T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1371 KARAR NO : 2026/265 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27.04.2023 NUMARASI : 2019/555 E. - 2023/334 K. BİRLEŞEN İZMİR 7.ATM'NİN 2021/120 E.SAYILI DOSYASINDA; DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 13.02.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 13.02.2026 İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 27.04.2…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1371 KARAR NO : 2026/265 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27.04.2023 NUMARASI : 2019/555 E. - 2023/334 K. BİRLEŞEN İZMİR 7.ATM'NİN 2021/120 E.SAYILI DOSYASINDA; DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 13.02.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 13.02.2026 İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 27.04.2023 tarih 2019/555 E. - 2023/334 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi asıl dosya davacıları vekili, davalı ... A.Ş. vekili ve davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ..... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : ASIL DAVA YÖNÜNDEN; DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacıların miras bırakanı ...'ın 12/12/2018 günü kontrolü altındaki ... Plakalı motorsiklet ile ... Caddesini takiben, ... Bulvarından ... istikametinde seyir halinde iken, ... Bulvarını takiben, ... Köprüsü istikametinden gelip ... istikametine devam etmekte olan davalı ... yönetimindeki ... plakalı aracın muris ...'a çarparak ölümüne neden olduğu, davalı ...'ın sunmuş oldukları bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 52/a-b maddesini ihlal ederek meydana gelen kazada tali kusurlu bulunduğunu, Davalı ... hakkında TCK 85/1 maddesine İzmir 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/139 Esas sayılı dosasıyla kamu davası açıldığını ve yargılamanın devam ettiğini, sunmuş oldukları veraset ilamına göre davacılardan 15/01/1999 doğum tarihli ... ve 29/05/1988 doğum tarihli ...'ın merhum ...'ın mirasçıları olduğunu, davacı ...'nın Balıkesir Meslek Yüksek Okulu'nda Bilgisayar Teknolojileri bölümü Bilgisayar Programcılığı 2. sınıf öğrencisi olduğunu, müteveffa ...'ın her ne kadar davacı ... ile 05/06/2002 tarihinde boşanmış olsa da kaza tarihine kadar fiilen aynı evde birlikte yaşadığı imam nikahlı eşi olduğunu, davacı ...'nın ev hanımı olup her hangi bir geliri mevcut olmadığını belirterek davalıya ait ... plakalı aracın trafik kaydı üzerine ihtiyati haciz konulmasına, Davalı tarafın kazaya karışan aracı elden çıkarmış olması ve ilerde hükmedilecek tazminatın sonuçsuz kalması ihtimaline binaen, davalı ... adına kayıtlı varsa başka araç veya taşınmazları üzerine ihtiyati haciz konulmasına, Destekten yoksun kalma tazminat miktarları kesin olarak belirlenmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak veya azaltılmak kaydıyla şimdilik davacılar ... ve ...'nın her biri için 500.00' er TL olmak üzere toplamda 1.000 TL Destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan ...'dan olay tarihi olan 12/12/2018'den itibaren yasal faiziyle birlikte, davalı ... A.Ş.'den ise talep tarihi olan 06/05/2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline ve her bir davacı için an ayrı 20.000,00'TL olmak üzere toplamda 60.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihi olan 12/12/2018'den itibaren işleyen yasal faizle davalı ...'dan tahsiline yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraflara yükletilmesine karar verilmesinini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı sigorta şirketi nezdinde ... plakalı araç için düzenlenen 02.03.2018-02.03.2019 vade tarihli 33763644 no’lu Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk sigorta poliçesi bulunmadığını, Kaza tarihi itibari(12.12.2018) ile ölüm ve sakatlanma teminat limiti 360.000,00 TL olduğu, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, dava konusu kazada vefat eden davacılar murisi ...'nın kaza esnasında motorsiklet kullandığı kaza esnasında kaskının ve koruyucu ekipmanlarının olup olmadığının tespit edilmesi gerektiği, Öncelikle dava konusu kazada davacılar murisinin de kusurunun irdelenmesi gerektiği ve belirlenebilecek tazminatta indirim sebebi yapılmasını bu kapsamda, kusur oranlarının tespiti için hem adli tıp trafik ihtisas dairesi’nden hem de karayolları genel müdürlüğü fen heyeti’nden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmasını talep ettikleri, kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacılar tarafından destekten yoksun kalma tazminatı istenebilmesi için müteveffanın davacıların desteği olduğunun ispatlanması gerektiğini, Davacı ... ....1999 doğumlu ve .......1988 doğumlu olup, kaza tarihi itibariyle reşit olduğu, müteveffanın desteğinden yararlandıklarını ispatlamaları gerektiği, Dava dilekçesi ekinde ...'ın öğrenci olduğuna ilişkin belge sunulduğu, müvekkil şirkete hasar başvurusu yapılırken sunulmuş olan 16.04.2019 tarihli öğrenci belgesine göre ... pasif öğrenci olduğu kaydını yenilemediği, ...'nın düzenli olarak eğitim hayatına devam etmediği, davacı ... ise müteveffadan 2002 yılında boşanmış olup, destekten yoksun kalma tazminatı talep hakkı bulunmadığını belirterek haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep etmiştir. Davalı ... vekili tarafından Mahkememize sunulan 27/12/2020 havale tarihli cevap dilekçesinin incelenmesinde; dava konusu kazaya ilişkin müvekkili hakkında İzmir 18. ASM'nin 2019/139 esas ve 2020/272 karar sayılı ilamı ile hakkında HAGB kararı verildiği, her ne kadar alınan raporlarda tali kusurlu gösterilse de bunun gerçeği yansıtmadığı, kurallara uygun şekilde aracın sevk ve idaresinde iken müteveffa ... yönetimindeki motosiklet ile çarpıştığı, ....'ın 1,46 promil alkollü olduğu, ehliyetinin olmadığı, kırmızı ışıkta geçtiği ve sağ gözünden kaynaklı görme yetisinin olmadığı göz önüne alındığında bu kadar açık verilerek rağmen müvekkiline kusur atfedilemeyeceği, motosikletin ışığının olmadığı, ışıklardan yalnızda 12 m ileride kazanın gerçekleştiği, davacıların DYK tazminat talep edebilmesi için bunun kanıtlanması gerektiği,.... ve....'ın kaza tarihinde reşit olduğu, ....'nin ise ....'tan 2002 yılında boşandığı belirtilerek davanın reddi ile yargılama ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesinin talep etmiştir. BİRLEŞEN İZMİR 7.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2021/120 ESAS SAYILI DAVA DOSYASI YÖNÜNDEN; DAVA : Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; 12.12.2018' de davalı ..., yönetiminde bulunan ... plakalı aracı ile dikkatsizlik neticesi, ... plakalı motorsiklet sürücüsü destek ...' ın (davacı müvekkilin babası) motorsikletinin sağ yan kısımlarına çarparak 42 metre sürüklemiş ve sol şeritte durduğu, bu kaza neticesinde destek ...'ın trafik kazası sonucu vefat ettiği, ceza dava dosyasında toplanan deliller kapsamında, özellikle kaza tespit tutanağı ile bilirkişi raporlarına göre, davalı ... tali kusurlu, destek ... ise asli kusurlu bulunduğu, ilgili aracın, davalı ... A.Ş. Nezdinde 33763644 numaralı zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile kayıtlı olduğu, fazlaya ilişkin hakkımız saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ...' dan olay tarihi 12.12.2018 tarihinden itibaren; davalı ... A.Ş.' den ise temerrüt tarihi olan 18.06.2019 tarihinden işletilecek yasal faizi ile, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...' dan olay tarihi 12.12.2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile tahsiline, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2019/555 Esas sırasına kayıtlı dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın sigorta şirketi nezdinde ZMMS poliçesinin bulunuğu ve kaza tarihini kapsadığı, kabul anlamına gelmemek kaydıyla sorumluluğun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğu, müvekkili şirkete sigortalı araç sürücüsünün kusurunun olmadığı, kaza tespit tutanağında sabit olmak üzere davacının murisinin kaza anında ehliyetinin olmaması sebebiyle %20 müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği, kusurun tespiti için ATK'dan ve Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti'nden rapor alınması gerektiği, yapılacak hesaplamanın sigorta genel şartları uyarınca yapılması gerektiği ve ayrıca davacının müteveffanın desteğine ihtiyacının olup olmadığının somut dosya yönünden kesin olarak tespitinin gerektiği, bunun ispatının davacıda olduğu, müteveffa yönünden davacı tarafa %25 kusur oranı üzerinden 18/06/2019 tarihinde ... .'a 624,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ödendiği, SGK'dan bir ödeme alıp almadığının sorulması gerektiği, müvekkili şirketin temerrüte düşmediği, açılı davanın reddi ile vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine 23.02.2021 tarihinde maddi ve manevi tazminat istemli dava açtığı, müvekkilinin, davaya konu vakıa sebebiyle yargılanmış olup yapılan yargılama sonucunda İzmir 18. Asliye Ceza Mahkemesi 2019/139 Esas 2020/272 karar sayılı dosyası kapsamında hakkında Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması kararı verildiği, her ne kadar söz konusu yargılama dosyası kapsamında alınan Adli Tıp ve bilirkişi raporlarında müvekkili tali kusurlu gösterilmişse de bunun gerçeği yansıtmadığı, müvekkilinin, olay günü işten çıktığı, arkadaşını eve bıraktıktan sonra evine doğru yol almaya başladığı, kurallara uygun şekilde ... Bulvarı üzerinden ... istikametine doğru seyir halinde iken ... Caddesi'nden gelip aynı istikamete geçmeye çalışan ... plakalı ... yönetimindeki motosikletle çarpıştığı, trafik polislerinin tuttuğu tutanakla da bu durum sabit olup müvekkilinin KTK madde 47/1-b ihlal gerekçesiyle tali kusurlu sayıldığı, dosyada mevcut olan Adli Tıp Raporlarından da anlaşılacağı üzere, ... plakalı motosikletin sürücüsü olan Müteveffa ...'ın, 1,46 promil alkollü olduğu, motosiklet için gereken B2 ehliyetinin olmadığı, tanık beyanlarıyla sabit olduğu üzere kırmızı ışıkta geçtiği, sağ gözünün protez olup görme yetisinin olmadığının tespit edildiği, .... plakalı aracı kullanan müvekkilinin ise, alkollu olmadığı, tanık beyanları ve polis tutanağı ile sabit olduğu üzere yeşil ışıkta geçerek yoluna devam ettiği, dosyada mevcut olan" Eğimsiz ve Kuru Asfalt Yolda Araçların Hızlarına Göre Durma Mesafeleri" başlıklı Karayolları Genel Müdürlüğü Grafiği ile de sabit olduğu üzere hızının 60-65 km arası olduğu, müvekkili tarafından taşıt kullanırken gösterilmesi gereken tüm dikkat ve özen yükümlülüğünün yerine getirildiği, söz konusu olay gece gerçekleşmiş olup müteveffanın kullandığı motosikletin ışığının olmadığı, kazanın gerçekleştiği olay yerinde yüksek refüjlerin bulunması, bunun aksine motosikletin alçak olması, ışığının olmaması ve kazanın gece gerçekleşmesi gibi şartların müvekkilinin görüş açısının etkileyeceği,müvekkilinin gece ve eksik donanımlara sahip motosikleti yüksek refüjleri içinde görmesinin mümkün olmadığı, nitekim kaza ışıklardan 12 metre ötede gerçekleştiği ve bir aracın bu sürede söz konusu hız olan 60-65 km hıza çok rahat şekilde ulaşabilmesinin olağan olduğu, ayrıca davacı tarafın destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilmesi için müteveffanın davacıya desteği olduğunu ispatlanması gerektiği, davacının boşandığı eşinin müşterek çocuğu olduğu, 01/03/2000 doğumlu olduğu, olayın gerçekleştiği tarihte reşit olduğu müteveffanın tek kızı olması yeterli olmayıp müteveffanın desteğinden yararlandığını ispatlaması gerektiği belirtilerek davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesinin talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 12.12.2018 tarihinde meydana gelen ölümlü trafik kazasında, davalı ...’ın yeşil ışık yanması sebebiyle geçiş hakkına sahip olduğu, ancak müteveffa ...’ın kırmızı ışık ihlali yaparak kavşağa girdiği, bu doğrultuda davalının %15, müteveffanın ise %85 oranında kusurlu olduğunun İstanbul ATK raporuyla ispat edildiği, davacı ....’nin müteveffa ile 2002 yılında resmen boşanmış olmasına karşın, tanık beyanları ve dosya kapsamına göre tarafların vefat tarihine kadar fiilen evlilik hayatlarını sürdürdükleri, bu sebeple....’nin ve kızı ....’ın müteveffanın desteğinden yoksun kaldıklarının değerlendirildiği, buna karşın davacı ....’ın vefat tarihinden çok önce SGK kayıtlarına göre gelir getirici bir işte çalışıyor olması sebebiyle destekten yoksun kalma şartlarının oluşmadığının kabul edildiği, hesaplamalarda hata içeren ilk aktüer raporu yerine, güncel verileri ve TRH 2010 tablosunu esas alan 07.01.2023 tarihli aktüer raporunun hükme esas alındığı, davacı .... yönünden taleple bağlılık ilkesi gereği değer artırım dilekçesindeki miktarın, davacı ... yönünden ise ıslah edilen miktarın kabul edildiği, manevi tazminat taleplerinin ise tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile hakkaniyet ilkesi uyarınca bir miktar indirim yapılarak kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı asıl dosya davacıları vekili, davalı ... A.Ş. vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Asıl dosya davacıları vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacı ...'ın kaza tarihinde öğrenci olduğunun tüm dosya kapsamı ve sunulan belgelerle sabit olduğunu, bilirkişi kök raporunda bu durumun maddi hata sonucu gözden kaçırıldığını, itiraz üzerine alınan ek raporda ise müvekkilin öğrencilik hayatına devam ettiğinin ve destekten yoksun kalma tazminatı alacağının hesaplandığını, buna rağmen yerel mahkemece maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacılar lehine hükmedilen 10.000,00 TL manevi tazminat miktarının olayın vahameti, günün ekonomik koşulları ve davalının kusuru gözetildiğinde son derece düşük kaldığını ve zenginleşme yasağını ihlal etmediği halde caydırıcılıktan uzak olduğunu, manevi tazminat taleplerinin ret gerekçesi tüm davacılar yönünden aynı olmasına rağmen her bir davacı aleyhine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne aykırı olduğunu, ret sebebi ortak olan davalı lehine tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı ... A.Ş. Vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacı ...'nın müteveffa ile boşanmış olmasına rağmen imam nikahlı yaşadığı iddiasıyla destek tazminatı talep ettiğini, ancak dava dışı ....'nin de aynı iddiayla müvekkil şirkete başvurduğunu, mükerrer ödemenin ve sebepsiz zenginleşmenin önlenmesi adına müteveffanın gerçek desteğinin kim olduğunun araştırılmadığını, müteveffa ...'ın kaza anında yüksek promilli alkollü, ehliyetsiz ve kırmızı ışık ihlali yapmış olduğunun tespit edildiğini, bu kapsamda kişinin kendi kusurundan faydalanamayacağı ilkesi gereği kusur raporunun hatalı olduğunu, kabul edilmemekle birlikte ehliyetsiz olması nedeniyle en az %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, tazminat hesabında poliçe tarihindeki Genel Şartlar uyarınca TRH 2010 tablosu ile %1.8 teknik faiz oranının uygulanmadığını, müteveffadan kalan miras menfaatinin destek ihtiyacını ortadan kaldırıp kaldırmadığının incelenmediğini, davacı ....'a dava öncesinde yapılan 6.724,00 TL'lik ödemenin ve alınan ibranamenin mahkemece tazminat hesabından mahsup edilmediğini, müvekkil şirkete usulüne uygun belgelerle başvuru yapılmadığından temerrüdün oluşmadığını, haksız fiil niteliğindeki olayda ticari faiz yerine yasal faize hükmedilmesi gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili aleyhine açılan davada, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, müteveffa ...’ın 1,46 promil alkollü olduğu, motosiklet için gerekli ehliyetinin bulunmadığı, tanık beyanlarıyla sabit olduğu üzere kırmızı ışıkta geçtiği ve sağ gözünün protez olması nedeniyle görme yetisinin bulunmadığının tespit edildiğini, müvekkilinin ise alkolsüz olduğu ve yeşil ışıkta kurallara uygun şekilde seyrettiğini, kazanın gerçekleştiği yerdeki yüksek refüjler ve motosikletin ışıksız olması nedeniyle müvekkilinin görüş açısının kapalı olduğunun dikkate alınmadığını, davacı ....'ın kaza tarihinde reşit olması sebebiyle destek olgusunu ispatlayamadığını, davacı ...'nın müteveffa ile 16 yıl önce boşandığını, sosyo-ekonomik durum araştırmasına göre ev hanımı olmayıp çalışan ve gelir getiren mülkleri bulunan biri olduğunun anlaşıldığını, bu nedenle tanık beyanlarının gerçeği yansıtmadığını ve destek ilişkisinin kanıtlanamadığını, bilirkişi raporundaki aktif-pasif dönem tespiti ile ücret hesaplamalarının hatalı olduğunu ve raporlar arasındaki çelişkiler giderilmeden hüküm kurulduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE :Dava ve birleşen dava trafik kazası sonucu vefat eden destek nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın ve birleşen davanın kısmen kabullerine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile oluşan davacının maddi zararından davalı sigorta şirketi ile işleten sıfatına haiz araç maliki ve sürücünün, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17.Hukuk Dairesi'nin 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K.) 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanun’unun 92. maddesinin (f) bendi ile Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının gereği manevi tazminat poliçe kapsamı dışında olduğundan davalı sigorta şirketinin manevi tazminat talebi yönünden her hangi bir sorumluluğu söz konusu değildir. Buna karşın, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve 90. maddeleri kapsamında davacıların manevi zararından işleten sıfatına haiz araç maliki ile araç sürücüsü, sürücünün kusuru oranında sorumludur. Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06.03.1978 tarih ve 1/3 sayılı kararının gerekçesinde de: "Destekten yoksun kalma tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu” hususu vurgulanmış; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.11.2005 gün ve 2005/4-648 E.-2005/691 K. sayılı ilamında da aynı esaslar benimsenmiştir. Önemle vurgulanmalıdır ki, Borçlar Kanunu’nun 53 maddesine göre destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişiler, mirasçılardan başka kişiler de olabileceği hususunda da herhangi bir ihtilaf yoktur. Murisin trafik kazasından kaynaklanan bir sorumluluğu söz konusu olduğunda ve koşulları oluştuğunda mirasçıları bundan sorumlu olduğu halde, aynı olay nedeniyle destekten yoksun kalan ve fakat mirasçı olmayan kişiler bundan sorumlu değildir (HGK'nın 15.06.2011 gün ve 2011/17-142 E. - 411 K. sayılı ilamı). Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin ve (Kapatılan)17.Hukuk Dairesi'nin yerleşmiş içtihatlarına göre; çocuklar için destekten yoksun kalacakları sürenin belirlenmesinde yaşları, okuldaki eğitim durumları, içinde yaşadıkları sosyal ve ekonomik koşullar değerlendirilerek ayrı ayrı değerlendirilmesi, yüksek öğrenim yapacaklar ise, öğrenimlerinin sona erdiği tarih, yapmamakta ise yerleşik ve kabul gören uygulamaya göre, erkek çocukları için 18 yaşın, kız çocukları için 22 yaşın desteğin sona ereceği yaş olarak kabul edilerek hesaplama yapılması gerekmektedir. Bununla birlikte yukarıda belirtilen yaşlara kadar çocukların gelir getirici sigortalı bir işte çalışmaya başlamaları halinde işe başlama tarihine kadar destek zararı hesaplaması yapılabilecektir.(Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin 14.10.2019 tarih 2016/17837 Esas 2019/9351 Karar saylı ilamı) Somut uyuşmazlıkta davacı ..., destek ...'ın vefat tarihi itibariyle 18 yaşını ikmal etmiş olduğu gibi yine vefat tarihinden önce SGK'lı bir işte çalışmaya başlayıp ayrıldığı, yine vefat tarihinden önce başladığı yükseköğrenimine vefat tarihi itibariyle kaydını yenilememek suretiyle ara vermiş olduğu dikkate alındığında desteklikten çıkmış olduğu yönündeki mahkeme kabulünde bir hukuka aykırılık görülmediğinden bu yöndeki istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Manevi tazminat miktarına yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde; manevi tazminat, ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Zarara uğrayan kişinin çektiği acıyı, duyduğu elem ve üzüntüyü bir nebze olsa da dindiren, zarara uğratan olay nedeniyle oluşan ruhsal tahribatı onarmaya yarayan bir araçtır. Manevi tazminatın kapsam ve miktarını takdir hakkı kural olarak hakime aittir. Hakim, manevi tazminatı hak ve nesafete uygun olarak belirlemeli, bu belirlemede hukuk kurallarının yanında tarafların sosyal, ekonomik ve sosyal yapısı ile özellikle de somut olayın koşullarını gözetmelidir. Manevi tazminat olarak takdir edilecek tutar manevi acıları kısmen de olsa gidermesinin yanında kamuoyu ve sosyal vicdanda da kabul görmeli ve zarar gören açısından da bir zenginleşme aracı olmamalıdır. (Yargıtay İBK 22/06/1966 tarih ve 1966/7 Esas - 1966/7 Karar sayılı ilamı) Somut olayda kazanın gerçekleşmesindeki kusur dağılımları, kazanın oluş şekli, olay tarihi, sosyal ve ekonomik koşullar, zararın ağırlığı ve hakkaniyet ilkesi dikkate alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarları makul ve ılımlı bulunmuştur. Bu nedenle davacılar vekilinin manevi tazminata ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davacılar aleyhinde hükmedilen karşı vekalet ücretleri yönünden yapılan istinaf itirazlarının incelenmesinde; davacılar ihtiyari dava arkadaşı olup, ihtiyari dava arkadaşı olan davacıların her birinin ayrı ayrı tazminat talebinde bulunmuş olması, her birinin davasının diğerinden bağımsız olması ve aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunanların usul ekonomisi ilkesi çerçevesinde birlikte dava açtıkları durumda da esasen birden fazla dava olduğu dikkate alınarak; her bir davacı yönünden kabul ve reddedilen tazminat talebi yönünden HMK'nın 323, 326/1. ile AAÜT 10.2-3 ve 3/2. maddesi gereğince ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi yerinde olup bu yöndeki istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. (Bkz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 29.09.2022 tarih ve 2021/22327 Esas - 2022/11247 Karar 20.06.2022 tarih ve 2022/3776 Esas 2022/9079 Karar sayılı ilamları) Somut uyuşmazlıkta davacı ...'nın müteveffa ile 05.06.2002 tarihinde boşandığı anlaşılmakta ise de dosyada dinlenen tanık beyanlarına göre müteveffanın vefat tarihi itibariyle birlikte yaşadıkları anlaşılmaktadır. Her ne kadar davalı tarafça müteveffanın ..... adlı eski eşinin de bulunduğu ileri sürülmüş ise de nüfus kayıtlarına göre müteveffanın 21.11.2008 tarihinde boşandığı eski eşi olan .... tarafından mahkemeye müdahale talebinde bulunulmadığı gibi davacı ... tarafından desteklik durumuna ilişkin sunulan delillerin aksini ispatlar başkaca bir delil de gösterilmediği dikkate alındığında davacı ...'nın destek zararı oluştuğu yönündeki mahkeme kabulü yerindedir. Davalı sigorta şirketi dava öncesinde ödemede bulunmasına rağmen davacı tarafın tarafın tazminat talep etmesi nedeniyle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 111/2. maddesindeki yetersizlik iddiasında bulunduğu gözetilmek suretiyle tazminat hesabının yapılması gerektiği açıktır. Zarar sorumlusu Sigorta Şirketi tarafından ödenen bedellerin ödeme tarihi itibariyle yeterli olup olmadığının belirlenmesi için öncelikle, ödeme tarihindeki verilere göre tazminat hesabının yapılması ve hesaplanan bu bedel ile davalı tarafından ödenen bedel arasında fahiş fark olup olmadığının saptanması; fahiş fark tespitinin yapılması halinde, hesap tarihindeki verilere göre hesaplanacak tazminattan, zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince, davadan önce davalının ödediği bedellerin yasal faiziyle güncellenmiş değerleri düşülerek sonuç tazminatın belirlenmelidir.( Yargıtyay 17. HD'nın 25.11.2020 tarih ve 2019/3548 E. - 2020/7605 K. ) Davacı tarafın sebepsiz zenginleşmesinin önüne geçilmesi bakımından kabul edilen, önceki ödemenin güncellenmiş değerinin tazminattan düşülmesi ilkesi, dava açılmadan önce yapılan ödemeler için geçerli olup dava tarihinden sonra yapılan ödeme güncelleştirtmeksizin doğrudan mahsup edilmelidir. ( Yargıtay 17 HD'nın 05/10/2020 tarih ve2018/5776 E. 2020/5051 K. ) Somut uyuşmazlıkta davalı ... A.Ş. Tarafından 6.724,03-TL ödeme gerçekleştirildiği ileri sürülmüş ise de ödemenin davacılar ... ve ... vekili....'a gerçekleştirildiği, dosyada sunulan ibraname belgesinde yapılan ödemenin ....'a gerçekleştirildiğine dair bir kayıt sunulmadığı, davalı sigortanın basiretli bir tacir olarak gerçekleştirdiği ödemede ve aldığı ibranamede hangi taraf lehine ödeme gerçekleştirdiğini tereddüte mahal vermeyecek düzeyde göstermesi gerektiği, bu nedenle yapılan ödemenin .... ve .... lehine hükmedilen maddi tazminatlardan mahsup edilmemesine yönelik ilk derece mahkemesi kararının yerinde olduğu anlaşıldığından bu yöndeki istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir. Toplanan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; Yukarı belirlenen ilke ve esaslar çerçevesinde yapılan incelemede ilk derece mahkemesince hükme esas alınan kusur ve aktüerya bilirkişi raporlarının dosya kapsamına uygun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, müterafik kusur indirimi şartlarının oluşmamasına, müteveffanın ölümü nedeniyle davacılar ... ve....'ın destekden yoksun kalma tazminatına hak kazanmasına, davacıların gelirinin soysal ve ekonomik durumuna uygun düşecek şekilde saptanmasına, tazminat hesabının TRH 2010 yaşam tablosu ile progresif rant yöntemi esas alınarak hesaplanmasına, destekten yoksun kalma zararın anılan ilke ve esaslar ile örtüşecek şekilde olayın oluş şeklline ve dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesine, maddi tazminatın poliçe limiti dahilinde hüküm altına alınmasına, sigortalı aracın vasfına göre belirlenen faiz türünün yerinde olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, taraf vekillerinin istinaf itirazları yerinde değildir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranların dilekçelerinde yer verdikleri itirazların açıklanan gerekçeler ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Asıl dosyada davacılar vekili, davalı ... A.Ş. vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Asıl dosyada davacılar yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL'den peşin alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye 552,10 TL harcın bu davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı ... A.Ş.yönünden asıl dava için alınması gereken 5.975,28 TL ve birleşen dava için alınması gereken 179,90 TL'nin toplamı olan 6.155,18 TL istinaf karar harcından peşin alınan 1.673,72 TL'nin mahsubu ile bakiye 4.481,46 TL harcın bu davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davalı ... yönünden asıl dava için alınması gereken 8.024,58 TL ve birleşen dava için alınması gereken 732,00 TL'nin toplamı olan 8.756,58 TL istinaf karar harcından peşin alınan 2.202,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 6.554,58 TL harcın bu davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yapılan giderlerin kendi üzerlerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 13.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.