8. Hukuk Dairesi 2022/6949 E. , 2024/7391 K. MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/1 E., 2021/25 K. KARAR : Davacı Hazine tarafından açılan davanın kabulüne, müdahillerin davasının reddine Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda…
**8. Hukuk Dairesi 2022/6949 E. , 2024/7391 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/1 E., 2021/25 K. KARAR : Davacı Hazine tarafından açılan davanın kabulüne, müdahillerin davasının reddine Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacı Hazine tarafından açılan davanın kabulüne, müdahillerin davasının reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı ... vekili ile müdahiller ..., ... ve ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, Tunceli ili Pülümür ilçesi Merkez Mahallesi çalışma alanında bulunan 189 ada 24 parsel sayılı 160071,52 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı ve zilyetlik nedeniyle müştereken ... ve ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine temsilcisi dava dilekçesinde; Tunceli ili Pülümür ilçesi Merkez Mahallesi 189 ada 24 parsel sayılı taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu ve zilyetlikle edinme koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın Hazine adına tescilini istemiş ve yargılama sırasında müdahiller ..., ... ve ...; satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, davalı ...’e ait hissede kendilerinin de eşit oranda hak sahibi oldukları iddiasıyla davaya katılmışlardır. İlk Derece Mahkemesince verilen, davanın kısmen kabulüne dair önceki karar, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi'nin 18.06.2020 tarihli ve 2016/9230 Esas, 2020/2083 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; "... davacı Hazine temsilcisi ve davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının yerinde olmadığı, ancak, mahkemece davalı ve müdahiller lehine zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğu kabul edilen çekişmeli 189 ada 24 parsel sayılı taşınmazın (D) bölümü yönünden; 04.06.2015 tarihli keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin genel olarak, bu yerin davalı ...’nin taşınmazı satın aldığı ... ve ... ailesi tarafından ekildiğini, ancak 1989-1990’da... tarafından satın alındıktan sonra ekildiğini görmediklerini, üzerindeki evi davalı ...’nin yaptığını beyan ettikleri, ziraat bilirkişisinin 16.06.2015 tarihli raporunda, çekişmeli taşınmazın tamamının işlenmemiş yabancı otlarla kaplı olduğu, (D) bölümünün de ekilmediği ancak %10-15 civarında eğimi itibariyle modern tarım araçlarıyla olmasa da ekilebilir nitelikte olduğu, içerisinde 8 adet dut ağacı ile söğüt ağaçlarının bulunduğunun belirtildiği, orman bilirkişi raporunda yer alan çekişmeli taşınmaza ait fotoğraflardan, (D) bölümünün işlenmediği ve üzerinde ekonomik amaca uygun zilyetlik bulunmadığının anlaşıldığı, bu haliyle, taşınmazın (D) bölümü yönünden zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğundan söz edilemeyeceği açıklanarak, mahkemece, dava konusu 189 ada 24 parsel sayılı taşınmazın (D) bölümü yönünden de davacı Hazine’nin davasının kabulüne, 3402 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesi gereğince taşınmaz üzerinde bulunan evin davalı ...’e ait olduğu beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesi ..." gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... dava konusu taşınmazın tespitine esas tapu kayıtlarının değişken sınırlı olması nedeniyle miktar itibariyle geçerli olduğu ve fen bilirkişisinin 09.06.2015 tarihli raporlarında mavi ile taranan kısmı kapsadığı ancak bozma sonrası bu kısım açısından sehven davanın kabulüne karar verildiği, müdahillerin davası davalı ... tarafından kabul edilmiş ise de hüküm tesis edilirken tapu kapsamında kaldığı belirlenen kısım yönünden sehven davacı Hazine'nin davasının kabulüne karar verildiğinden müdahillerin davasının reddine karar vermek gerektiği, taşınmazın geriye kalan kısmında ise zilyetlikle edinme koşullarının oluşmadığı ..." gerekçesiyle, davacı Hazine tarafından açılan davanın kabulüne, müdahillerin davasının reddine, çekişmeli 189 ada 24 parsel sayılı taşınmazın ham toprak vasfıyla Hazine adına tesciline, taşınmaz üzerinde bulunan evin ...'e ait olduğunun beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili ile müdahiller ..., ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, davalı ... vekili ile müdahiller ..., ... ve ...'in sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2. Ancak; İlk Derece Mahkemesinin 22.06.2015 tarihli önceki kararında, 09.06.2015 tarihli bilirkişi raporunda mavi ile taralı 20218,00 metrekarelik kısmın dava konusu taşınmaza revizyon gören ve miktarıyla geçerli olduğu belirlenen tapu kaydı kapsamında kaldığı gerekçesiyle bu kısmın payları oranında davalılar ve müdahiller adına tesciline karar verildiği ve bu kararın temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi'nin 18.06.2020 tarihli ve 2016/9230 Esas, 2020/2083 Karar sayılı ilamıyla, davacı Hazine temsilcisinin sair temyiz itirazları reddedilerek, payları oranında davalı ve müdahiller adına tescile karar verilen ve bilirkişi raporunda (D) harfi ile gösterilen 14003.30 metrekarelik kısım yönünden bozulduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; bozma ilamının kapsamı dışında kalan kısımlar yönünden İlk Derece Mahkemesi' nin kararı kesinleşmiş olup, İlk Derece Mahkemesinin önceki kararında tapu kaydı kapsamında olduğu belirlenen bilirkişi raporunda mavi ile taralı 20218,00 metrekarelik kısım yönünden davacı Hazine'nin davasının reddine karar vermek gerekirken, bu husus dikkate alınmadan davanın tümden kabulü ile çekişmeli 189 ada 24 parsel sayılı taşınmazın tamamının Hazine adına tesciline karar verilmiş olması isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle, davalı ... vekili ile müdahiller ..., ... ve ...'in sair temyiz itirazlarının REDDİNE, Davalı ... vekili ile müdahiller ..., ... ve ...'in temyiz itirazlarının, yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle kabulü ile 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 11.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.