8. Hukuk Dairesi 2023/1256 E. , 2024/4705 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi KARAR : İstinaf başvurusunun kısmen kabulüne Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı duruşma istemli o
**8. Hukuk Dairesi 2023/1256 E. , 2024/4705 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi KARAR : İstinaf başvurusunun kısmen kabulüne Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, duruşma isteğinin dava değeri itibariyle reddine ve temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8 inci maddesi gereğince yapılan kadastro sırasında, ... ili Merkez ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 121 ada 83 parsel sayılı 2.042,37 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, ... ili Merkez ilçesi ... Köyünde yapılan kadastro tespit çalışmalarında orman olduğu gerekçesiyle orman sınırları dışına çıkarılan ve tescil harici bırakılan yerlerin Hazine adına tespit edilmeyip kişi adına tespit edilmesinin hukuka uygun olmadığını, taşınmazın niteliğinin orman olduğunu, taşınmazın kesinleşen orman tahdidi dışında bırakılmış olmakla orman niteliğini yitirse de, tahdidin kesinleştiği tarihe kadar orman niteliğini koruduğundan bu tarihe kadar olan zilyetliğe değer verilemeyeceğini, ayrıca taşınmazın evveliyatının orman veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, bu nedenle zamanaşımı ile iktisap edilemeyeceğini öne sürerek, 121 ada 83 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına tescilini istemiştir. İlk Derece Mahkemesinin 13.02.2020 tarihli ve 2019/77 Esas, 2020/32 Karar sayılı kararıyla, davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 03.11.2020 tarihli ve 2020/1309 Esas, 2020/1253 Karar sayılı kararı ile "Mahkemece hüküm esas alınan orman bilirkişisi raporunda taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı belirtilmişse de, raporun ekinde bulunan hava fotoğraflarında ayırca hükme esas alınan harita mühendisinin raporunda çekişmeli taşınmazların üzerinde ağaçlar bulunduğunun belirtilmesine rağmen, bu ağaçların niteliklerinin, orman ağacı olup olmadığının, orman ağacı iseler kapalılık durumunun değerlendirilmediği, bu mana da orman bilirkişi raporunun yetersiz olduğu, yetersiz rapora dayanılarak hüküm kurulamayacağı, öte yandan mahallinde dinlenen mahalli bilirkişilerin beyanları ile duruşma sırasında dinlenen tespit bilirkişi beyanları zilyetlik süresi açısından birbiriyle çeliştikleri halde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkinin giderilmediği, ayrıca davalı yönüyle 40-100 dönüm belgesiz taşınmaz araştırması yapılmadığı" gerekçesiyle, istinaf talebinin kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-a.6 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin gönderme kararı sonrası İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "davalının dava konusu taşınmazı sulama kanalının yapılması ile meyve bahçesi olarak kullanmaya başladığı, taşınmazın öncesinde çalılık olduğu taşınmazda meyve bahçesi öncesinde tarım faaliyetinde bulunulmadığına dair tutanak tanıkları ve mahalli bilirkişi beyanları ile sulama kanalının 2001 yılında faaliyete geçtiği, dava konusu taşınmazdaki ağaçların 2001 yılı sonrasında dikildiği, kadastro çalışmalarının 2015 yılında yapıldığı, keşif tarihi itibariyle ağaçların yaşının yirmi yirmi beş yaşında olması 2015 yılı itibariyle ağaçların on dört, on beş yaşlarında olduğunun kabulü gerektiği, ağaçlar dikilmeden önce tarla olarak kullanıldığının ispatlanamadığı aksine tanık beyanları ile tarla olarak kullanılan kısmın dava konusu taşınmaz değil 121 ada 15 parsel olduğu, dava konusu taşınmaza ilişkin tanık beyanlarında taşınmaz üzerine ağaçlar dikilmeden önce taşınmazın üstünün çalılık olduğunun, ağaçların da 2001 yılı sulama kanalından sonra dikildiği anlaşıldığından ve daha öncesinde dava konusu taşınmazın tarım arazisi olarak kullanıldığına dair hava fotoğrafı bulunmaması birlikte değerlendirildiğinde davalının zilyetlik süresinin yirmi yıldan az olduğu anlaşılmakla 11.06.2021 havale tarihli bilirkişi raporundaki tarım arazisindeki imar ve ihya çalışmalarının yapıldığına dair zilyetlik süresini destekleyen beyan, hava fotoğrafı, delil bulunmadığından ziraat mühendisi bilirkişi raporuna itibar edilmeyerek hava fotoğrafları ile beyanlar hükme esas alınarak davalı lehine, 3402 sayılı Kadastro Kanun'u 14 üncü ve 17 nci maddesindeki şartların oluşmadığı" gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, çekişmeli taşınmazda davalı lehine kadastro öncesi edinme koşullarının oluşmadığının mahkemece yapılan keşifte alınan mahalli bilirkişi, tanık beyanları ve ziraat bilirkişi raporlarından anlaşılmasına göre sair hususlar dışında davalı vekilinin sair istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, ne var ki, mahkemece yapılan keşif ve uygulama sonucunda taşınmaz üzerinde kadastrodan önce davalı tarafından dikildiği anlaşılan ağaçların bulunduğu, bu durumda Kadastro Kanunu'nun 19/2 nci maddesi gereğince muhdesatların beyanlar hanesinde gösterilmesi gerektiği, dolayısıyla davanın kısmen kabulü gerekirken tam kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu" gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nin 353/(1)-b.2 nci maddesi gereğince yeniden esas hakkında karar verilmesine, davanın kısmen kabul, kısmen reddine, dava konusu 121 ada 87 parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, Kadastro Kanunu'nun 19/2 nci maddesi gereğince taşınmazın üzerindeki ağaçları davalıya ait olduğunun beyanlar hanesine şerh verilmesine karar verilmiş, bu kez davalı vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir. Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına, peşin hacın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.