin ortağı veya yöneticisi olmadıkları dosya kapsamı ile sabittir. Genel kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte yürürlükte olan 6098 sayılı TBK'nun 584/1 maddesine göre eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin yazılı rızası ile kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce veya kurulması anında verilmiş olması şarttır. Somut olayda davalılardan ...'nun asıl borçlu şirket tarafından kullanılan kredi nedeniyle imzalanan genel kredi sözleşmesini müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, bu davalının asıl borçlu şirketin ortak veya yöneticisi olmadığı, sözleşmenin imzalanması sırasında bu davalının evli olduğu, bu nedenle kefalet sözleşmesine eşinin rızasının gerektiği, ancak bu davalının eş rızasının bulunduğuna dair genel kredi sözleşmesinde herhangi bir ibarenin bulunmadığı, bu haliyle davalı ...'nun imzaladığı kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı, geçerli olmayan kefalet sözleşmesi nedeniyle davalının sorumluluğunun bulunmayacağı anlaşıldığından davalı ... aleyhine açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. ... 2004 sayılı İİK'nun 68/b maddesi uyarınca borçlu cari hesap veya kısa, orta, uzun vadeli kredi şeklinde işleyen kredilerde krediyi kullandıran taraf, krediyi kullanan tarafın kredi sözleşmesinde belirttiği adresine, borçlu cari hesap sözleşmesinde belirtilen dönemleri veya kısa, ora, uzun vadeli kredi sözleşmelerinde yazılı faiz tahakkuk dönemlerini takip eden 15 gün içerisinde bir hesap özetini noter aracılığıyla göndermek zorundadır. Sözleşmeden belirtilen adresin değişmesi, yurt içinde bir adresin noter aracılığıyla krediyi kullandıran tarafa bildirilmesi halinde sonuç doğurur; yeni adresin bu şekilde bildirilmemesi halinde hesap özetinin eski adrese ulaştığı tarih tebliğ tarihi sayılır. Bu hükme göre borçlu cari hesap veya kısa, orta, uzun vadeli kredi şeklinde işleyen kredilerde krediyi kullanan tarafın temerrüte düşürülebilmesi için sözleşmede yazılı adresine krediyi kullandıran tarafın noter aracılığıyla hesap özetini göndermesi gerekmektedir. Somut olayda, takibe konu edilen müteselsil kefillerin adresleri .... Mahallesi, ...sitesi, .... Etap, ... Blok, .... Kat, No:... Yakutiye/ERZURUM olarak belirtilmiştir. Davacı banka tarafından 2004 sayılı İİK'nun 68/b maddesi uyarınca Beşiktaş .... Noterliğinden keşide ettiği ihtarnamesinde, gerek asıl borçlunun gerekse müşterek ve müteselsil kefillerin adresleri sözleşmede yazılan adreslerden farklı olarak belirtilmiştir. Bu durumda hesabın kat edildiğine yönelik ihtarname sözleşmede yazılı olan adres dışında başka adreslere gönderilmiş olup; ihtarnamede yazılı adreslerin davalı borçlulara ait olduğuna yönelik genel kredi sözleşmesinde herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu haliyle her ne kadar davacı banka hesabın kat edilerek davalı borçlulara ihtarname keşide edildiğini ve bu şekilde davalı borçluların temerrüte düştüklerini beyan etmiş ise de; ihtarnamenin davalı borçlulara sözleşmede yazılı olan adresten başka bir adrese gönderilmek üzere keşide edildiği anlaşıldığından, davalı borçluların takip öncesinde temerrüte düşürülmedikleri sonucuna varılmaktadır. Bu nedenle davalı borçluların takip tarih itibariyle temerrüte düştükleri anlaşıldığından, takip öncesinde davacı alacaklı temerrüt faizi talep edemeyecektir. Bu husus göz önünde bulundurulduğunda davacı alacaklı takip tarihine kadar sözleşmede yazılı olan akdi faiz oranında faiz talep edebilecektir. Davacı banka tarafından dava dışı asıl borçlu şirkete kullandırılan taksitli ticari kredide akdi faiz yıllık %19 olarak belirlenmiştir. Yine davacı banka tarafından kullandırılan peşin vadeli sigorta prim alacakları hesabı ve çek tazmin bedeli yönünden sözleşmede %22 oranında akdi faiz ön görülmüştür. Bu durumda davacı banka alacağının hesaplanması için kat tarihinden takip tarihine kadar sözleşmede ön görülen akdi faiz oranı üzerinden hesaplama yapılması gerekmektedir. Buna göre hesaplama yapıldığında davacı bankanın ... numaralı taksitli ticari kredi yönünden 1.291.684,45 TL tutarında asıl alacak, 348.360,12 TL işlemiş faiz, 17.418,01 TL BSMV olmak üzere toplam 1.657.462,58 TL tutarında, ... numaralı kredi yönünden ise 1.528.114,65 TL asıl alacak, 412.124,03 TL işlemiş faiz, 20.606,20 TL BSMV olmak üzere toplam 1.960.844,88 TL tutarında, ... numaralı kredi yönünden ise 1.938,79 TL asıl alacak, 522,88 TL işlemiş faiz, 26,14 TL BSMV olmak üzere toplam 2.487,81 TL tutarında, çek tazmin bedeli yönünden 2.103,50 TL asıl alacak, 567,30 TL işlemiş faiz, 28,37 TL BSMV olmak üzere toplam 2.699,17 TL tutarında alacağının bulunduğu dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporunda belirtilmiştir. Bu durumda davacının toplam asıl alacağı 2.823.841,39 TL, işlemiş faiz alacağı 761.574,33 TL, BSMV alacağı ise 38.078,72 TL olarak belirtilmiştir. Her ne kadar bilirkişi raporunda davacı alacaklının işlemiş faiz ve BSMV alacak tutarı hesaplanmış ise de; takip talebinde ki işlemiş faiz ve BSMV alacaklarının raporda belirtilen tutardan daha az tutarda talep edildiği anlaşılmakla taleple bağlılık ilkesi gereğince takip talebindeki tutarlar dikkate alınmıştır. Alacaklı takip talebinde masraf adı altında alacak talebinde bulunmuş ise de; buna ilişkin herhangi bir belge sunulmadığından davacının bu yönde bir alacağının bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Davacı alacaklı ile dava dışı şirket arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalıların bu sözleşmeyi müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, davalı borçlulardan ...'nun kefaletine ilişkin sözleşmenin yasada aranan şartları taşımaması nedeniyle geçerli olmadığı, buna karşılık diğer davalı borçluların kefaletlerinin geçerli olduğu, borcun ödenmemesi üzerine alacaklı tarafından hesabın kat edildiği, davacı banka tarafından her ne kadar davalı borçlulara hesabın kat edildiğine dair ihtarname keşide edilmiş ise de; ihtarnamenin sözleşmede yazılı adres dışında başka adrese tebliğe çıkarıldığı, bu haliyle ihtarnamenin usulüne uygun olmadığı, bu nedenle davalı borçluların takip öncesi temerrüte düşürülmemeleri nedeniyle takip tarihi itibariyle temerrüte düşmüş sayıldıkları, bu nedenle hesabın kat edildiği tarihten takip tarihine kadar sözleşmede ön görülen akdi faiz oranı üzerinden hesaplama yapılarak işlemiş faiz alacağının bulunması gerektiği, davalı borçluların takibe yönelik itirazlarında borca itiraz ettiklerini beyan etmelerine rağmen borcun ödendiğine dair herhangi bir delil veya belge sunmadıkları, buna göre davalı borçluların itirazlarının yerinde olmadığı sonucuna varılarak davanın kısmen kabulü ile davalıların takibe yönelik itirazlarının kısmen iptali ile takibin 2.823.841,39 TL asıl alacak, 553.090,57 TL işlemiş faiz, 27.654,53 TL BSMV olmak üzere toplam 3.404.586,49 TL üzerinden devamına, davalı ...'nun asıl borcun 2.668.337,10 TL'sinden sorumlu tutulmasına karar vermek gerekmiştir. Takip konusu edilen borcun genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı, alacağın belirlenebilir ve likit olduğu, davalı borçluların itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, davalı borçluların borçlarının bulunmadığını belirterek itiraz etmelerine rağmen borcun ödediğine dair delil veya belge sunmadıkları, yapılan yargılama neticesinde davalıların itirazlarında haksız oldukları sonucuna varıldığından %20 oranındaki icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle "1-Davalı ... aleyhine açılan davanın REDDİNE, 2-Diğer davalılar ... ve ... aleyhine açılan davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile; Bu davalıların Erzurum.... İcra Müdürlüğünün 2021/... esas sayılı dosyasına yaptıkları itirazın kısmen iptali ile takibin tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile 2.823.841,39 TL asıl alacak, 553.090,57 TL işlemiş faiz, 27.654,53 TL BSMV olmak üzere toplam 3.404.586,49 TL üzerinden devamına, 3-Davalı ...'nun asıl borcun 2.668.337,10 TL'lik kısmından sorumlu tutulmasına, 4-Takipte asıl alacağa %33 oranında temerrüt faizi uygulanmasına, 5-Asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 564.768,27 TL tutarında icra inkar tazminatından davalı ....'nun sorumlu olduğu tutara göre belirlenen 533.667,42 TL'sinin davalılar ... ve ...'ndan bakiyesinin davalı ...'ndan alınarak davacıya verilmesine," şeklinde karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF İTİRAZLARI: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ile borçlu .... Ve Nakl. San. Ve Tic. A.Ş. arasında 05/05/2016 tarihli 3.000.000,00-TL bedelli Kredi Çerçeve Sözleşmesi imzalandığını ve adı geçen şirkete kredi kullandırıldığını, davalıların söz konusu kredi sözleşmesini müşterek borçlu- müteselsil kefil olarak imzaladıklarından, imzalamış oldukları kredi sözleşmelerinden dolayı kendi temerrütleri kapsamında borç ve fer'ilerinden sorumlu olduklarını, borcun ödenmesi için davalılara tebliğ edilen ihtarnameye rağmen alacaklarının ödenmediğini, bunun üzerine icra takibi başlattıklarını, davalı tarafın takibe itiraz etmesi üzerine iş bu davanın açıldığını, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verildiğini, davalı ... her ne kadar kredi çerçeve sözleşmesi alınırken şirket yöneticisi olmasa da mevcut yöneticilerden önce bu görevde bulunduğunu, bu süreçte şirketin müvekkil banka ile çalışması ve firmanın müvekkil banka ile kredi sözleşmelerinin mevcut olduğunu, bu hususların dikkate alınmadığını, adı geçen davalının şirket yöneticiliğini devretmiş olsa bile TBK'nın 202. maddesi uyarınca sorumluluğunun devam ettiğini, davalı ...'nun eşinin ... olduğunu ve kredi sözleşmesini kefil sıfatıyla imzaladığını ve eşinin kefaletinden açıkça bilgisi bulunduğunu, ...'nun şirket ortağı olması nedeniyle eşinin kefaletinden bilgisi olmaması ve muvafakati bulunmamasının imkansız olduğunu, aksi durumun alacaklarına kavuşma noktasında mağduriyetlerine neden olacağını, temerrüt şartlarının oluşmadığı gerekçesi ile hesaplamanın yatalı yapıldığını, ihtarnamenin davalıların kendilerine tebliğ edilmesi nedeniyle TK'nın 33. maddesi uyarınca öğrenmiş sayılacaklarını, bu şekli ile temerrüt şartlarının gerçekleştiğini, ayrıca belirtilen diğer adreslerin ise borçlunun ipotek alınma aşamasında tapu dairesinde bildirdiği adresler olup buradaki adreslere yapılan tebligatların da geçerli olduğunu, mahkemece davalı tarafların ileri sürmediği iddiaların dikkate alınmasının kabul edilemez olduğunu, davalı taraf vekilinin cevap dilekçesi sunmadığını, son duruşma hariç duruşmalara katılmadığını, bu nedenle davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetsiz olduğunu, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, kredi sözleşmesinden ve kefaletten kaynaklı itirazın iptali istemine ilişkindir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır. Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacı vekilinin dava dilekçesinde müvekkili banka ile davalı borçlu ... .... Ve Nakl. San. Ve Tic. A.Ş. arasında Kredi Çerçeve Sözleşmesi imzalandığını ve firmaya kredi kullandırıldığını, davalıların söz konusu kredi sözleşmesini müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzaladıklarını, imzalamış oldukları kredi sözleşmesinden dolayı kendi temerrütleri kapsamında borç ve fer'ilerinden davalı borçlu ile birlikte sorumlu olduklarını, iddia ederek davalıların takibe, borca, faiz ve fer'ilerine yapmış oldukları tüm itirazlarının iptalini talep ettiği, davalıların davanın reddini talep ettiği, mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, 1-Davalı ... aleyhine açılan davanın Reddine, 2-Diğer davalılar ... ve ... aleyhine açılan davanın Kısmen Kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. İstinaf talebinde bulunan davacı vekilinin ileri sürdüğü sebepler kapsamında yapılan inceleme sonucunda, mahkemece, yargılamanın HMK’da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olduğu, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmadığı, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, mahkemece yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı harçtan muaf olduğundan ve istinaf kanun yolu başvurusu sırasında harç alınmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 3-İstinaf başvurusu sırasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Kararın kesinleştirme ve gider avansı ikmali/iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 6-Gerekçeli kararın tebliği ve harç ikmali/iadesi işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 14.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.