3. Ceza Dairesi 2017/16004 E. , 2017/14357 K. "" Kasten yaralama suçundan suça sürüklenen çocuk ...'un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/2, 29. 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 1.000,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Bayındır Asliye Ceza Mahkemesinin 18/04/2014 tarihli ve 2012/216 esas, 2014/291 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığı'nın 19.09.2017 tarih ve 2017/8716 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava d…
**3. Ceza Dairesi 2017/16004 E. , 2017/14357 K.** **"İçtihat Metni"** Kasten yaralama suçundan suça sürüklenen çocuk ...'un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/2, 29. 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 1.000,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Bayındır Asliye Ceza Mahkemesinin 18/04/2014 tarihli ve 2012/216 esas, 2014/291 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığı'nın 19.09.2017 tarih ve 2017/8716 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 02.10.2017 tarih ve 2017/53828 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi. Mezkur ihbarnamede; Suça sürüklenen çocuk hakkında müşteki Halil Kök'e karşı da kasten yaralama eylemini gerçekleştirdiğinden bahisle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 87/1-d. maddesi uyarınca cezalandırılması da talep edilmesine karşın herhangi bir karar verilmemiş ise de, bu suç yönünden dava zamanaşımı süresince her zaman karar verilebileceği düşünülerek yapılan incelemede. Dosya kapsamına göre; 1) Kayden 12/04/1989 doğumlu olup suç tarihi olan 27/07/2006 tarihinde 15-18 yaş grubunda olduğu anlaşılan suça sürüklenen çoeuk hakkında tayin olunan cezadan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 31/3. maddesi gereğince indirim yapılmamasında, 2) 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106/4. maddesi uyarınca çocuk hakkında hükmedilen adli para cezasının ödenmemesi halinde hapis cezasına çevrilemeyeceği gözetilmeden, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarına karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı. Gereği görüşülüp düşünüldü: