T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/192 KARAR NO : 2025/1295 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09.12.2022 NUMARASI : 2021/169 E. - 2022/1035 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 25.09.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 25.09.2025 İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.12.2022 tarih 2021/169 E. - 2022/1035 K. sayılı kararın Da…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/192 KARAR NO : 2025/1295 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09.12.2022 NUMARASI : 2021/169 E. - 2022/1035 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 25.09.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 25.09.2025 İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.12.2022 tarih 2021/169 E. - 2022/1035 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, 09/03/2018 tarihinde gerçekleşen çift taraflı maddi hasarlı ve yaralanmalı trafik kazası sonucunda, ... Sigorta A.Ş. nezdinde ZMMS poliçeli ... plakalı araç sürücüsü olan davalı ...'in 2918 sayılı KTK.'nın 52/1-a, 53/1-a maddesini ihlal ettiğinden asli ve tam kusurlu bulunduğunu, ağır şekilde yaralanan davacı ...'nun kaza sonrası tedavisini yaptırdığını, tedaviden sonra davacının geçici iş göremezlik süresi ve kalıcı maluliyet oranı üzerinden ... Sigorta A.Ş.'den 07/12/2018 tarihinde yapılan başvuru neticesinde 09/01/2019 tarihinde 59.738,00 TL ödeme yapıldığını, davacı kazadaki kusur durumu ve ortaya çıkmış olan maluliyet durumu göz önüne alındığında yapılan ödemenin eksik olduğunu, ödemenin yeniden hesaplama yapılarak eksiksiz bir şekilde ödenmesi amacı ile davalı ... Sigorta A.Ş.'ye 14/01/2019 tarihinde ikinci başvurularını yapmış olduklarını, haklı olduklarını düşündükleri başvurularının şirket tarafından reddedildiğini, bunun üzerine alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olan Sigorta Tahkim Komisyonuna giderek 2019.E.40641 sayılı başvuruyu yapmaları sonucunda, aktüerya bilirkişi raporu aldırılmasına karar verilmesiyle rapor aldırıldığını, ilgili raporda da davalı poliçelisinin kazada %100 kusurlu bulunması üzerine, 04/10/2019 Tarih ve 2019/83391 Karar sayılı ilamı ile 67.268,13 TL maluliyet tazminatının, 09/01/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verildiğini, ancak davalı sigorta şirketinin ilama itiraz ederek, dosyayı Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Kuruluna taşıması sebebiyle, açılan 2019.İ.18298 sayılı İtiraz Hakem Kurulu'nun kararı ile davacı tarafın Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığına sevki konusunda ara karar verilmiş, ama davacı tarafın o zaman diliminde İstanbul'a gidemeyecek durumda olması ve pandemi sürecinin devam etmesi üzerine hastaneye gidememiş, bu süreçte Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti'nin de dosyadan el çekme kararı vermesi üzerine yeniden Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurma imkanı bulamamış, davacı tarafın da bu sebeple 09/07/2020 tarihinde arabuluculuk bürosuna başvuru yaparak 21/08/2020 tarihli görüşmelerde de 2020/59984 no'lu arabuluculuk dosyası üzerinde uzlaşma sağlayamamaları üzerine mahkememizde dava açarak, davacı vekili kazadan kaynaklı geçici ve kalıcı maluliyetinin tespiti ile bu maluliyete tekabül eden maddi zararlarının davalılardan tazminini talep ve beyan etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, 09/03/2018 tarihinde gerçekleşen çift taraflı maddi hasarlı ve yaralanmalı trafik kazası sonucunda, KTK.'nın 97 ve 99/1. Maddesi gereğince davacı tarafın usulü yükümlülüğü olan başvuru şartını eksik olarak yerine getirdiğini ve bu haliyle dava açmış olduğunu, davacı tarafın usulüne uygun düzenlenmiş maluliyet raporu sunmadığını, aleyhlerine açılan 2019.E.40641 sayılı başvuruda usulüne uygun düzenlenmiş rapor sunulmaması nedeniyle Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti'ne başvurduklarını ve eksik hususlar sebebiyle de dosyadan el çekme kararı verildiğini, bu nedenle konu kararın maluliyet tespitinde esas alınacak yönetmelik bakımdan hiçbir etkisi bulunmadığını, dava konusu kaza anında trafik kazası tespit tutanağı ve ifade tutanaklarına göre davacı tarafın motosiklet kullanırken kask vesaire herhangi bir koruyucu ekipman kullanmadığını, bu nedenle davacı tarafın tam kusurlu olup, sigortalı araç sürücüsünün herhangi bir kusuru bulanmadığını, TBK.'nın 52. maddesinde hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda davacı tarafın zararın artmasında ya da ortaya çıkmasında kusuru bulunması nedeniyle, gerçek zararın belirlenebilmesi için elde edilen kazanımlar tazminat tutarından indirilmesi gerektiğini, davanın kabul olmasında dahi tazminattan taraflarına ayrı ayrı indirim yapılarak, gelirin Asgari Ücret üzerinden hesaplanarak faizin de ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz üzerinden hesaplanarak değerlendirilmesi gerektiğini, bu nedenle taraflarına haksız ve mesnetsiz açılan davanın esastan ve usulden reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 09/03/2018 tarihinde davalı yana ZMMS'li ... plaka sayılı aracın davacıya çarpması ile meydana gelen kazada araç sürücüsü ...'ın tam kusurlu olduğu, bu kaza neticesinde davacının geçici ve kalıcı maluliyete uğradığı belirlenmesi neticesi talep konusu edilen tazminat kalemleri yönünden yaptırılan aktüer incelemesi neticesi toplam 299.924,28 TL tutarında tazminat bedeli belirlenerek 6.500,00 TL'sinin dava tarihinden geriye kalan 292.924,28 TL'sinin ise ıslah tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine yönelik davanın kabulüne dair karar verilmiştir. Karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili tarafından sunulan 19/12/2022 tarihli dilekçesi ile Mahkemece hükmedilen tazminat yönünden belirlenen faiz başlangıç tarihinin yerinde olmadığı, davanın belirsiz alacak olarak açılmış olması ve sigorta şirketi tarafından ödeme yapılmadan evvel KTK 97 madde uyarınca davalı yana 07/12/2018 tarihinde yapılan başvuruya 8 iş günü içinde cevap verilmemesi nedeniyle 20/12/2018 tarihi itibariyle davalının temerrüt durumunun oluştuğu, aktüer raporu 2022 tarihli olmakla istinaf tarafından yeniden yargılama yapılması halinde aradaki süreçte asgari ücrette yaşanan değişim sebebiyle yeniden aktüer raporunun alınması yönünde istinaf nedenleri ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı vekili tarafından sunulan 27/12/2022 tarihli dilekçesi ile davacıya 09/01/2019 tarihinde talep konusu tazminata yönelik 59.738,00 TL ödeme yapılmakla birlikte alınan ibraname göz önüne alındığında 2918 sayılı yasanın 111/2 maddesi gereği iki yıl içinde iptalinin istenebileceği ancak sürenin dolduğu belirtilerek hak düşürücü süre geçtiğinden yeniden talepte bulunulmasının mümkün olmadığı, bilirkişi raporunun teminat limitleri dikkate alınmaksızın değerlendirme yapıldığı, dosyaya kazandırılan sağlık kurulu raporu ile kaza arasında illiyet bağının bulunduğu araştırılmadan ve dayanak evraklar kazandırılmadan yapılan incelemenin yerinde olmadığından mahkemece erişkinler için engellilik değerlendirilmesi hakkında yönetmeliğe göre rapor aldırılması gerektiği, geçici iş göremezlik tazminatından 6111 sayılı yasaya gereği poliçe kapsamında sorumluluğu bulunmadığı, Anayasa Mahkemesinin 2019/40 esas ve 2020/40 karar sayılı ilamına göre iptal kararı gereği aktüer bilirkişisi tarafından yapılan hesaplama tekniğinin de hatalı olduğu yönünde istinaf nedenleri ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, 09/03/2018 tarihinde meydana geldiği anlaşılan çift taraflı yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasından kaynaklı geçici ve bakiye sürekli iş göremezlik sebebiyle istenilen maddi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Yukarıda da değinildiği üzere iş bu dava trafik kazasından kaynaklı açılan geçici ve kalıcı iş göremezlikten kaynaklı tazminat talebi olmakla haksız fiil hükümleri çerçevesinde inceleme yapılarak sonuca gidilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda İDM tarafından kusura yönelik yaptırılan inceleme neticesi meydana gelen kazanın davalı yana ZMMS ile sigortalı araç sürücünün tam kusurlu eylemi ile meydana geldiği anlaşılmakla davacı yanca bu kazadan kaynaklı olarak geçici iş göremezlik tazminat talebinin yanında davalı yanca başvuru üzerine ödeme yapılmakla birlikte gerçek zararın karşılanmadığı iddiası ile bakiye sürekli iş göremezlik tazminat talebinin ileri sürüldüğü, maluliyet yönünden yaptırılan inceleme neticesi Eskişehir Osmangazi Üniversitesi ATK'dan alınan 05/05/2022 tarihli raporun kaza tarihi itibariyle uygulanması gerekli Özürlülük Ölçütü ve Özürlülere verilecek Sağlık Kurulu Hakkında Yönetmelik hükümleri kapsamında düzenlendiği gibi davacı yanda meydana geldiği iddia edilen iş göremezlikler ile söz konusu kaza arasında illiyet bağının kurulduğu anlaşılmakla bu kazadan kaynaklı olarak davacı yanın % 11,64 oranında sürekli iş göremezlik durumu oluşmakla birlikte aynı zamanda bu kazadan kaynaklı olarak 6 aya kadar geçici iş göremezliğe uğradığı yönündeki inceleme ve değerlendirme yerinde ve yeterli görülmekle belirtilen yönlerden davalı sigortanın istinaf taleplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davacı yanca davadan evvel davalı yana KTK 97 madde uyarınca yapılan başvuruya istinaden 09/01/2019 tarihinde talep konusu edilen sürekli iş göremezliğe yönelik 59.738,00 TL ödeme yapılmakla bu yönden davacı yandan alınan ibraname karşısında 2 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığı belirtilmekle bu kapsamda yapılan inceleme neticesinde 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun “Sorumluluğa İlişkin Anlaşmalar” başlıklı 111. maddesi uyarınca tazminat miktarlarına ilişkin anlaşmaların iptali koşulu belirlenmiştir. Anılan düzenlemeye göre tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasada belirtilen 2 yıllık süre, hak düşürücü süre olup mahkemece bunun re'sen dikkate alınması gerekir. Davanın iki yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması halinde ise önceki ödeme tarihi verilerine göre hesap yapılıp fahiş bir fark olup olmadığı değerlendirilmeli; şayet ödenmesi gereken tazminatı ile ödenmiş olan miktar arasında fahiş fark olduğu saptanırsa verilen ibranamenin makbuz hükmünde olduğu kabul edilmelidir. (Yargıtay 4. HD 20.12.2021 tarih ve 2021/20621 E. - 2021/10611 K. sayılı ilamı) Buna göre somut olayda her ne kadar davacı yandan ibraname alınmış ise de hükme esas alınan rapor ile yapılan ödemenin yerinde bir ödeme olmadığı anlaşıldığından verilen belgenin KTK 111/2 maddesindeki gibi makbuz hükmünde değerlendirilecek olmasına göre 2 yılık hak düşürücü sürenin 0uygulanma ihtimalinin olmadığı anlaşılmakla bu yönden davalı istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Somut olayda yapılan ödemenin yerindeliği yönünden aktüer incelemesi yaptırılmasına dair karar yerinde olup, Yerel Mahkemece talep konusu edilen tazminatlar yönünden kazandırılan aktüer raporuna göre ise davacı yana 09/01/2019 tarihinde talep konusu edilen sürekli iş göremezliğe yönelik 59.738,00 TL ödeme yapılmakla birlikte bu yönden ödeminin ödeme tarihi itibariyle yerinde bir ödeme olmadığının anlaşılması neticesi gerçek zarar hesabının yapılmasına yönelik değerlendirmesi yerinde olmakla birlikte ödenen tutarın güncellenmiş bedelinin hesaplamada baz alınmasının da yerinde olduğu, hesap yöntemi açısından ise; trafik kazasında cismani zarara uğrayan ve buna dayalı olarak işgücü kaybı tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda Fransa'dan alınan 1931 tarihli "PMF" cetvellerine göre saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi'nin çalışmalarıyla "TRH 2010" adı verilen "Ulusal Mortalite Tablosu" hazırlanmıştır. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda; Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne alındığında, Yargıtay 4. Hukuk Dairesince(Kapatılan 17. H.D) de tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarih- 2019/40 -2020/40 sayılı kararı ile; KTK'nun 90. maddesindeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle; işgücü kaybı tazminatı hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz uygulaması da anılan cetvellerle getirildiğinden artık uygulanamaz. (Yargıtay 4. H.D. 22.06.2021 tarih 2021/3089E, 2021/3441K) Buna göre kazandırılan rapordaki hesaplama yöntemi de yerinde olmakla bu yönden davalı yan istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Her ne kadar sigorta şirketi tarafından yapılan savunmada istem konusu edilen geçici iş göremezlik talebine ilişkin sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığı belirtilmekte ise de 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin "Sağlık Giderleri teminatı" başlıklı (b) maddesinde " Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve ...nın sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98. maddesi hükmü gereğince sona ermiştir." ifadesi ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamında saymıştır. Bir başka ifade ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar, tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ve çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık giderleri kapsamında sayılarak Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir. Oysa 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır. Bu düzenleme gereği ZMSS Genel Şartlar A.5 (b) maddesi ile yaralının tedavisine başlanmasından maluliyet raporu alınıncaya kadarki süre içindeki; bakıcı giderleri, çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler (geçici iş göremezlik kayıpları) ve sağlık hizmeti giderleri kapsamında sayılarak 6111 sayılı torba Kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesi ile sınırları belirlenen sağlık giderleri teminatı kapsamını genişletmiştir. Bu nedenle bir kanun maddesinin kapsamı idarenin bir düzenlemesi olan genel şartlar ile genişletmesi ve daraltması düşünülemez. Böyle bir durum varsa kanuna aykırı genel şart maddesi, tebliğ vs uygulanması kanunun ilgili maddesine aykırılık teşkil eder. Dolayısı ile Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası poliçesinin bir anlamda mütemmim cüzü olan eki niteliğindeki genel şartların, hazırlanma ve bağıtlanmada taraf olmayan Sosyal Güvenlik Kurumu'na İdari bir düzenleme ile kanuni düzenlemesinin aksine bir sorumluluk yüklenmesi de düşünülemez. Bu halde davalı sigorta şirketi vekilinin geçici iş göremezlik tazminatının müvekkilinden tahsil edilemeyeceği, talebin teminat dışı olduğuna yönelik itirazlarının yerinde olmadığı kanaatine varılmakla yukarıda açıklandığı üzere geçici işgöremezlik talebi yönünden sigorta şirketinin sorumluluğu devam ettiğinden mahkemece gecici iş göremezlik tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından (Yargıtay 4. H.D'nin 13.09.2021 tarih 2021/3454E, 2021/4465K sayılı kararı) bu yönden de davalı yanın istinaf istemi yerinde görülmemiştir. 6100 Sayılı HMK’nın belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesi hükmüne göre, belirsiz alacak davasının alacak miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenemediği ya da imkansız olduğu hallerde belirsiz alacak davası açılabilecektir. Dava dilekçesinin istem kısmında, davanın açıkça belirsiz davası olarak açıldığının belirtilmemiş olması, açılan davanın kısmi dava olduğunun kabulü için yeterli olmayıp, dava dilekçesi bir bütün olarak değerlendirilerek, davanın niteliği belirlenmelidir. Dava, trafik kazası nedeniyle maddi tazminat davası olup davacının tazminat miktarının ancak rapor alındığında belirlenebilecek olması dikkate alındığında davanın belirsiz alacak davası olduğu kanaatine varılmıştır. (Yargıtay HGK 24.02.2022 tarih ve 2019/11-220 E. - 2022/376 K. sayılı ilamı) Bu nedenle, gerek dava dilekçesinde istenen kısım için, gerekse yargılama sırasında artırılan kısım için temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmesinin gerektiği, bu kapsamda 2918 sayılı KTK'nın 98/1, 99/1. maddeleri ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları`nın B.2. maddesi uyarınca rizikonun, bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigorta şirketinin tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşeceği, eldeki davada davacı vekili tarafından davalı yana 07/12/2018 tarihinde başvuruda bulunulmakla birlikte bu süreye 8 iş günü eklenmekle 20/12/2018 tarihinde davalı yan yönünden temerrüt durumu oluştuğundan talep konusu toplam tazminata yönelik faiz başlangıç tarihi bu tarih kabul edilerek hüküm kurulması gerekirken aksi yönde değerlendirmenin yerinde olmadığı anlaşılarak davacı vekilinin faizin başlangıç tarihine ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmüştür. Bu durumda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun faiz başlangıç tarihi yönünden kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının faiz türü yönünden kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.12.2022 tarih 2021/169 E. - 2022/1035 K. sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 3-İstinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak kaldırılan kararın yerine geçmek üzere yeniden hüküm tesisi ile; Davacının maddi tazminat davasının KABULÜ ile, 289.805,56 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 9.618,72 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 299.424,28 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 20.12.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Karar tarihi itibariyle alınması gereken 20.453,67 TL nispi harçtan, peşin alınan ve ıslah ile tamamlanan 5.061,72 TL harcın mahsubu ile bakiye 15.391,95 TL karar ve ilam harcının davalı taraftan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafın yaptığı ve karşıladığı 08,50 TL vekalet suret harcı, 59,30 TL başvuru harcı, 5.061,72 TL peşin alınan ve ıslahla tamamlanan harç, 695,10 TL davetiye ve posta gideri, 736,80 TL ATK rapor ücreti, 750,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.311,42 TL yargılama giderinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL'nin davada haksız çıkan davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Kanunu ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre takdir ve hesaplanmış olan; 44.919,40 TL vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, Taraflarca yatırılan kullanılmayan gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 4-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 20.453,67 TL'den peşin alınan 5.032,71 TL'nin mahsubu ile bakiye 15.420,96 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 6-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, 7-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan 220,70 TL başvurma harcından oluşan istinaf yargılama giderinin takdiren kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 25.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.