Başvuru, ceza infaz kurumunda tutuklu olarak bulunan başvurucunun posta yolu ile göndermek istediği dokümanın sakıncalı bulunarak gönderilmemesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ceza infaz kurumunda tutuklu olarak bulunan başvurucunun posta yolu ile göndermek istediği dokümanın sakıncalı bulunarak gönderilmemesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 8/10/2018 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu; başvuru tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçundan Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) tutuklu olarak bulunmaktadır. Başvurucu, yargılandığı davaya ilişkin anlatımların bulunduğu el yazısı bir belgeyi Ceza İnfaz Kurumu dışında bulunan bir yakınına bir gazeteciye ulaştırması için göndermek istemiştir. Başvuruya konu belgelerde öncelikle başvurucu yakınına hitaben bir mektup yazmış ve ekteki belgelerin gazeteci olan bir kişiye ulaştırılmasını istemiştir. Ekteki belgelerin ilkinde başvurucu, gazeteciyi selamlayan ve gönderdiği diğer belgelerin içeriğini anlatan bir mektup hazırlamıştır. Başvurucu, ekteki belgelerin istinaf aşamasında Bölge Adliye Mahkemesine sunduğu savunmasına ilişkin dilekçeler olduğunu mektubunda belirtmiştir. Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu (Disiplin Kurulu) söz konusu el yazısı metni incelemiş ve başvurucunun başvuru konusu belgeleri medyada gündem yaratmak amacıyla göndermek istediğini kabul etmiştir. Daha sonra Disiplin Kurulu, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgiler içermesi nedeniyle söz konusu belgelerin alıcısına gönderilmeyerek alıkonulmasına karar vermiştir. Başvurucu, Disiplin Kurulu kararına karşı Bolu İnfaz Hâkimliğine (Hâkimlik) şikâyette bulunmuştur. Hâkimlik 5/7/2018 tarihli kararıyla başvurucunun şikâyetini reddetmiştir. Hâkimlik öncelikle başvurucunun söz konusu belgeleri bir yakını aracılığıyla bir gazeteciye ulaştırmak istediğini, bu gazetecinin bir kitap yazma hazırlığında olduğunu ve başvurucunun göndermek istediği belgelerin de söz konusu kitabın parçası olacağını belirtmiştir. Daha sonra Hâkimlik, gönderilen belgelerin kamunun yakından takip ettiği, başvurucunun yargılandığı ve mahkûm olduğu Cumhurbaşkanı'na suikast davasına ilişkin istinaf dilekçesi olduğunu ifade etmiştir. Hâkimlik, söz konusu belgelerde başvurucunun üzerine atılı suçu işlemediğini, ilk derece mahkemesinde hakkaniyete uygun bir yargılama yapılmadığını, yeterince delil toplamadan eksik araştırma sonucu karar verildiğini ifade ettiğini vurgulamıştır. Bundan başka Hâkimlik, başvurucunun belgede askerî bir operasyon kapsamında Marmaris'e götürüldüğünü, operasyon öncesinde tecritte tutulduğunu, suç kastıyla herhangi bir olaya karışmadığını anlattığını kabul etmiştir. Hâkimlik, belgelerdeki bilgilerin toplum tarafından bilindiği hususunu da ayrıca ifade etmiştir. Belgelerin içeriğini bu şekilde açıklayan Hâkimlik, başvurucunun yazdığı belgede sürekli bir şekilde yargılamasının adil yapılmadığı ve kendisine kumpas kurulduğu hususları üzerine vurgu yaptığını hatta yargılama sırasında delillerin karartıldığını belirttiğini, bu belgelerin gönderilen kişi dikkate alındığında bir kitabın parçası hâline gelebileceğini ve bu şekilde yazılanların toplum tarafından bilinebilir bir hâl alacağını belirtmiştir. Hâkimlik, başvurucunun kitap hâline gelmesi muhtemel olan belge ile toplumda kişilerin haksız yargılamalara maruz kalarak hukuka aykırı ceza aldığı algısını oluşturacağını, bu şekilde yargıya olan güvenin zedeleneceğinin kuvvetle muhtemel olduğunu ifade etmiş; 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin soruşturma ve kovuşturmaların devam ettiği hassas bir dönemde gönderilmek istenen belgelerin toplumda olumsuzluklara sebebiyet vereceğini kabul etmiştir. Söz konusu değerlendirmeler sonrasında Hâkimlik, somut olaydaki gibi bilgiler içeren belgelerin ceza infaz kurumlarının dışına gönderilmesinde kamu makamlarının geniş takdir marjına sahip olduğunu belirtmiş; belgelerinin gönderilmemesinin demokratik toplum düzeni bakımından gerekli olduğu sonucuna varmıştır. Başvurucu, Hâkimlik kararına karşı itiraz yoluna başvurmuştur. İtirazı inceleyen Bolu Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) Hâkimlik kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek itirazı 28/8/2018 tarihinde reddetmiştir. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un "Hükümlünün mektup, faks ve telgrafları alma ve gönderme hakkı" kenar başlıklı maddesinin olay tarihinde hâlinin ilgili kısmı şöyledir:"(1) Hükümlü, bu maddede belirlenen kısıtlamalar dışında, kendisine gönderilen mektup, faks ve telgrafları alma ve ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, gönderme hakkına sahiptir. (2) Hükümlü tarafından gönderilen ve kendisine gelen mektup, faks ve telgraflar; mektup okuma komisyonu bulunan kurumlarda bu komisyon, olmayanlarda kurumun en üst amirince denetlenir. (3) Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmez."