DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/395 E. , 2024/809 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/395 Karar No : 2024/809 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... 2- ... Bakanlığı ... İdaresi Başkanlığı VEKİLLERİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 21/11/2023 tarih ve E:2022/2446, K:2023/8464 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/395 E. , 2024/809 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/395 Karar No : 2024/809 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... 2- ... Bakanlığı ... İdaresi Başkanlığı VEKİLLERİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 21/11/2023 tarih ve E:2022/2446, K:2023/8464 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Eskişehir ili, Tepebaşı ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve 09/03/2021 tarih ve 3610 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile onaylanan 1/25000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 21/11/2023 tarih ve E:2022/2446, K:2023/8464 sayılı kararıyla; Davalı idarelerin süre ve ehliyet itirazlarının yerinde görülmediği, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 5. maddesindeki "nazım imar planı" "ve "uygulama imar planı" tanımları, 6. maddesi, 9. maddesinin 2. fıkrası ve Ek 3. maddesi, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'nun 1. maddesi, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 4. maddesindeki "çevre düzeni planı" tanımı, 21. maddesinin 10. fıkrası ve 26. maddesine yer verilerek, Dava konusu imar planı değişikliklerine davacı tarafından askı ilan süresinde yapılan itirazların değerlendirilmesi neticesinde 09/07/2021 tarih ve 4262 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan imar planı değişiklikleri ile uyuşmazlık konusu taşınmazın kullanım kararlarında kısmen değişiklik yapılmış ise de kullanım kararlarının temel olarak değişmediği, bu imar planı değişikliklerinin iptali istemiyle davacı tarafından açılan davanın süre aşımı yönünden reddine dair Danıştay Altıncı Dairesinin 26/09/2022 tarih ve E:2022/5404, K:2022/8066 sayılı kararının esasa ilişkin kısmının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 13/02/2023 tarih ve E:2022/3867, K:2023/222 sayılı kararı ile onandığının görüldüğü, davacının dava açmaktaki amacı, dava açıldığında var olan hukuki durumu gözetildiğinde uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerektiği sonucuna ulaşılmış, Dosyada yer alan bilgi ve belgeler, bilirkişi raporu, bu rapora davalı idareler tarafından yapılan itirazlar ve davacı beyanları birlikte değerlendirilerek dava konusu imar planlarının aşağıda başlıklar halinde incelendiği, Dava konusu imar planı değişikliklerinin; -Üst ölçekli planlara uyum, imar planlarının kademeli birlikteliği ilkesi bakımından incelenmesi; 08/05/2006 tarihinde onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında uyuşmazlık konusu taşınmazın; ''tarım alanları, enerji nakil hattı'' olarak planlandığı, anılan plana ait plan hükmünde; ''75 hektar büyüklüğe kadar olan taleplerde Çevre Düzeni Planı değişikliğine gerek kalmaksızın alt ölçekli plan yapılır.'' hükmüne yer verildiği ve planlama alanının yaklaşık 19 hektar (194.133,20 m2) büyüklüğe sahip olduğu, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının plan hükmü ile planlama ilke ve esasları çerçevesinde yapılan değerlendirmede; 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının ölçeği göz önünde bulundurulduğunda parsel bazında kararların üretilmesi mümkün olmayacağı, bu planda gösterilemeyen kullanımların alt ölçekli imar planlarında yer alabileceği, üst ölçekli planlarda yer verilemeyen ayrıntıların ya da teknik olarak gösterimi imkansız fonksiyonların alt ölçekli planlarda yer almasının üst ölçekli plana aykırılık oluşturmayacağı, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında şematik veya sembol olarak gösterilen kullanımlara ilişkin yer seçimlerinin ilgili kurumların görüşleri doğrultusunda alt ölçekli planlarda kesinleştirileceği, dolayısıyla 08/05/2006 tarihinde onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında ''tarım alanları, enerji nakil hattı'' olarak belirlenen bir alanda alt ölçekli dava konusu 1/25.000 ve 1/5000 ölçekli nazım imar planları ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile fonksiyon belirlemesi yapılmasının üst ölçekli plana aykırılık oluşturmayacağı, parsel bazlı küçük bir alanda yapılan dava konusu imar planı değişiklikleri ile getirilen kullanım kararlarının 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında bölgesel nitelikteki büyük bir alan için belirlenen koruma-kullanma dengesini ve ana plan stratejisini bozacak nitelikte olmadığı, dava konusu imar planı değişikliklerinde taşınmaz için getirilen kullanım kararlarının üst ölçekli planla belirlenen fonksiyonlara aykırılık teşkil etmeyeceği sonucuna ulaşıldığı, -Çevre ve imar bütünlüğü bakımından incelenmesi; Mülkiyeti hazineye ait, imar planlarında ''sağlık tesis alanı ve rekreasyon alanı'' olarak planlanan Sağlık Bakanlığına tahsisli uyuşmazlık konusu taşınmazın yatırımcı kuruluş olan Sağlık Bakanlığının talebi doğrultusunda 06/07/2015 tarihli Özelleştirme Yüksek Kurulu kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alındığı, yine dosyaya sunulan Sağlık Bakanlığı Sağlık Yatırımları Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısında ''Sağlıkta Dönüşüm Programı'' uyarınca taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alınması hususundaki muvafakatlerinin devam ettiğinin belirtildiği, anılan Bakanlığın taşınmaza ihtiyacı olmadığını belirterek bu taşınmazın kamu hastanelerinin yapımının finansmanında kullanılmasını talep etmesi üzerine de dava konusu imar planı değişikliklerinin yapıldığı, Bu durumda, uyuşmazlık konusu taşınmazın ilk defa planlamaya konu edilmediği, önceki imar planlarında getirilen kullanım kararları ile zaten yapılaşmaya açılmış olduğu, öncesinde de fiilen ''tarım alanı'' olarak kullanılmadığı ve planlanmadığı, dolayısıyla Sağlık Bakanlığının talebi üzerine imar planlarında kaldırılan ''sağlık tesis alanı'' fonksiyonu yerine getirilen fonksiyonların bölgedeki tarımsal üretiminin sürdürülmesinin öngörüldüğü alanların bütünlüğünü zedelemeyeceği, parsel bazlı yapılan dava konusu imar planı değişiklikleri ile getirilen kullanım kararlarının 1/25.000 ölçekli nazım imar planında geniş bir alan için belirlenen koruma-kullanma dengesini ve ana plan stratejisini bozacak nitelikte olmadığı, parsele çevresi ile benzer veya aynı fonksiyon ve yapılaşma koşullarının getirildiği görüldüğünden, anılan hususların çevre imar bütünlüğünü bozmadığı sonucuna ulaşıldığı, Dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planında ibadet alanı için bina yüksekliğinin serbest olarak belirlenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, - Sosyal ve teknik donatı alanları ve donatı dengesi bakımından incelenmesi; Özelleştirme programına alınan taşınmazın bulunduğu alanda her tür ve ölçekte imar planı yapma yetkisinin 3194 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 2. fıkrası uyarınca Özelleştirme İdaresine ait olduğu ve bu yetkinin yalnızca dava konusu parsel ile sınırlı olduğu dikkate alındığında, dava konusu imar planı değişikliklerinin bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 21. maddesinin 10. fıkrasında, imar planlarında ticaret+konut karma kullanım alanlarında konut kullanımına da yer verilmesi halinde konut kullanım oranları belirlenerek, konut kullanımının gerektirdiği sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrılmasının zorunlu olduğunun hüküm altına alındığı, anılan hüküm uyarınca dava konusu imar planlarında da ticaret-konut alanlarında konut kullanımlarının bu alanlardaki parselin toplam emsalinin %75'ini aşamayacağının düzenlendiği, ayrıca planlama alanında önerilen konut alanlarında yaşayacak yaklaşık 810 kişilik ilave kalıcı nüfusun ihtiyacı olan (anaokulu, ilkokul, ortaokul, lise, sağlık tesisi, cami, sosyal tesis, trafo, rekreasyon ve park alanı) sosyal donatı alanlarının ayrıldığı görüldüğünden, yapılan değişikliğin sosyal ve teknik altyapı dengesini etkileyecek nitelikte olmadığı sonucuna ulaşıldığı, -Ulaşım sistemine etkileri bakımından incelenmesi; Uyuşmazlık konusu parselden geçecek şekilde planlanan 10, 12, 15 ve 27 metre enkesitli yolların ulaşım sistemi açısından gerekli ve dolaşım sistemi ve ulaşım şeması içerisindeki güzergahlarının uygun olduğu, konut ve sosyal donatı alanlarının tamamının cephe alacağı şekilde, hizmet ettiği alanlar için uygun ve yeterli genişlikte düzenlendiği, çevresinde yer alan yollarla bağlantının sağlanması suretiyle sürekliliklerinin sağlandığı ve dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planına ait plan hükümlerinin 15 sayılı maddesinde; kullanım alanlarında otopark ihtiyacının Otopark Yönetmeliği'ne uygun olacak şekilde yapı adaları içerisinde karşılanacağı kuralına yer verildiği görüldüğünden, yapılan düzenlemelerin imar planı değişikliği ile getirilen ilave nüfusun getireceği ilave trafik yükünü karşılayabilecek mahiyette olduğu, parselden geçirilen bu yolların plan ana kararlarını, sürekliliğini bozmadığı, dava konusu imar planlarında yol düzenlemesi bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı, -Fonksiyonlarının yer seçiminin uygunluğu bakımından incelenmesi; Mahallinde yapılan keşif sırasında yapılan gözlemde; taşınmazın üzerinde herhangi bir yapı bulunmadığı, tarımsal amaçlı kullanılmadığı, yakın çevresinde konut ve sanayi alanı kullanımlarının da yer aldığı görüldüğünden ve alanın ilk defa planlamaya konu edilmediği, önceki imar planlarında getirilen kullanım kararları ile zaten yapılaşmaya açılmış olduğu anlaşıldığından, parsel için belirlenen kullanım kararlarının hem çevredeki yapılaşma, hem taşınmaz üzerindeki fiili kullanım durumu ile uyumlu ve yer seçiminin uygun olduğu sonucuna ulaşıldığı, -Dava konusu imar planı değişikliklerinin yapılmasının imar mevzuatı uyarınca zorunlu olup olmadığı yönünden yapılan inceleme; Uyuşmazlık konusu taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alındığı, davacı tarafından bu karara karşı dava açılmadığı, özelleştirme kapsam ve programına alınan parselin ekonomiye kazandırılması ve kamu hastanelerinin finansmanında kullanılması amacıyla dava konusu imar planı değişikliklerinin yapıldığı, planlamanın temel gerekçesinin ortaya konulduğu anlaşıldığından, plan değişikliği için gerekli koşulların oluştuğu sonucuna ulaşıldığı, Yukarıda yer verilen açıklama ve değerlendirmeler çerçevesinde; dava konusu nazım ve uygulama imar planı değişikliklerinin, planlama ilkelerine, şehircilik esaslarına, imar mevzuatına, hukuka ve kamu yararına uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu taşınmazın yakın çevresinde çok sayıda tarım arazisinin yer aldığı, aynı zamanda taşınmazın üzerinden enerji nakil hattı geçtiği, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında da " tarım alanları, enerji nakil hattı'' olarak planlandığı görüldüğünden, kentsel gelişmeyi sınırlama özelliği barındırarak yeşil kuşak işlevi de gören tarım alanları içinde yer alan taşınmazın dava konusu nazım ve uygulama imar planı değişiklikleri ile yapılaşmaya açılmasının; tarım alanlarının bütünlüğünü ve iki gelişme alanı arasında ''tarım alanları'' ile oluşturulan koridor form şeklindeki gelişme desenini bozacağı, kentsel gelişmenin sınırlarının genişlemesine, bu alanlarda yapılaşma baskısının artmasına, tarımsal ürün alanlarının korunması ve sürdürülmesinin zorlaşmasına neden olacağı, plan değişikliklerinde şehircilik ilkeleri, planlama esasları, kamu yararı ve imar mevzuatına uyarlık bulunmadığının bilirkişi raporu ile tespit edilmesine rağmen davanın reddine karar verildiği, plan değişiklikleri ile sağlık tesis alanının kaldırıldığı, rekreasyon alanının küçültüldüğü, alanda sosyal ve kültürel tesis alanlarının, lise alanının ayrılmadığı ve teknik altyapı alanının yetersiz kaldığı, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı plan hükümlerinin 1. ve 2. maddelerinin aynı hükümleri içermekte olup mükerrerlik oluşturduğu, yükseklik değeri serbest olarak belirlenen cami alanının yapılaşma koşulunun mevzuata aykırı olduğu, plan değişikliklerine lişkin sosyal ve teknik altyapı etki değerlendirme raporunun bulunmadığı, plan değişiklikleri ile nüfus yoğunluğunun ve buna bağlı olarak trafik yoğunluğunun artacağı göz önünde bulundurulduğunda, trafik yükü oluşacağından öngörülen ulaşım sisteminde olumsuz etki oluşacağı, plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini ve altyapı ve ulaşım sistemini bozacak nitelikte, kamu yararı gözetilmeden, teknik ve nesnel gerekçelere dayandırılmadan, sadece mülkiyet durumu gözetilerek söz konusu alanın, nüfus ve yapı yoğunluğunu artıracak şekilde planlanmasına ilişkin dava konusu plan değişikliklerinde hukuka uyarlık bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idareler tarafından, dava konusu imar planı değişikliklerinin şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uygun olarak hazırlandığı, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dosyadaki bilgi ve belgelerle bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden; uyuşmazlık konusu taşınmazın yakın çevresinde çok sayıda tarım arazisinin yer aldığı, aynı zamanda taşınmazın üzerinden enerji nakil hattı geçtiği, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında da ''tarım alanları, enerji nakil hattı'' olarak planlandığı görüldüğünden, kentsel gelişmeyi sınırlama özelliği barındırarak yeşil kuşak işlevi de gören tarım alanları içinde yer alan taşınmazın dava konusu nazım ve uygulama imar planı değişiklikleri ile yapılaşmaya açılmasının; tarım alanlarının bütünlüğünü ve iki gelişme alanı arasında ''tarım alanları'' ile oluşturulan koridor form şeklindeki gelişme desenini bozacağı, kentsel gelişmenin sınırlarının genişlemesine, bu alanlarda yapılaşma baskısının artmasına, tarımsal ürün alanlarının korunması ve sürdürülmesinin zorlaşmasına neden olacağı anlaşıldığından, plan değişikliklerinde şehircilik ilkeleri, planlama esasları, kamu yararı ve imar mevzuatına uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddi yolundaki temyize konu Daire kararının bozulmasına ve dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 21/11/2023 tarih ve E:2022/2446, K:2023/8464 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kullanılmayan ...TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine, 4. Kesin olarak, 17/04/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, "Tarım arazileri, 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda belirtilen izinler alınmadan; tarımsal amaç dışında kullanılamaz, planlanamaz, köy ve/veya mezraların yerleşik alanı ve civarı veya yerleşik alan olarak tespit edilemez." hükmüne yer verilmiştir. Uyuşmazlık konusu taşınmaz; 08/05/2006 tarihinde onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında; ''tarım alanları, enerji nakil hattı'' kullanımında kaldığı halde, bu kullanımın kaldırıldığı dava konusu imar planı değişikliklerinin yapımı sırasında Tarım ve Orman Bakanlığından herhangi bir görüş alınıp alınmadığına ilişkin dosya kapsamında herhangi bir bilgi ve belge bulunmamaktadır. Bu nedenle, dava konusu imar planı değişikliklerinin yapımı sırasında uyuşmazlık konusu taşınmazın tarımsal amaç dışında kullanımı için izin alınıp alınmadığı hususunun ara kararı ile Tarım ve Orman Bakanlığından sorularak netleştirilmesinin ardından uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum. KARŞI OY XX- 08/05/2006 tarihinde onaylanan Eskişehir 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında; ''tarım alanları, enerji nakil hattı" kullanımında kalan mülkiyeti hazineye ait Sağlık Bakanlığına tahsisli uyuşmazlık konusu taşınmaz, ...tarih ve ... sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alınmış, 20/09/2016 tarihinde onaylanan Eskişehir Metropoliten Alanı Merkez Bölgesi 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planında; 'sağlık alanı ve rekreasyon alanı', 12/04/2017 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planında; 'entegre sağlık kampüsü, rekreasyon alanı, belediye hizmet alanı (sosyal-kültürel tesis alanı) ve yol, 06/06/2017 tarihinde onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planında; 'sağlık tesisleri alanı (entegre sağlık kampüsü), rekreasyon alanı, belediye hizmet alanı (sosyal-kültürel tesis alanı) ve yol olarak planlanmıştır. Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanarak 23/07/2020 tarih ve 2791 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/25000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile uyuşmazlık konusu taşınmazdaki sağlık tesis alanının tamamı, rekreasyon alanının ise bir kısmı kaldırılarak bunların yerine 'kentsel gelişme alanı' kullanımı getirilmiş, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile üst ölçekli planda kentsel gelişme alanı olarak planlanan alanlar 'düşük yoğunlukta gelişme konut alanı ve park alanları', rekreasyon alanı olarak planlanan alanlar ise 'ticaret alanı, eğitim alanı, ibadet alanı, belediye hizmet alanı, park alanı, rekreasyon alanı', 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile de 'anaokulu alanı, ilkokul alanı, ortaokul alanı, gelişme konut alanı, ticaret alanı, cami, belediye hizmet alanı, rekreasyon alanı, park alanı, trafo alanı, yol' olarak planlanmış, bu imar planı değişikliklerinin iptali istemiyle davacı tarafından açılan davanın süre aşımı yönünden reddine dair Danıştay Altıncı Dairesinin 19/01/2021 tarih ve E:2020/11381, K:2021/110 sayılı kararı, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/05/2021 tarih ve E:2021/780, K:2021/967 sayılı kararı ile onanmıştır. Yukarıda belirtilen imar planı değişikliklerine davacının askı süresi içinde yaptığı itirazların değerlendirilmesi neticesinde 09/03/2021 tarih ve 3610 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan dava konusu imar planı değişiklikleri ile parseldeki ticaret alanı kullanımı ticaret-konut alanı olarak değiştirilmiş, ibadet alanının yarısı sağlık tesis alanı, rekreasyon alanının bir kısmı eğitim tesis alanı olarak planlanmış, neticede uyuşmazlık konusu taşınmazın önceki kullanım kararları 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile düşük yoğunlukta kentsel gelişme alanı ve rekreasyon alanı, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile düşük yoğunlukta gelişme konut alanı, ticaret-konut alanı, belediye hizmet alanı, sağlık alanı, ibadet alanı, rekreasyon alanı, park alanı ve yol, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile ''gelişme konut alanı (E:0,60 Yençok:3 kat) , ticaret-konut alanı (E:1.00 Yençok:3 kat), anaokulu alanı (E:0,50 Yençok:2 kat), ilkokul alanı (E:0,50 Yençok:2 kat), ortaokul alanı (E:0,50 Yençok:3 kat), lise alanı (E:1.00 Yençok:4 kat), sağlık tesis alanı (E:0,50 Yençok:2 kat), cami (E:0,50 Yençok: serbest), belediye hizmet alanı (sosyal tesis alanı) (E:0,50 Yençok:3 kat), trafo alanı, rekreasyon alanı, park alanı, yol' olarak değiştirilmiştir. Dava konusu imar planı değişikliklerine davacı tarafından askı ilan süresinde yapılan itirazların değerlendirilmesi neticesinde 09/07/2021 tarih ve 4262 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile uyuşmazlık konusu taşınmazın önceki kullanım kararlarında bir değişiklik yapılmamış, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile planlama alanının batısında yer alan park alanlarının bir kısmı teknik altyapı alanı, kültürel tesis alanı ve sağlık alanı olarak planlanmış, ibadet alanının büyüklüğü eski haline getirilmiş, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile park alanı ile konut alanı arasında kuzey-güney istikametinde yer alan 15 metre enkesitli taşıt yolunun genişliği 12 metreye düşürülmüş, belediye hizmet alanı ile eğitim tesis alanı arasındaki yaya yolu kaldırılmış, ticaret-konut alanının E:1.00 olan yapılaşma koşulları E:0.60 olarak değiştirilmiş, bu imar planı değişikliklerinin iptali istemiyle davacı tarafından açılan davanın süre aşımı yönünden reddine dair Danıştay Altıncı Dairesinin 26/09/2022 tarih ve E:2022/5404, K:2022/8066 sayılı kararının esasa ilişkin kısmı Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 13/02/2023 tarih ve E:2022/3867, K:2023/222 sayılı kararı ile onanmıştır. Dairece mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan raporda: "- ''Çevre Düzeni Planının tarımsal alan olarak koruduğu bölgede yer alan davaya konu 1/25.000, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli Plan Değişikliği işlemleri üst ölçekli plan olan 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planına aykırılık taşımakta olup; planların kademeli birlikteliği ilkesi sağlanamamıştır. Çevre Düzeni Planında her ne kadar 75 hektar büyüklüğe kadar olan taleplerde Çevre Düzeni Planı değişikliğine gerek kalmaksızın alt ölçekli plan yapılmasını olanaklı kılan bir hüküm bulunsa da, her bir alt ölçekli planda Çevre Düzeni Planının ilgili alana ilişkin stratejik plan kararlarının zedelenmemesi ve bu kararlara uyumlu işlem yapılması gerekmektedir. Oysa kentin batı çeperinde yer alan, Çevre Düzeni Planında kentsel gelişmeyi sınırlama özelliği barındırarak yeşil kuşak işlevi de gören tarım alanlarının içinde tek bir taşınmazda kentsel gelişme alanı öngören alt ölçekli (1/25.000, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli) planlar üst ölçekli (1/100.000 ölçekli) Çevre Düzeni Planına aykırılık taşımaktadır. Çevre Düzeni Planının ana stratejisini, koruma-kullanma dengesini, tarım alanlarının korunması ve geliştirilmesi ilkesini, doğal yapının korunması için arazi bütünlüğünün sağlanması yönündeki ilkeleri zedelemektedir. - Yapılan plan değişikliği işlemleriyle Eskişehir Metropoliten Alan Merkez Bölgesi 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planının 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planında da koruma-kullanma dengesi bozulmakta; planın kentsel gelişmenin formuna ilişkin ana kararları ile tarımsal üretimin sürdürülmesinin öngörüldüğü alanın bütünlüğü zedelenmektedir. Dolayısıyla kentin bu alt- bölgesi için çevre ve imar bütünlüğü ortadan kalkmaktadır. Bu durum şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarıyla bağdaşmamakta olup, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğine de aykırıdır. - Çevre ve imar bütünlüğüne ilişkin bir diğer konu tek bir parselde yapılmış olan bu plan değişikliklerinin planın geri kalan kısmıyla bütünleşememesi sorunudur. Her ne kadar Özelleştirme İdaresi Başkanlığının plan yetkisi sadece söz konusu taşınmazla sınırlı olsa da, Plan Araştırma Raporunda ve Plan Açıklama Raporunda bu analizlerin ve çevreyle bütünleşmeye yönelik öngörü ve önlemlerin yer almaması önemli eksikliklerdir. - Davaya konu işlemlerden 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliği işleminde İbadet Alanında yapı yüksekliğinin serbest olarak belirlenmesi 20.02.2020 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 6. Maddesinde yer alan “İmar planlarında bina yükseklikleri yençok: serbest olarak belirlenemez” hükmüne aykırıdır. - Sağlık tesis alanına ilişkin olarak Sağlık Bakanlığı tarafından gereksinim olmadığı ve “Sağlıkta Dönüşüm Programı” kapsamında kent genelinde sağlık alanlarının yer seçimine ilişkin bir başka planlama süreci devreye girdiği için, bu kullanımın kaldırılması sosyal donatı alanları konusunda ve planlama esasları kapsamında aykırılık olarak değerlendirilmemektedir. Öte yandan, davaya konu 1/25.000, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli İmar Planı Değişikliklerinde Rekreasyon Alanı olarak planlı olan kullanımın büyük ölçüde kaldırılmış olması ve kaldırılan bu sosyal donatı alanına eşdeğer alan ayrılmaması planlama esaslarıyla bağdaşmamakta olup; Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğine aykırıdır. Bu saptama her üç onay tarihli (23.07.2020 tarihli, 09.03.2021 tarihli, 09.07.2021 tarihli) plan değişikliği işlemi için de geçerlidir. - Yeni planlanan alan için getirilen nüfusun gereksinimi olan sosyal donatı alanları yeterlidir. Bu olumlu bir durum olmakla beraber, yaklaşık 800 kişi için yaratılan ve çevresiyle bütünleşememesi nedeniyle kapalı biçimde sadece bu taşınmaza hizmet verir biçimde yer alan bu kadar fazla donatı alanı ve hizmetin de kent ekonomisi ve yatırım maliyetleri açısından rasyonel olmadığını belirtmek gerekir. Aslında planlarda tarım alanı olan bölgenin ortasında planlanan bu konut alanı için yapılması gereken teknik altyapı (su, kanalizasyon, elektrik, doğal gaz, iletişim) yatırımları da düşünüldüğünde, davaya konu işlem ile aşırı yüksek maliyette bir gelişme alanı yaratıldığı ve bunun kamu yatırım maliyetlerini arttıran bir plan değişikliği işlemi olduğu görülmektedir. - 09.03.2021 onay tarihli davaya konu Plan Değişikliği işleminde, bir önceki onay tarihli (23.07.2020) plan değişikliğine göre ibadet alanı yarı yarıya küçültülmüş; zaten ilk işlemde azaltılmış olan rekreasyon alanı daha da azaltılmıştır. Bu durum da elbette Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin ilgili maddelerine aykırıdır. - Daha sonra 09.07.2021 onay tarihli Plan Değişikliğinde ise, 09.03.2021 onay tarihli Plan Değişikliğine göre ibadet alanı tekrar ilk plan değişikliğindeki büyüklüğe getirilmiş; ancak alanın batısında yer alan park alanları önemli ölçüde küçültülmüştür. Bu durum da Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin anılan maddelerine aykırılık taşımaktadır. - Ulaşım sistemine ilişkin incelemeler doğrultusunda saptanan davaya konu alana nasıl erişilebileceği yönündeki belirsizlik önemli bir sorundur; planda belirsizlik yaratılması planlama esas ve ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Gerek taşıt yolu sistemiyle, gerek toplu taşıma ile, gerekse yaya erişimi ile planlama alanına nasıl erişileceği ve planlama alanının kent ile nasıl bağlanacağı konularında davaya konu plan değişikliği işlemleri yetersizdir. - Davaya konu bölge tarım alanı olan ve kentin çeperinde yeşil kuşak işlevi gören bir bölgede yer almaktadır. Bu alanın kentsel gelişme için planlanması çevredeki tarım alanları üzerinde de gelişme baskısı yaratacak; tarımsal alan bütünlüğü bozulacaktır. - Tüm bu değerlendirmeler kapsamında, uyuşmazlık konusu taşınmazın kentsel gelişme alanı yönünde bir kullanım için doğru bir yer seçimi olmadığı görülmektedir.'' -Sağlık tesisine burada gereksinim olmadığından hareket ederek burada kentsel gelişme alanı ve bir konut bölgesi geliştirilmesi yönünde bir zorunluluk bulunmamaktadır. Çeşitli nedenlerle bu yer seçiminin bu kullanım için doğru bir yer seçimi olmadığı rapor boyunca vurgulanmış olup; plan değişikliği kapsamında üst ölçekli plana uygun biçimde tarımsal üretimin ve rekreasyon alanının sürekliliğini sağlayacak kullanımlar planlanarak plan değişikliği yapılmasının, böyle bir plan değişikliğinin özelleştirme kapsamında da olsa değerlendirilmesinin önünde herhangi bir engel bulunmamaktadır. -Rekreasyon alanının kaldırılması, yüzölçümünün büyük oranda azaltılarak kentsel gelişme alanı ve bu kapsamda konut alanı olarak planlanması için bir plan değişikliği yapılması yönünde ise hiçbir zorunluluk bulunmamaktadır.'' tespitlerine yer verilmiştir. Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerde ilgili kuruluşlardan gerekli görüşler alınmak suretiyle her ölçekteki imar planı değişikliklerini yapmak Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ve Cumhurbaşkanlığının yetkisinde olmakla beraber; bu planların çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde yapılması gerektiği kuşkusuzdur. Dosyadaki bilgi ve belgelerle bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden; uyuşmazlık konusu taşınmazın bulunduğu alanda geçerli olan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında 75 hektar büyüklüğe kadar olan taleplerde çevre düzeni planı değişikliğine gerek kalmaksızın alt ölçekli plan yapılmasını olanaklı kılan bir hüküm bulunsa da, bu hükmün 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı ile uyumlu olmayan alt ölçekli planların yapılabileceği anlamına gelmediği, her bir alt ölçekli planda çevre düzeni planının ilgili alana ilişkin stratejik plan kararlarının zedelenmemesi ve bu kararlarla uyumlu kullanım kararlarının getirilmesi gerektiği, uyuşmazlık konusu taşınmazın yakın çevresinde çok sayıda tarım arazisinin yer aldığı, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında da taşınmazın ve çevresinin tarım alanı olarak planlandığı görüldüğünden, kentsel gelişmeyi sınırlama özelliği barındırarak yeşil kuşak işlevi de gören tarım alanları içinde yer alan taşınmazın dava konusu nazım ve uygulama imar planı değişiklikleri ile yapılaşmaya açılmasının; tarım alanlarının bütünlüğünü ve iki gelişme alanı arasında ''tarım alanları'' ile oluşturulan koridor form şeklindeki gelişme desenini bozacağı, kentsel gelişmenin sınırlarının genişlemesine, bu alanlarda yapılaşma baskısının artmasına, tarımsal ürün alanlarının korunması ve sürdürülmesinin zorlaşmasına neden olacağı anlaşıldığından, plan değişikliklerinde şehircilik ilkeleri, planlama esasları, kamu yararı ve imar mevzuatına uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu durumda, bilirkişi raporunda üst ölçekli planlar ile uyumlu olmadığı, şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına aykırı olduğu ortaya konulan dava konusu imar planı değişikliklerinin iptali gerekirken davanın reddi yolunda verilen Daire kararının bozulması ve anılan imar planı değişikliklerinin iptali gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.