4. Hukuk Dairesi 2022/7351 E. , 2024/10382 K. MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi SAYISI : 2018/1762 E., 2022/627 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi / Davacılar Vekilinin İstinaf Talebinin Esastan Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 14. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2016/577 E., 2018/207 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından is…
**4. Hukuk Dairesi 2022/7351 E. , 2024/10382 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi SAYISI : 2018/1762 E., 2022/627 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi / Davacılar Vekilinin İstinaf Talebinin Esastan Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 14. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2016/577 E., 2018/207 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ...'in kullandığı konut kredisine bağlı olarak davalı ile 13.03.2014 başlangıç-13.03.2015 bitiş tarihli hayat sigorta sözleşmesi yaptığını, murisin 07.02.2015 tarihinde vefat ettiğini, müvekkillerinin 04.12.2015 tarihinde erken kapatma ücretini de ödeyerek borcun tamamını kapattığını, müvekkillerinin davalıya başvurarak vefat tazminatını talep ettiklerini ancak müteveffanın poliçe başlangıç tarihinden önce kendisinde bulunan kolon kanseri hastalığını sağlık beyan formunda beyan etmediği belirtilerek taleplerinin reddedildiğini, sigortacının bu formun doldurulması için TTK m. 1423 gereğince aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği konusunda oluşan tereddütlerini gidermek amacıyla kısmi dava açmak zaruretinin hasıl olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000,00 TL sigorta tazminatının sigortalının vefat tarihinden itibaren işletilecek ticari temerrüt faiziyle beraber tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; sigorta poliçesinde daini mürtehin olarak gösterilen Halkbank ... Şubesi'nin davaya muvafakat vermesi gerektiğini, davacıların aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, davacıların bildirim yükümlülüğünü süresinde yerine getirmediklerini, gerekli bilgi ve evrakları sunmadıklarını, sigortalının vefat tarihi ve poliçelerdeki vefat teminatı tutarı açıkça belirli olduğundan kısmi dava açılamayacağını, müvekkili ile davacılar murisi sigortalı ... arasında 13.03.2014 başlangıç ve 13.03.2015 bitiş tarihli, vefat teminatı 111.112,00 TL olan hayat sigortası yapıldığını, sigortalının 07.02.2015 tarihinde vefat ettiğini, vefat dosyasından müteveffanın ölümüne neden olan kolon kanseri hastalığının sigorta poliçesinin tanziminden önce kendisinde mevcut olduğunun tespit edildiğini, sigortalının TTK m. 1425 ve m. 1436 gereğince bilgilendirildiğini ve sorulan soruları yanıtlayıp daha önce herhangi bir sağlık problemi yaşamadığını ifade ettiğini, Türk Ticaret Kanunu ve Hayat Sigortası Genel Şartlarının ilgili maddesine istinaden beyan yükümlülüğünün kasten ihlâl edilmesi nedeniyle sözleşmeden cayıldığını, sigorta bedelinin tazmin edilemeyeceği ve priminin iade edilmeyeceği hususunun ilgili banka şubesine ve mirasçı Betül İpek'e bildirildiğini, beyan yükümlülüğünün ihlâlinde kusurun kast derecesinde olması sebebiyle, müvekkili sigortacının TTK m.1439/f.2 gereğince tazminat veya bedel ödeme borcu bulunmadığını, mahkeme kastın olmadığı kanaatinde ise, kusurun en azından ihmal derecesinde olduğunun kabulü ve TTK m.1439/f.2 cümle 1 gereğince en azından tazminattan indirim yapılması gerektiğini savunarak davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hasta Epikrizinde "...Hikaye: 09/2013'de kolon ca+kc met tanısı alan hastaya neoadj folfox başlanmış ancak tolere edememiş... Bilinen hastalıkları: Kolon ca. Kc met. 1 ay önce KT almış" ifadelerinin bulunduğu, Halk Hayat ve Emeklilik A.Ş. Kredi Hayat Sigortası soru formu ile ...'in konut kredisi kullanmış olması nedeniyle 18.03.2013 tarihinden itibaren 73.000,00 TL sigorta teminatı tutarı üzerinden 1 yıl sigorta yaptırdığı, sigortalının sağlık bildirimi sorularına kalp, kanser veya aids tedavisi gördü mü sorusuna hayır cevabı, şimdi tamamen sıhhatte mi sorusuna evet cevabı, bugüne kadar önemli bir hastalık geçirdi mi sorusuna hayır cevabı verdiği, prim tutarının 18.03.2013 tarihinde tahsil edildiği, Kobili Hayat Sigortası Sertifikası ile ...'in 13.03.2014-13.03.2015 tarihleri arasında 1 yıl süreli 1.001,01 TL tutar üzerinden hayat sigortası primi tahakkuk ettirildiği, Ölüm Belgesi ile ...'in 07.02.2015 tarihinde septik şoka bağlı olarak vefat ettiği, Halk Hayat Başvuru Formu ile ...'in 13.03.2014 tarihinde sigortasının başladığı, prim tutarının 1.000,00 TL olduğu, son beş yıl içinde kalp hastalığı, kanser, karaciğer hastalığı, akciğer hastalığı, parkinson hastalığı, nörolojik hastalıklar, şişmanlık, kan hastalıkları, böbrek hastalıkları, pankreas hastalıkları, şeker hastalığı, aids ve diğer önemli hastalıkların birini geçirdiniz mi? Halen devam eden herhangi bir tedaviniz var mı sorusuna hayır cevabını verdiği, dosya kapsamındaki hastane kayıtlarına göre davacılar murisinin önceden kanser tedavisi gördüğü ve poliçe düzenlenirken bu konudaki soruya kasıtlı olarak "Hayır" cevabı verdiği, ölüm ile murisin bildirilmeyen hastalığı arasında illiyet bağının varlığını kabul ettiği, davacının genel işlem şartlarına aykırı sözleşme yapıldığı ve haksız şart oluştuğu iddiası ile hayat sigortası bilgilendirme formunun usule aykırı düzenlendiği iddiasının ise yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; sigorta poliçesindeki risk gerçekleştiği halde davalı şirketin, müteveffa tarafından şahsen doldurulup imzalandığını iddia ettiği sağlık beyan formunda hastalığın beyan edilmediğini ileri sürerek sigorta tazminatı ödemesini yapmadığını, bu tip sigortaların kredi alan müşterilere zorunlu olarak yaptırıldığının bilinen bir gerçek olduğunu, müteveffanın konut kredisi nedeniyle 18.03.2013 tarihinden itibaren 73.000,00 TL sigorta teminatı tutarı üzerinden 1 yıl sigorta yaptırdığını, sağlık bildirimi sorularına kalp, kanser veya aids tedavisi gördü mü sorusuna hayır cevabı, şimdi tamamen sıhhatte mi sorusuna evet cevabı, bugüne kadar önemli bir hastalık geçirdi mi sorusuna hayır cevabı verdiğini, bu soru formunda kendisine sorulan sorulara doğru cevap verdiğini, primini ödediğini, riskin gerçekleşmediğini, poliçenin bir yıllık süresinin bittiğini, geçmiş tarihli ve geçerliliği sona ermiş bir poliçeye ait soru formunun, bir sonraki poliçenin düzenlenmesi sırasında aydınlatma ve bilgilendirme yükümlülüğünün yerine getirildiği kanaatine varılmasına gerekçe gösterilmesinin usule ve hukuka aykırı olduğu yolundaki taleplerinin mahkemece dikkate alınmadığını, davalı tarafça sunulan bilgilendirme formunda tarih olmadığını, müteveffanın isminin bulunmadığını, sadece imza bulunduğunu, bu belgeye dayanılarak aydınlatma ve bilgilendirme yükümlülüğünün yerine getirildiğini iddia etmenin usule ve hukuka aykırı olduğunu, başvuru formunda ise sağlık sorusu başlığında çeşitli sorular sorulduğunu ve hayırla evet arasındaki bir kutucuk içerisinde bu sorulara cevap alındığı izlenimi verilmeye çalışıldığını, bu kutucuktaki çarpı işaretini kimin attığının belli olmadığını, bu belgede sözleşme düzenlenirken tüketiciyle müzakere yapıldığına dair bir emare olmadığını, form üzerindeki el yazılarının kimlere ait olduğunun belli olmadığını, bilirkişinin bu yazıların müteveffa ...'e ait olduğu şeklindeki değerlendirmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu, davalı şirketin bu uygulamaları kasıtlı olarak yaptığı kanaatinde olduklarını, bu belgelerin ilgili memur tarafından doldurulduğunu, tüketicinin sözleşmeye vakıf olmasının kasten engellendiğini, davalı şirketin sigorta yaptığı kişilerin hasta olduğunu beyan edip biraz daha fazla primle sigorta yapmasını veya sigorta yaptırmadan vazgeçmesini istemediğini, risk gerçekleştiğinde hastanelerdeki sağlık raporlarını tarayarak ve ölümün mutlaka bir hastalıktan dolayı gerçekleşeceği savıyla tazminat ödemeyeceğini bildiğini, eğer sigortalı hasta ise bunu beyan etmeleri için gerekli bilgilendirmeyi yapmayarak ve beyanı evrak oyunlarıyla engelleyerek, risk gerçekleştiğinde hastalık bahanesiyle tazminatı ödemeyeceğini baştan planladığını ve uyguladığını, bunun için de ticari şirkete yakışmayan formları düzenleyerek tüketicileri aldatma cihetine gitttiğini, amacının primi tahsil etmek, tazminatı ödememek olduğunu, davalı şirketin kötüniyetli olduğunu ve kanunun kötüniyeti korumayacağını, genel işlem şartları ve haksız şarta ilişkin Yargıtay kararlarının davada dikkate alınması gerektiği kanaatinde olduklarını belirterek istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1435. maddesi uyarınca sigorta ettiren sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlü olduğu, sigortacıya bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen hususlar, sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise, önemli kabul edildiği, sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayıldığı, benzer hüküm Hayat Sigortası Genel Şartları'nın C-2.2. maddesinde de düzenlendiği, sigorta şirketinin sorusu üzerine veya herhangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlü olduğu, davacılar vekilinin davada genel işlem şartı ve haksız şart ile ilgili Yargıtay kararlarının değerlendirilmesi gerektiğine yönelik istinaf itirazı yerinde görülmediği, ayrıca sigorta poliçesinden kaynaklanan teminat bedeli ile ilgili dava açan davacıların, sonradan poliçenin genel işlem şartı niteliğinde olduğu ve geçerli olmadığı yolundaki iddialarının çelişkili olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, HMK.'nın 353/(1)-b.1 ve 359/(3) maddeleri uyarınca, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davacıları mirasbırakanının kullandığı konut kredisi için yapılan hayat sigorta poliçesi kapsamında vefat tazminatı istemidir. 2. İlgili Hukuk Türk Ticaret Kanunu 1435 inci maddesi. 3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere mirasbırakanın kredi kullanımından önce kanser hastası olduğunun kayıtlardan anlaşılmasına göre karar usul ve kanuna uygun olup bir usulsüzlük bulunmadığından davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 73/2. Maddesi gereğince davacılar harctan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,05.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.