T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1012 KARAR NO : 2025/1153 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15.06.2023 NUMARASI : 2018/441 Esas 2023/439 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 09.10.2025 GEREKÇELİ KARAR …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1012 KARAR NO : 2025/1153 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15.06.2023 NUMARASI : 2018/441 Esas 2023/439 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 09.10.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 13.10.2025 İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili, 24.04.2017 tarihinde davalı ... şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucunda meydana gelen kazada araçta yolcu olarak bulunan davacının ağır şekilde yaralandığını, kaza tarihinde 17 yaşında olan davacının öğrenci olduğunu, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğunu, davalı ... şirketine başvurudan sonuç alınamadığını, tazminat miktarının tam olarak bilemediğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 2.000,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 2.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 1.000,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 5.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 330.000,00 TL olarak, bakıcı gideri talebini 1.177,50 TL olarak artırmıştır. Davalı ... vekili, davalı ... şirketinin sorumluluğunun Genel Şartlara göre belirlenmesi gerektiğini, sorumluluğun teminat limiti ile sınırlı olduğunu, davacının maluliyetine ilişkin Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatından sorumlulukları bulunmadığını, olayda hatır taşımasının mevcut olduğunun tespiti halinde tazminattan indirim yapılması gerektiği, davalı ... şirketinin dava tarihininden itibaren yasal faizden sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri istemlerine ilişkin olduğu, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 17.02.2022 tarihli raporu ve ceza dosyası içeriğine göre sigortalı araç sürücüsünün karşı yönden şeridini ihlal ederek gelen plakası belirsiz araç sürücüsünün hareketleri nedeniyle kaza yaptığı kabul edilerek %75 oranında kusurlu olduğu, karşı yönden gelen araç sürücüsünün %25 oranında kusurlu olduğu, davacının yolcu konumunda olup kusursuz olduğu, kaza tarihinde 18 yaşından küçük olan davacının geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddi gerektiği, maluliyet raporları ve aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 02.03.2023 tarihli rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kısmen kabulü ile 330.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 1.177,50 TL bakıcı gideri tazminatının 08.03.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geçici iş göremezlik tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde, Davanın yetkisiz ve görevsiz mahkemede açıldığını ve dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, kazaya karışan sigortalı aracın kusur durumunun tespit edilmesi ve yolcuların emniyet kemeri takmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davacının emniyet kemeri takmadığını, sigortalı araç sürücüsünün tali kusurlu olduğunu, davacının maluliyet oranının açık bir şekilde ispatlanması gerektiğini, mahkemece hangi maluliyet oranının esas alındığının kararda açık belirtilmediğini ve davacı için belirlenen maluliyet oranlarının fazla olduğunu, geçici iş göremezlik ve bakıcı giderlerinin poliçe teminat kapsamında olmadığını, mahkemece hükmedilen yasal faiz başlangıç tarihlerinin düzeltilmesini talep ettiklerini ve faiz başlangıç tarihinin hatalı belirlendiğini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporlarının denetime elverişli olmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Davacı vekili, davalı ... şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın karıştığı kazada araçta yolcu olarak bulunan davacının ağır şekilde yaralandığını belirterek geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri taleplerinde bulunmuş, mahkemece geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddine, sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri taleplerinin kabulüne ilişkin hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 1-Davalı vekilinin vekilinin görev ve yetkiye yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; 2918 Sayılı Kanun'un Görevli ve Yetkili Mahkeme başlıklı 110. maddesinde "İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır. Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir." hükmüne göre trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi tazminat talebiyle zorunlu mali sorumluluk sigortacısı aleyhine dava açıldığı, davalı ... şirketinin bölge müdürlüğünün bulunduğu yer olan Ankara ticaret mahkemelerinin görevli ve yetkili olduğu anlaşılmakla davalının görev ve yetkiye ilişkin istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir. 2-2918 sayılı KTK'nın 109 maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar, Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda yaralamalı trafik kazasının 24.04.2017 tarihinde meydana geldiği, zamanaşımı süresinin kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 89/4. ve 66/1-e maddelerine göre 8 yıl olduğu, yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemli davanın 11.06.2018 tarihinde zamanaşımı süresinde açıldığı, 10.04.2023 tarihinde talep artırım dilekçesi ibraz edildiği anlaşıldığından davalı vekilinin davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğine ilişkin istinaf gerekçesi yerinde görülmemiştir. 3-24.04.2017 tarihinde sürücü Batuhan Kabankaya'nın idaresinde olup davalı ... şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın karıştığı kazada davacının yaralanması nedeniyle geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri talebiyle dava açıldığı, davacı araçta yolcu konumunda olup kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığı, aktüer bilirkişi tarafından düzenlenen 02.03.2023 tarihli bilirkişi raporunda her ne kadar Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre belirlenen %30.2 maluliyet oranına göre hesaplama yapılmış ise de Yargıtay uygulamalarına göre kaza tarihi itibariyle Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerinin uygulanması gerektiği, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas Kurulundan dosyadaki raporlar arasındaki farklılığın giderilmesi için alınan 20.07.2020 tarihli raporda davacının Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre maluliyet oranının %23 olduğunun belirlendiği, aktüerya uzmanı bilirkişi raporunda belirlenen 5.867.812,80 TL'nın % 23 maluliyet oranına isabet eden 1.349.596,95 TL miktar dikkate alındığında davalı ... şirketinin poliçe limiti olan 330.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile sorumlu tutulmuş olması nedeniyle sonuca etkili görülmediğinden usul ekonomisi gereğince eleştirilmekle yetinilmiştir. 4-26.04.2016 tarihinde 2918 Sayılı Yasanın 99. maddesinde yapılan değişiklik ile getirilen "Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası Genel Şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar." düzenlemesi gereğince, sigortanın temerrüdü için Genel Şartlarda belirtilen belgeler ile sigorta şirketine müracaat zorunludur. Somut olayda, davacı vekili tarafından, davalı ... şirketine, 27.02.2018 tarihli dilekçe ile başvuru yapıldığı ve davacının dava konusu kazadan kaynaklanan zararının tazmin edilmesinin talep edildiği, 2918 sayılı Kanun'un 99. maddesi hükmü nazara alınarak temerrüt tarihi olarak belirlenen 08.03.2018 tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olmasının doğru olduğu anlaşılmıştır. 5-Türk Borçlar Kanunu'nun "Tazminatın belirlenmesi" üst başlıklı 51/1 maddesi ile Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır. Tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen, Türk Borçlar Yasasının 52. maddesinde öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir. "Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı" yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır. Zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK’nın 51 ve 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Buna göre, müterafik kusur indirimi için zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almaması, bu anlamda kusurlu olması gerekmektedir.Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Somut olayda, davalı vekili, hesaplanan tazminattan TBK’nın 52. maddesi gereğince araçta yolcu olarak bulunan davacının emniyet kemeri tedbirine başvurmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini ileri sürüldüğü ve kaza tespit tutanağında davacının emniyet kemerinin takılı olmadığı belirtilmiş ise de, kaza nedeniyle davacıda ulna şaft kırığı ve corpus kırığı oluştuğu, aracın yoldan çıkarak pek çok kez takla atması şeklinde gerçekleştiği anlaşılan kazada davacının yaralanması ile emniyet kemeri takılmaması arasında uygun illiyet bağının bulunduğunun davalı tarafça ispat edilemediği, öte yandan müterafik kusur nedeniyle hüküm altına alınan sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri tazminatından indirim yapılması gerektiği kabul edilse bile bilirkişi raporunda hesaplanan 1 aylık bakıcı gideri tutarı 1.777,50 TL olduğu, mahkemece 1.177,50 TL'nin hüküm altına alındığı, sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden ise poliçe limiti ve hüküm altına alınan tutar nazara alındığında müterafik kusur indiriminin sonuca etkili olmadığı anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davalı vekilinin açıklanan nedenlerle yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun aynı Kanun'un 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 22.622,74 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 5.656,00 TL'nin mahsubu ile kalan 16.966,74 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir olarak kaydedilmesine, 3-Başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren iki haftalık süresi içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 09.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. ... Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.