Başvuru, başvurucu hakkında yurt dışına çıkamamak şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanması nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, başvurucu hakkında yurt dışına çıkamamak şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanması nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.A. Bireysel Başvuruya Konu Süreç 1981 doğumlu olan başvurucu; olayların meydana geldiği tarihte bir vakfın proje koordinatörü olarak çalışmaktadır. Başvurucu 2013 yılından 2019 yılına kadar vakfın Türkiye ofisinde proje koordinatörü olarak çalışmış, akabinde vakfın Doğu ve Güneydoğu Avrupa Bölge Ofisi proje müdürü olarak Sofya'ya gitmiştir. Başvurucu 23/6/2018 tarihinde sosyal medya hesabından "Ntv ve CNN Türk yaklaşık 20 dakika verebildi. Bakalım Habertürk ne zaman yayını kesecek #Tamam #Maltepe" ve "Cumhuriyet tarihinin en kalabalık mitingini görmezden gelip başçalanın Esenyurt mitingini dakika dakika veren Ntv, Habertürk ve CNN Türk'e de yarın #Tamam #Maltepe" şeklinde paylaşımlarda bulunmuştur. Söz konusu paylaşımlar üzerine başvurucu hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının (Başsavcılık) 2018/109840 sayılı dosyası ile halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme ve cumhurbaşkanına hakaret suçlarından soruşturma başlatılmıştır. 24/6/2018 tarihinde gözaltına alınan başvurucu, bir gün gözaltında tutulmuş ve sonrasında Başsavcılık tarafından anılan suçlardan tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hâkimliğine sevk edilmiştir. Başvurucu; sorgu aşamasındaki ifadesinde, paylaşımları kendisinin yaptığını, söz konusu paylaşımların medyanın tarafsızlığına yönelik eleştiri mahiyeti taşıdığını, paylaşımlarının maksadını aştığını ve akabinde sosyal medya hesabını kapattığını belirtmiştir. Başvurucu ayrıca ailesinin Almanya'da ikamet ettiğini de beyan etmiştir. İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği (Hâkimlik) 25/6/2018 tarihinde başvurucunun yurt dışına çıkamamak ve belirlenen yerlere başvurmak şeklinde adli kontrol tedbirlerine tabi tutulmasına karar vermiştir. Hâkimlik gerekçesinde; başvurucunun sosyal medya paylaşımlarının yalnızca cumhurbaşkanına hakaret suçuna vücut verebileceği, söz konusu suça ilişkin cezanın alt sınırı nazara alındığında da adli kontrol tedbirlerinin amaca daha uygun olduğunu belirtmiştir. Hâkimlik devamında delillerin büyük oranda toplanmış olduğunu, delillerin kaybolma veya karartılma şüphesi bulunmadığını ifade etmiştir. Vakfın Türkiye temsilciliğinde proje koordinatörü olduğunu belirten başvurucu, mesleği ve işyerindeki görev tanımı gereği sık sık yurt dışına çıkması gerektiğini ileri sürerek yurt dışında bulunmasını gerektirir tarihleri içeren evrakı da dilekçesine eklemek suretiyle 6/8/2018 tarihinde Hâkimlikten adli kontrol tedbirine ilişkin kararların kaldırılmasını itiraz yoluyla talep etmiştir. İtirazı inceleyen İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği, adli kontrol kararına ilişkin verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek 13/8/2018 tarihinde itirazı reddetmiştir. Başvurucu söz konusu karara aynı gerekçelerle itiraz etmiş ve itiraz inceleyen İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği 6/9/2018 tarihinde itirazı kesin olarak reddetmiştir. Başvurucu, nihai hükmü 12/9/2018 tarihinde öğrendikten sonra 4/10/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. Bireysel Başvuru Sonrası Süreç Başsavcılığın 8/1/2019 tarihli ve 2018/109840 soruşturma sayılı iddianamesiyle başvurucu hakkında cumhurbaşkanına hakaret suçundan kamu davası açılmış, aynı tarihte Başsavcılık başvurucu hakkında belirlenen yerlere başvurmak şeklinde uygulanan adli kontrol tedbirinin resen kaldırılmasına karar vermiştir. Başvurucu hakkında açılan davanın görüldüğü İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi 14/1/2019 tarihli tensip zaptıyla başvurucu hakkında yurt dışına çıkamamak şeklinde uygulanan adli kontrol tedbirinin devamına, 31/1/2019 tarihinde ise başvuru konusu adli kontrol tedbirinin kaldırılmasına karar vermiştir. Yapılan yargılama sonucunda İstanbul Asliye Ceza Mahkemesinin 8/10/2019 tarihli kararıyla başvurucunun cumhurbaşkanına hakaret suçundan 11 ay 20 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve başvurucu hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Anılan hüküm itirazın reddi kararı üzerine 25/10/2019 tarihinde kesinleşmiştir. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.