1. Hukuk Dairesi 2023/3364 E. , 2024/6936 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/337 E., 2022/435 K. HÜKÜM : Kabul Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili istekli davanın, bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Te
**1. Hukuk Dairesi 2023/3364 E. , 2024/6936 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/337 E., 2022/435 K. HÜKÜM : Kabul Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili istekli davanın, bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı ... asıl ve birleştirilen davada; Elazığ ili, .... ilçesi, ..... köyü çalışma alanında bulunan ve kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmaz bölümleri hakkında irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak adına tescil istemiyle ayrı ayrı dava açmıştır. II. CEVAP Davalı Hazine; çekişmeli taşınmaz bölümlerinin zilyetlikle kazanılamayacak yerlerden olduğu ve davacı yararına zilyetlikle kazanım koşullarının oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Elazığ 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.05.2016 tarihli ve 2011/102 Esas, 2016/249 Karar sayılı kararıyla; çekişmeli taşınmaz bölümleri üzerinde davacı yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, fen bilirkişiler tarafından hazırlanan 25.04.2012 havale tarihli rapor ve eki haritada (A) harfi ile gösterilen 1.782,99 metrekare, (B) harfi ile gösterilen 7.235,18 metrekare, (C) harfi ile gösterilen 8.264,06 metrekare, (D) harfi ile gösterilen 11.338,37 metrekare ve (E) harfi ile gösterilen 178 metrekare ve fen bilirkişiler tarafından hazırlanan 25.02.2016 havale tarihli rapor ve eki haritada yeşil renk ile taralı 24.500 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz bölümlerinin davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur. B. Bozma Kararı Yargıtay (Kapatılan)16. Hukuk Dairesinin 08.07.2020 tarih, 2020/1905 Esas, 2020/2783 Karar sayılı kararı ile; Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin yetersiz olduğu belirtilerek, doğru sonuca varılabilmesi için çekişmeli taşınmaz bölümlerinin bulunduğu yörede toprak tevzi çalışması yapılıp yapılmadığının belirlenmesi, ayrıca teknik bilirkişi raporunda yeşil ile boyalı biçimde gösterilen taşınmaz bölümünün tescil harici alanda kalıp kalmadığının tespit edilmesi ve dava konusu taşınmazlara ait dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait hava fotoğrafları ile komşu parsellere ait tutanak ve dayanağı kayıtların temin edilmesi, ardından mahallinde yeniden yapılacak keşifte yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların imar-ihyası ve üzerinde sürdürülen zilyetlik ile taşınmazların kayıp-yitik kişilerden kanunları gereği Hazineye intikal eden yerlerden olup-olmadığı hususunda maddi olaylara dayalı beyan alınması, öte yandan dava tarihinden geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ait streoskopik hava fotoğraflarının harita mühendisi marifetiyle incelenmesi ve 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan taşınmazların niteliği hususunda rapor alınması, yöntemince mera araştırması yapılması ve Toprak Tevzi Komisyonu tarafından taşınmazların tevzi haritasında hangi nitelikte ve kim adına gösterildiği de belirlenmek suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gereğine değinilerek karar bozulmuştur. C. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen karar Elazığ 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen temyiz incelemesine esas kararı ile; bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, çekişmeli taşınmaz bölümleri üzerinde davacı yararın zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, hükme esas alınan teknik bilirkişi raporunda (A1) harfi ile gösterilen 1.607,45 metrekare, (A2) harfi ile gösterilen 29.933,24 metrekare, (B) harfi ile gösterilen 31.763,22 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz bölümlerinin davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. D. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. E. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili, yetersiz araştırma ve inceleme sonucunda karar verildiğini, zilyetliğin nizasız ve fasılasız olması şartının somut olayda gerçekleşmediği halde bu yön üzerinde durulmadığını, davacının taşınmaz üzerinde zilyetliğinin başladığı tarih ile dava tarihi arasında mülk edinmeye elverişli zilyetlik süresinin dolmadığını, öncesi dere yatağı niteliğinde olan çekişmeli taşınmaz yönünden DSİ'nin davaya taraf olarak katılımının sağlanmadığını, bilirkişi raporlarının olayın oluşuna uygun olmadığı ve hüküm kurmaya elverişli nitelikte bulunmadığını, nizalı yerin Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ve zilyetlikle kazanılamayacağını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. F. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmazın davacı adına tapuya kayıt ve tescil isteğine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/1. maddesi. 3. Değerlendirme 1.Dava, TMK'nın 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddelerine dayalı olarak açılan tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkindir. Bilindiği üzere kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yolu ile iktisap, 3402 sayılı Yasa'nın 14. maddesinde düzenlenmiş olup ekonomik amaca uygun zilyetlikle özel mülkiyete konu olabilecek taşınmazların kazanılabileceği belirtilmiştir. Terk edilmiş dere yatakları, kayalık, taşlık ve çalılık gibi taşınmazların ancak imar-ihya yolu ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca iktisap edilmesi mümkündür. Somut olayda, Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda dava konusu taşınmaz bölümleri üzerinde davacı yararına zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de bozma ilamının gereklerine riayet edilmediği gibi, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. 2. Hükmüne uyulan bozma ilamında açıkça çekişmeli taşınmaz bölümlerinin mera ile komşu nitelikte oldukları gözetilerek yöntemince mera araştırması yapılması gereğine değinildiği halde komşu köylerden dinlenecek yerel bilirkişilerden taşınmazların kamu orta malı niteliğinde olup olmadığı sorulup saptanmadığı gibi, ziraat mühendisi bilirkişi tarafından çekişmeli taşınmaz bölümleri ile mera parselleri arasında doğal yahut yapay ayırıcı bir unsur bulunup bulunmadığı da araştırılmamıştır. Öte yandan, taşınmazın bulunduğu yörede toprak tevzi çalışması yapıldığı anlaşılmakla, çekişmeli taşınmaz bölümleri hakkında tevzi sırasında ne gibi bir işlem yapıldığının belirlenmesi ve taşınmazların kayıp yahut yitik kişilerden intikal eden yerlerden olup olmadığı hususunun tespit edilmesi gereğine değinildiği halde, bu hususlarda bozma ilamında belirtildiği şekilde tahkikat yapılmadan sonuca gidilmiş; taşınmazların toplulaştırma çalışmasına tabi tutuldukları tespit edilmesine karşın bu yön üzerinde de durulmamıştır. 3. Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için dava konusu taşınmaz bölümlerinin mera parseline komşu oldukları ve çekişmeli taşınmazların çevresindeki parsellerin 4753 sayılı Yasa uyarınca toprak tevzii çalışmaları sonucu tapuya bağlanmış olduğu dikkate alınarak Toprak Tevzi Komisyonu tarafından dava konusu taşınmazlar hakkında ne gibi bir işlem yapıldığı, dava konusu taşınmaz bölümünün bulunduğu köy içinde mera tahsisi yapılıp yapılmadığı sorulmalı, varsa mera tahsis kararları, ekleri ve haritaları getirtilmeli, yine komşu parsellerin tapulama tespitine esas teşkil eden tapu kayıtları getirtilmeli, bundan sonra yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan, komşu kadastro çalışma alanındaki mahalle ya da köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi ve tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıkları ile üç ziraat mühendisi, kadastro fen bilirkişisi, jeodezi ve fotoğrametri mühendisinden oluşacak uzman bilirkişi kurulu marifetiyle taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalıdır. 4. Keşif sırasında yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazların kime ait olduğu, öncesi itibariyle niteliğinin kamu orta malı vasıflı yerlerden olup olmadığı, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, taşınmaz bölümleri ile komşu mera parseli arasında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı, taşınmazların kaçak ve yitik kişilerden kalıp kanunlar uyarınca Hazineye intikal eden yerlerden olup olmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, beyanlar arasındaki çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmelidir. 5. Ziraat bilirkişi kurulundan taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş ve mera parselleri ile müşterek sınırlarını gösteren fotoğraflarının da yer aldığı, taşınmazları komşu parsellerle birlikte ele alan, mera ile arasında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığını, taşınmazın öncesini ve mevcut niteliğini açıklayan, somut verilere ve bilimsel esaslara dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalıdır. 6. Jeodezi ve fotogrametri mühendisine dosya kapsamında yer alan stereoskopik çift hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle inceleme yaptırılarak dava konusu taşınmazların konumunun hava fotoğraflarında gösterilmesi istenmeli, komşu mera parselleri ile taşınmazlar arasında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı, taşınmaz bölümlerinin önceki ve şimdiki niteliğinin, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmadığının, imar-ihyaya muhtaç olup olmadığının, imar-ihyaya muhtaç yerlerden ise imar-ihyasına ne zaman başlanıldığının ve hangi tarihte tamamlandığının belirlenmesine çalışılmalıdır. 7. Fen bilirkişisine keşfi ve uygulamayı denetlemeye elverişli, özellikle komşu parsellere revizyon gören kayıtların çekişmeli taşınmazların bulunduğu yönü ne olarak okuduğu hususunda araştırmayı içeren ve Toprak Tevzii Komisyonu tarafından dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede tevzi çalışma yapılmış ise taşınmazların tevzi haritasındaki konumunu da gösteren, taşınmazların toplulaştırma çalışmaları yapıldıktan sonra hangi parsellere isabet ettiğini belirtir şekilde rapor ve harita düzenlettirilmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Değinilen hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18.12.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.