T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 26/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/06/2025 NUMARASI : ... Esas... Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av.... DAVALI : 1-... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 2-... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Tazminat (Trafik Sigort…
T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 26/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/06/2025 NUMARASI : ... Esas... Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av.... DAVALI : 1-... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 2-... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) G.KARAR YAZIM TARİHİ : 27/03/2026 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı ...vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilin maliki olduğu ve ...'ın sevk ve idaresindeki olan ...plakalı 2023 model Renault Megane marka aracın 08/07/2024 tarihinde ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesinde kurallara uygun bir şekilde seyir halindeyken maliki ve sürücüsü... olan ...Plakalı aracın, müvekkilinin aracına çarparak tam kusurlu maddi hasarlı trafik kazasına sebep olduğunu, kaza neticesinde müvekkilinin aracının ana aksamlarının değiştiğini, ciddi anlamda kaporta işçiliği ve boya işçiliği yapıldığını, müvekkilinin aracında 41.075,00 TL maddi hasar meydana geldiğini, karşı tarafın aracının davalı sigorta şirketi tarafından sigortalandığını, sigorta şirketine 22/08/2024 tarihinde değer kaybı talebi için başvuruda bulunduklarını, ancak süresi içerisinde herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek, öncelikle alacaklarını belirli hale getirebilmek için usul ekonomisi gereğince tensiple birlikte dosyanın bilirkişiye tevdiine, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere şimdilik müvekkilinin aracında meydana gelen 50,00 TL değer kaybının davalılardan müşterek ve müteselsil olarak davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle, davalı şahıs yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, şimdilik 50,00 TL araç mahrumiyet bedelinin davalı şahıstan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 19/03/2025 tarihli bedel artırım dilekçesiyle, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, 50,00 TL'lik değer kaybı bedeli taleplerini sadece davalı ... yönünden 25.464,48 TL'ye yükseltilerek davalı ...'dan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle beraber tahsiline, 50,00 TL'lik araç mahrumiyet bedeli taleplerini 11.880,00 TL'ye yükseltilerek davalı şahıstan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ve yargılama giderleriyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde; davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla, mezkur davadan önce davacı tarafın dava konusu araç hasarı için araç hasarı tazminatı açısından müvekkili şirkete hasar başvurusunda bulunduğunu, müvekkili şirket tarafından araç hasarı tazminatı ödemesi yapıldığını, Z.M.M. trafik poliçesi üzerinden zararın tamamının karşılandığını, tazminata ve davaya konu aracın ''araç hasarı tazminatı'' için davacı tarafa ve aracın onarımı için yetkili tamirci ve servislerine toplamda 125.464.48TL ödendiğini, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla mezkur davadan önce davacı tarafın değer kaybı tazminatı açısından müvekkili şirkete hasar başvurusunda bulunulduğunu, tazminata ve davaya konu aracın ''değer kaybı tazminatı '' için de davacı tarafa 74.535,52 TL ödendiğini, araç hasarı tazminatı ve değer kaybı tazminatı için davacı tarafa ve yetkili servislere toplamda ''125.464.48 TL+74.535,52TL=200.000,00 TL'' ödendiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun kaza tarihinde araç başı maddi hasar tazminatı açısından 200.000,00 TL poliçe teminat limiti ile sınırlı olduğunu, yapılan tüm ödemeler sonrasında müvekkili şirket tarafından poliçe teminatının tüketildiğini, müvekkili şirketin dava konusu ihtilaf açısından herhangi bir sorumluluğunun kalmadığını, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı tarafın değer kaybı talebinin sigorta genel şartları uyarınca ek bakiye değer kaybı tazminat talebinin teminat dışı olduğunu, aleyhlerine açılan davanın reddi gerektiğini, Sigorta Genel Şartlarının 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe girdiğini, dava konusu kazanın 08/07/2024 tarihinde gerçekleştiğini, dava konusunun Yeni Genel Şartları kapsamında olduğunu, yeni genel şartlar uyarınca değer kaybı hesaplama yönteminin değiştiğini, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla, değer kaybı hesaplamasında yeni genel şartlar uyarınca hesaplama yapılmasını talep ettiklerini, bu genel şartlar çerçevesinde çıkan değer kaybının aracın rayiç bedelinin %2sinden düşük olduğunun ispatlanacağını, davanın reddi gerektiğini, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe teminatı ile sınırlı olduğunu, kaza tarihinde araç başı maddi tazminat limitinin 200.000,00 TL olup, yapılan ödemeler gereği müvekkili şirket tarafından poliçe teminatı limitinin karşılandığını ve tüketildiğini, davacı tarafın kazanç kaybı ve araç mahrumiyeti taleplerinin sigorta poliçelerinde teminat dışı olduğunu, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla davacı tarafın sigortalının kusurunu ve zararını usulen ispat etmesi gerektiğini, davanın kabülü anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin faizden dava tarihinden itibaren yasal faizle sorumlu olduğunu, müvekkili şirkete davadan önce başvuru yapıldığını ve davacının zararının karşılandığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde, davacı tarafın iddia ve beyanlarını kabul etmediklerini, davacı tarafın kusur durumlarına ilişkin iddiaları da kabul etmediklerini, meydana gelen kazada müvekkiline atfedilecek bir kusur olmadığını, kazanın tamamen davacının maliki olduğu araç sürücüsünün kusuru ile meydana geldiğini, kaza sonrası tanzim edilen trafik kaza tespit tutanağını kesinlikle kabul etmediklerini, kusur durumlarına itiraz ettiklerini, bu nedenle mahkemece kusur durumuna ilişkin yerinde keşif yapılması ve yeniden kusur raporu aldırılmasını talep ettiklerini, müvekkilinin kaza sonrası meydana gelen kazada kusurunun olmadığı ve kusurun tespiti açısından ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ...D.İş sayılı dosyasının açıldığını, ancak ... Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından "Talebe konu kaza tespit tutanağının hatalı düzenlendiğinin tespiti, işbu tutanağın iptal edilerek düzeltilmesi, kusur oranları tespitinin iptali, kusur oranlarının yeniden değerlendirilerek, kusursuz olduğu ve ... plaka sayılı aracın sürücüsünün % 100 kusurlu olduğunun tespiti talep edilmekte olup talep maddi vakıaya ili ş kindir. Maddi vakıalar tek başlarına tespit davası veya tespit talebine konu olamayacağı gibi kaza tespit tutanakları aksi oiuncaya kadar geçerii oian resmi belge niteliğinde olduğundan açılacak bir ceza ya da tazminat davasında bu tutanakta belirlenen kusurun aksini ispat edilebilecektir. Bu nedenle talep edenin HMK 400. Vd. maddesi uyarınca delil tespiti talebinde hukuki yarar olmadığı anlaşılmakla talebin hukuki yarar yokluğundan reddine dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda aş ağıda yazılı şekilde karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile tespit talebinin reddine karar verildiğini, meydana gelen kaza nedeniyle ... Cumhuriyet Savcılığı'nın ... Sor. Sayılı dosyası ile soruşturma işlemlerine başlanıldığını, soruşturma dosyasının halen derdest olduğunu, olay günü müvekkilinin ... ilçesinden ... Mahallesinde bulunan evine seyir halinde iken, 3. Etap toki evleri kavşağına geldiğinde önünde ilerleyen malikinin davacı, sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç kavşağa yaklaştığında sağa emniyet şeridine doğru yaklaşarak emniyet şeridine bitişik toprak zemine girdiğini, müvekkilinin de kendisine yol verdiğini düşünerek yoluna devam edecekken ... plakalı aracın arkadan gelen araçları kontrol etmeksizin aniden sola manevra yaptığını, davacı tarafa ait aracın tedbirsiz ve kontrolsüz bir şekilde sola dönüş manevrası yapması nedeniyle müvekkili etkili bir şekilde fren yapsa da, dönüşün ani olması nedeniyle mesafenin azlığı nedeniyle aracını durduramadığını ve davacı tarafın aracının sol tarafına vurduğunu, dolayısıyla bu kazanın oluşumunda davacı tarafın araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu, olay sonrası çekilen kaza yeri fotoğrafları incelendiğinde, kazanın ... plaka sayılı aracın bulunduğu konum, müvekkilin aracının sağ ön tarafından hasar alması, kazanın sağ-sol şeriti ayıran çizginin üzerinden meydana gelmesinin müvekkilin beyanlarını doğruladığını, bu hususların ve kusur oranlarının olay mahallinde incelenmek suretiyle yeniden tespitini talep ettiklerini, müvekkiline atfedilen kusuru kabul etmemekle birlikte davacı tarafın dilekçesinde değer kaybı ve araç mahrumiyet talebinde bulunduğunu, davacı tarafın beyan ve taleplerini kesinlikle kabul etmediklerini, davacı tarafa ait araçta meydana gelen hasarın araç sürücüsünün kusuru ile meydana geldiğini, davacının maliki olduğu aracın kiralık bir araç olduğunu ve araç sürücüsünün eşi... adına kiralandığını, bu hususun ... CBS'nin ... Sor. Sayılı dosyasında ...'ın 08/07/2024 tarihli, araç sürücüsü ...'ın 08/07/2024 tarihli kolluk ifadesinde belirtildiğini, soruşturma dosyası celp edildiğinde bu hususun mahkemece de görüleceğini, ancak davacı tarafça bu hususun dava dilekçesinde belirtilmediğini, hasar oluşan aracın kısa süreli kiralık araç, taksi, dolmuş, test aracı, koleksiyon veya antika sayılan aracı, belediye otobüsü, yol süpürme aracı, itfaiye aracı olması durumunda değer kaybı talep edilebilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafın araç mahrumiyet bedeli taleplerini de kesinlikle kabul etmediklerini, meydana gelen kazada müvekkiline atfedilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, dolayısıyla davacı tarafın bu talebinin de reddi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; kaza nedeni ile davacı aracında değer kaybının oluştuğu, davalı sigorta şirketi tarafından değer kaybı ve hasar bedeli olarak 200.000,00 TL ödeme gerçekleştirildiği, davalı sigorta şirketinin poliçe teminat limitinin 200.000,00 TL olduğu, yapılan ödemeler ile davalı sigorta şirketinin poliçe teminat limitinin tükendiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 25.464,48 TL değer kaybı bedelinin davalı ...dan temerrüt tarihi olan 08/07/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, 11.880,00 TL araç mahrumiyet bedelinin davalı ...dan temerrüt tarihi olan 08/07/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden açılan değer kaybı istemine ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; yerel mahkemenin vermiş olduğu kararının kanuna ve yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, yerel mahkemece hüküm kurulurken mevcut delillerin yeterine incelenmediğini, eksik inceleme yapılarak müvekkilinin mağduriyetine sebebiyet verildiğini, yerel mahkemenin, 26/06/2025 tarihinde verdiği kararla müvekkili aleyhine açılan davayı kısmen kabul ettiğini, müvekkilinin fahiş miktarda tazminat ödemesine hükmettiğini, işbu kararın yargılama boyunca sundukları beyanları, delilleri ve özellikle kazanın oluşumuna dair hayati önem taşıyan itirazlarını bütünüyle dikkate almayan, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile hakkaniyette aykırı bir karar verildiğini, yerel mahkemenin kusur itirazlarını ve delil taleplerini değerlendirmeksizin hüküm kurduğunu, yargılamanın en temel ve tartışmalı noktasının, kazanın meydana geliş şekli ve tarafların kusur durumu olduğunu, dava sürecinin en başından itibaren, cevap dilekçelerinde son derece ayrıntılı bir şekilde kazanın müvekkilinin herhangi bir kusuru olmaksızın, tamamen davacı tarafa ait aracın sürücüsünün öngörülemez, tehlikeli ve kuralsız manevrası neticesinde gerçekleştiğini savunduklarını, ancak mahkemenin bu savunmalarını dikkate almadığını, yalnızca hatalı olduğu aşikar olan bir bilirkişi raporuna dayanarak hüküm kurduğunu, olay gününü tekrar hafızalarda canlandırmak gerekirse; müvekkili Mehmet Kara'nın yıllardır yaşadığı her sokağını, her kavşağını ezbere bildiği ... ilçesinden, günün yorgunluğunu atmak üzere ... Mahallesi'ndeki hanesine doğru sakin bir şekilde seyir halindeyken 3. Etap TOKİ evleri kavşağına yaklaştığında, önünde ilerleyen ve davacıya ait olan ...plakalı aracın akıllara durgunluk veren bir manevraya imza attığını, araç sürücüsü ...'ın, kavşağa girmeden önce aniden sağa, emniyet şeridine doğru kırılarak aracını neredeyse yolun dışındaki toprak zemine çıkardığını, bu hareketin trafik adabında ve teamüllerinde, arkadan gelen araca "yol verme" ve geçiş üstünlüğü tanıma anlamına geldiğini, müvekkilinin de bu haklı beklentiyle, kendisine yol verildiğini düşünerek seyrine devam ettiğini, ancak tam o esnada, davacı araç sürücüsünün ne bir sinyal verdiğini ne de aynalarını kontrol etme zahmetine katlanmıştır; aniden ve kontrolsüz bir şekilde direksiyonu sola kırdığını, bu beklenmedik ve tehlikeli manevra karşısında müvekkilinin bir felaketi önlemek adına can havliyle frene bassa da, aradaki mesafenin kısalığı ve manevranın aniliği nedeniyle duramadığını ve davacı aracının sol yan tarafına çarpmak zorunda kaldığını, cevap dilekçelerinde davacı sürücünün "Doğrultu Değiştirme Manevralarını yanlış yapmak" (KTK 84/f) ve "Sola Dönüş Kurallarına uymamak" (KTK 53/b) suretiyle asli kusurlu olduğunu belirttiklerini, buna rağmen yerel mahkemenin, bu iddialarını araştırma gereği dahi duymadığını, olayın gerçek dinamiklerini ortaya çıkaracak olan keşif taleplerini ve yeniden kusur raporu aldırılması yönündeki ısrarlı taleplerinin yanıtsız bırakıldığını, mahkemenin olayın geçtiği kavşağın fiziki yapısını, araçların hasar noktalarını ve müvekkilinin beyanlarının tutarlılığını yerinde incelemeden karar verdiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun, olayın oluş şekliyle bağdaşmayan, varsayımsal ve hatalı bir değerlendirme olduğunu, raporun müvekkilinin "kavşak içinde hatalı sollama" yaptığını iddia ettiğini, bu tespitin somut olayın özelliklerine aykırı olduğunu, müvekkilinin amacının sollama yapmak değil, kendisine yol verdiğini sandığı aracın yanından güvenli bir şekilde geçmek olduğunu, kazanın oluş şekli, araçlardaki hasar bölgeleri (müvekkilinin aracının sağ önü, davacı aracının sol yanı) ve müvekkilinin tutarlı beyanları, olayın bir "hatalı sollama" değil, "aniden ve kontrolsüz sola dönüşe çarpma" olduğunu kanıtladığını, bilirkişinin müvekkilinin beyanlarını hiç dikkate almadığını, raporun olayın oluşuna uygun olmadığını ve ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin derdest olan soruşturma dosyasının sonucu beklenmeden, eksik verilerle hazırlandığını, mahkemenin böylesine çelişkili ve hayatın olağan akışına aykırı bir rapora itibar ederek, yeniden bilirkişi incelemesi veya keşif yapma taleplerini reddetmesinin hukuka ve usule aykırı olduğunu, davacı tarafın, müvekkilinin kusurlu olduğuna dair iddialarını, çelişkili bir bilirkişi raporu dışında hiçbir somut delille "yaklaşık olarak" dahi ispatlayamadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; İstinaf başvurusuna konu uyuşmazlık, trafik kazasından kaynaklı değer kaybı ile araç mahrumiyet bedeli talebine ilişkindir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereği ise motorlu araç işleteni doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91, 97 ve 99. maddeleri gereği trafik kazasına ve zarara sebebiyet veren motorlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, yasa ve genel sigorta şartları kapsamına dahil maddi zararlardan işletenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. Dosyadaki belgelere, mevcut delil durumuna, kararın dayandığı delillerle belirtilen gerekçelere, kavşağa yaklaşırken hızını azaltmayan ve hatalı sollama ile kaza meydana gelmesine neden olan davalı sürücünün tam kusurlu olduğunun sabit olmasına, değer kaybı ve araç mahrumiyet bedelini hesaplayan bilirkişi raporunun hükme elverişli olmasına göre, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinin usul ve yasaya uygun olduğu, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru tanımlandığı anlaşmakla; davalı... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/06/2025 tarih,... Esas ... Karar sayılı kararına karşı davalı... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli 2.551,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 637,75 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.913,25 TL istinaf karar harcının davalı ...'dan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile kesin olarak karar verildi.26/03/2026 ... Başkan ... Üye ... Üye... Katip ... Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.