23. Hukuk Dairesi 2015/2478 E. , 2015/4021 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Davacı vekili, temlik alacaklısı olan davalının, borçlu şirketin piyasada rahat iş yapabilmesi ve alacaklılar tarafından rah…
**23. Hukuk Dairesi 2015/2478 E. , 2015/4021 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Davacı vekili, temlik alacaklısı olan davalının, borçlu şirketin piyasada rahat iş yapabilmesi ve alacaklılar tarafından rahatsız edilmemesi için kurulan alternatif şirketin ortağı olduğunu, iki şirket arasında organik bağ bulunduğunu, temlik işleminin muvazaalı olduğunu ileri sürerek, sıra cetvelinde davalı-alacaklıya ödenecek paradan müvekkiline ödeme yapılmasını talep etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin, takip alacaklısı ...'den alacak temlik aldığını ve temlikin gerçek bir işlem olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davalı alacaklı ...'un alacağının muvazaalı şekilde sıra cetvelinde öncelikli hale getirildiği iddia edilmiş ise de bu hususun ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dava, muvazaa iddiasına dayalı sıra cetvelinin iptali istemine ilişkindir. Davalı alacağının gerçek bir hukuki ilişkiye dayanmadığı ve muvazaalı oluşturulduğu iddiasına dayalı sıra cetveline itiraz davalarında ispat yükünün davalı alacaklıda olduğu ve davalının bu alacağın varlığını ve miktarını, takipten önce düzenlenmiş ve üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilecek nitelikteki delillerle ispatlaması gerektiği tartışmasızdır. Ne var ki, davacının iddiası gerçek bir alacağın bulunmadığına değil de, alacağın bulunduğu ve fakat sona erdirildiği noktasında ise, kural olarak ispat külfetinin yer değiştirdiği kabul edilmeli, bir diğer ifade ile ödeme gibi sebeplerin varlığını ispat yükü davacıya yüklenmelidir. (Bkz., Deynekli, A./Kısa, S.: Hacizde ve İflasta Sıra Cetveli, 3.b., Ankara 2005, s.158; aynı yönde 19. HD., 04.07.1995 t. ve 1995/6193-6116 E.K.)