Başvuru, emeklilik aylığında artış sağlayan kanuni düzenlemenin yapıldığı tarihten itibaren geçerli olacak şekilde uygulanması talebinin reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, emeklilik aylığında artış sağlayan kanuni düzenlemenin yapıldığı tarihten itibaren geçerli olacak şekilde uygulanması talebinin reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 19/8/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucuların murisi Necmettin Karaduman 1983-1987 yılları arasında Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) başkanı olarak görev yapmış olup 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre emekli olmuştur.A. İdari Yargı Süreci Başvurucuların murisi 18/9/2008 tarihli dilekçe ile kendisine bağlanan emekli maaşının 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun Maddesi uyarınca ödenmesi talebinde bulunmuştur. İdarenin zımni reddi üzerine de 2/2/2009 tarihinde işlemin iptalini istemiyle dava açmıştır. Ankara İdare Mahkemesi 25/11/2009 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Anılan kararda 5510 sayılı Kanun’da yürürlük tarihinden önce TBMM başkanlığı görevlerinden ayrılanlara yönelik herhangi bir düzenleme olmadığından aynı Kanun’un Maddesi kapsamında yaşlılık aylığı bağlanmasına hukuken olanak bulunmadığı gerekçesine yer verilmiştir. Karar temyiz edilmeden kesinleşmiştir.B. Adli Yargı Süreci Başvurucuların murisi 16/6/2010 tarihli dilekçeyle, emekli aylığının 1/10/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un Maddesine uygun olarak belirlenmesi istemiyle Ankara İş Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Mahkeme 23/12/2010 tarihinde başvurucular murisine bağlanan emekli aylığının kanuni düzenlemenin yürürlüğe girdiği 1/10/2008 tarihinden itibaren 5510 sayılı Kanun’un Maddesinde belirtilen orana göre ödenmesi gerektiğine karar vermiştir. Hüküm davalı kurumca temyiz edilmiştir. Yargıtay Hukuk Dairesi (Daire) 8/3/2011 tarihli karar ile ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur. Anılan kararda, 5510 sayılı Kanun’da yürürlük tarihi öncesinde emekli olanların aylıklarının Kanun’un Maddesindeki düzenleme uyarınca yeniden tespitine olanak veren bir hükmün yer almadığı saptamasında bulunulmuştur. Daire, bu saptamadan hareketle 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önce iştirakçiliği sona erenler hakkında 5510 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil olmak üzere 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağına işaret etmiştir. Daire son olarak 5510 sayılı Kanun’un geçici Maddesinin (9) numaralı fıkrasında öngörülen emeklilik öncesi sahip olunan rütbe, kadro ve sair konumlara ilişkin değişikliklerin emeklilere yansıtılmasına yönelik olduğunu, bunun somut olayda uygulanamayacağını kararında ifade etmiştir. Mahkeme, Dairenin bozma kararına direnmiş ve 7/7/2011 tarihli karar ile bir kez daha davanın kabulüne karar vermiştir. Direnme kararı davalı kurum tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (HGK) 21/3/2012 tarihli karar ile Ankara İdare Mahkemesinin 25/11/2009 tarihli kararının kesin hüküm oluşturup oluşturmadığının araştırılması ve yargılama aşamasında yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un geçici Maddesi uyarınca hukuki durumun yeniden değerlendirilmesi amacıyla hükmü bozmuştur. Mahkeme, bozma kararına uyarak yapmış olduğu yargılama sonunda verdiği 25/12/2012 tarihli kararla davayı bir kez daha kabul etmiştir. Hüküm davalı kurumca temyiz edilmiştir. Daire 31/5/2013 tarihli kararında, 5510 sayılı Kanun’un Maddesinin -yayımı tarihi itibarıyla- geriye yürüyeceğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı ve bu hususun 26/1/2012 tarihli ve 28185 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 17/1/2012 tarihli ve 6270 sayılı Kanun’la 5510 sayılı Kanun’a eklenen Madde ile açıklığa kavuştuğu saptamasını yapmıştır. Daire, bu saptama doğrultusunda söz konusu ek düzenleme uyarınca 5510 sayılı Kanun’un Maddesindeki aylık hesabına ilişkin lehe düzenlemenin geçici Madde öncesine geriye yürütülmesinin mümkün olmadığı sonucuna varmıştır. Mahkeme 31/5/2013 tarihli bozma kararına uymuş ve bu kararda belirtilen hususlara atıf yaparak davayı reddetmiştir. Başvurucuların murisi tarafından temyiz edilen hüküm Dairenin 10/3/2015 tarihli kararıyla onanarak kesinleşmiştir. Nihai karar 12/8/2015 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 19/8/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu Necmettin Karaduman bireysel başvuru aşamasında 22/6/2017 tarihinde vefat etmiştir. Başvurucunun mirasçıları, avukatları aracılığıyla 24/7/2017tarihinde verdikleri dilekçeyle bireysel başvurudaki talepleri yineleyerek başvuruya devam etmek istediklerini beyan etmişlerdir. A. Kanun Hükümleri 5510sayılı Kanun’un Maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:“Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı veya Başbakan iken bu görevinden herhangi bir nedenle ayrılanlara, istekleri üzerine, müracaat tarihini takip eden ay başından itibaren, istek tarihindeki Cumhurbaşkanına ödenmekte olan aylık ödeneğin % 40’ı esas alınarak Cumhurbaşkanına bağlanacak yaşlılık aylığının % 75’i oranında yaşlılık aylığı bağlanır.’’ 5510 sayılı Kanun’un geçici Maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“Bu maddenin yürürlük tarihinden önce bu Kanunun 43 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında sayılan görevlerde bulunmuş olanlardan herhangi bir sebeple bu görevleri sona erenler ile Büyük Millet Meclisi, Millet Meclisi, Cumhuriyet Senatosu, Temsilciler Meclisi ve Danışma Meclisi Başkanları da bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden aybaşından itibaren bu Kanunun 43 üncü maddesi hükmünden yararlanır.’’B. Yargısal Kararlar Yargıtay Hukuk Dairesinin 9/9/2014 tarihli ve E.2014/19318, K.2014/16841 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:“ 5434 sayılı Kanun kapsamında emekli aylığı almakta olan davacı, 2002-2007 yılları arasındaki dönemde “TBMM Başkanı” olarak görev yaptığı gözetilerek, 2008 tarihinden itibaren 5510 sayılı Kanunun 43’üncü maddesine göre emekli aylığının yeniden belirlenmesine karar verilmesini istemiştir.Açıklanan maddi ve hukuki olgular çevresinde somut olay değerlendirildiğinde; 5434 sayılı Kanun kapsamında ve 2008 tarihinden önce kendisine emekli aylığı bağlanan ve 2002-2007 yılları arasında “TBMM Başkanı” olduğu çekişmesiz olan davacının; 5510 sayılı Kanuna eklenen geçici 38’inci madde uyarınca anılan Kanunun 43’üncü maddesindeki düzenlemeye göre aylığının hesaplanması gerekir. Ne var ki; geçici 38’inci maddesinde ayrıca düzenlemenin geçerli olacağı tarih açıkça belirtildiğinden, söz konusu hesaplama ancak geçici 38’inci maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren geçerli olacaktır. Zira barem, teşkilat, kadro ve sair Kanun değişikliği niteliğinde olmayan 5510 sayılı Kanunun 43’üncü maddesindeki aylık hesabına ilişkin lehe düzenlemenin geçici 38’inci maddenin öncesinde geriye yürütülerek, 5434 sayılı Kanun kapsamında hesaplanan aylığın artırılması geçiş hükümlerine ilişkin geçici 4’üncü maddedeki düzenleme karşısında mümkün değildir. Bu nedenle, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle kabulüne hükmedilmesi; usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.’’ Yargıtay Hukuk Dairesinin 5/2/2013 tarihli ve E.2011/17533, K.2013/1233 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:“ 5510 sayılı Yasa, Yasanın yürürlük tarihi öncesinde emekli olanların aylıklarının 5510 sayılı Yasanın Maddesindeki düzenleme uyarınca yeniden tespitine olanak veren bir hüküm içermediği gibi; 5510 sayılı Yasanın Geçici Maddesinin bir, iki ve beşinci fıkralarında yer alan,“Bu Yasanın yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Yasaya göre; aylık, tazminat, harp alullüğü zammı, diğer ödemeler ve yardımlar ile 08/02/2006 tarihli ve 5454 sayılı Yasanın 1 inci maddesine göre ek ödeme verilmekte olanlara, bu Yasayla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Yasada kendileri için belirtilmiş olan şartları haiz oldukları müddetçe bunların ödenmesine devam olunur. Ancak, 5 ilâ 10 yıl arasında fiili hizmet süresi olan iştirakçilerden dolayı dul ve yetim aylığı almakta olanların, aylık ve diğer ödemeleri, bu Yasanın 32 nci, 34 üncü ve 37 nci maddelerindeki şartları haiz oldukları müddetçe devam edilir.5510 sayılı Yasanın Geçici Maddesinin dokuzuncu fıkrasında yer alan, “5434 sayılıYasaya göre ödenen aylıklar ile bu madde kapsamında bağlanacak aylıklar, memur maaş katsayılarındaki artışlara göre yükseltilir. Ayrıca 5434 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten sonra barem, teşkilat, kadro ve sair kanunlar ile aynı rütbe, kadro ve sair kanunlarda yapılacak değişiklikler sonucunda aylık tutarlarında meydana gelecek yükselmeler, aynı rütbe, kadro unvanı ve dereceden bağlanmış bulunan emeklilik, alullüğ ve vazife alullüğü aylıkları ile dul ve yetim aylıkları hakkında da uygulanır.” Düzenlemesi de, barem, teşkilat, kadro ve sair kanunlarda yapılan değişiklik sonucunda,sigortalının emekliliği öncesi dönemde bulunduğu rütbe, kadro ve sair konumlara ilişkin değişikliklerin, emeklilere de yansıtılması olanağını öngörmekte olup; aktif çalışanlara yönelik bir hüküm içermeyip, münhasıran emeklilik aylıklarının bağlanması ve hesabı konusunda düzenleme getiren 5510 sayılı Yasanın Maddesinin, barem, teşkilat, kadro ve sair kanun değişikliği olarak nitelenmesi olanağı bulunmamaktadır.Kaldı ki, 2012 gün ve 28185 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak, 1/1/2012 tarihinden geçerli olmak üzere 1/3/2012 tarihinde yürürlüğe giren, 6270 sayılı Kanunun Maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen geçici Maddede, maddenin yürürlük tarihinden önce bu Kanunun 43 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında sayılan görevlerde bulunmuş olanlardan herhangi bir sebeple bu görevleri sona erenler ile Büyük Millet Meclisi, Millet Meclisi, Cumhuriyet Senatosu, Temsilciler Meclisi ve Danışma Meclisi Başkanları da bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden aybaşından itibaren bu Kanunun 43 üncü maddesi hükmünden yararlanacağı düzenlenmiş olup, son fıkrasında, bu madde esas alınarak geriye dönük herhangi bir ödeme yapılmayacağı ve geriye dönük hak talep edilemeyeceği vurgulanmıştır.Sıralanan maddi ve hukuki olgular ışığında yapılan değerlendirme uyarınca, 5434 sayılı Yasa iştirakçisi olarak emekli konumunda bulunan davacı yönünden, 5510 sayılı Yasanın Maddesinin uygulanma olanağının bulunmadığı yönü gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle kabul kararı verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.’’ Yargıtay Hukuk Dairesinin 24/9/2013 tarihli ve E.2013/11735, K.2013/17042 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:“Dava; TBMM eski başkanlarından olan davacının emekli aylığının 2008 tarihinden geçerli olmak üzere 5510 sayılı Yasa’nın Maddesinde belirtilen usuller çerçevesinde tespit edilmesi ve fark aylıkların 2008 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece; davanın kabulü ile davacının emekli aylığının davalı Kurum’a başvurduğu 2008 tarihini izleyen aybaşından itibaren 5510 sayılı Yasa’nın 43/3 maddesine göre hesaplanması gerektiğinin tespitine, davacının emekli aylığının davalı Kurum’a başvuru tarihi olan 2008 tarihini izleyen aybaşından dava tarihi olan 2010 tarihine kadar olan dönemdeki 022,06 TL fark aylığına hak kazandığının tespitine ve bu meblağın başvuru tarihi olan 2008 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmişse de tüm aylıklar toplamına 2008 tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.’’